Search
English Turkish Sentence Translations Page 172534
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
Do you have any Advil? | Hiç Advil'iniz var mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He is so cute. So stupid. | Çok tatlı. Ama çok aptal | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can l get that purse now, please? | Şimdi çantayı alabilir miyim, lütfen? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes, you can have the purse. | Evet, cantayı alabilirsin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Here's the purse. | Çanta burda | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Where are you going? You and l are going to a wedding. | Nereye gidiyorsun? Sen ve ben düğüne gidiyoruz | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What wedding? Who's getting married? We're going to Peter's brother's wedding. | Ne düğünü? Kim evleniyor? Peter's abisinin düğününe gidiyoruz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This Somerset place where they live is some small freak ass town... | Bu Somerset denen yer göt kadar bir kasaba... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...three hours north, so we have to get on the road now to make it on time. | ...üç saat kuzeyde, bu yüzden hemen yola koyulup zamanında orda olmalıyız. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Peter. What? | Peter. Ne?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm not going to Peter's brother's wedding! | Peter'in abisinin düğününe gitmiycem. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What are you talking about? Yesterday, you said you wanted to go, so l went.... | Neden bahsediyorsun sen? Dün, gitmek istediğini söylüyordun, ben de gidip... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l was joking. No, you weren't. | Dalga geçiyordum. Hayır, geçmiyordun. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes, l was. | Evet, geçiyordum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Fifty percent of what people say when they're joking is true. | İnsanlar dalga geçerken söylediklerinin 50 %'si doğrudur | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Which means you do want to go, but you're too afraid to admit it. | Buda demektir ki gitmek istiyorsun fakat, kabul etmekten korkuyorsun. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
So by making some sort of joke about it, you get to say what you really want... | Yani benimle dalga geçeceğine, gerçekten ne istediğini söyle... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...without being vulnerable. | ...acındırmadan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Right? Maybe. | Tamam mı? Belki. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Okay. The wedding starts at 5:00. l refuse to be late. | Okey. Düğün 5:00'te başlıyor. Geç kalmak istemiyorm. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Put some clothes on. Now! Thank you. | Git birşeyler giy. Hemen! Teşekkürler! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That was a nice one. Thanks. | Çok iyiydi. Sağol. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Watch the road, sweetie! l am watching the road. | Yola bakar mısın tatlım! Bakıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Once we get off the 140... | 140'dan çıkar çıkmaz... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...we'll take the 95, get off on the Somerset exit. | ...95'e giricez, Somerset çıkışından sapıcaz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We'll drive around and we should find the church, no problem. | Biraz dolaşıp ve kiliseyi bulabiliriz. Sorun değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is that? What is what? | Uh bu da ne? Ne ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You don't smell that? What? l don't smell anything. | Kokuyu almıyor musun? Ne? Hiç bir şey alamıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You're used to it. That's what's scary. l don't smell anything. | Alışmışsın. Üzücü olan da bu. Koku falan almıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt smells like moldy ass, is what it smells like in here. | Küflenmiş kıç gibi kokuyor, buradaki koku gibi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Come to think of it, l did leave some ass in the back. | Dur düşün biraz... arkada bir kıç bırakmıştım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You did? About a week ago. | Bıraktın mı? Yaklaşık bir hafta önce. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt must be the ass. No, no. Sit down. | O kıç olmalı. Hayır, hayır. Otur aşağı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What are you doing? Jesus, Courtney. | Napıyorsun? Tanrım, Courtney. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is all this crap? | Bütün bu pislik nedir? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Don't throw out anything l might need. | Sakın ihtiyacım olabilecek birşeyi atma! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Where is it coming from? Where? l can still smell it. | Nereden geliyor? Nereden? Hala kokuyu alabiliyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Maybe it's you. Did something crawl up your poon nonny? | Belki de sendendir. Tatlı kıçın kaynıyor olabilir mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l have never, ever had any complaints in the poon nonny odor department. | Şimdiye kadar tatlı kıç koku departmanından kimsenin şikayeti olmadı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know what? Neither have l. High five on the clean poon nonny. | Biliyor musun ne? Benim de hiç olmadı. Temiz tatlı kıça beş artı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is this? What is what? | Bu da ne böyle? Ne ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jesus, l don't know. l don't even know how long it's been in here. | Tanrım, bilmiyorum. Ne zamandan beri burda olduğunu bile bilmiyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is in here? | İçinde ne var? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No! That is not okay. | Hayır! Bu hiç iyi değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt isn't okay. You are a disgusting, nasty pig. Do you understand? | Evet değil. İğrençsin, pis domuz. Anladın mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
There was maggots on that flesh. | Etin üstünde kurtlar vardı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l got maggot juice all over me. | Bütün üstüm kur jölesi oldu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Ladies' room. | Bayanlar tuvaleti. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Someone's in here. Sorry. | İçerisi dolu. Pardon. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt might be a while. How long? | Uzun sürebilir. Ne kadar? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Let me put it to you this way: | Size şöyle anlatıym: | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l had lamb curry last night and l'm shitting out a Buick. | Dün akşam bir kuzu yedim ve şu anda bir Buick sıçıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Was it absolutely vital for her to tell us that? | Bunu bize anlatması gerekli miydi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Clear? | Kimse yok mu? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l feel like l have maggots all over me. | Her tarafımda kurt varmış gibi hissediyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Don't move. You have a maggot right here. | Kıpırdama. Tam buranda bir kurt var. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm going to pee my pants. | Altıma edicem. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll just use the urinal. | Ben pisuarı kullanıcam. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You want to hear some poetry? | Biraz şiir dinlemek ister misin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''There once was a man from Bandoo Who fell asleep in a canoe | ''Gelmiş bir adam, yeri Bandoo uyuya kalmış içinde, kano | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''He dreamed of Venus And played with his penis | ''Düşünmüş onu, Venüs oynamış onunla, penis | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''And woke up with a handful of goo'' | ''ve avucu dolu uyanmış, döl'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Darn it. l think l peed on myself. | Kahretsin üstüme işedim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Follow the yellow brick road''? | ''Sarı tuğlaları takip et''? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm following the yellow brick road. Follow the yellow brick road. | Sarı tuğlaları takip ediyorum. Sarı tuğlaları takip et. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Buffy! You look like my old doggie Buffy. Hello, girl. | Buffy! Eski köpeğim Buffy'e benziyorsun. Merhaba, kızım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, my God, it's on my hands! Good girl. What you got in here? | Aman Tanrım, elime bulaştı! İyi kız. Ne var orda? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What you got? What's in your mouth? | Ne var? Ağzının içinde ne var? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What you got in there? | Orada içeride neyin var? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
How could you not know what a glory hole is? | Güzellik deliğinin ne olduğunu nasıl bilemezsin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Unlike my whore friend Courtney Rockliffe... | Orospu arkadaşım Courtney Rockliffe'in aksine... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...l don't usually spend much time in men's public bathrooms. | ...genelde umumi erkek tuvaletlerinde pek vakit geçirmiyorum.Tamam mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Goddamn. That is the funniest thing l have ever seen in my entire life. | Allah kahretsin. Hayatım boyunca gördüğüm en komik şey bu! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l flew across that room. And you got fucked in the eye. | Odanın içinde akıp gidiyordum. Ve sen de gözünden sikildin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm glad you find it so fucking amusing, okay? l really do. | Bunu kahrolası bu kadar komik bulmana çok memnunum, tamam mı? Gerçekten. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Could you please have some compassion? Because l could go blind. | Biraz merhamet gösterebilir misin? Gösteriyorum. Çünkü kör olabilirdim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You're not going to go blind. | Kör olmayacaksın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Let me look at it. l mean, l got a penis in my eye. | Bir bakiym şuna. Yani, gözüme bir penis girdi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Let me see. Let me see. | Bir bakiym, bir bakiym. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
ls it okay? Yeah, it's okay. | İyi mi? Evet gayet iyi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
But l think you're pregnant. | Ama sanırım hamilesin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Would you please stop it, already? | Şunu keser misin tamamen?!! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Re dress the mannequins and check the sock inventory. | Mankenleri tekrar giydirin ve çorap envanterini gözden geçirin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Come on, it's Saturday and nobody's here, and Mr. Mooney | Hadi ama, bugün Cumartesi, kimse yok, ve Bay Mooney | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Mr. Mooney is off sailing with his boytoy, which leaves me in charge of the store. | Bay Mooney oğluyla deniz gezisinde, bu da beni sorumlu kişi yapar. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Somebody needs to get some. | Birilerin biraz ihtiyacı var gibi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
There's my dirty girl! | Yaramaz kızım burdaymış. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's me, baby. lt's me. | Benim bebeğim. Benim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why are you dressed like that? lt's my job. l work at a children's hospital. | Neden böyle giyindin? Bu benim işim. Çocuk hastanesinde çalışıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm horny. Me, too. | Çok azdım Ben de. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You'll laugh at this one. What? | Gülmekten kırılacaksın. Ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know l said l had to do laundry today, because l ran out of clean underwear? | Bugün çamaşır günü olduğunu söylemiştim ya, çünkü hiç iç çamaşırım kalmamıştı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l've only got the skanky ones left. Tell me about it, dude. | Sadece bol olanlar kaldı. Bana mı anlatıyorsun, güzelim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You are so unbelievable. | Inanılmazsın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
ls that what l think it is? | Olamaz. Düşündüğüm şey mi bu? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Spring break, 1994, baby. Turn it up. | 1994, yaz tatili bebeğim. Aç sesini. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, my God! Brain. Jane! | Aman Tanrım! Brain. Jane! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You and l are so awesome together. | Sen ve ben birlikte muhteşemiz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We're like two peas in a pod. | Fasulyedeki iki tane gibiyiz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Like oil and vinegar Shut up. | Yağla sirke gibiyiz Kapa çeneni. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |