Search
English Turkish Sentence Translations Page 172535
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
l can't believe l'm fucking a purple elephant. | Mor bir fille seviştiğime inanamıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What do you mean, she's not here? We have customers, missy. | Burda değil de ne demek. Müşterilerimiz var, missy. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sorry, Mr. Mooney. l'll check upstairs. | Afedersiniz, Bay Mooney. Yukarıya bir bakiym. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm gone for one day, the place turns into lndonesia. | Bir gün yokum ve burası Endonezya'ya dönüşüyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Are you okay? l'm fine. | İyi misin? Ben iyiyim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is going on? Nothing. | Neler oluyor? Hiçbir şey. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm just frantic. l've a million things to do. And l'm dizzy. l'm so dizzy. | Biraz çıldırdım. Yapacak milyonlarca işim var. Ve başım dönüyor hem de öyle dönüyor ki. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Mr. Mooney is downstairs, and he is P l S E D. | Bay Mooney aşağıda, ve çok K I Z G I N. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Pised''? | ''Kızgın''? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Where have you been? l was upstairs taking inventory. | Nerelerdeydin? Yukarıda envantörü tutuyordum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yeah, my aunt Fanny. | Tabi, Fanny teyze. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Gallini's. Hello, is Jane there? | Gallini's Merhaba, Jane orda mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes, she is. Have a lovely day. | Evet, burda. İyi günler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hello? JanieI | Alo? Janie! Janie! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sorry, l can't talk right now. l'm really busy. | Kusura bakma, şu anda konuşamıyorum. Çok muşgulüm. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We were wondering: | Merak ediyorduk: | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l dropped the thingy to my lip gloss. Could you get it for me? | Dudak parlatıcımın kabını düşürdüm? Benim için alabilir misin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll get it. | Alırım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's too far over. l'll get it. | Diğer uçta. Alırım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hold on to it. Keep steering. | Sıkı tut. Sürmeye devam et. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l got it. Don't worry. | Tamamdır merak etme. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Beneath the.... | Altta... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, yeah, right there. No, that's not it. | Oh, evet, tam orası. Hayır orda değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yeah. Let me have some of that. | Evet. Ondan biraz da bana ver. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, yeah. Don't stop. l'm not going to stop. | Oh, evet. Durma. Durmayı düşünmüyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l found it. l almost got smothered down there. | Buldum. Aşağıda boğuluyordum neredeyse. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You good? Yeah, l'm good. Never better. | İyi misin? Evet, iyiyim. Daha iyi olmamıştım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Let's get on the same page about what we'll say. Game plan. | "Söyleyeceklerimiz" sayfasına geri dönelim. Oyun planı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Walk up to him and be like, ''Peter, is that you? | Ona doğru yürüyerek, ''Peter, sen misin?" | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''My friend Courtney, that hot babe? She and l went to college with the bride. | ''Arkadaşım Courtney, şu ateşli olan! O ve ben gelinle aynı okula gitmiştik." | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''That is unbelievable. l can't believe that. lt's unbelievable. | ''Bu inanılmaz. İnanamıyorum. Bu inanılmaz." | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Freaky.'' | Çılgınca. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Miss Vera's has plenty to offer us. Plenty of crap. | Bayan Vera'nın bize sunacağı bayağı birşey var. Bir sürü çöplük. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We don't have time for this. Okay, let's go. | Bunun için zamanımız yok. Okey, hadi gidelim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Welcome to my store. Can l help you? No, we were just browsing. Thank you. | Dükkanıma hoşgeldiniz. Yardımcı olabilir miyim? Hayır, sadece bakınıyorduk. Çok teşekkürler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You don't like my store, do you? | Dükkanı sevmediniz değil mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No, that's not it at all. lt's really a lovely store. | Hayır, hiç de değil. Çok şirin bir dükkan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We were looking for something.... | Biz şeye bakıyorduk.... ...daha kesin birşeylere. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
The next dress store is 20 miles from here. | Diğer mağza burdan 20 mil uzakta. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
20 miles away? | 20 mil uzakta mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We'll miss the wedding. Judy Webb's wedding? | Düğünü kaçırıcaz. Judy Webb'in düğününü mü? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l know all about it. l dressed half the guests! | Herşeyi biliyorum. Konukların yarısını ben giydirdim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
When l was 22... | 22 yaşımdayken... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...my breastices were, like, right about there. | ...göğüslerim, tam olarak buradaydı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Nice and perky. | Güzel ve diri. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Gravity has taken them to there. | Yerçekimi onları buraya götürdü. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's like, 22, 28. | Şey gibi, 22, 28. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
22, 28. | 22, 28. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Buy some new ones. | Yenilerini al. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Okay, wait. No, no. Look. What is this? | Okey, bekle. Hayır, hayır. Seyret. Nedir bu? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What is that, though? That, again, is gravity. | Yine de bu ne? O mu, aynısı, yerçekimi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Knock, knock. Are you decent? Yeah. | Knock, knock. Uygun musunz? Evet. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You're going to love this stuff. lt's our latest line. | Buna bayılacaksınız. En son çizimim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lf you need other sizes, just holler. | Başka bir ölçüye ihtiyacınız olursa, seslenin yeter. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thank you, Vera. | Sağol, Vera. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Look. That's nice. | Bak. Çok güzel. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Wait a minute. Do we have time for a movie montage? | Bekle bir dakika. Film montajı için vaktimiz var mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Well, you know.... | Yani, biliyorsun.... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thank you so much. You look sensational. | Çok sağol Harika görünüyorsunuz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thanks to your styling, Vera. | Stiline şükür, Vera. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Would you like to be on our mailing list? | Yazışma listemize kaydolmak ister misiniz? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sure. Right here? | Tabi. Burası mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Just send it there. | Buraya yollamanız yeterli. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That's sweet. | Bu çok tatlı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt sure is. Thank you. 'Bye. | Kesinlikle öyle. Teşekkürler. Bye. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We've got to go. Oh, my God. l can't walk in this thing. | Atık gitmemiz lazım. Aman Tanrım. Bu şekilde dolaşamam. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We've got to go. Oh, my God. l can't walk in this thing. | Artık gitmemiz gerek. Aman Tanrım. Bu şekilde dolaşamam. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Take little steps. Bondage. | Küçük adımlar at. İşkence. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We don't have time, sweetie. | Tatlım hiç vaktimiz yok. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
These are the days of our lives. | Bunlar hayatımızın en güzel günleri. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This is not discreet. No, it isn't. | Bu hiç saygın değil. Hayır, değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We can't walk into a wedding Come on. lt's very LaToya Jackson. | Böyle düğüne gidemeyiz Hadi ama. Tam LaToya Jackson tarzı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l mean, really. Look at all this.... | Cidden bütün şunlara bir bak.... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l may as well strap a sign on my ass that says ''stalker.'' | Gayet güzel kıçıma "sakat" diye bir yazıda yazabilirim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm not going there wearing this outfit. Can we please just go? | Oraya bu şekilde gitmiyorum. Lütfen gidebilir miyiz? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes. Let's go home. Really? | Evet. Hadi eve gidelim. Ciddi misin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We've driven for three and a half hours and everything. | 3,5 saattir yoldayız falan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
But, no, let's go. Please. | Ama, yo, gidelim. Lütfen. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Really. Let's go. Don't reverse psychology me right now. | Gerçekten. Haid gidelim. Bana şu anda hiç duygu somürüsü yapma. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm not reverse psychologing you. | Sana duygu somürüsü falan yapmıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You're so good at it, you don't even know you're doing it anymore. | Bunda çok iyisin. Artık yapıp yapmadığını bile bilmiyorsun. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
All right, maybe a little bit. | Tamam, belki biraz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Court, this is crazy. This was really crazy. What the hell were we thinking? | Court, bu delilik. Tamamen delilikti. Ne düşünüyorduk ki? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l wish there were some sign from God... | Tanrının bir işaret vermesini dilerdim... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...that you and Peter Donahue should be together. | ...böylece sen ve Peter Donahue birlikte olabilirdiniz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
How do you know his last name is Donahue? | Soyadının Donahue olduğunu nereden biliyorsun? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Because you're sitting on his face. | Çünkü suratının üstüne oturuyorsun. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My God, it's him! He's so cute! Yeah, l know. | Tanrım, bu o! O kadar tatlı ki! Evet, biliyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Cute? He's adorable! | Tatlı mı? Tapılacak biri. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
And look at this. ''Everything he touches turns to sold.'' | Şuna bir bak. ''Neye dokunursa satılır.'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He's funny! He's funny, too. See? l know. | Komik de biri! Komik de biri. Gördün mü? Biliyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Church bells. | Kilise çanları! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What do you think? Bride or groom's side? | Ne diyorsun? Gelin tarafımı yoksa damat mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l have to go to the bathroom, l think. | Sanırım tuvalete gitmem gerek. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Did you misplace your bladder today? l'm wearing the tightest skirt ever. | Torbanı falan mı patlattın sen? Hayatımda giydiğim en sıkı etek bu tamam mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Go to the bathroom. l'll find seats. | Sen tuvalete git. Ben de yer arıym. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Could you tell me where the restroom is? lt's right outside. | Bekleme odasının nerede olduğunu söyleyebilir misiniz? Hemen dışarıda. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm sorry. l'm sorry. l can't breathe. | Afedersiniz. Afedersiniz. Nefes alamıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Really? Okay. Just breathe, stay calm, you'll be okay. | Gerçekten mi? Tamam. Sadece nefes al, sakinleş, iyi olacaksın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You'll be fine. You'll be okay. Water! | Düzeleceksin, iyi olacaksın. Su! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |