Search
English Turkish Sentence Translations Page 172531
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
But is she prettier than me? Of course not, you're beautiful. | Ama benden daha şirin? Tabi ki değil, sen çok güzelsin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, my God, you fucking bitch! | Aman Tanrım, seni kahrolası orospu! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l can't believe you grabbed his ass. | Kıçını parmakladığına inanamıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He comes right into my face and starts telling me all this stupid stuff... | Yüzü aklıma geliyor da ve o zırvayı anlatmaya başladı... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...about how l like to play games and be in control so l never get too close. | ...nasıl oyun oynadığım hakkında ve kontrollü olmam hakkında böylece hiç yakın olamıyormuşum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can you believe him? | İnanabiliyor musun buna? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l've never seen you act like this before. Act like what? | Seni hiç böyle davranırken görmemiştim. Nasıl davranırken? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
They're fake. | Onlar sahte. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
All bah jiggity about some guy. | Bir herif için bu kadar pimpirikli falan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Bah jiggity? Yeah. | Pimpirikli mi? Evet. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm sorry. l didn't mean to stare. | Üzgünüm. Dik dik bakmak istememiştim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's cool. lt's why l got them. | Önemli değil. Bu yüzden onlara sahibim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm not bah jiggity. You are so bah jiggity. | Pimpirikli değilim. Hem de öyle pimpiriklisin ki. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
They look real. | Çok gerçek gözüküyorlar. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thank you. You can touch it if you want to. | Sağol. Dokunabilirsin istersen | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Touch it. She likes it. Go ahead. lt feels real, huh? | Elle. Hoşuna gidiyor Hadi. Gerçek hissi veriyor ha? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lf l'm bah jiggity about this guy Peter, it's because you're telling me l am. | Eğer Peter denen bu herif için pimpirikliysem, bana öyle olduğumu söylediğin içindir. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You've named the puppy. | Adını söyledin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l did not. You just called him Peter. | Söylemedim. Az önce ona Peter dedin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l did? You've got to feel these things. | Dedim mi? Şunları ellemeniz gerek. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm psychic and l knew his name was Peter. | Ben psişiğim ve adının Peter olduğunu biliyordum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Knock your socks off. So soft. | Keyfinize bakın. Ne kadar yumuşak? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Un fucking believable. | Inanılmaz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Fuck. | S_ktir. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l am so getting a pair. | Öyle bir çift hissediyorum ki... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That's why chicks always go to the bathroom together. | Bu yüzden piliçler tuvalete hep birlikte gidiyor | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's so obvious that you like this guy. Why are you being such a pussy about it? | Bu heriften hoşlandığın o kadar belli ki. Neden bu konuda bu kadar inatçısın? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why are you making such a big deal out of it? | Neden bu kadar büyütüyorsun bunu?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lf you haven't noticed, there's plenty of guys out there. | Eğer farketmediysen, dışarıda bir sürü erkek var | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's your problem? What's your problem? | Sizin probleminiz ne? Esas senin problemin ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Eric! Be right there. | Eric! Hemen geliyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l know, but l want to. l spilled your drink. Can l buy you another one? | Biliyorum ama istiyorum. İçkini döktüm. Başka bir tane alabilir miyim? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l want to apologize. | Dinle, özür dilemek istiyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l shouldn't have been impolite to your friend. lf l was, l didn't mean to. | Arkadaşına kaba olmamalıydım. Öyle olmasını istemedim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My brother is waiting for me and l got nervous, l guess. l don't know. | Abim beni bekliyordu ve heyecanlandım sanırım,...bilemiyorum | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l mean, otherwise, l'd be all over your friend. | Demek istediğim öteki türlü arkadaşına asılıyor olacaktım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm the one who should apologize. l was rude. | Özür dilemesi gereken benim. Küstahdım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No, l understand. You were protecting your friend. Anyone would've done that. | Yo, anlıyorum. Arkadaşını koruyordun. Kim olsa bunu yapardı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l thought that was sweet. | Yaptığının çok hoş olduğunu düşünüyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We good now? Yeah. | İyi miyiz? Evet | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l should get back to my friends. | Arkadaşlarıma geri dönmeliyim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thanks for the drink. | İçki için sağol | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Have a good night. You, too. | İyi bir gece dilerim. Sana da. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can you take this? l'm a total loser. l just struck out with this guy. | Bunu alabilir misiniz?? Tam bir rezilim. Bu çocuk beni çarptı da. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
One more thing. | Birşey daha | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Should l be upset that my ex girlfriend has her tongue down that guy's throat? | Eski kız arkadaşımın dilinin bir erkeğin gırtlağından aşağı girmesine üzülmeli miyim sence?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jane! l guess l blew my chance. | Jane! Sanırım şansımı kaybettim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That could have been you. lf l wasn't such a dick. | O sen olabilirdin. Eğer bir ahmak olmasaydım | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Was l really a dick? Yeah. You were a dick. | Cidden ahmak mıydım? Evet. Tam bir ahmaktın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We should start over. Why don't l walk by, and you grab me like before? | Belki de baştan başlamalıyız. Neden yanından geçmiyorum, ve sen de daha önce yaptığın gibi beni avuçlamıyorsun?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l didn't grab you. You grabbed me. | Seni avuçlamadım. Beni avuçladın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You grabbed me right on the ass. | Tam kıçımın üstünü avuçladın | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l don't grab, okay? | Ben avuçlamam, tamam mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Excuse me. | Pardon, pardon. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Dude! Where you been? Everybody's waiting. | Adamım! Nerelerdeydin? Herkes bekliyor | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
After hours party back at the hotel. These two pigs are good to go. | Gece partisi hotelde. Bu iki fıstık da gitmeye hazır | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Did l mention that we have the Freddie Mercury Suite? | Freddie Mercury süitinde kaldığımızı söylemiş miydim? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She puked on him! | Üstüne kustu | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Again? God, she's like a hose. Go help her, please. | Yine mi? Tanrım, hortum gibi. Git yardım et ona, lütfen. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Or not. | Ya da etme. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She's out. We're one short. Who's this chick? | Elendi. Bir kişi eksiğiz. Bu piliç de kim?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She is hot. Bring her. What? | Çok ateşli. Onu da getir. Ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Fuck me. You have so much.... | Becer beni. O kadar çok.... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You've got to come. Let me tell you why. | Gelmelisin. Sana neden olduğunu söyleyeyim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You'll never find anyone better than my brother. He is the greatest | Kardeşimden iyisini bulamazsın. O en iyisidir | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That hurts me. Just look at him. | Acıyor, acıyor. Ona bir bak | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Chicks freak on this guy. Come on, now. | Kızlar çılgına dönüyor. Hadi, ama. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He is the shit and that's why he's in my wedding on Saturday. | Öyle biri ki ve bu yüzden cumartesi günü düğünüme geliyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No. Just trying to help out. | Hayır. Sadece yardım ediyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
'Bye! | 'Güle güle! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Ladies, big party. Four Seasons, room 402. You're invited, you're invited. | Bayanlar, büyük parti. 4 Mevsim Hoteli, oda 402. Davetlisin, davetlisin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
All right, l'm leaving. | Tamam, gidiyorum, gidiyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That's my brother. He's special. | İşte abim. Özel biri | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Careful, that's puke. Don't touch me. | Dikkat et, o kusmuk. Bana dokunma | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
When is the wedding? | Düğün ne zaman | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Saturday afternoon up in Somerset. That's where we live. | Cumartesi öğleden sonra Somerset'de. Yaşadığımız yerde. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Peter! lt's looking like now. | Peter! Şimdi gitsek iyi olur. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You're pinching my arm skin. | Kolumu koparıyorsun. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l better go. But for real this time. | Gitsem iyi olur. Bu sefer gerçekten. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt was nice to meet you. Very nice to meet you. l had a great time. | Seninle tanışmak güzeldi. Seninle tanışmak çok güzeldi. Güzel vakit geçirdim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Me, too. | Evet ben de. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Come by the party if you want to. | İstersen partiye bir uğra. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Really? Definitely. lf you want to. | Gerçekten mi? Kesinlikle. Eğer istiyorsan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll ask my friends. Maybe we'll stop by. | Arkadaşlarımı sorucam. Belki geliriz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l really hope l see you. But in case l don't see you, have a nice life. | Seni görmeyi gerçekten umuyorum. Olur da seni göremezsem, sana iyi bir hayat diliyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Chris, it's Court. I'm at the party with Leather Coat Guy. | Chris, ben Court. Bay Deri Ceketle partideyim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
I was checking in to see if you were listening to your messages. | Mesajlarını dinleyip dinlemediğine bakıyordum | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
If you are, that means you were too chicken to hook up with Peter... | Dinliyorsan, bu demektir ki Peter ile takılmaktan korkan bir tavuksun... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...which therefore means you are a loser. You are a loser. A | ...bu da senin ezik olduğunu gösterir. Sen bir eziksin. Bir | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thanks, Court. | Sağol, Court. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''I'm a big loser.'' | ''Büyük bir eziğim.'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's up, you bitches and hos and losers? | "Ne habersiniz, kaltaklar ve ezikler? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Too late now. | Çok geç artık. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He was kind of cute. | Tatlı birine benziyodu... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Really funny. | Bayağı komik. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Cute boy. | Tatlı çocuk. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My God, you're so good at that. | Aman Tanrım, bunda çok iyisin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'd like to do that every hour, on the hour, for the rest of our lives. | Eğer sakıncası yoksa bunu her saat yapmak istiyorum,hayatımızın sonuna kadar. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Of course, go ahead. Thank you. | Tabi ki, devam et. Teşekkürler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Don't worry about returning the favor. Men don't really like oral sex. | Karşılık vermek konusunda meraklanma. Gerçekte erkekler oral seksi sevmezler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |