Search
English Turkish Sentence Translations Page 172529
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
It's better when you don't believe me but has to act like you do. | Kendini oynaman daha iyi oluyor. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I can her you breathing, daddy. | Nefesini duyabiliyorum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Yes, I can hear you breathing too. | Ben de senin nefesini duyabiliyorum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I told you that... | Size, otobüs devrildiğinde saatte 80 kilometreyle... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
If Billy does not volunteer to say so in court then... | eğer Billy mahkemede böyle söylemek için gönüllü olmazsa... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
...charging negligent infliction of emotional harm. | senin adına dava açmama izin vermelisin. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Who has been talking to you about what I'm felling? | temizleyene kadar bunu bilmeyecekler. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Your good name, once and for all. | temizleyene kadar bunu bilmeyecekler. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
You've heard what Abbot said. | Abbott'un dediğini duydunuz. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Abbot understand this things. | Abbott böyle şeylerden anlar. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
A huge wave...about to break over us. | dev bir dalga gibiydi... üstümüze yıkılmak üzere olan. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
The Lambstom kids. | Landstonlar'ın çocukları. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
The teenage boys and girls from Bartlet Hill road. | Bartlett Tepesi Caddesi'nden gelen genç kız ve oğlanlar. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Hey Billy, come on in! | Seni hangi rüzgar attı bu gece buraya? | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Would you like a cup of tea, Billy? | Tamamen bulaştığınız şu dava hakkında. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I might as well say the truth, Sam... | Sana gerçeği söyleyeceğim, Sam. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I want you to drop the damn thing. | Şu lanet şeyden çekilmenizi istiyorum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
So? Lots of folks got lawyers. | Yani? Pek çok kişi avukat tuttu. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Because I was driving behind the bus. | aynısını yaparlar. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I saw when it happened. | Olayı gördüm. Eğer o orospu çocuğu beni mahkemeye çağırıp... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
The way he told me. | Bana söylediği... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
...making side deals, | Mary'le sen; güzel, akıllı anne babalarsınız. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
the others will gonna come to their good senses and... | Davadan vazgeçemeyiz. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
How is Nicole? | Nicole nasıl? Odasında dinleniyor. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I'll take you about 9:30h in the morning. | Sabah 9 buçuk gibi götürürüm seni. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Like what? I mean I don't remember a lot. | Ne gibi? Demek istediğim çok fazla şey hatırlamıyorum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Where did you seat in that particular morning? | O sabah nereye oturmuştun? | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Yes! | o da ormana daldı. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I'm remembering pretty clearly. | O sırada hava nasıldı? Çok iyi hatırlıyorum. Öyle mi? O sırada hava nasıldı? | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
How was the weather like at this time? | O sırada hava nasıldı? Kar yağıyordu. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
...for the district, | 6 Aralık'a kadar gelen raporlar da... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Well then. Now that your memory seems to be clearing, | Hafızan iyileşiyor gibi göründüğüne göre... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
You could see the speedometer? | ve korkmuştum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
72 miles an hour. | Saatte 115 kilometre hızla. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
The speedometer was large and easy to see from were I was. | Hız göstergesi genişti ve bulunduğum yerden okunması kolaydı. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
And why I lied, he only knew. | "Neden yalan söylediğimi, bir tek o biliyordu. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I don't know what she was doing in there... | Unut bu olayı. Diğerlerini de unutmalarını söyle. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I hope she gets better. | Umarım daha iyi olur. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
What's that? | Günaydın. Çanta için yardım lazım mı? | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
Thank you. Can I help you with the case, Mam? | Çanta için yardım lazım mı, bayan? | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
As he see her... | Onu, iki yıl sonra gördüğünüzde... | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
I wonder if you realized something? | birşeyi farkettiniz mi merak ediyorum. | The Sweet Hereafter-1 | 1997 | ![]() |
God, l haven't heard that name in ages. | Christina Walters?? Tanrım, bu ismi yıllardır duymuyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
The kind of woman who can get any guy she wants. | İstediği erkeği elde edebilecek türden bir kadın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That's Christina Walters. | Christina Walters bu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We dated briefly, but she's not the commitment type. | Kısa bir süre çıkmıştık, ve bağlanan türde biri değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She's a player. She just likes to have fun. | Tam bir oyuncu. Eğlence istiyor hepsi bu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l met Christina at a bar. Hot piece of ass. | Christina ile bir barda karşılaştım. Ne kıçtı ama. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Totally hit it off. All night long we dance. l buy her drinks. | Tamamen odaklanmıştım. Bütün gece dans ettik. İçki ısmarladım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
At the end of the night, she just splits. | Geçenin sonunda, çekip gitti. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l lay down all that groundwork for nothing. | Bütün çabalarım bir hiç uğrunaymış. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She gave me her number. lt's been three days. | Bana numarasını verdi. Üç gün geçti. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l saw Swingers. l know how these things work. | Swingers izledim. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü bilirim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hello, and welcome to AOL Moviefone. | Merhaba, ve AOL Sinema servisine hoşgeldiniz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l stay up nights trying to figure out why she said she'd call and didn't. | Geceleri neden arayacağım diyip aramadığına bir cevap bulabilmek için geç saatlere kadar ayakta kalıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Maybe she wanted to call and that's why she said she was going to call, but.... | Belki de aramak istiyordu ve bu yüzden arayacağım dedi, ama.... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Christina | ''Christina | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Christina'' | ''Christina'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know, there ought to be some kind of a signal... | Biliyor musunuz, biz erkekleri karşımızda bir lezbiyenle konuştuğumuzu... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...to let us guys know when we are talking to a lesbian. | ...bize bildiren bir sinyal olmalı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
So we don't waste our time. | Böylece vaktimizi boşa harcamazdık. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Prolonged impotence is very common after a breakup. | Ayrılıklardan sonra uzun süreli iktidarsızlık çok sık görülen bir durum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Lots of men suffer from it. | Bir sürü erkek bunun sıkıntısını çekiyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
They just don't talk about it. Not like me, gabbing away. Gab, gab. | Sadece bu konu hakkında konuşmazlar. Benim tersime, geveze değiller. Geveze, geveze. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
But, even still, because she said she was going to call... | Ama, buna rağmen, arayacağını söylemişti çünkü... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...she should've called to say she wasn't going to call... | ...aramayacak olsaydı arayacağını söylemezdi... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...and l would've thanked her for calling | ...ve arayacağı için ona teşekkür etmezdim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
All right. Okay. | Peki hala. Tamam. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l apologize for saying she was a lesbian. | Onun bir lezbiyen olduğunu söylediğim için özür dilerim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's not true. | Bu doğru değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My male ego got bruised and l lashed out. l'm sorry. | Egom ezildi ve birden çıkıverdi işte. Üzgünüm. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm not used to being blown off, that's all. | Bir kenara atılmaya alışık değilim, hepsi bu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm sure she wasn't trying to hurt me on purpose. | Beni kasıtlı incitmek istemediğine eminim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l know deep down inside she's scared and lonely just like everyone else. | İçinin derinliklerinde herhangi biri gibi korkmuş ve yalnız biri olduğunu biiyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
She'll settle down though, once she finds the right man. | Doğru adamı bulur bulmaz onları yatıştırıyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Or woman. | Ya da kadını. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Maybe has a little boxed lunch at the Y. | Belki de "şeftaliyle" ufak bir öyle yemeği vardır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jeez, l'm sorry. Did l say it again? You're goddamn right l said it again. | Tanrım, üzgünüm. Yine mi söyledim? Kahretsin ki haklısınız, yine söyledim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why don't you shave your head, Christina, and take up women's golf? | Christina, neden traş olup topu golfteki gibi gediğine yerleştir miyorsun? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why don't you go to the Depot. Lots of carpet you can munch on there. | Neden depoya girmiyorsun? Hatır utur yiyebileceğin bir sürü halı car orda. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
At least l don't get that dizzy, head spinning nausea as much as l used to. | En azından eskiden olduğu gibi başımı dödüreceğin kadar aptal değilim artık. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hooray! | Oleeey! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Like l said, l'm doing fine. | Dediğim gibi, şimdi çok iyiyim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l am fan fucking tastic. | Ben muhte s_ktir şemim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Christina. Valerie! | Christina. Valerie! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Shake it if you've got it. | Eğer varsa sallamalısın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Miss Courtney. | Bayan Courtney. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hello, Miss Christina. How you doing? What you doing? | Selam, Bayan Christina. Nasılsın? Napıyorsun? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Dancing too much. How you doing? | Fazlasıyla dans. Sen nasılsın? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Same thing. How was your day? | Aynen. Günün nasıldı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l got a new account designing a campaign for a sports line. | Spor firması için yeni bir dizayn kampanyası kaptım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
They got the right girl, didn't they? | Doğru kızı almışlar, öyle değil mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
So, what's up? | Eee, ne haberler? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
The usual. Defending the rights of my broken hearted clients. | Her zamanki gibi. Kalbi kırık müşterilerin doğrularını savunma. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Trying to squeeze every penny out of their miserable, cheating spouses. | Yalan dolan ilişkilerinden her kuruşu koparmaya çalışıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You go get them, woman. | Git ve onları al, tatlım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll order a pizza and stay in tonight. | Akşama evde kalıp pizza söyliycem. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Okay, but if we do that, you know what will have to happen. | Tamam, ama bunu yaparsak neler olacağını biliyorusun değil mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Girl, l've been shaking my ass all the way up this hill. | Kızım, yokuşu çıkana kadar kıçımı salladım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Which track? | Kaçıncı parça? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |