Search
English Turkish Sentence Translations Page 172505
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
You know, ordinarily I wouldn't be this rude... | Normalde bu kadar kaba değilimdir aslında.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
A man come in my house, sit at my table | Evime misafir gelecek, masama oturacak | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and me not offering nothing. | ve ben hiç bir şey ikram etmeyeceğim.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But with you I got to strategize, | Ama seninle stratejik olmalıyım.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
play the cards right, | kartları doğru oynamalı | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
keep you from slipping off into the night. | ve gecenin içine kaçmanı engellemeliyim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
It's not night. | Gece değil ki. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Depends on what kind of night you're talking about. | Ne tür bir geceden bahsettiğine göre değişir. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Let me ask you a kind of personal question. | Sana kişisel bir soru sorayım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
This will be good. | İyi olsa gerek.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What you think is wrong with you | Sence senin sorunun ne ki, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that you finally narrowed all your choices down to the Sunset Limited? | son şansının Sunset Limited treni olduğuna karar verdin? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't think there's anything wrong with me. | Bir sorunum olduğunu düşünmüyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think I've just been driven to finally face the truth. | Sonunda gerçekle yüzleşmeye karar verdim sanırım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
If I'm different it doesn't mean I'm crazy. | Farklı olmam deli olduğum anlamına gelmez. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Different? Yeah. | Farklı? Evet. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Different from who? Anybody. | Kimden farklı? Herkesten. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What about all them other folk out there trying to off themself? | Ya senin gibi kendini öldürmeye çalışanlara ne demeli? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What about 'em? Well, maybe them's the folk you is like. | Ne olmuş onlara? Belki o insanlar da senin gibidir.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Maybe they're your natural kin, only y'all don't get together all that much. | Belki çok sık bir araya gelmediğin akrabalarındır onlar. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't think so. Don't think so? | Sanmıyorum. Sanmıyor musun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, I've been in group therapy with those people. | Hayır, daha önce grup terapisinde beraberdim o tür insanlarla. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I've never found anyone there that I felt any kinship with. | Yakınlık hissettiğim kimse yoktu orda. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Hmm, what about all them professors? There ain't no kinship there? | Ya diğer profesörler? Onlardan da mı yakın hissettiğin yok? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Good God. I'll take that as a no. | Hey allahım. Sanırım hayır anlamına geliyor bu. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I loathe them and they loathe me. | Ben onlara onlar da bana ifrit olurlar. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, just 'cause you don't like 'em | Onlardan hoşlanmaman | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
don't mean you ain't like 'em. | onlar gibi olmadığın anlamına gelmez. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And what's that word "loathe"? | Ve o kelime de neyin nesi? İfrit olmak? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Loathe. That a pretty powerful word, ain't it? | İfrit olmak. Çok ağır bir kelime değil mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Not powerful enough, I'm afraid. | Korkarım yeterince ağır değil. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
How come you be loathing these other professors? | Nasıl olur da diğer profesörlere ifrit olursun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I know what you're thinking. What am I thinking? | Ne düşündüğünü biliyorum. Ne düşünüyormuşum? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You're thinking that I loathe them because I'm like them, | Onlar gibi olduğum için onlara ifrit olduğumu | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and I loathe myself. | ve bu yüzden kendime de ifrit oluyorum.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Let me ask you this... | O zaman şuna cevap ver... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Is you on any kind of medication? | İlaç kullanıyor musun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No. There ain't no medication | Hayır. Trenin altına | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
for pilgrims out there waiting to take the Limited? | atlamaya çalışanlar için bir ilaç yok mu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
For suicidal depression? Yeah. | İntihar depresyonu için mi? Evet. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Yeah, there is. I've tried them. And what happened? | Evet var, denedim daha önce. Ne oldu peki? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Nothing happened. You ain't get no relief? | Hiç bir şey. Hiç rahatlama hissetmedin mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No. Your coffee's percolated. Yeah, I know. | Hayır. Kahven taşıyor. Biliyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Does these drugs work for other people? | Bu ilaçlar başka insanlara yarıyor mu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Yes, for most. | Evet, çoğu için. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
But not for you? Not for me, no. | Ama sana değil? Bana değil, hayır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Hmm, what you make of that? | Ne çıkarıyorsun bundan? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know. What am I supposed to make of it? | Bilmem. Ne çıkarmam lazım? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know, professor. I'm just trying to see | Bilmiyorum profesör. Sana bir bileşen | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
if we can find you some constituents out here. | bulabilecek miyiz diye bakıyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Constituents? Yeah, you like that? | Bileşen? Evet, beğendin mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Is that a word they use on the streets? | Sokak dilinden bir kelime mi bu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, I learned that word in the jailhouse. | Hayır, hapishane de öğrendim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You hear things from these jailhouse lawyers | Hapishane avukatlarından bir şeyler duyarsın | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and then it gets used around. | sonra etrafta kullanılmaya başlar o kelime. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Be talking about your constituents, | Senin bileşenlerinden konuşurlar, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
some other cat's constituents, | başka bir hatunun bileşenlerinden, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
your wife's constituents. | karının bileşenlerinden.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You take cream and sugar? | Krema ya da şeker? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, just black. | Hayır, sade. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Just black. | Sadece kahve. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why do I have to have constituents? | Neden bileşenlerim olmak zorunda ki? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I ain't saying you got to, professor. | Olmak zorunda demiyorum profesör. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm just wondering if maybe you do | Var mı diye merak ediyorum | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
and we just ain't looked hard enough for them. | ve belki yeterince iyi bakmadığımız için göremiyoruz. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
They could be out there. There could be some other | Orada bir yerde olabilirler. Belki arkadaşın olabilecek | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
drug proof terminal commuters out there could be your friends. | ilaç işlemez ölümcül yolcular vardır senin gibi. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Terminal commuters? Mm hmm, you like the sound of that? | Ölümcül yolcular mı? Kulağa hoş geliyor mu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Nobody? | Hiç kimse yok mu? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Nobody, no. Hmm. | Hiç kimse.. Hmm. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm not a member. Never wanted to be and never was. | Ben bir yere ait değilim. Asla istemedim ve asla olmadım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Not a member? No. | Ait değil misin? Hayır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Look, I could eat a bite. | Bak, bir şeyler yiyebilirim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
And I think you could too. | Sanırım sen de yersin. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You break bread with a man, | Bir adamla aynı sofraya oturduğunda | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
you've moved on to another level of friendship. | Arkadaşlığınız bir sonraki seviyeye ulaşır. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I heard that's true the world over. | Dünyanın her yerinde böyledir diye duydum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I like probably. | Muhtemelen lafını sevdim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Probably from you is worth | Senden gelen "muhtemelen" | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Why? Because I don't believe in anything? | Neden? Hiç bir şeye inanmadığım için mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, I don't think that's the problem. | Bence sorun o değil. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I think it's what you do believe | Bence, seni ölüme iten | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
that's carrying you off, | inandığın şeyler. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
not what you don't. | inanmadıkların değil.. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Let me ask you this. | Bak ne soracağım. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
You ever think about Jesus? | Hiç İsa'yı düşünür müsün? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Here we go. | Gene başlıyoruz... | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Well, do you? | Düşünür müsün? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What makes you think I'm not Jewish? | Yahudi olmadığımı nerden biliyorsun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What, Jews ain't allowed to think about Jesus? | Ne, Yahudiler İsa hakkında düşünemez mi? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, but they might think about him differently. | Hayır, ama farklı yönden düşünebilirler. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Is you Jewish? | Yahudi misin? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
No, as it happens I'm not. | Hayır, gel gör ki değilim. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Had me going there for a minute. | Az daha kandırıyordun beni. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
What, you don't like Jews? | Ne, Yahudileri sevmiyor musun? | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I'm just pulling your chain, professor, | Sadece damarına basıyorum profesör, | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
just pulling your chain. | Damarına basıyorum. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
I don't know why I like to mess with you, | Bilmem seninle kafa bulmayı seviyorum ama | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
but I do. | seviyorum işte. | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |
Now you need to listen | Şimdi, dinlemen lazım | The Sunset Limited-1 | 2011 | ![]() |