Search
English Turkish Sentence Translations Page 167365
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| The pleasure's mine, Trudy. Not that you look anything like a horse. | O zevk bana ait Trudy. Tabii ata benzer bir tarafın olduğundan değil. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Maybe I should have worn my tuxedo. Thank you, Norval. | Belki de smokinimi giyinmeliydim. Teşekkür ederim Norval. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You certainly helped me out. Any time. | Bana kesinlikle büyük yardımın dokundu. Her daim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You really mean that, Norval? Really mean what, Trudy? | Bunda ciddi misin Norval? Hangi konuda ciddi miyim Trudy? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You'd help me out anytime? | Bana her zaman yardım etme konusunda? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Why, Trudy, that's almost all I live for, except maybe getting into the Army. | Orduya girme mevzusu dışında yaşama sebebim bu diyebilirim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I can't think of anything that makes me more happy than helping you out. | Beni, sana yardım etmekten daha fazla mutlu edecek bir şey yok. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I almost wish you'd be in a lot of trouble sometime so I could prove it to you. | Bazen, kendimi sana kanıtlamak için başının belaya girmesini diler vaziyette buluyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You can prove it tonight. | Bu gece kanıtlayabilirsin. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I am in a lot of trouble, Norval. They didn't call off that military dance. | Başım büyük belada Norval. Ordu dans partisini iptal etmediler. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Papa just called it off as far as I was concerned. | Anladığım kadarıyla sadece babam yasakladı. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| He probably had pretty good reasons, then. | Muhtemelen çok da iyi nedenleri vardır. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| That's what parents are for, to listen to their advice. | Aileler bunun için varlar zaten, onların sözlerini dinlememiz için. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| That's why I always missed losing my parents so much. | Ailemi kaybetmiş olmamın en fazla özlediğim yanı da bu. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I know. But he didn't have a good reason. He's just old fashioned. | Biliyorum. Ama hiç de iyi nedenleri yoktu. Sadece eski kafalılık ediyor. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Soldiers aren't like they used to be when he was a soldier. | Askerler onun zamanındaki gibi değiller. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You know, all in France and like that. | Fransa'da ya da öyle yerlerdeki gibi değil. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Aren't they? Of course they're not. | Değiller mi? Tabii ki değiller. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| They're fine, clean young boys from good homes... | İyi ailelerden gelen, iyi ve temiz oğlanlar... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| and we can't send them off to be killed... | ...ve kimse onlarla vedalaşmadan... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| in the rockets' red glare, bombs bursting in air... | ...onları roketlerin kırmızı parıltıları ve hava patlayan bombalarla... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| without anybody to say goodbye to them, can we? | ...ölmeye gönderemeyiz, değil mi? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| They've probably got their families. | Muhtemelen yanlarında aileleri vardır. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Even if they have, they ought to have girls and dancing. | Öyle olsa bile, yanlarında dans edebilecekleri bayanlar olması gerekir. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| How about those who haven't got any families? How about the orphans? | Peki ya ailesi olmayanlara ne demeli? Yetimlere ne olacak? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Who says goodbye to them? You ought to know about them. | Onları kim uğurlayacak? Onları gayet iyi biliyor olmalısın. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| The superintendent probably comes down from the asylum for old times' sake. | Muhtemelen eski zamanların hatırına akıl hastanesinin müdürü gelecektir. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Norval, I think you're perfectly heartless. | Norval, kanımca kalpsizin tekisin. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I hope you get into the Army someday and the last thing that happens to you... | Umarım bir gün orduya kabul edilirsin ve buralardan gitmeden önce başına gelecek... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| before you sail away, the last thing you have to treasure... | ...yabancı semalarda savaşırken değerini bileceğin son şey... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| while you're fighting beneath foreign skies is a kiss from the superintendent! | ...müdürün öpücüğü olacak! | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| What do you want me to say? I want you to say: | Ne söylememi istiyorsun ki? Söylemeni istediğim şey şu: | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| "Trudy, it's your bounden duty to say goodbye to our boys. | "Trudy, evlatlarımıza veda etmek mecburi görevin. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| "To dance with them, to give them something to remember, to fight for. | "Onlarla dans etmen, onlara hatırlaması, savaşmaya devam etmesi için değecek bir şey vermek. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| "I won't take no for an answer, so I'll drop you off at the church basement... | "Hayır cevabını kabul etmeyeceğim, bu yüzden seni kilisenin bodrumuna bırakacak... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| "take in a movie, then pick you up and take you home... | "...sinemaya gidecek, bitince seni oradan kibar bir centilmen gibi alıp evine bırakacak... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| That's what I want you to say. I won't say it. | İşte böyle söylemeni istiyorum. Öyle bir şey demeyeceğim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Please, Norval. I won't do it. | Lütfen Norval. Yapmayacağım. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I won't sit through three features all by myself. | Üç tane filmi bir başıma izlemeyeceğim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Couldn't you sleep through a couple of them? | İkisinin arasında uyuyamaz mısın? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Suppose you get caught? Where does that put me with your father? | Yakalandığını bir düşünsene? Babanın gözünde ne duruma düşerim? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Why should I get caught? Anyway, I'm not doing anything wrong. | Neden yakalanayım ki? Her neyse, yanlış bir şey yapmıyorum ki. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| The whole idea sounds very cheesy to me, Trudy. | Tüm bu durum bana çok sakat geliyor Trudy. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I'm not trying to be disagreeable... | Can sıkıcı biriymiş gibi olmaya çalışmıyorum... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| but if you want me as a kind of a false front, a kind of decoy... | ...ama benim bir takma cephe ya da bir yem olmamı istiyorsan... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I might just as well take you home right now and say goodbye to you. | ...en doğrusu seni hemen evine götürüp vedalaşmak olur. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| That doesn't cut any ice with me. | Bunlar bana sökmez. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Go ahead, cry all you like. I've seen you cry before. | Durma, istediğin kadar ağla. Seni daha önce ağlarken görmüştüm. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Stop it, will you? I'm not crying for me. | Şunu keser misin? Kendime ağlamıyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I'm just thinking of those poor boys going away like poor little orphans. | O zavallı çocukların, garip birer yetim gibi gideceklerini düşünüyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You're not the only dame in town, are you? That's right, insult me. | Kasabadaki tek bayan sen değilsin, değil mi? Bu doğru, durma aşağıla beni. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I'm not insulting you, Trudy. I... | Sana hakaret ettiğim falan yok Trudy. Ben... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Where will I meet you? | Seninle nerede buluşacağız? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| It doesn't matter now that you've spoiled everything. | Her şeyi bozduğuna göre bunun pek bir önemi yok. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Doesn't it? What time is the third feature over? | Öyle mi yani? Üçüncü film ne zaman bitiyor? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| About 1: 10, if my seat holds out. | Koltuğum dayanırsa yaklaşık 1:10'da. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| All right, I'll pick you up at 1: 10. Pick me up? | Tamam, seni 1:10'da alırım. Beni mi alırsın? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| What do you mean pick me up? | Ne demek yani beni alırsın? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Don't you think I ought to take your car? The boys mightn't have any. | Aramanı almam gerektiğini düşünmüyor musun? Çocukların hiçbirinde olmayabilir. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Take my car? | Arabamı almak mı? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| First, you get me out under false pretenses... | Önce beni yapacağın sahtekarlığa bulaştırıyor... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| which you never had the slightest intention of... | ...ki daha önce ucundan bile bulaşmadığın bir durum... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Then you want me to sit through three features all by myself... | ...sonra üç filmi bir başıma izlememi istiyor... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| and now you want to take my car in the bargain for a bunch... | ...ve şimdi de kalkmış hiç sahip olmadığım... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Of all the confounded nerve I ever... | ...Allahın cezası cesaretime sığınarak arabamı istiyorsun. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| All right! Here. | Öyle olsun bakalım! Al şunu. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| The car's in front of my house. Is there anything else you want? | Araba evimin önünde. İstediğin başka bir şey var mı? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| How about my gas card? My money? My watch? | Benzin kartıma ne dersin? Para? Saat? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Maybe one of the boys could use it. | Belki oğlanlardan birinin işine yarar. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| What a war. | Ne savaşmış be! | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Say, I've got a wonderful idea. What? | Harika bir fikrim var. Neymiş o? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Let's all get married. | Hepimiz evlenelim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| The finest bunch of boys I've ever seen. | Gördüğüm en iyi çocuklar. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I want champagne for everybody in the house. | Evdeki herkes için şampanya istiyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I'm so sorry. The whole house. | Çok özür dilerim. Bütün ev için. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I've got a wonderful idea. | Harika bir fikrim var. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Hello, Norval. It's nice to see you. How long you've been waiting? | Merhaba Norval. Seni görmek ne güzel. Ne kadar vakittir bekliyordun? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| What do you think? Holy mackerel, you know what time it is? | Aklından zorun mu var? Vay anasını, saatin kaç olduğundan haberin var mı? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| We had a wonderful time, Norval. | Harika zaman geçirdik Norval. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| We sang and then we danced and then we had some lemonade and then... | Şarkı söyledik, dans ettik, limonata içtik ve sonra da... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| it's almost as if somebody slugged me or something. | ...sanki birileri beni çok fena hırpalamış gibi hissediyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Isn't that funny? The next thing I remember... | Ne kadar komik, değil mi? Sonrasındaysa hatırladığım şey... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I was driving down the street and all of a sudden I said, "Norval. | Aracı kullanıyordum ve birdenbire "Norval" dedim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| "Norval must be waiting for me." | "Norval beni bekliyor olmalı." | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I bet I'm a couple minutes late. | Sanırım birkaç dakika geciktim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You win. I'm awful sorry, Norval. | Sen kazandın. Çok özür dilerim Norval. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| If there's one thing I despise, it's people who... | Nefret ettiğim bir şey varsa o da... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I mean if there's one thing I love, it's punctual... | Demek istediğim, sevdiğim bir şey varsa o da dakik... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| People who are on time. | Dakik olan insanlardır. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You've been drinking! Who's been drinking? | Kafayı çekmişsin! Kim kafayı çekmiş? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I never had a drink in my life! | Ömrüm boyunca içki içmedim! | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| How dare you insinuate I've been drinking? | Ne cüretle içki içtiğimi ima edersin? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| You certainly don't get what you've got on lemonade. | İnsan limonata içerek bu şekilde kafa bulmaz. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I certainly did. All right. | Bana kesin öyle oldu ama. Pekala. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| What have you been using on my car, a pickaxe? | Arabamın üzerinde ne kullandın, kazma falan mı? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Is this your car? | Bu senin aracın mı? | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| I was wondering where I found this old jalopy. | Bu yaşlı külüstürü nereden bulduğumu merak ediyordum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| Where do you suppose I've been? I'm sure I don't know. | Sence neredeydim? Bilmediğime eminim. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| It's funny, I remember everything perfectly up to someplace. | Çok komik, bir noktaya kadar her şeyi çok iyi hatırlıyorum. | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 | |
| We were dancing or something, and then... | Dans falan ediyorduk, sonra... | The Miracle of Morgan's Creek-1 | 1944 |