Search
English Turkish Sentence Translations Page 158554
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Common sense? | Beklenti mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| What is the point of this hopeless suffering? | Bu ümitsiz acılara niye katlanıyoruz? | Taurus-1 | 2001 | |
| You don't know the diagnosis, yet you speak of hope. | Daha teşhisi koymadan ümitten bahsediyorsunuz. | Taurus-1 | 2001 | |
| Who says I don't know what ails you? | Kim diyor hastalığınızı bilmediğimi? | Taurus-1 | 2001 | |
| You have motor and sensory aphasia. | Bir beyniniz ve duyusal afaziniz var. | Taurus-1 | 2001 | |
| What is aphasia? Well, it's... | Afazi nedir? Afazi, şey... | Taurus-1 | 2001 | |
| If I have aphasia, what do you have? | Bende afazi var, peki sende? | Taurus-1 | 2001 | |
| Me? I don't have anything. | Bende mi? Bende bir numara yok. | Taurus-1 | 2001 | |
| Nonsense. Foolishness. Melancholy. | Saçmalık, aptallık, melankoli. | Taurus-1 | 2001 | |
| Melancholy? Why? | Melankoli mi? Niye? | Taurus-1 | 2001 | |
| Because you know what's going to happen? | Neler olup bittiğini biliyorsun diye mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| In 1919, a peasant told me: | 1919'da köylünün biri bana demişti ki: | Taurus-1 | 2001 | |
| 'You will die of apoplexy... | "Felç geçirip öleceksin..." | Taurus-1 | 2001 | |
| because your neck is too short. ' | "...çünkü ensen çok kısa!" | Taurus-1 | 2001 | |
| One must be tough to die of an apoplexy. | İnsanın felç geçirip ölmesi zor olmalı. | Taurus-1 | 2001 | |
| I don't know. Never tried it. | Bilemeyeceğim, hiç tecrübe etmedim! | Taurus-1 | 2001 | |
| I'm sick of this damned dressing gown. | Şu sabahlıktan da fena halde sıkıldım! | Taurus-1 | 2001 | |
| Help me, please, dear leader. | Lütfen yardım edin sayın liderimiz. | Taurus-1 | 2001 | |
| Will I be able to think once the paralysis is total? | Tamamen felç olduğumda, düşünme kabiliyetim devam edecek mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Let go of me, for God's sake! Damn it! | Bırakın beni Tanrı aşkına! Kahretsin! | Taurus-1 | 2001 | |
| You'll be able to think. | Düşünebileceksiniz. | Taurus-1 | 2001 | |
| There is a precedent: | Benzer bir vak'a var: | Taurus-1 | 2001 | |
| Once a bourgeois hurt his head... | Burjuvanın birisinin başı ağrıdığında... | Taurus-1 | 2001 | |
| Should I take it away? Wait. | Götüreyim mi? Bekle. | Taurus-1 | 2001 | |
| ...he went to see the doctor. | ...bir doktora gitmiş. | Taurus-1 | 2001 | |
| And the doctor found... | Doktor da onun kafasında... | Taurus-1 | 2001 | |
| a screw in his head. | ...bir çivi bulmuş. | Taurus-1 | 2001 | |
| They operated, and removed the screw. | Ameliyat edip çiviyi çıkarmışlar. | Taurus-1 | 2001 | |
| Did he live long? | Uzun yaşamış mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| What? Did he live long? | Ne? Uzun yaşamış mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| He died instantly. | Hemencecik ölmüş. | Taurus-1 | 2001 | |
| It turned out that the poor man... | Zavallı adam, ameliyatla alındığı için... | Taurus-1 | 2001 | |
| couldn't live without that screw in his head. | ...kafasındaki çivi olmayınca yaşayamamış. | Taurus-1 | 2001 | |
| Very Russian, yes. | Tam Rus işi, evet! | Taurus-1 | 2001 | |
| A screw as an existential necessity. | Varoluşsal gerekliliğe sahip bir çivi. | Taurus-1 | 2001 | |
| It's possible to live even without a brain. | İnsanın, beyni olmadan da yaşaması mümkündür. | Taurus-1 | 2001 | |
| Sometimes, when they open the cranium... | Bazen kafatası açıldığı vakitler... | Taurus-1 | 2001 | |
| they discover new humours. | ...doktorlar yeni ruh halleri keşfeder. | Taurus-1 | 2001 | |
| But you don't have to worry about that. | Ama sizin bu konuda endişelenmenize gerek yok. | Taurus-1 | 2001 | |
| You are our athlete of the intellect. | Bizim zihin egzersizimiz sizsiniz. | Taurus-1 | 2001 | |
| Your brain ought to be developed like a muscle. | Beyniniz bir kas gibi gelişmiş olmalı. | Taurus-1 | 2001 | |
| Oh, how I'd love... | Aslında var ya, beyninizi görebilsem... | Taurus-1 | 2001 | |
| to be able to see your brain! | ...son derece mutlu olurdum! | Taurus-1 | 2001 | |
| Do you have a punch? I have a saw. | Matkabınız var mı? Bir testerem var. | Taurus-1 | 2001 | |
| Don't worry, you won't have to wait long. | Endişe etme. Fazla beklemen gerekmeyecek. | Taurus-1 | 2001 | |
| Soon you'll get better. | Çok yakında iyileşeceksiniz. | Taurus-1 | 2001 | |
| You're almost cured. | Hatta neredeyse iyileştiniz bile! | Taurus-1 | 2001 | |
| You'll get better. | Daha da iyi olacaksınız. | Taurus-1 | 2001 | |
| Better? When? | Daha iyi mi? Ne zaman? | Taurus-1 | 2001 | |
| In a month, perhaps two. | Bir ay içinde, bilemediniz iki ay. | Taurus-1 | 2001 | |
| Can you be more precise? | Daha net söyleyebilir misin? | Taurus-1 | 2001 | |
| More precise? | Daha net mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| To be... You don't know anything! | Daha net... Bir şey bildiğin yok senin! | Taurus-1 | 2001 | |
| To be more precise... | Daha net ifade edersek... | Taurus-1 | 2001 | |
| you will be better... | ...17 çarpı 22... | Taurus-1 | 2001 | |
| as soon as you can multiply 17... | ...gün arası bir vakitte... | Taurus-1 | 2001 | |
| and 22. | ...iyi olacaksınız. | Taurus-1 | 2001 | |
| Yes, you heard right. | Evet, doğru duydunuz. | Taurus-1 | 2001 | |
| 17... | 17 çarpı... | Taurus-1 | 2001 | |
| and 22. | ...22 gün arası. | Taurus-1 | 2001 | |
| your recuperation will be complete. | ...sağlığınıza tam olarak kavuşmuş olacaksınız. | Taurus-1 | 2001 | |
| I guarantee it. | Buna garanti veririm. | Taurus-1 | 2001 | |
| Your temples are sweating. That's easy... | Şakağınız terlemiş. Bu iyi olur... | Taurus-1 | 2001 | |
| 17 and 22... Perhaps it's a fever. | 17 çarpı 22 gün... Ateşiniz sebebiyledir muhtemelen. | Taurus-1 | 2001 | |
| But if it's so easy... | İyi de madem bu kadar... | Taurus-1 | 2001 | |
| 17... Where's my pencil? | 17... Kalemim nerede? | Taurus-1 | 2001 | |
| I'll figure it out it in a moment... | Dakikasında hesaplar ve... | Taurus-1 | 2001 | |
| 17 and 22... | 17 çarpı 22 gün arası... | Taurus-1 | 2001 | |
| Fedor! | Fedor! | Taurus-1 | 2001 | |
| Take the lamp. | Lambayı getir. | Taurus-1 | 2001 | |
| Turn off the light, Fedia. | Işığı söndür, Fedia. | Taurus-1 | 2001 | |
| Good lad, you're learning. | Aferin delikanlı, bu işi kaptın. | Taurus-1 | 2001 | |
| Why do you speak to me in German? | Benimle niye Almanca konuşuyorsunuz? | Taurus-1 | 2001 | |
| 17 and 22... | 17 çarpı 22... | Taurus-1 | 2001 | |
| What does this symptom mean? | Bu belirti ne anlama geliyor? | Taurus-1 | 2001 | |
| Here is an X, that signifies multiplication. | Burada bir çarpı var, çoğaltma simgesidir. | Taurus-1 | 2001 | |
| Signifies... | Simge... | Taurus-1 | 2001 | |
| But how do I multiply it? | İyi de nasıl çarparım? | Taurus-1 | 2001 | |
| How do I multiply...? | Nasıl çarparım...? | Taurus-1 | 2001 | |
| Soon... | Bir süre sonra... | Taurus-1 | 2001 | |
| they will kill him. | ...onu öldürürler. | Taurus-1 | 2001 | |
| An X, an X... | Bir X, bir X... | Taurus-1 | 2001 | |
| Is it Russian or German? | Rusça mı, Almanca mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| Since he's dying... | Madem ölüyor... | Taurus-1 | 2001 | |
| they will execute the sentence. | ...hükmü infaz edeceklerdir. | Taurus-1 | 2001 | |
| Enough, enough already. Shut the door! | Yeterli, bu kadarı yeterli. Kapayın şu kapıyı! | Taurus-1 | 2001 | |
| Well, perhaps they won't kill him. Yes they will. | Belki de öldürmezler Hayır, öldürecekler. | Taurus-1 | 2001 | |
| At most they'll strip him of his rights... | En fazla yetkilerini elinden alıp... | Taurus-1 | 2001 | |
| ...and exile him. Do you need me? | ...sürgüne gönderirler. Bana ihtiyacınız var mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| Exile. Shut the door! | Sürgün. Kapatın kapıyı! | Taurus-1 | 2001 | |
| Valentin Vikentievich, have you examined him? And? | Valentin Vikentievich, kendisini muayene ettiniz mi? Sonuç? | Taurus-1 | 2001 | |
| Well, he's past the crisis. | Bir kriz geçiriyor.. | Taurus-1 | 2001 | |
| If he wants, he may go hunting. | İsterse ava çıkabilir. | Taurus-1 | 2001 | |
| Then we'll go hunting. | O zaman ava çıkalım. | Taurus-1 | 2001 | |
| Shura, dear, bring me the stool please. | Shura, tatlım, bana tabureyi getirir misin lütfen? | Taurus-1 | 2001 | |
| Why the scissors? Just because. | Makas ne için? Lazım işte. | Taurus-1 | 2001 | |
| Go to your place. All right. | Yerine dönebilirsin. Tamam. | Taurus-1 | 2001 | |
| Shut the door, I said! | Kapatın şu kapıyı demiştim! | Taurus-1 | 2001 | |
| I already did! | Kapadık işte! | Taurus-1 | 2001 | |
| Good day. Good day. | Güzel bir gün. Güzel bir gün. | Taurus-1 | 2001 |