Search
English Turkish Sentence Translations Page 158557
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I will follow wherever you lead. | Nereye gitsen seninle gelirim. | Taurus-1 | 2001 | |
| What did they say about the death of Marx? | Marx'ın ölümü hakkında ne dediler? | Taurus-1 | 2001 | |
| Ah yes, wait. | Ha evet, bekle. | Taurus-1 | 2001 | |
| 'Normally they would remove the nose from the head. | "Normalde, burunu kafadan ayırırlardı. | Taurus-1 | 2001 | |
| Then they would brand with red hot iron the living... ' | Sonra kızgın demirle dağlarlardı..." | Taurus-1 | 2001 | |
| Branding? Oh, sorry, that wasn't it. | Dağlamak mı? Pardon, bu değildi. | Taurus-1 | 2001 | |
| Here it is: | İşte buldum. | Taurus-1 | 2001 | |
| 'The 14th of March, Karl was much better. | "Mart'ın 14'ü, Karl daha iyiydi. | Taurus-1 | 2001 | |
| He drank some wine and milk... | Biraz şarap ve süt içti.... | Taurus-1 | 2001 | |
| and ate some soup, but he began to turn pale. | ...sonra da çorba içti ve sonra rengi solmaya başladı. | Taurus-1 | 2001 | |
| His stomach was upset and he began to cough up blood. | Midesi berbattı ve sonra kanlı öksürmeye başladı.. | Taurus-1 | 2001 | |
| He had trouble breathing. | Solunum yetmezliği vardı. | Taurus-1 | 2001 | |
| So they sat him in front of the fireplace. | Bu yüzden onu şöminenin önünde oturttular. | Taurus-1 | 2001 | |
| He was weak and it appeared he was sleeping. | Cansız ve uykudaymış gibiydi. | Taurus-1 | 2001 | |
| His daughter went to find Engels... | Kızı, Engels'i bulmaya gitti... | Taurus-1 | 2001 | |
| and she told him to go in silently. | ...ve ona sessizce içeri girmesini söyledi. | Taurus-1 | 2001 | |
| When Engels and Lenchen came near Karl... | Engels ile Lenchen Karl'ın yanına geldiğinde... | Taurus-1 | 2001 | |
| he was in the same position, but he wasn't breathing. ' | ...aynı pozisyondaydı ve soluk almıyordu." | Taurus-1 | 2001 | |
| I've looked for information about his death for 5 years. | 5 yıl ölümüyle ilgili bilgi bulmaya çalıştım. | Taurus-1 | 2001 | |
| It's more important than it seems. | Göründüğünden daha önemli. | Taurus-1 | 2001 | |
| The fact that it was Engels says a lot. | Aslında Engels bunu çok söylerdi. | Taurus-1 | 2001 | |
| Marx was still alive, but Friedrich wasn't there. | Marx hâlâ hayattaydı, fakat Friedrich orada değildi. | Taurus-1 | 2001 | |
| He wasn't on duty. What was he doing? | Görev başında değildi. Ne yapıyordu? | Taurus-1 | 2001 | |
| I've been wanting to ask you a question for some time: | Bir süredir sana bir soru sormak istiyordum. | Taurus-1 | 2001 | |
| Do you mean to go on living after I've died? | Ben öldükten sonra yaşamayı istiyor musun? | Taurus-1 | 2001 | |
| Why do you ask? No reason, simple curiosity. | Neden soruyorsun? Sebebi yok, öylesine bir merak. | Taurus-1 | 2001 | |
| What do you think will happen? | Ne olacağını düşünüyorsun? | Taurus-1 | 2001 | |
| Will the sun still rise? | Güneş yine doğacak mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| Will there keep being so many perversions? | Bir sürü çarpıklık olmaya devam mı edecek? | Taurus-1 | 2001 | |
| Or will it all come to an end, vanish, disappear? | Yoksa her şeyin sonu mu gelecek, her şey aniden mi kaybolacak? | Taurus-1 | 2001 | |
| Will the wind keep blowing? | Rüzgâr esmeyi sürdürecek mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Will it? | Sürdürecek mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Speak. Yes, it will keep blowing. | Konuş. Evet, esmeyi sürdürecek. | Taurus-1 | 2001 | |
| Good. The wind will blow, the sun will rise. | Güzel. Yine rüzgâr esecek ve güneş doğacak. | Taurus-1 | 2001 | |
| The foolish proletariat will fight against the bourgeois swine. | Ahmak proletarya, kapitalist domuza karşı mücadele edecek. | Taurus-1 | 2001 | |
| Until it begins to vomit and cough up blood. | Kan kusturana dek. | Taurus-1 | 2001 | |
| You have no idea what awaits you when I'm gone. | Ben olmadığımda seni nelerin bekleyeceğini bilemezsin. | Taurus-1 | 2001 | |
| So afterwards everything will carry on the same. | Daha sonra her şey aynı kalacak. | Taurus-1 | 2001 | |
| Yes, everything will go on exactly as before. | Evet, her şey eskisi gibi olacak. | Taurus-1 | 2001 | |
| That's marvellous. Hilarious. | Bu muhteşem. Olağanüstü. | Taurus-1 | 2001 | |
| So you haven't thought anything about it? | Bunu hiç düşünmedin mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Thought? About what? | Düşünmek mi? Neyi? | Taurus-1 | 2001 | |
| About life after me. | Benden sonrasını. | Taurus-1 | 2001 | |
| Last night there was a storm. | Dün gece fırtına vardı. | Taurus-1 | 2001 | |
| But the grass is dry. | Ama çimenler kuru. | Taurus-1 | 2001 | |
| Very well. | Öyle. | Taurus-1 | 2001 | |
| I've decided to ask the Party to give me poison. | Parti'nin bana zehir vermesini istedim. | Taurus-1 | 2001 | |
| For what reason? Because I can't do multiplication. | Ne diye? Çünkü çarpma işlemini artık yapamıyorum. | Taurus-1 | 2001 | |
| It's clear that this is only the beginning. | Belli ki bu sadece bir başlangıç. | Taurus-1 | 2001 | |
| In a month I won't be able to remember my own name. | Bir ay sonra adımı bile hatırlayamayacağım. | Taurus-1 | 2001 | |
| In two months, I'll have forgotten who I am. | İki ay sonra kim olduğumu unutacağım. | Taurus-1 | 2001 | |
| Remember the Lafargues. | Lafargueleri hatırla. | Taurus-1 | 2001 | |
| Two old people, two cadavers, hand in hand. | İki yaşlı insan, iki kadavra, el ele tutuşuyorlar. | Taurus-1 | 2001 | |
| Someday will there be something that really moves the people? | Günün birinde insanları gerçekten hareketlendirecek bir şey olacak mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| Something other than total fear and ruthlessness? | Genel korku ve gaddarlık dışındakiler? | Taurus-1 | 2001 | |
| Terror, to submit to the elements. | Elementleri ileri sürmek için korku salma. | Taurus-1 | 2001 | |
| To teach the savages to live as humans. | İnsan gibi yaşamak için şiddeti öğretmek. | Taurus-1 | 2001 | |
| And I am weak. | Bense güçsüzüm. | Taurus-1 | 2001 | |
| I understand you. What is it you understand? | Seni anlıyorum. Neyi anlıyorsun? | Taurus-1 | 2001 | |
| Is it that you want to accompany me? | Bana eşlik etmek istediğinden mi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Because it will be good for the cause? | Dava için iyi olacağından mı? | Taurus-1 | 2001 | |
| i don't know if it will be good for the cause. | Bunun dava için iyi olup olmayacağını bilmiyorum. | Taurus-1 | 2001 | |
| I'm not obliged to know everything. | Her şeyi bilmek zorunda değilim. | Taurus-1 | 2001 | |
| Come. Your cap. | Gel. Kasketin. | Taurus-1 | 2001 | |
| It would be better for the cause to stay alive. | Hayatta kalmak dava için daha iyi olurdu. | Taurus-1 | 2001 | |
| But one can't live forever. | Fakat kimse sonsuza dek yaşayamaz. | Taurus-1 | 2001 | |
| What? Not forever. | Ne? Sonsuza dek. | Taurus-1 | 2001 | |
| Oh! I have a run in my stockings. | Çorabım kaçmış. | Taurus-1 | 2001 | |
| The universe endures, and God does too. | Evren katlandığı gibi Tanrı'da katlanır. | Taurus-1 | 2001 | |
| Eternity digs us a deep grave. | Sonsuzluk bize derin bir mezar bırakıyor. | Taurus-1 | 2001 | |
| If eternity digs us a deep grave... | Eğer sonsuzluk bize derin bir mezar bırakıyorsa... | Taurus-1 | 2001 | |
| I think I'm staying here. | ...o halde ben de burada kalıyorum | Taurus-1 | 2001 | |
| Look, I have a run in my stockings. | Bak, çorabım kaçmış. | Taurus-1 | 2001 | |
| I'll carry on with your just cause. | Senin için buna devam ediyorum. | Taurus-1 | 2001 | |
| Why are you moaning? | Niçin inliyorsun? | Taurus-1 | 2001 | |
| Piotr Petrovich! | Piotr Petrovich! | Taurus-1 | 2001 | |
| Piotr Petrovich, come back! | Piotr Petrovich, buraya gel! | Taurus-1 | 2001 | |
| It wasn't my idea. I didn't want to come. | Bu benim fikrim değildi. Gelmeyi istemedim. | Taurus-1 | 2001 | |
| Onwards! | İleri! | Taurus-1 | 2001 | |
| Where are you? Who? | Neredesin? Kim? | Taurus-1 | 2001 | |
| He's gone crawling off. Who has? | Sürünmeye başladı. Kim? | Taurus-1 | 2001 | |
| I see him, I see him! Whom? | Onu görüyorum, onu görüyorum! Kimi? | Taurus-1 | 2001 | |
| Well, you've come this far. | Ne kadar uzağa gitmişsin. | Taurus-1 | 2001 | |
| I'm already getting up. | Kalkıyorum zaten. | Taurus-1 | 2001 | |
| I can do it alone, let go of me. | Kendim yapabilirim, rahat bırak beni. | Taurus-1 | 2001 | |
| By yourself, of course. | Tabii ya, kendi kendine. | Taurus-1 | 2001 | |
| Leave me to myself! | Beni kendi halime bırakın! | Taurus-1 | 2001 | |
| Why are you always pushing me about? | Neden hep beni itiyorsun? | Taurus-1 | 2001 | |
| Careful! Don't take him like that. | Dikkat et! Onu böyle tutma. | Taurus-1 | 2001 | |
| I'm not too heavy? | Çok ağır değil miyim? | Taurus-1 | 2001 | |
| All right, onwards! | Pekâlâ, öne! | Taurus-1 | 2001 | |
| All of this because of going hunting. | Bütün bunlar avlanma yüzünden oldu. | Taurus-1 | 2001 | |
| Why did he come unwillingly? | Neden isteksizce geldi ki? | Taurus-1 | 2001 | |
| What a most uncomfortable car. It's worse... | Ne kadar da rahatsız edici bir araba. Daha beter... | Taurus-1 | 2001 | |
| Because you can't talk on the highway. Why is it so dark? | Çünkü yoldayken konuşamıyorsun. Neden çok karanlık? | Taurus-1 | 2001 | |
| I can climb the stairs on my own. | Merdivenleri kendi başıma çıkabilirim. | Taurus-1 | 2001 | |
| Of course, all by yourself. | Elbette, kendin çıkabilirsin. | Taurus-1 | 2001 | |
| Representatives of the people. | Halkın temsilcileri. | Taurus-1 | 2001 | |
| They bring flowers. | Çiçek getiriyorlar. | Taurus-1 | 2001 | |
| But they're children! | Ama onlar çocuk! | Taurus-1 | 2001 |