Search
English Turkish Sentence Translations Page 158533
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| The Parisians are here. | Parisliler burada. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How are you. Auntie Danielle? | Nasılsın Danielle Hala? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| So so, dear Catherine. | Şöyle böyle sevgili Catherine. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I was so looking forward to seeing you. | Sizleri gördüğüme memnun oldum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm so old, it's time I joined Edouard. | Ben çok yaşlıyım, Edouard’la buluşma zamanı geliyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you're just tired. the weather's so changeable. | Sadece yorgunsunuz. Hava çok değişken. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Odile says it came on suddenly. | Odile aniden oldu diyor.. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Suddenly. that's right. | Aniden. Bu doğru. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Are those the children? | Çocuklarınız bunlar mı? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How nice. Thank you. my child. | Ne kadar güzel. Teşekkür ederim çocuğum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's Jean Christophe. Ah. yes. Christophe. | Bu Jean Christophe. Ah, evet Christophe. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm eight years old. | 8 yaşındayım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Hello. young lady. | Merhaba genç bayan. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's Jean Marie, Auntie. | Bu Jean Marie, hala. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| How silly of me. he's a boy. | Oh ne aptalım. O bir erkek çocuğu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| He has a pretty girl's eyes. | Çok güzel kız gözleri var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll put those sweets away. | Ben tatlıları kaldırayım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She isn't allowed sugar. | Doktor şekere izin vermiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I hope you prepared a snack for the children? | Umarım çocuklar için bir şeyler hazırlamışsındır. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Go with Odile. boys. Don't tire Auntie out. | Odile ile gidin çocuklar. Halanızı yormayın. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll keep these. She steals everything. | Her şeyi saklıyorum yoksa çalıyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's one of her little ways. | Onun oyunlarından biri. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll have to let her go. but... | Onu göndermem gerek ama... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| ...who'll take care of me? | ...bana sonra kim bakacak? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| No one wants an old woman. | Kimse yaşlı bir kadını istemiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Maybe an old folks' home? | Belki bir huzurevi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| My Edouard wouldn't have wanted it. | Benim Edouard’ım bunu istemezdi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Poor Edouard... | Zavallı Edouard... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Imagine dying on Armistice Day. | Ateşkes olduğu gün öldüğünü düşünsenize. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They beat old people in homes. | Yaşlı insanları evlerinden attılar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Don't worry. Auntie. | Merak etme hala. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We wontt abandon you. you're our only family. | Biz sizi terk etmeyeceğiz. Siz bizim tek ailemizsiniz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you have a good heart. | İyi bir kalbin var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I've fed and lodged Odile and she steals from me. | Odile’yi besledim, sahiplendim ama o yine de benden çaldı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She doesn't come when I call and she forgets everything. | Çağırdığım zaman gelmiyor ve her şeyi unutuyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Her cooking is disgusting. Even the dog won't eat it. | Yemekleri iğrenç, köpek bile yemiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She'll kill me with her meatballs. | Köfteleri ile beni öldürecek. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And, of course... | Ve tabii ki... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| ...there's the authorisation. | ...vekaletname. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What authorisation, Auntie? | Ne vekaleti hala? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She wants a bank authorisation to rob me! | Beni soymak için banka vekaleti istiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Don't say anything. she'd beat me. | Bir şey söylemeyin. Yoksa beni döver. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Nobody will beat you. We're here. | Seni kimse dövemez. Biz buradayız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| So... you've been to your parents' grave? | Peki... Anne ve babanızın mezarlarını ziyaret ettiniz mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And we pulled out the weeds. as usual. That's good. | Ve aynı zamanda yabani otları da temizledik. Çok iyi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They weren't around long. | Çok uzun sizinle olamadılar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| They weren't very hardy. Dying of flu. how silly. | Çok dayanıklı değillermiş. Gripten ölmek. Ne kadar aptalca. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It was the Asian flu epidemic of 1956. it was dreadful. | 1956 Asya gribi salgını idi. Korkunçtu. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| 20.000 people died. Wrap up warm. anyway. | 20 bin kişi öldü. Neyse bu konuyu kapatalım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Weren't you a brunette? No. always a redhead. | Sen esmer değilmiydin? Hayır her zaman kızıl saçlıydım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| But you dye your hair? | Saçlarını boyuyor musun? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Just a colouring shampoo. I see. | Sadece renklendirme şampuanı. Anlıyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Has your sister forgotten me? | Kız kardeşin beni unuttu mu? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She works, she couldn't make it. | Çalıştığı için gelemiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She still hasn't married that boy? Not yet. | Hala o çocukla evlenmedi mi? Henüz değil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She is rather plain. | O oldukça gösterişsiz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She has her style. | Onun da bir tarzı var. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She'll visit you this summer. | Bu yaz sizi ziyaret edecek. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We're off to Greece in July. | Biz Temmuz ayında Yunanistan'a gidiyoruz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you won't be coming? What a shame. | Siz gelmeyecek misiniz? Ne üzücü. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| your visits make me so happy. | Sizin ziyaretiniz beni çok mutlu ediyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We'll let you rest now. | Sizi yalnız bırakalım biraz dinlenin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It upsets me to see her like that. | Bu şekilde görmek beni kahretti. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She'll be as bright as a button tomorrow. | Merak etmeyin yarın daha iyi olacak. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| If you could ask her to give me the authorisation. it would be very useful. | Bana vekaletname vermeyi onunla konuşmalısınız. Bu çok yararlı olacaktır. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We'll talk about it when shets better. | Kendini daha iyi hissettiğinde bu konuyu konuşacağız. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Kiss her for us, we don't want to wake her. | Bizim için onu öp, onu uyandırmak istemiyoruz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'll phone tomorrow. | Yarın telefon ederim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Please answer. Last week I phoned at least 20 times. | Lütfen cevaplayın. Geçen hafta en az 20 kere aradım. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Take good care of her. Don't worry. | Ona dikkat edin lütfen. Merak etmeyin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Goodbye. Odile. Goodbye. children. | Hoşça kal Odile. Hoşça kalın çocuklar. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Mrs Ladurie! | Bayan Ladurie! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| I'm so glad you're back! | Döndüğünüze çok sevindim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We had wonderful weather in Cassis. | Cassis’te muhteşem vakit geçirdik. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Off you go. Don't be late! | Şimdi gidin. Geç kalmayın! | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Lookout. get out of the way. | Gözcü yolumdan çekil. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Behave, Lookout. you're making me cross. | Gözcü terbiyeli ol. Beni kızdırıyorsun. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| "Besides the lack of hygiene and the bad food, | “Hijyen eksikliği ve kötü beslenmenin yanı sıra,... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| the nursing homets residents were often tied to the bars of their beds | ...huzurevi sakinleri genellikle gün içinde yataklarının... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| for days at a time." | ...çubuklarına bağlanıyorlar.” | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| "Manager Hector Jobic and his common law wife | “Yönetici Hector Jobic ve onun nikahsız eşi... | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Madeleine Joxe deny everything." | Madeleine Joxe her şeyi inkar etti.” | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Monsters. I'd have their heads chopped off. | Canavarlar. Ben olsam onların kafalarını keserdim. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| So you've decided to clean the chandelier. | Böylece avize temizlemeye karar verdi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| About time. | Tam bu sırada. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Quite a fall. | Gerçekten düştü. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What a mess. silly Odile. | Tam bir pislik aptal Odile. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| you're always so clumsy. | Her zaman bu kadar beceriksizdin. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Know what I think, Lookout? | Ne düşünüyorum biliyor musun Gözcü? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It's Paris, here we come. | Evet Paris, işte geliyoruz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Poor Miss Damballe. what a tragedy. | Zavallı Bayan Damballe, ne trajedi. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| What a way to die. it's unthinkable. | Ölmek için ne korkunç bir yol. Bunu hayal etmek zor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Imagine cleaning a chandelier at her age. | Onun yaşında avize temizlemeyi düşünmek. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She was very attached to your aunt. She adored her. | O halanıza çok bağlıydı. Ona hayrandı. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| She had a heart of gold. She left everything to my aunt. | Altın gibi kalbi vardı. Her şeyi halama bırakarak gitti. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It'll be so strange without her. | Onsuz çok garip olacak. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| We were neighbours for 52 years. | 52 yıldır komşuyuz. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| Will she get used to Paris? | Paris’e alışabilecek mi? | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| It'll be difficult at first, but it's what she wanted. | İlk başlarda zor olacak ama bunu istiyor. | Tatie Danielle-1 | 1990 | |
| And it'll put our minds at rest. I understand. | Ve anılar hafızalarımızda kalacak. Anlıyorum. | Tatie Danielle-1 | 1990 |