Search
English Turkish Sentence Translations Page 150272
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| They're gonna be fine. | İyileşecekler. İyi olacaklar. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Where are they ? | Neredeler? Neredeler ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Actually, um, | Aslında Aslında... | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We have another problem... Kind of a big problem, really. | Başka bir sorunumuz var... Büyük bir sorun gibi gerçekte. başka bir sorunumuz var... gerçekten büyük bir sorun. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| A happy, loving couple came through here with superhuman powers and | Süper insan güçleri olan mutlu bir aşık çift geldi mutlu!, sevecen! bir çift buraya süper güçleriyle geldiler ve | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| A really bad attitude. | Gerçekten kötü tavırlıydılar, gerçekten kötü davrandılar. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It got pretty ugly. | İşler gerçekten çirkinleşti birhayli tatsızdı. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| What did they want ? | Ne istiyorlardı? Ne istiyorlarmış ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| They were looking for some guy named Kal El. | Kal El isimli birini arıyorlardı. Kal El adında birini arıyorlar. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You ever hear of him ? | Adını hiç duydun mu? Hiç duydun mu ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Where'd they go ? | Nereye gittiler? Nereye gittiler ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Kal El's in there. | Kal El oranın içinde. Kal El orada. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It's a trap. | Bu bir tuzak. Tuzak bu. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Get the door ! | Kapıyı al! Kapıyı al ! | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Seal it ! | Kapat! Kapat ! | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Lying is their way. | Yalan söylemek onların yolu. onların yolu riyakarlık. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Not for long. | Uzun sürmeyecek. daha fazla değil. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I heard you're looking for me. | Beni aradığınızı duydum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I'm Kal El. | Ben Kal El'im. Kal El benim. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| At last. | Sonunda. Nihayet. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| The last survivors of Krypton. | Kripton'dan son kurtulanlar. Krypton'dan son kurtulanlar. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| What do you want ? | Ne istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We want you to join us, Kal El, | Bize katılmanı istiyoruz Kal El, Bize katılmanı, Kal El, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| and help us make this savage land our utopia. | ve bu yabani toprakları bizim ütopyamız yapmanda yardım etmeni. ve bu yabanıl topraklarda, ütopyamızı gerçekleştirmekte yardım etmeni. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I saw what you did at the hospital. It's not utopia. It's murder. | Hastanede yaptıklarınızı gördüm. Bu ütopya değil. Cinayettir. Hastahanede ne yaptığınızı gördüm. Bu ütopya değil, cinayet. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| The few must be sacrificed for the sake of the many. | Bir çoğunun iyiliği için birkaçı kurban edilmeli. Üstün bir amaç için bazıları feda edilebilir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Then sacrifice me, | O zaman beni kurban edin, O zaman beni feda edin, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| 'cause i'm not gonna let you kill anyone else. | çünkü başkasını öldürmenize izin vermeyeceğim. çünkü birbaşkasını öldürmenize izin vermeyeceğim. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| If that is your decision, | Eğer kararın buysa, bu senin kararınsa, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| So be it, Kal El. | Öyle olsun Kal El. olur, Kal El. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We cannot destroy you, Kal El, | Seni yok edemeyiz Kal El, Seni yok edemeyiz, Kal El, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| But we can lock you in a place where you will never be able to stop us. | Ama bizi asla durduramayacağın bir yere seni hapsedebiliriz. Ama seni, bizi asla durduramayacağın bir yere hapsedebiliriz. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It is done. | Bu iş tamam. Halledildi. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Are you okay ? | Sen iyi misin? İyi misin ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Do you know who they were ? | Kim olduklarını biliyor musun? Kim olduklarını biliyor musun ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We need to get you to a hospital. | Seni hastaneye götürmemiz gerekecek. Seni hastahaneye götürmeliyiz. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It's just wood and plaster, martha. | Sadece tahta ve sıva, Martha. Sadece ahşap ve sıva, martha. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| The fact is, our family's still standing. we might | Gerçek şu ki; ailemiz yerinde duruyor. Biraz yaralanmış Önemli olan, ailemiz hala ayakta. biraz, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| be a little bruised, but i think we're stronger for it. | olabiliriz, ama bence bu iş için yeterince gücümüz var. yıprandık, ama bunun için daha güçlü olacağız. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| A house can always be rebuilt. | Bir ev her zaman yeniden inşa edilebilir. Bir ev herzaman yapılabilir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It doesn't hurt to have a one man construction team as a son. | Tek kişilik inşa ekibi olan bir oğlun olmasının da zararı olmaz. Oğlumuz gibi tek kişilik inşaat ekibi oldukça bizi sarsmaz. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Don't worry, Clark. Things are gonna get back to normal soon enough. | Endişelenme Clark. Her şey çok yakında yeniden normale dönecek. Üzülme, Clark. Herşey elbet normale dönecek. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Actually, things will be a lot more normal around here than you think. | Aslında, her şey sizin sandığınızdan daha normal. Aslında, burada bazı şeyler senin düşündüğünden daha normal. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| My abilities are gone. | Yeteneklerim gitti. Güçlerim gitti. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| How ? | Nasıl? Nasıl ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Jor El took them. | Jor El aldı onları. Jor El geri aldı. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| But I'm not sure it's such a bad thing. | Ama kötü bir şey olduğundan pek emin değilim. Ama bunun o kadar da kötü olduğunu düşünmüyorum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| All I've ever wanted was to be normal, and now, finally... | Her zaman istediğim şey normal olmaktı ve şimdi, sonunda... Herzaman normal olmak istemiştim, ve şimdi, nihayetinde... | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I don't think that this adjustment is gonna be quite as easy as you do, Clark. | Bu uyumun senin kabul ettiğin kadar kolay olacağını sanmıyorum, Clark. Buna uyum sağlamanın sandığın kadar kolay olmayacağını düşünüyorum, Clark. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| But that's why I'm lucky to have parents like you. | Zaten bu yüzden sizin gibi ebebeynlerim olduğu için şanslıyım. işte bunun için sizin gibi bir aileye sahip olduğumdan dolayı şanslıyım. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Every time I ever woke up and I had a new ability, you were always there to help me adjust, | Ne zaman yeni bir yeteneğim ortaya çıksa herseferinde yardım için yanımdaydınız. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| and this time's no different. | ve şimdi hiç farklı değil. ve bu sefer de farklı değil. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It is different. | Farklı tabii. Bu sefer farklı. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You can get hurt now. | şimdi yaralanabilirsin. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You're vulnerable. | Artık korunmasızsın. Kolaylıkla incinebilirsin. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Isn't that what it means to be human ? | İnsan olmak demek bu değil mi zaten? Bu insan olmak demek değil mi ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| No, I I... | Hayır, ben Hayır, ben ben... | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I can't imagine Jor El giving up on you that easily. | Jor El'in senden bu kadar kolay vazgeçeceğini hayal dahi edemem. Jor El'in senden bu kadar kolay vazgeçeceğine inanmıyorum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I took care of the danger he warned me about. | Beni uyardığı tehlikenin icabına baktım, Beni uyardığı tehlikenin icabına baktım. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| and if losing my abilities is the consequence, then I think he's done with me. | eğer yeteneklerimi kaybetmek bunun sonucuysa, o zaman benimle işi bitti demektir. ve bunun sonucunda güçlerimi kaybettiysem o zaman benimle işi bitmiş demektir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Look... | Bak... Bakın... | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It's all in the past now. | Hepsi geçmişte kaldı şimdi. Şimdi hepsi geçmişte kaldı. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I'm ready to take a step to the future. | Geleceğe bir adım atmaya hazırım. Geleceğe adım atmak için hazırım. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| start by rebuilding this house one board at a time. | bu evi onarmakla başlıyorum, her seferinde bir kalas dikeceğim. Önce evi yeniden yapmakla başlıyalım. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Now, how could Clark possibly be here ? | Şimdi Clark nasıl burda olabilir? Clark nasıl burada olabilir ki ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We're in the middle of Alaska. | Alaska'nın ortasındayız. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I must have been dreaming, I guess. | Düş görüyordum sanırım. Rüya görüyordum sanırım. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| What's going on, Lex ? | Neler oluyor, Lex ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I came to take you home. | Seni eve götürmeye geldim. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Clark, really, you shouldn't have. | Clark, gerçekten, onları getirmemeliydin. Clark, gerçekten, zahmet etmeseydin. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Actually, I didn't. | Aslında getirmedim. Aslında, etmedim. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Too sweet for words. | Sözcüklerin için çok tatlı. ne kadar tatlı sözler. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| How'd you get that frog in your throat ? | Gırtlağına o kurbağayı nasıl soktun? boğazına kurbağa mı kaçtı ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| That's what happens when you get a neck massage from barbie the barbarian. | Barbie Barbarından boyun masajı alınca böyle oluyor. Ne olduysa Barbie boynuma masaj yaparken oldu. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| The doctor says I shouldn't talk too much. | Doktor çok fazla konuşmamam gerektiğini söylüyor. Doktor fazla konuşmamam gerektiğini söyledi. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Oh, gee, that's too bad. | Vay, bu çok kötü. Çok kötü olmuş. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Don't get your hopes up, Smallville. It's not permanent. | Fazla umutlanma, Smallville. Kalıcı değil. Çok umutlanma, Smallville. Kalıcı değilmiş. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I got to catch a plane in two hours for Geneva, and if I'm late, | İki saat içinde Cenova'ya giden uçağı yakalamam gerekiyor ve geç kalırsam, 2 saat sonra cenevre'ye gidecek uçağı yakalamam lazım, ve eğer geç kalırsam, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You know, the general will court martial | Bilirsin General beni askeri mahkemeye verir. Bilirsin, generalin askeri mahkemesi | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I did want to say thank you. | Sana teşekkürler demek istiyordum. Sana teşekkür etmek istiyorum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You were there for my parents. | Annemlere yardım etmişsin. Ailem için oradaydın. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| That means a lot. | Benim için çok önemliydi. anlamı büyük. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I'm sure it does. | Tabii ki öyledir. eminim öyledir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| not enough to give me this deluxe iris arrangement from main street florists. | Ana caddedeki çiçekçiden aldığın bu çiçekleri bana vermen için yeterli değildi. ana caddedeki çiçekçiden bana bu süsen çiçeklerini alacak kadar değil. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| She's down the hall... room 258. | Koridorun sonunda...258. oda Koridorun sonunda... oda 258. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Hope irises are still on your favorite flowers list. | Umarım süsen çiçeği hala senin favori çiçek listendedir. Umarım süsenler hala favori çicekler listendedir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Some things stay number one forever. | Bazı şeyler hep bir numara kalır. Bazı şeyler herzaman bir numarada kalırlar. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Lana, before the meteor shower, you came by the barn. | Lana, meteor yağmurundan önce, ambarıma geldin. Lana, meteor yağmurundan önce, ambar'a geldin. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| You said some things, | Bazı şeyler söyledin, Birşeyler söyledin, | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| and three words sort of stood out. | ve iki kelime aklımda kaldı. ve üç kelimeyle kestirdin. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| the sky was literally about to fall down on us. I never knew if I'd ever see you again. | Gök üstümüze çökecek durumdaydı. Seni bir daha göremeyeceğimi sandım. Gökyüzü üzerimize çökmek üzereydi, Seni birdaha görebilirmiydim bilmiyorum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| We were in the middle of a crisis. Sometimes people say things they don't mean. | Bir krizin ortasındaydık. Bazen insanlar ciddi olmadıkları şeyler söylerler. Bir krizin ortasındaydık. Bazen insanların söylediklerinin anlamı olmayabilir. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| ... I meant every word. | ...her kelimesinde ciddiydim. ...herşeyi anlatmak istedim. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Did you ? | Sen? ya sen ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| No more secrets. | Başka sır yok. Artık sır yok. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| No more lies. | Başka yalan yok. Artık yalan yok. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Clark, I want to ask you something. | Clark, sana bir şey soracağım. Clark, sana birşey sormak istiyorum. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| Do you believe in life on other planets ? | Başka gezegenlerde hayat olduğuna inanıyor musun? Diğer gezegenlerde yaşam olduğuna inanıyor musun ? | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| I saw something in that crater. | O kraterde bir şey gördüm. Kraterde birşey gördüm. | Smallville Arrival-1 | 2005 | |
| It was a spaceship, Clark. | Bir uzay gemisiydi, Clark. Bir uzaygemisiydi, clark. | Smallville Arrival-1 | 2005 |