Search
English Turkish Sentence Translations Page 150086
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| fast... | ...hem de çabuk ... ...hem de çabuk... ...hem de çabuk ... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| and dirt cheap. | ve çok ucuza. …ve çok ucuza. ve çok ucuza. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You up for it? | Var mısın? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Know what? You remind me of my Uncle Tito. | Biliyor musun? Bana amcam Tito'yu hatırlattın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He crossed the border in the old days... | Zamanında sınırdan geçmişti... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| by foot. | ...hem de yürüyerek. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No joke! | Cidden! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Before nodes, that's how they used to do it. | Nodlardan önce böyle yolculuk ederlermiş. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Another thing about my uncle... | Amcamın diğer bir özelliğiyse.. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| he was a dumb ass. | ..tam bir aptal olmasıydı. ...tam bir aptal olmasıydı. ..tam bir aptal olmasıydı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Just like you. | Aynı senin gibi. Aynı senin gibiydi. Aynı senin gibi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Back at home, I'd heard people talking... | Evdeyken telsizden duyduğumdan ... Evdeyken telsizden duyduğumdan... Evdeyken telsizden duyduğumdan ... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| So I knew that node workers lived far out, | ...nod işçilerinin şehir dışında , varoşlarda... ...nod işçilerinin şehir dışında, varoşlarda... ...nod işçilerinin şehir dışında , varoşlarda... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| at the edge of the city. | ...yaşadığını biliyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Do you know if anyone lives here? | Burada yaşayanları tanıyor musunuz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Does it look like it? | Öyle mi görünüyor? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Shut up, fool. | Kes sesini,aptal. Kes sesini, aptal. Kes sesini,aptal. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| If no one's there, go for it. | Orada kimse yaşamıyorsa sen yaşayabilirsin. Orada kimse yaşamıyorsa sen yaşayabilirsin. Orada kimse yaşamıyorsa sen yaşayabilirsin. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It's your house. | Senin evindir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| There's been activity in your account. | Hesabınızda bir etkinlik var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Display account. | Hesabımı göster. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| 28 clients found your story by searching "Santa Ana del Río." | 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikayenize bakmış. 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikâyenize bakmış. 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikayenize bakmış. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You had one sale and one message. | Bir satışınız ve bir mesajınız var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm interested in the guy you met. Where he's from and why he Ieft.. | Tanıştığınız adam ilgimi çekti.Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? Tanıştığınız adam ilgimi çekti. Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? Tanıştığınız adam ilgimi çekti.Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Any background information would be helpful. | Ayrıntılı bilgi yararlı olurdu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I can pre pay for the next memory. | Sonraki güncellemeniz için ön ödeme yapabilirim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I don't understand, "holy shit." | ''Hasiktir' kelimesini anlayamadım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Looking for a node job? | Nod takalım mı abi? Nod takalım mı ağabey? Nod takalım mı abi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I was thinking about you. | Seni düşünüyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| How'd it go last night? | Dün akşam nasıl geçti? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Some guy jumped me, stole all my money. | Adamın biri bana saldırdı ve tüm paramı çaldı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Anyway, I'll find someone else. | Neyse ,başka birini bulurum ben. Neyse, başka birini bulurum ben. Neyse ,başka birini bulurum ben. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| If you want, I can help. | İstersen ,sana yardım edebilirim. İstersen, sana yardım edebilirim. İstersen ,sana yardım edebilirim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Want to connect, baby? | Bağlanmak ister misin bebeğim? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Wait for me over there? | Şurada beni bekler misin? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The Tijuana Node Bar. | Tijuana Nod Barı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| In the bars you could find a cheap connection. | Barlarda ucuza bağlantı bulabilirdiniz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You could find almost anything. | Ne ararsan bulabilirdin. Barlarda ne ararsanız bulabilirdiniz. Ne ararsan bulabilirdin. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| They served shots of teki to exhausted node workers. | Yorgun nod işçilerine Teki servisi yapıyorlardı Yorgun nod işçilerine Teki servisi yapıyorlardı. Yorgun nod işçilerine Teki servisi yapıyorlardı | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He's busy doing a node job. | Şu anda meşgul. Birisine nod yapıyor. Meşgul. Birisine nod yapıyor. Şu anda meşgul. Birisine nod yapıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You're not from here, right? | Buralı değilsin sanırım ? Buralı değilsin sanırım? Buralı değilsin sanırım ? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm from far away. | Çok uzaklardanım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I came here to work. | Buraya çalışmaya geldim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Trying to be one at least. | En azından olmaya çalışıyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It's pretty new to me. | Daha çok yeniyim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But I love it... | Ama insanların... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| letting people out there see what I see. | ...benim gördüklerimi görmesini seviyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But my story's not that interesting. | Benim hikayem o kadar da ilginç değil. Benim hikâyem o kadar da ilginç değil. Benim hikayem o kadar da ilginç değil. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| My family had some problems. | Ailemin bazı problemleri vardı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We needed money. | Paraya ihtiyacımız var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Careful with the injector. It says 120, but it's running at 140. | Enjektöre dikkat et. 1 20 gözüküyor ama 1 40 çalışıyor. Enjektöre dikkat et. 1 20 gözüküyor ama 1 40 çalışıyor. Enjektöre dikkat et. 1 20 gözüküyor ama 1 40 çalışıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Good luck, kid. | İyi şanslar evlat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And the coyotek? | Nodcu nerede? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You're looking at her. | Karşında duruyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You want a node job, right? | Nod yaptırmak istiyorsun değil mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| If I do it, it'll be done right. | Ben yaparsam düzgün yapılmış olacak. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Where did you learn to do all this? | Yapmasını nereden öğrendin peki? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| My boyfriend was a coyotek. | Erkek arkadaşım bir nodcu idi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He installed my nodes so we could connect. | Bana da nod takti ki birbirimize bağlanabilelim. Bana da nod takti ki birbirimize bağlanabilelim. Bana da nod takti ki birbirimize bağlanabilelim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He taught me. | Bana o öğretti. Yapılışını o öğretti. Bana o öğretti. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Ex boyfriend. | Eski erkek arkadaşım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The technology was more interesting than him. | Teknoloji ondan daha ilgi çekiciydi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You ticklish? | Çok gıdıklanır mısın? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| These nodes are the best you can get on the street. | Bu nodlar sokakta bulabileceklerinin en iyileridir. Bu nodlar sokaklarda bulabileceklerinin en iyileridir. Bu nodlar sokakta bulabileceklerinin en iyileridir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But there's still a risk. | Gene de riski var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| If there's a virus or a short circuit... | Virüs varsa veya kısa devre yaparsa... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| electricity will pour into your body through the nodes. | ...elektrik nodlardan doğru vücuduna akar. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| When you connect to the other side... | Diğer tarafa bağlandığında... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| your body hooks into a machine. | ...vücudun bir makineye bağlanır. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It's a two way connection. | Çift taraflı bir bağlantıdır. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Sometimes you control the machine. | Bazen sen makineyi kontrol ederken... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And sometimes the machine controls you. | ...bazense makine seni kontrol eder. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Breathe in. It'll ease the pain. | Solu bunu ,acını azaltır. Solu bunu, acını azaltır. Solu bunu ,acını azaltır. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I could connect my nervous system... | ...sinir sistemimi diğer... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| to the other system. | ...sisteme bağlayabileceğim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The global economy. | Küresel ekonomiye. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Near the place where I was living... | Yaşadığım yerin yakınlarında... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| on the outskirts of the city... | şehrin varoşlarında... …şehrin varoşlarında... şehrin varoşlarında... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| stood the networked factories | ...kurulmuş tesisler vardı.. ...kurulmuş tesisler vardı… ...kurulmuş tesisler vardı.. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| the "sleep dealers." | ..uyku tacirleri.. ...uyku tacirleri. ..uyku tacirleri.. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is the American Dream. | İşte Amerikan Rüyası. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We give the United States what they've always wanted... | Amerikaya daima istedikleri ... Amerika’ya daima istedikleri... Amerikaya daima istedikleri ... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| all the work without the workers. | ...iş gücünü veriyoruz,işçileri değil. ...iş gücünü veriyoruz, işçileri değil. ...iş gücünü veriyoruz,işçileri değil. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| José is in a slaughterhouse in lowa. | José Iowa'da bir kesim evinde çalışıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Maria is a nanny for a little girl in Washington. | Maria Washington'da küçük bir kıza bakıcılık yapıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You three will be on a big job in San Diego. | Üçünüz San Diego’da büyük bir işte çalışacaksınız. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hey kid | Hadi evlat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Plug in. | Bağlan bakalım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Your future starts today. | Geleceğin bugün başlıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| HOW TO CONNECTA NODE | BİR NOD NASIL BAĞLANIR. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| OXYGEN KEEPS YOU ALERT | OKSİJEN SİZİ ZİNDE TUTAR. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| THIS EQUIPMENT PAYS YOUR SALARY TAKE CARE OF IT! | BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Spanish. | İspanyolca | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I guess you made it. | Bilmem,başardın. Bilmem, başardın. Bilmem,başardın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I got a job. I think it's in California. | Bir işe girdim. California'da sanırım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Looks like you finally found a way to get out of here. | Demek ki sonunda buradan kurtulmanın yolunu buldun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You want me to feel worse than I already do? | Olduğumdan daha kötü mü hissetmemi mi istiyorsun? Olduğumdan daha kötü mü hissetmemi istiyorsun? Olduğumdan daha kötü mü hissetmemi mi istiyorsun? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm just saying, it's what you always wanted. | Demem o ki senin her zaman istediğin zaten... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| To get away from this place. | ...buradan çekip gitmekti. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Bro, I didn't call to fight with you. | Kardeşim seni kavga etmek için aramadım. | Sleep Dealer-1 | 2008 |