Search
English Turkish Sentence Translations Page 150088
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Nice hair do. | Güzel saç kesimi. Saç kesimi güzel. Güzel saç kesimi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And that's Maricela. | Ve buda Maricela. Ve bu da Maricela. Ve buda Maricela. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We hooked her up... | Onunla tanışıp... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| we became friends and she took me to her village. | ...arkadaş olduk ve beni köyüne götürdü. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Going there felt like time travel. | Oraya gitmek bana zamanda yolculuk etmek gibi geldi. Oraya gitmek bana zamanda yolculuk yapmak gibi geldi. Oraya gitmek bana zamanda yolculuk etmek gibi geldi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Like entering a totally new world... | Tamamen farklı bir dünyaya gitmek gibi. Tamamen farklı bir dünyaya gitmek gibiydi. Tamamen farklı bir dünyaya gitmek gibi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I wanted to share what I'd seen... | Gördüklerimi herkesle paylaşmak istedim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| so I uploaded the memory and it sold. | Sonra hikayeyi gönderdim ve satıldı. Sonra hikâyeyi gönderdim ve satıldı. Sonra hikayeyi gönderdim ve satıldı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I share stories about the people I meet. | Tanıştığım insanların hikayelerini paylaşıyorum. Tanıştığım insanların hikâyelerini paylaşıyorum. Tanıştığım insanların hikayelerini paylaşıyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| That's what I wanted to tell you. | İşte sana söylemek istediğim bu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| She invited you to her home... | Kız seni evine davet etti... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| and you sold the memories? | ...ve sen bu hikayeyi sattın mı? ...ve sen bu hikâyeyi sattın mı? ...ve sen bu hikayeyi sattın mı? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No. It's just... | Hayır.Sadece biraz... Hayır, sadece biraz... Hayır.Sadece biraz... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| weird. | ...garip geldi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I guess it is a little weird... | Sanırım biraz garip. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Going there for me was like crossing an invisible border. | Oraya gitmek benim için olmayan bir sınırı geçmek gibiydi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But... I don't know. | Ama ne bileyim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I had to go. | Gitmeliydim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I hate that there's so much distance between people. | İnsanların birbirinden bu kadar uzak olmasından nefret ediyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The only thing nodes are good for... | Nodlar yalnızca mesafeleri ortadan kaldırmak... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| is to destroy that distance... | ...için yararlılar... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| to connect us... | ...birbirimize bağlanmak için... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| to let us see. | ...içimizi görmek için. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I want you to see me... inside. | Beni içinde hissetmeni istiyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Can you see? | Hissedebiliyor musun? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You've never seen it? | Buraya ilk defa mı geliyorsun? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is where the border wall ends. | Sınır duvarının bittiği yer burası. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I guess they built it to keep out terrorist surfers. | Terörist sörfçüleri uzak tutmak için yapmışlar sanırım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| A song for the couple? | İkiniz için bir şarkı ister miydiniz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Something for the heart? | Bir aşk şarkısı? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Try someone over there. | Şu taraftaki insanları deneyin. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Nodes? Cables? | Nod veya kablo ister misiniz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No, really. | Hayır sağ olun. Hayır, sağ olun. Hayır sağ olun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Those guys are always here. | Bu elemanlar da sürekli burada. Bu elemanlar da sürekli burada. Bu elemanlar da sürekli burada. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Always the same routine. | Hep aynı rutin şeyler. Hep aynı klişe laflar. Hep aynı rutin şeyler. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| about what I'm doing here. | burada ne yapıyorum? …burada ne yapıyorum? burada ne yapıyorum? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| About my dad. | Babamın nasıl öldüğünü... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| How he died. | ...düşünüyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| What kind of a guy he was. | Babamın nasıl biri olduğunu. Babamın nasıl biri olduğunu bile anlattım. Babamın nasıl biri olduğunu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I didn't know what to say to him. | Ona ne diyeceğimi bilmiyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But I do know... | Fakat bunun... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| this has to be the final memory in this series. | ...hikayenin son bölümü olması gerektiğini biliyordum. ...hikâyenin son bölümü olması gerektiğini biliyordum. ...hikayenin son bölümü olması gerektiğini biliyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You asked why Memo left his village. | Memo'nun köyünü neden terk ettiğini sormuştunuz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Now you know. | Şimdi öğrendiniz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hey, Luz isn't home, but I can let you in. | Luz evde değil ama seni içeri sokabilirim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Go on in. | Buyur geç. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| A MIGRANT | Bir Göçmen | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| A RE ENCOUNTER | Tekrar Karşılaşma | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| HIS EYES | Gözleri Onun gözleri Gözleri | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| What do you want to do with memory one? | Bir numaralı hikaye ile ne yapmak istiyorsunuz? Bir numaralı hikâye ile ne yapmak istiyorsunuz? Bir numaralı hikaye ile ne yapmak istiyorsunuz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Play memory. | Hikayeyi oynat. Hikâyeyi oynat. Hikayeyi oynat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| At first I didn't think much of him. | Başlarda onu fazla düşünmedim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He seemed like all the others. | Diğerleri gibi göründü. Bana diğerleri gibi göründü. Diğerleri gibi göründü. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I've asked many times, | Birçok kez sormama rağmen... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| but he won't show me where he lives. | ...bana yaşadığı yeri göstermeye yanaşmadı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He looked so vulnerable... | Çok çaresiz görünüyordu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The client purchased a follow up to this story. | Bir müşteri bu hikayenin devamını satın aldı. Bir müşteri bu hikâyenin devamını satın aldı. Bir müşteri bu hikayenin devamını satın aldı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Play the memory. | Hikayeyi oynat. Hikâyeyi oynat. Hikayeyi oynat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| How'd you get in here? | Nasıl girebildin içeri? Nasıl girebildin içeriye? Nasıl girebildin içeri? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He needs someone to talk to... | Konuşacak birine ihtiyacı var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Someone pays you to talk to me? | Benimle konuşman için biri sana para mı ödüyor? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I wanted to do something good by telling your story. | Senin hikayeni anlatarak iyi birşey yapmak istedim. Senin hikâyeni anlatarak iyi bir şey yapmak istedim. Senin hikayeni anlatarak iyi birşey yapmak istedim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Never, never, trust a woman with nodes. | Asla ama asla nodları olan bir kadına güvenme. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| What are you going to do? | Peki ne yapacaksın? Peki, ne yapacaksın? Peki ne yapacaksın? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Go back to the factory. | Tesise geri döneceğim. İşime geri döneceğim. Tesise geri döneceğim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I can't go home like this... | Hiçbir şeyim yokken.... Hiçbir şeyim yokken... Hiçbir şeyim yokken.... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| with nothing. | ...eve dönemem. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| When my first wife left me... | İlk karım beni terk ettiğinde... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I put all of our memories on TruNode. | ...tüm hatıralarımızı TruNod'a ekledim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But still nobody's ever bought them! | Ama hala kimse satın almadı! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Right? | Ciddi mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I want you to have this... | Bunu okumanı istiyorum... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It's in Oaxaca. A tiny village. | Oaxaca'da küçük bir köy. Oaxaca'da küçük bir köydür. Oaxaca'da küçük bir köy. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I could have stayed. | Orada kalabilirdim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It wouldn't be so bad. | O kadar da kötü olmazdı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Single or double? | Sek mi duble mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| For you mami, anything. | Senin için mami, hiçbir şey. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Approved for entry. Twelve hour night shift. | Giriş onaylandı. 12 saat gece nöbeti. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| There has been no activity for ten seconds. | On saniyedir bir hareket algılanmadı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It's likely you fell asleep. | Muhtemelen uyuyakaldınız. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Your salary will be adjusted. | Maaşınızdan kesilecek. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I came here to tell stories. | Buraya hikayeler yazmaya gelmiştim. Buraya hikâyeler yazmaya gelmiştim. Buraya hikayeler yazmaya gelmiştim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| To connect people. | İnsanlara bağlanmaya. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But I lost my way. | Fakat beceremedim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| ...he eats at the central market every Sunday... | Her pazar akşamı merkez markette yiyor. Her pazar akşamı merkez panayırında yemek yiyor. Her pazar akşamı merkez markette yiyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| it reminds him of home. | Ona evini hatırlatıyormuş. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You don't know me but... | Beni tanımazsınız... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I know you. | ...fakat ben sizi tanıyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I've been following your story on TruNode. | TruNod'da hikayenizi takip ediyordum. TruNod'da hikâyenizi takip ediyordum. TruNod'da hikayenizi takip ediyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Luz's stories? | Luz'un gönderdiklerini mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| When I was a kid, my dad brought me here to Tijuana... | Küçük bir çocukken babam beni buraya Tijuana'ya... Küçük bir çocukken babam beni buraya, Tijuana'ya... Küçük bir çocukken babam beni buraya Tijuana'ya... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| to visit my grandma... | ...büyükannemi ziyarete getirmişti. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| before the wall. | O zamanlar duvar daha yoktu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| When I was young, | O zamanlar... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| all I wanted was... | ...tek hayalim... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| to be a soldier, like the rest of my family. | ...tüm ailem gibi bir asker olmaktı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| So I signed up. | Sonra askere yazıldım. Sonra askere yazıldım…. Sonra askere yazıldım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And a second later, | Ve bir süre sonra... …ve bir süre sonra... Ve bir süre sonra... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm a pilot. | ...pilot oldum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And my first mission... | İlk görevim... | Sleep Dealer-1 | 2008 |