Search
English Turkish Sentence Translations Page 149014
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| You're right. You are indeed bearing a burden. | Haklısınız. Gerçek bir yük bu katlandığınız. | Sholay-1 | 1975 | |
| But I can't just dump her in a well, can I? | Ama götürüp bir kuyuya atamam onu, değil mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| Please don't mind this, but I must ask... | Lütfen yanlış anlama ama talibin ailesi,... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...about the suitor's family, his habits and his earnings. | ...alışkanlıkları ve geliri hakkında sorular sormam gerek. | Sholay-1 | 1975 | |
| As far as earnings go, once he is married, | Gelir konusunda, evlendiği zaman ailesini geçindirmek için... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...he will start earning to fend for them. | ...kazanmaya başlayacağını söyleyebilirim. | Sholay-1 | 1975 | |
| Doesn't he earning anything at the moment, then? | Şu an için bir geliri yok o zaman, öyle mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| Of course, he does! When did I say that he doesn't? | Elbette var! Ben yok demedim ki. | Sholay-1 | 1975 | |
| It's like this; no one can win all the time, can he? | Şöyle oluyor, insan her zaman kazanamaz, değil mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| There are times the poor chap even loses money. | Bazen zavallı adam, para bile kaybedebiliyor. | Sholay-1 | 1975 | |
| Loses money? That's right... | Para mı kaybediyor? Doğru... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...but that's gambling, you know. There's little I can say about it. | ...ama kumar bu işte. Ne diyebilirsin ki? | Sholay-1 | 1975 | |
| My God! Is he a gambler? | Tanrım! Kumarbaz mı? | Sholay-1 | 1975 | |
| Not at all, madam! It's a shame to call him a gambler! | Katiyen, hanımefendi! Ona kumarbaz demek büyük ayıp olur. | Sholay-1 | 1975 | |
| He's a gem of a person; decent and straight. | Pırlanta gibi bir insandır; doğru ve dürüst. | Sholay-1 | 1975 | |
| But when someone is high on liquor, he can't see things in perspective. | Ama insan içkiyi çok kaçırınca, olaylara doğru açıdan bakamıyor. | Sholay-1 | 1975 | |
| They force him into gambling. How's poor Veeru to blame? | Onu zorla kumar oynatıyorlar. Zavallı Veeru'nun bunda suçu ne? | Sholay-1 | 1975 | |
| You're right, son. A drinker and a gambler... and yet, faultless! | Çok haklısın, oğlum. Alkolik ve kumarbaz. Kusursuz biri! | Sholay-1 | 1975 | |
| You're misunderstanding my friend. He's an innocent, young chap. | Arkadaşımı yanlış değerlendiriyorsunuz. O masum, genç bir delikanlı. | Sholay-1 | 1975 | |
| Just get him married to Basanti... | Bırakın Basanti'yle evlensin... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...he'll give up drinking and gambling in no time! | ...içkiyi ve kumarı derhal bırakacaktır. | Sholay-1 | 1975 | |
| Don't tell me, son. I know better. | Bana martaval okuma, evlat. Ben bilirim bu işleri. | Sholay-1 | 1975 | |
| Has anyone ever been able to kick habits like drinking and gambling? | Kim kumar, içki gibi alışkanlıklardan vazgeçebilmiş şimdiye kadar? | Sholay-1 | 1975 | |
| You don't know Veeru. Believe me, he's not at all like that. | Veeru'yu tanımıyorsunuz. İnanın, o öyle biri değildir. | Sholay-1 | 1975 | |
| Once he's married, he'll stop visiting the nautch girl. Period! | Bir evlensin, o dansçı kızı da bırakacaktır. Kesin! | Sholay-1 | 1975 | |
| Good Lord! That's all he lacked! He even visits brothels, does he? | Tanrım, bir bu eksikti! Bir de geneleve gidiyor, öyle mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| So what's wrong with that? | Ne olmuş yani? | Sholay-1 | 1975 | |
| Even kings and princes have often patronized dancing girls! | Kral ve kraliçeler bile dansçı kızları sık sık ziyaret eder. | Sholay-1 | 1975 | |
| I see... but can you tell me which family your friend hails from? | Anlıyorum. Peki senin arkadaşın hangi aileden geliyor? | Sholay-1 | 1975 | |
| We'll let you know that, the moment we get to know of it! | Bunu öğrendiğimiz an, size bildireceğimizden şüpheniz olmasın. | Sholay-1 | 1975 | |
| I must say one thing, son. For all your friend's vices... | Sana bir şey diyeyim, oğlum. Arkadaşının tüm kusurlarına rağmen... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...you can only praise him! | ...onu ancak övüyorsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| I can't help it, aunt. I'm really soft at heart. | Elimde değil, teyze. Çok yumuşak bir kalbim var. | Sholay-1 | 1975 | |
| So, do I take it then that they will soon be married? | Yani, yakında evlenecekler diyebilir miyiz bu durumda? | Sholay-1 | 1975 | |
| Married? It's okay even if she remains a spinster all her life! | Evlenmek mi? Ölünceye dek kız kurusu olarak kalsa bile, sorun değil! | Sholay-1 | 1975 | |
| But I will not let Basanti marry such a man! | Basanti'nin böyle bir adamla evlenmesine izin vermem. | Sholay-1 | 1975 | |
| I'm her aunt; not her step mother! | Ben onun teyzesiyim, üvey annesi değil. | Sholay-1 | 1975 | |
| It's strange that you refuse, despite the best of my efforts. | Tüm çabalarıma rağmen nasıl reddediyorsunuz, hayret. | Sholay-1 | 1975 | |
| Poor Veeru. I don't know how he will deal with this. | Zavallı Veeru. Bununla nasıl başa çıkacak, bilemiyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| I'll take a jump and die! Out of my way! | Atlayıp, öldüreceğim kendimi! Engel olmayın bana! | Sholay-1 | 1975 | |
| Hey, watch it! What are you doing? | Hey, dikkat et! Ne yapıyorsun? | Sholay-1 | 1975 | |
| I'm doing just what every legendary lover has done! | Tüm efsane aşıkların yaptığını. | Sholay-1 | 1975 | |
| They died for their beloved's! | Sevdikleri için öldüler! | Sholay-1 | 1975 | |
| Suicide! | Suisid! | Sholay-1 | 1975 | |
| Well now... what is suicide? | Şey... Suisid de ne? | Sholay-1 | 1975 | |
| Well now... what is suicide. | İngilizler ölünce, buna suisid derler. | Sholay-1 | 1975 | |
| But why do the English die? | İyi de İngilizler niye ölüyor? | Sholay-1 | 1975 | |
| What's up, feller? Why do you want to commit suicide? | Ne oldu, arkadaşım? Niye intihar etmek istiyorsun? | Sholay-1 | 1975 | |
| You'd rather not ask! You'll break into tears! | Hiç sorma! Göz yaşlarına boğulursun. | Sholay-1 | 1975 | |
| It's a very sad story! | Çok acıklı bir hikaye. | Sholay-1 | 1975 | |
| It has emotions, drama and tragedy! | İçinde aşk, drama ve trajedi var. | Sholay-1 | 1975 | |
| You know Basanti, don't you? I was going to marry her. | Basanti'yi tanırsın, değil mi? Ben onunla evlenecektim. | Sholay-1 | 1975 | |
| But her wicked aunt has been an obstacle! | Ama o kötü kalpli teyzesi engel oldu. | Sholay-1 | 1975 | |
| I can't live in this big, bad world, anymore! | Artık bu berbat, koca dünyada yerim yok. | Sholay-1 | 1975 | |
| I bid you farewell, villagers! Good bye! | Elveda, köylüler! Bay bay! | Sholay-1 | 1975 | |
| Well... what is "good bye" ? | Şey... "Bay bay" ne demek? | Sholay-1 | 1975 | |
| When the English leave, it's called "good bye"'. | İngilizler bir yerden giderken "Bay bay" derler. | Sholay-1 | 1975 | |
| But where do the English go? | İyi de İngilizler nereye gidiyor? | Sholay-1 | 1975 | |
| Hey, villagers! Here I go! | Hey, köylüler! Atlıyorum! | Sholay-1 | 1975 | |
| God Almighty! Here I come! | Yüce Tanrım! Atlıyorum! | Sholay-1 | 1975 | |
| Hold it! Wait...! | Dur! Bekle... | Sholay-1 | 1975 | |
| What?! Okay, if you insist, I'll wait for a while. | Ne? Tamam, madem ısrar ediyorsunuz, biraz daha beklerim. | Sholay-1 | 1975 | |
| Hey... you're a strange friend! You're sitting here unaffected! | Hey, ne biçim arkadaşsın sen? Öylece oturmuş duruyorsun! | Sholay-1 | 1975 | |
| Why? What's wrong? How am I to know? | Neden? Ne oldu ki? Ben nereden bileyim? | Sholay-1 | 1975 | |
| Look at your friend! He's climbed all the way up there! | Arkadaşına baksana. Gitmiş, ta nereye tırmanmış! | Sholay-1 | 1975 | |
| You see that, don't you?! | Görüyorsun herhalde, değil mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| Yes, I do. But nothing's going to happen. | Evet, görüyorum. Ama bir şey olmayacak. | Sholay-1 | 1975 | |
| He'll climb down, when he sobers down. | Ayılınca, aşağı inecektir. | Sholay-1 | 1975 | |
| I've seen many cruel people. But not a heartless friend like you! | Çok zalim insan gördüm ama senin gibi kalpsiz bir arkadaş görmedim. | Sholay-1 | 1975 | |
| I have no one in the world! Nor friend, nor buddy... | Bu dünyada kimsem yok. Dostum, arkadaşım... | Sholay-1 | 1975 | |
| So I'm going to end my life! | O yüzden hayatıma son veriyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| But I must warn you, villagers! | Ama sizi uyarmalıyım, köylüler! | Sholay-1 | 1975 | |
| Where a lover ends his life, the village is wrought with calamities! | Bir aşığın hayatına son verdiği yerde, afetler eksik olmaz. | Sholay-1 | 1975 | |
| What calamities will we have to face? | Ne gibi afetler gelir başımıza? | Sholay-1 | 1975 | |
| There will be famine and drought! Diseases and death! | Kıtlık ve susuzluk; hastalıklar ve ölüm! | Sholay-1 | 1975 | |
| And all that only for the sake of that old hag! That old hag indeed! | Ve tüm bunlar sırf o yaşlı cadı yüzünden! Sadece onun yüzünden! | Sholay-1 | 1975 | |
| You will see for yourselves! When I die... | Kendiniz görürsünüz. Ben ölünce... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...the police will arrive and take the old hag away to jail! | ...polis gelsin ve o yaşlı cadıyı hapse atsın. | Sholay-1 | 1975 | |
| In jail, the old hag will labor on the grindstone...! | Hapiste, yaşlı cadıyı ölümüne çalıştırsınlar... | Sholay-1 | 1975 | |
| You'd better agree, lady. Or he'll kill himself! | En iyisi kabul et, hanım. Kendini öldürecek. | Sholay-1 | 1975 | |
| But how can I agree, Dinanath?! | Nasıl kabul ederim, Dinanath? | Sholay-1 | 1975 | |
| You don't have to beg for anything from the hag, villagers! | Sakın yaşlı cadıdan bir şey dilenmeyin, köylüler! | Sholay-1 | 1975 | |
| Nothing can stop me now! | Artık beni hiçbir şey durduramaz! | Sholay-1 | 1975 | |
| I will certainly end my life! | Kesinlikle son vereceğim hayatıma. | Sholay-1 | 1975 | |
| Here goes; one, two, three... | İşte atlıyorum; bir, iki, üç... | Sholay-1 | 1975 | |
| Please, aunt! Agree to what he says! | Lütfen, teyze! Ne diyorsa, kabul et! | Sholay-1 | 1975 | |
| You'd better agree, or do the rounds of the courts and police stations! | Kabul etsen iyi edersin, yoksa mahkemelerde, karakollarda sürünürsün. | Sholay-1 | 1975 | |
| But I've never been a court or a police station! | Ama ben ne mahkemeye ne karakola gittim şimdiye kadar. | Sholay-1 | 1975 | |
| Then you'd better agree. All right. | O zaman kabul edeceksin. Pekala. | Sholay-1 | 1975 | |
| Stop that, Veeru! I agree! | Yeter artık, Veeru! Kabul ediyorum! | Sholay-1 | 1975 | |
| The old lady has agreed! Now quietly come down! | Yaşlı kadın, tamam dedi! İn artık aşağıya! | Sholay-1 | 1975 | |
| Who wants to marry the old lady! | Yaşlı kadınla evlenmek isteyen kim? | Sholay-1 | 1975 | |
| It's Dhanno... I mean, it's Basanti I want to marry. | Dhanno... Yani Basanti'yle evlenmek istiyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| I'm willing to marry you, Veeru! Come down now! | Seninle evlenmeyi kabul ediyorum, Veeru! İn artık aşağı! | Sholay-1 | 1975 | |
| Hear that, villagers? | Duydunuz mu, köylüler? | Sholay-1 | 1975 | |
| The old lady is willing... and so is Basanti! | Yaşlı kadın kabul etti. Basanti de! | Sholay-1 | 1975 | |
| So my death has been cancelled! | Bu durumda ölümüm iptal oldu. | Sholay-1 | 1975 | |
| I'm coming down, aunt... my adorable aunt! | Aşağı geliyorum, teyze... Canım teyzeciğim benim! | Sholay-1 | 1975 | |
| I'm coming down... | Geliyorum... | Sholay-1 | 1975 | |
| What am I going to do now?! | Ne yapacağım ben şimdi? | Sholay-1 | 1975 |