Search
English Turkish Sentence Translations Page 149013
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| That's right. But he's very much here. | Doğru. Kendisi de burada zaten. | Sholay-1 | 1975 | |
| Let me tell you, father. I'm not going there. | Sana baştan söyleyeyim, baba. Oraya gitmiyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| This is like... This boy is a fool! | Bu sanki... Bu çocuk aptal! | Sholay-1 | 1975 | |
| I have one foot in the grave and you have your life ahead of you! | Benim bir ayağım çukurda, seninse önünde uzun bir hayat var. | Sholay-1 | 1975 | |
| How long will you cling to me? You don't find such jobs everyday. | Daha ne kadar bana bağlı kalacaksın? Böyle fırsat her zaman karşına çıkmaz. | Sholay-1 | 1975 | |
| Your father is right, son. | Baban haklı, evlat. | Sholay-1 | 1975 | |
| In fact, I've heard of people praying at temples in the cities... | Gerçekten, şehirde insanların tapınaklara gidip... | Sholay-1 | 1975 | |
| The temple?! What's wrong? | Tapınak mı? Ne oldu? | Sholay-1 | 1975 | |
| Actually, I was headed for the temple and happened to find his glasses. | Ben aslında tapınağa gidiyordum, sonra onun gözlüğünü buldum. | Sholay-1 | 1975 | |
| That's it! I forgot where I was going! | Evet işte! Gittiğim yeri unuttum! | Sholay-1 | 1975 | |
| But I've remembered it now! | Ama şimdi aklıma geldi. | Sholay-1 | 1975 | |
| Hey, Veeru... nhere goes your horse cart girl. | Hey, Veeru! Senin at arabacı kız geliyor. | Sholay-1 | 1975 | |
| Well, Basanti... you're on foot today. | Evet, Basanti. Bugün yayasın bakıyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| Has your mare run away with the cart? | Senin kısrak arabayı alıp kaçtı mı? | Sholay-1 | 1975 | |
| You still don't understand that no one elopes out here. | Hala burada kimsenin evden kaçmadığını anlayamadın. | Sholay-1 | 1975 | |
| My mare is honorably at home and today being a Monday... | Kısrağım onurlu bir şekilde evde oturuyor ve bugün Pazartesi olduğundan... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...aunt told me that if I pray to Lord Shiva on every Monday... | ...teyzem dedi ki, her pazartesi Tanrı Shiva'ya dua edersem... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...l'll get a husband that the world will be stunned. | ...tüm dünyanın hayran olduğu bir koca bulabilirmişim. | Sholay-1 | 1975 | |
| I said, okay... I don't intend to marry a bum anyway. | Ben de tamam dedim. Benim de serserinin biriyle evlenmeye niyetim yok herhalde. | Sholay-1 | 1975 | |
| Okay, then... I must leave. Praise the Lord! | Öyle işte. Gitmem lazım. Tanrı'ya emanet ol. | Sholay-1 | 1975 | |
| Praise the Lord! | Tanrı'ya emanet ol. | Sholay-1 | 1975 | |
| Lord! There is nothing in the world that is hidden from You. | Tanrım! Bu dünyada, senden saklı hiçbir şey olamaz. | Sholay-1 | 1975 | |
| You are omniscient, Lord! | Sen her şeyi bilirsin, Tanrım! | Sholay-1 | 1975 | |
| I don't say that You have forgotten it. | Unuttun demiyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| But it's always good to remind You. | Ama ben yine de hatırlatayım. | Sholay-1 | 1975 | |
| Today's a Monday and I have a small request, Lord. | Bugün Pazartesi ve benim senden küçük bir dileğim var. | Sholay-1 | 1975 | |
| Look at my hands, rough and rugged from holding the reins! | Şu ellere bak, dizgin tutmaktan nasırlaştı. | Sholay-1 | 1975 | |
| And what problems could You have, Lord? | Senin için bu istek nedir ki, Tanrım? | Sholay-1 | 1975 | |
| Get me married into a family where I will rule like the Queens! | Benim kraliçeler gibi yaşayabileceğim bir aile kurmamı sağla. | Sholay-1 | 1975 | |
| Life's gotta be fun! | Hayat neşe ile dolu olsun! | Sholay-1 | 1975 | |
| I leave the rest to You. | Gerisi sana kalmış. | Sholay-1 | 1975 | |
| Young lady... | Genç bayan. | Sholay-1 | 1975 | |
| It is I who has spoken! | Konuşan benim! | Sholay-1 | 1975 | |
| Lord! It's You! This is a miracle! | Tanrım, bu sensin! Bu bir mucize! | Sholay-1 | 1975 | |
| l have fouyd a manch foryou, lady. | Senin için bir eş buldum, bayan. | Sholay-1 | 1975 | |
| In just one Monday? That's excellent! | Sadece bir Pazarteside mi? Bu harika! | Sholay-1 | 1975 | |
| You must obviously have chosen the best! | Sen kesinlikle en iyisini bulmuşsundur. | Sholay-1 | 1975 | |
| Could You tell me the name, perhaps? Or do I come again next week? | Bana adını verebilir miydin acaba? Yoksa haftaya mı geleyim? | Sholay-1 | 1975 | |
| I will do as You say, Lord. | Ne dersen yaparım, Tanrım. | Sholay-1 | 1975 | |
| His name is Veeru. | Onun adı, Veeru. | Sholay-1 | 1975 | |
| He's okay to look at; but he's a bloody smart ass! | Yakışıklı sayılır, tamam ama ukalanın biri! | Sholay-1 | 1975 | |
| Silence, maiden! | Sessiz ol, kızım! | Sholay-1 | 1975 | |
| I never talk without reason, Lord! I'll do as You say! | Ben sebepsiz yere asla konuşmam, Tanrım! Ne dersen yaparım. | Sholay-1 | 1975 | |
| lf you doy'n obey my commayd, you will remaiy a spiysner all your life! | Eğer emrime karşı gelirsen, bir kız kurusu olarak ölürsün. | Sholay-1 | 1975 | |
| Forgive me, Lord! | Affet beni, Tanrım! | Sholay-1 | 1975 | |
| You will continue to drive the horse cart all your life! | Hayat boyu, o at arabasını sürersin. | Sholay-1 | 1975 | |
| I now command you to go and tell your aunt, in no uncertain terms... | Şimdi sana, gidip teyzene açık ve net olarak... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...that it is Veeru who will be your companion for life! | ...Veeru'nun ömür boyu eşin olacağını söylemeni emrediyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| To respect and honor Veeru therefore shall be your prime duty! | Veeru'ya saygı duymak ve onu onurlandırmak, senin başlıca görevindir. | Sholay-1 | 1975 | |
| Because, your heavens lie at his feet! | Çünkü senin mutluluğun, onun dizinin dibinde yatmakta. | Sholay-1 | 1975 | |
| Should you please him, I shall be pleased! | Onu mutlu edersen, ben de mutlu olurum. | Sholay-1 | 1975 | |
| And if you irritate him, I shall be enraged! | Ama eğer ki onu kızdırırsan, ben de öfkelenirim. | Sholay-1 | 1975 | |
| So go to him... | Şimdi ona git... | Sholay-1 | 1975 | |
| I thought I would... | Düşündüm ki ben... | Sholay-1 | 1975 | |
| You thought this village belle has no brains! | Düşündün ki, bu köylü dilberi beyinsizdir! | Sholay-1 | 1975 | |
| You thought you could fool me! | Beni kandırabileceğini düşündün! | Sholay-1 | 1975 | |
| You think you're smart! | Çok akıllı geçiniyorsun sen! | Sholay-1 | 1975 | |
| But I could outsmart guys like you! | Ama senin gibileri zekamla alt edebilirim ben. | Sholay-1 | 1975 | |
| Sin here and play God! I'm going home! | Burada Tanrı'yı oynamaya devam et. Ben eve gidiyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| At least listen to me! | En azından beni bir dinle. | Sholay-1 | 1975 | |
| I've thought of something today. | Bugün bir şey düşündüm. | Sholay-1 | 1975 | |
| You must do that, once in a while. | Arada bir yap bunu. | Sholay-1 | 1975 | |
| I've taken a very crucial decision today. | Bugün çok önemli bir karar aldım. | Sholay-1 | 1975 | |
| I know what your decision is; you want to marry Basanti. | Kararını biliyorum. Basanti'yle evlenmek istiyorsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| That's wonderful! You're a true friend! | Bu harika! Sen gerçek bir dostsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| Only a friend could know how I feel! | Ancak bir dost neler hissettiğimi bilebilir. | Sholay-1 | 1975 | |
| But I also know that this is your 8th decision to marry this year. | Tabii bu yılki sekizinci evlenme kararın olduğunu da biliyorum. | Sholay-1 | 1975 | |
| But this is final! | Ama bu son! | Sholay-1 | 1975 | |
| Really? No wonder... you've been drinking from early this morning. | Cidden mi? Tevekkeli değil, sabahın köründen beri içiyorsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| Will you do something for me? What is it? | Benim için bir şey yapar mısın? Ne? | Sholay-1 | 1975 | |
| Go and talk to Basanti's aunt; make such an impression... | Gidip Basanti'nin teyzesiyle konuş ve öyle bir etki bırak ki... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...that the old lady is compelled to propose our marriage! | ...yaşlı kadın evliliğimize karşı çıkmasın. | Sholay-1 | 1975 | |
| Why must I do that? | Bunu niye yapayım? | Sholay-1 | 1975 | |
| Naturally! It's the groom's folks who approach the bride's parents! | Ne demek niye! Gelinin ailesiyle konuşmak, damadın arkadaşlarının görevidir. | Sholay-1 | 1975 | |
| It's your wedding, okay? So go and do this yourself. | Bu senin düğünün, tamam mı? Git, kendin hallet. | Sholay-1 | 1975 | |
| Give it a thought... a cozy home, after marriage! | Bir düşünsene. Evlenince, sıcacık bir yuva... | Sholay-1 | 1975 | |
| A home that is yours. A loving wife... | Senin yuvan. Sevgi dolu bir eş... | Sholay-1 | 1975 | |
| Your wife. A handful of kids... | Senin eşin. Bir sürü çocuk... | Sholay-1 | 1975 | |
| All yours, too. You're the one they'll call uncle! | Onlar da senin. Ama amca diyecekleri kişi sensin. | Sholay-1 | 1975 | |
| They'll forever pester you, play with you all the time... | Devamlı tepene binecekler, seninle oynayacaklar... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...and ask you to tell them a story! | ...ve senden masal anlatmanı isteyecekler. | Sholay-1 | 1975 | |
| Which means I'm going to play the maid servant in your house. | Yani bu, evinde dadılık yapacağım demek oluyor. | Sholay-1 | 1975 | |
| It's clear now! You are no friend! | Anlaşıldı! Sen dostum falan değilsin. | Sholay-1 | 1975 | |
| To hell with such a... | Böyle dostluğun ben... | Sholay-1 | 1975 | |
| Acting pricey, aren't you? Because no one else can do this for me? | Kendini ağırdan satıyorsun demek? Başka kimsem yok diye... | Sholay-1 | 1975 | |
| Had only my mom been alive, I'd have settled down in life! | Annem yaşıyor olsaydı, yuva kurmuş olurdum. | Sholay-1 | 1975 | |
| I'd even have had kids! | Çocuklarım bile olurdu. | Sholay-1 | 1975 | |
| Had my old man been around, he'd have celebrated my wedding in style! | Babam yanımda olsa, bana güzel bir düğün yapardı. | Sholay-1 | 1975 | |
| Had I brothers and sisters, they'd have begged the old lady... | Kardeşlerim olsa, yaşlı kadına yalvarır, ne yapar ne eder... | Sholay-1 | 1975 | |
| ...but seen to it that I married Basanti. | ...Basanti'yle evlenmemi sağlarlardı. | Sholay-1 | 1975 | |
| ut don't you forget! Those without support, have God on their side! | Ama şunu unutma! Tanrı, kimsesizlerin yanındadır. | Sholay-1 | 1975 | |
| Lord Almighty! | Yüce Tanrım! | Sholay-1 | 1975 | |
| You're not the friend I knew! | Sen ne biçim bir dostsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| You don't want me to give up crime and settle down in life! | Suç dünyasından kurtulup, düzenli bir hayat kurmamı istemiyorsun. | Sholay-1 | 1975 | |
| What had I imagined you to be... and what you really are! | Senden ne bekliyordum... ve sen bana ne verdin. | Sholay-1 | 1975 | |
| The bloody clown... he's forever up to dramatics! | Lanet soytarı... İşin gücün tiyatro. | Sholay-1 | 1975 | |
| Cut the act! I'll go and talk it over with the old lady. | Yeter artistliğin! Gidip konuşacağım kadınla. | Sholay-1 | 1975 | |
| Will you, really?! | Gerçekten mi? | Sholay-1 | 1975 | |
| An unmarried girl at home is like a burden on the soul, son. | Evlenmemiş bir kız, gönülde bir yük gibidir, evlat. | Sholay-1 | 1975 | |
| I can be at peace, only when Basanti is married. | Ancak Basanti evlenince huzura kavuşabilirim. | Sholay-1 | 1975 |