Search
English Turkish Sentence Translations Page 148974
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Ah, how are you today, my son? | Ah, bugün nasılsın, oğlum? | Shogun-1 | 1980 | |
| Fine, thank you, Father. And you? Quite well, thank you. | İyiyim, sağ olun Peder. Ya siz? Oldukça iyiyim, teşekkür ederim. | Shogun-1 | 1980 | |
| How do you say that in Japanese? | Japonca nasıI söylenir bu? | Shogun-1 | 1980 | |
| Domo genki desu. | Domo genki desu. | Shogun-1 | 1980 | |
| Has anyone ever tried to break out? No, no. | Kaçmaya çalışan oldu mu hiç? Hayır, hayır. | Shogun-1 | 1980 | |
| Why should they? There's nowhere to run, nowhere to hide. | Neden denesinler ki? Kaçacak, saklanacak hiçbir yer yok. | Shogun-1 | 1980 | |
| To help an escaped prisoner is punishable by death. | Kaçak bir mahkuma yardım etmek, ölümle cezalandırılır. | Shogun-1 | 1980 | |
| Here, if you don't report a crime, even that will take you to the cross. | Burada suçu bildirmemek bile, seni çarmıha yollar. | Shogun-1 | 1980 | |
| Do not think of it, my son. No. | Bunu aklından çıkar, oğlum. Hayır. | Shogun-1 | 1980 | |
| Tell me more about the Black Ship. Have you ever seen one? | Bana Siyah Gemi'den söz edin. Hiç gördünüz mü? | Shogun-1 | 1980 | |
| Yes. They are the greatest ships in the world. Almost 2,000 tons. | Evet. Dünyanın en büyük gemileridir onlar. Neredeyse 2000 tonluk. | Shogun-1 | 1980 | |
| Two hundred men are needed to sail one. | Bir tanesini yüzdürmek için ikiyüz adam gerekir. | Shogun-1 | 1980 | |
| How many guns do they hold? Sometimes 20 or 30. Three decks. | Kaç top olur? Bazen 20 ya da 30. Üç güverte. | Shogun-1 | 1980 | |
| She lumbers when the wind's abeam. What? I don't understand. | Rüzgar apazlama olunca yavaşlar. Ne? Anlamadım. | Shogun-1 | 1980 | |
| Big but slow. The Black Ship? Ah, yes. | Büyük fakat yavaş. Siyah Gemi mi? Ah, evet. | Shogun-1 | 1980 | |
| Domo...genki desu. | Domo... genki desu. | Shogun-1 | 1980 | |
| Oh, you've remembered. | Ah, hatırladın. | Shogun-1 | 1980 | |
| If only I had ink and paper, I could write the words down for you. | Mürekkebim ve kağıdım olsaydı, kelimeleri senin için yazabilirdim. | Shogun-1 | 1980 | |
| Would you teach me anyway? I want to learn. | Yine de bana öğretir misiniz? Öğrenmek istiyorum. | Shogun-1 | 1980 | |
| Here, let us trace the words in the dirt. | Buraya, kelimeleri toprağa yazalım. | Shogun-1 | 1980 | |
| Then you'll remember them. Now... | Böylece onları hatırlarsın. Şimdi... | Shogun-1 | 1980 | |
| Dozo is "please". | Dozo, "lütfen" demek. | Shogun-1 | 1980 | |
| "Water"...mizu. | "Su"...mizu demek. | Shogun-1 | 1980 | |
| "Please wait"... | "Lütfen bekleyin"... | Shogun-1 | 1980 | |
| ...matte kudasai. | ... matte kudasai. | Shogun-1 | 1980 | |
| Matte kudasai. ...kudasai. Now you write. | Matte kudasai. ...kudasai. Şimdi sen yaz. | Shogun-1 | 1980 | |
| Your confession, my son. Say it quickly. | Günah çıkarmalısın, oğlum. Acele etmelisin. | Shogun-1 | 1980 | |
| I don't think... Quickly, and I will give you absolution. | Bunu yapacağımı... Çabuk, günahlarını bağışlatayım. | Shogun-1 | 1980 | |
| Be quick for your immortal soul. | Ölümsüz ruhun için acele etmelisin. | Shogun-1 | 1980 | |
| Confess before God all things past and present. | Tanrı aşkına günah çıkar, tüm geçmişi ve bugünü. | Shogun-1 | 1980 | |
| Say it now. | Söyle haydi. | Shogun-1 | 1980 | |
| The Blessed Virgin will watch over you. | Kutsal Bakire seni koruyacaktır. | Shogun-1 | 1980 | |
| Go with God, Father. | Tanrı sizinle olsun, Peder. | Shogun-1 | 1980 | |
| In het jaar onzes heren 1598... | M. S. 1598 yılında, | Shogun-2 | 1980 | |
| verlieten vijf oorlogsschepen de stad Rotterdam. | beş ticari savaş gemisi, | Shogun-2 | 1980 | |
| Ze werden uitgezonden... | yakınlarda keşfedilen Yeni Dünya'daki | Shogun-2 | 1980 | |
| om de Spaans Portugese bezittingen te plunderen... | İspanyol ve Portekiz varlığını yıkmak ve yağmalamak için yollanan | Shogun-2 | 1980 | |
| in de pas ontdekte Nieuwe Wereld. | ilk keşif birliği olarak, Hollanda'nın Rotterdam kentinden ayrıldı. | Shogun-2 | 1980 | |
| Protestant holland was in oorlog met katholiek Spanje... | Protestan Hollanda, Katolik İspanya'ya karşı | Shogun-2 | 1980 | |
| met Engeland als enige bondgenoot. | tek müttefiki olan İngiltere'yle birlikte 40 yıldır savaşıyordu. | Shogun-2 | 1980 | |
| Spanje had het rijke Amerika ontdekt... | İspanyollar, Amerika'nın engin zenginliğini keşfetmişti | Shogun-2 | 1980 | |
| en zelfs, volgens de legende, de enorme rijkdommen van Cathay. | ve rivayete göre gizemli Çin'in daha büyük zenginliklerini de. | Shogun-2 | 1980 | |
| Holland en Engeland wilden hun graantje meepikken. | Hem Hollanda hem de İngiltere bu zenginliği paylaşmaya kararlıydı. | Shogun-2 | 1980 | |
| Slechts ��n schip doorstond de stormen rond Kaap hoorn... | Bir tek Hollanda gemisi Horn Burnu'nun şiddetli fırtınalarına ve | Shogun-2 | 1980 | |
| doorkruiste de geheime Straat van Magellaan... | buzla kaplı denizine dayanabildi ve düşmanın gizli Macellan Boğazı'ndan | Shogun-2 | 1980 | |
| en wist de Amerikaanse wateren te bereiken: | geçerek sonunda Amerikan sularına yelken açtı: | Shogun-2 | 1980 | |
| De Erasmus. | Erasmus. | Shogun-2 | 1980 | |
| Onder commando van John Blackthorne... | Kılavuz Binbaşı John Blackthorne komutasında, | Shogun-2 | 1980 | |
| met slechts 28 hollandse overlevenden... | Hollandalı mürettebattan hayatta kalan yirmi sekiz adamıyla | Shogun-2 | 1980 | |
| waagde de Erasmus zich op de Stille Oceaan. | Erasmus, Pasifik Okyanusu'na yelken açtı. | Shogun-2 | 1980 | |
| De sterke Spaanse vloot verhinderde haar de terugtocht... | Sayıca üstün İspanyol filolarınca takip edilen, kaçış yolu kapatılan | Shogun-2 | 1980 | |
| en zo voer het schip westwaarts, in het ongewisse. | gemi batıya yöneldi ve bilinmeyene doğru kaçtı. | Shogun-2 | 1980 | |
| Nu, bijna twee jaar verwijderd van huis... | Şu an, neredeyse iki yıldır evinden uzakta, | Shogun-2 | 1980 | |
| 133 dagen nadat ze voor het laatst aan land zijn geweest... | ve en son yüz otuz üç gün önce karaya yanaşmıştı... | Shogun-2 | 1980 | |
| Stuurman, ik neem de wacht over. | Aşağı in, Kılavuz. Nöbeti ben alıyorum. | Shogun-2 | 1980 | |
| Waar is de stuurman? Dood. | İkinci kaptan nerede? Öldü. | Shogun-2 | 1980 | |
| Het stinkt naar de dood, stuurman. | Burası ölüm kokuyor, Kılavuz. | Shogun-2 | 1980 | |
| Welke koers? Waar de wind ons brengt. | Rotamız nedir? Rüzgar bizi her nereye götürürse! | Shogun-2 | 1980 | |
| Waar is het land dat u ons beloofd heeft? Waar is Japan? | Bize sözünü verdiğin kara nerede? Japonya nerede? | Shogun-2 | 1980 | |
| Vooruit. Vooruit... | İleride! İleride... | Shogun-2 | 1980 | |
| altijd maar vooruit. | Daima ileride! | Shogun-2 | 1980 | |
| Lieve Jezus... | Kutsal İsa... | Shogun-2 | 1980 | |
| vervloekt zij de dag dat ik Holland verliet. | Hollanda'yı terk ettiğim güne lanet olsun! | Shogun-2 | 1980 | |
| Aan dek, Maetsukker. Nee, ik ben halfdood, stuurman. | Direğe çık, Maetsukker. Hayır ölmek üzereyim, Kılavuz. | Shogun-2 | 1980 | |
| Ik heb scheurbuik. | İskorbüte yakalandım. | Shogun-2 | 1980 | |
| Aan dek en blijf daar tot je dood bent of tot er land in zicht is. | Direğe çık ve ölene ya da kara görünene kadar orada kal! | Shogun-2 | 1980 | |
| Hoe voel je je, Johann? | Nasılsın, Johann? | Shogun-2 | 1980 | |
| Gaat wel, stuurman. Misschien blijf ik wel leven. | Yeterince iyi, Kılavuz. Belki yaşarım. | Shogun-2 | 1980 | |
| De meeste mannen van jouw leeftijd zijn al dood. | Senin yaşındakilerin çoğu öldü bile, bizden iyi durumdasın. | Shogun-2 | 1980 | |
| Dat komt omdat ik zo'n braaf leven leid. En van de brandewijn. | Aziz hayatı yaşadığım içindir. Ve kanyak sayesinde... | Shogun-2 | 1980 | |
| De bootsman is dood, stuurman. | Lostromo öldü, Kılavuz. | Shogun-2 | 1980 | |
| Breng het lijk aan dek. Jij, Roper en Croocq. | Cesedi yukarı çıkarın. Sen, Roper ve Croocq. | Shogun-2 | 1980 | |
| Johann, neem de vroege wacht. | Johann, şafak nöbetini al. | Shogun-2 | 1980 | |
| Ginsel, jij gaat op de uitkijk. Goed. | Ginsel, pruva nöbetçisi sensin. Tamam. | Shogun-2 | 1980 | |
| Kapitein? | Kaptan? | Shogun-2 | 1980 | |
| Waar zijn we? | Nerede... neredeyiz biz? | Shogun-2 | 1980 | |
| Nog steeds op koers. | Hala rotadayız. | Shogun-2 | 1980 | |
| Jij en je verdomde koers. | Sen ve lanet olası rotan! | Shogun-2 | 1980 | |
| Japan bestaat niet. | Japonya falan yok. | Shogun-2 | 1980 | |
| Maar jij jaagt ons allemaal de dood in. | Fakat sen... sen hepimizi öldüreceksin! | Shogun-2 | 1980 | |
| We komen er wel. We vinden land. | Oraya varacağız. Karaya ulaşacağız. | Shogun-2 | 1980 | |
| Een leugen. Vanaf het begin is alles gelogen. | Bu bir yalan! Başından beri hepsi yalandı! | Shogun-2 | 1980 | |
| Moge God je straffen, stuurman. | Tanrı seni çürütsün, Kılavuz. | Shogun-2 | 1980 | |
| Klippen. | Mercan kayalığı! | Shogun-2 | 1980 | |
| Klippen vooruit. | İleride mercan kayalığı var! | Shogun-2 | 1980 | |
| Alle hens aan dek. | Tayfalar güverteye! | Shogun-2 | 1980 | |
| We zijn verloren. Heilige Jezus, sta ons bij. | Mahvolduk! Tanrı yardımcımız olsun! | Shogun-2 | 1980 | |
| Haal de bemanning aan dek. | Tüm mürettebat güverteye! | Shogun-2 | 1980 | |
| Vooruit. | Haydi! | Shogun-2 | 1980 | |
| Aan dek, schiet op. | Güverteye çıkın! Dışarı çıkın! | Shogun-2 | 1980 | |
| Aan dek. Het vooronder uit. | Yukarı çık! Üst güverteye! | Shogun-2 | 1980 | |
| Aan dek. | Yukarıya! | Shogun-2 | 1980 | |
| Keren, helleveeg. | Dön haydi, seni cehennem fahişesi! | Shogun-2 | 1980 | |
| Keren, verdomme. | Dön, lanet olasıca! | Shogun-2 | 1980 | |
| Keren. | Dön! | Shogun-2 | 1980 | |
| Is dit Japan? | Burası Japonya mı? | Shogun-2 | 1980 | |
| Het is Japan. Godallemachtig, dat moet wel. | Japonya. Tanrı aşkına, Japonya olmalı! | Shogun-2 | 1980 | |
| Waar zijn m'n laarzen? | Çizmelerim nerede? | Shogun-2 | 1980 | |
| Laarzen. | Çizmeler. | Shogun-2 | 1980 | |
| Voeten. Laarzen. | Ayaklar. Çizmeler. | Shogun-2 | 1980 |