Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158563
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| At 12 o'clock is straight ahead and at 11 o'clock is this way. | 12 yönü tam karsisi demek, ve 11 yönüde bu taraf. 12 yönü ileri doğru ve 11 yönü bu taraf. saat 12 direk karşısı oluyor ve saat 11 de bu taraf. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Straight and to the left. | Tam karsisi ve biraz sola dogru. Düz ve sola doğru. Düz ve sol. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Ah yes, indeed. | Ah evet, dogru ya. Ah evet öyle. Ah evet, anladım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you sure this is the suspect? I think it's rather a hotel maid. | Bunun o süpheli olduguna emin misin? Bence bu dupedüz otel görevlisi. Onun şüpheli olduğuna emin misiniz? Otel hizmetçisi gibi görünüyor. Bunun şüpheli olduğuna emin misiniz? bence daha çok otel hizmetçisi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But of course. | Tabi ya. Yaa tabi. Elbette eminim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you think a terrorist moves around yelling | Sence bir terörist etrafta dolanip Sence bir terorist etrafta cephane dolu yeleğiyle.. Teröristlerin etrafta bağırarak ve patlayıcılarla mı | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and wearing an explosive belt? | üstümde bomba var diye bagirir mi? bağıra çağıra dolaşır mı? dolaştığını sanıyorsun ? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No. Exactly. | Hayir. Aynen öyle. Hayır. Kesinlikle. Hayır. Kesinlikle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They disguise themselves. | Kendilerini kiyafet degistirip gizlerler. Kılık değiştirler. Kılık değiştirirler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And is there a better disguise than a hotel maid pushing a cart? | Ve kendilerini en iyi gizleme yöntemi otel görevlisiymis gibi araba surmesi degil mi? Arabasını iten bir otel hizmetçisinden daha iyi bir kamuflaj var mı? Otel hizmetçisi gibi görünmekten daha iyi kılık değiştirme mi olur? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Especially in a hotel. | Özellikle oteldeyken Özellikle de bir otelde. Özellikle bir oteldeyse. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you hear the song that rat is humming | Sarkii duyuyor musun? bu fare viziltisi Şu farenin kendini cesaretlendirmek için.. Hainin mırıldandığı şarkıyı duyuyor musun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| to give himself courage? | onlara cesaret vermez mi? mırıldandığı şarkıyı duyuyor musun? Kendisine cesaret veriyor? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Ah yes. Is that Spanish? | Evet. Bu ispanyolca mi? Ah evet? İspanyolca mı? Ah evet. Bu İspanyolca mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's a revolutionary song, my little Alan. | Bu bir devrim sarkisidir, benim küçük Alan'im. Bir devrim şarkısı o. Alancığım. Bu devrim şarkısı, küçük Alancığım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| On my command neutralize the Basque. | İssret verdigimde, Bask'liyi etkisiz hale getirin. Emrimle birlikte etkisiz hale getirin. Komut verdiğimde etkisiz hale getirin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Roger that. | Anlasildi. Anlaşıldı. Anlaşıldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| At 12 o'clock! | 12 yönünde. 12 yönünde.. Saat 12 yönüneeee! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /And we're done! | Basardik. İşte bu kadar. /Vee başardık! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let that nightingale sing. | Simdi bülbül gibi söyle o sarkiyi. Şimdi şarkısını söylesin bakalım.. Şimdi şarkı söylesin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Put him in a cage. I'll question him later. | O adami bir kafese tikin. Onu sonra sorgulayacagim. Hücreye tıkın. Bu adamla sonra ilgileneceğim. Onu bir deliğe tıkın. Daha sonra sorgulayacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go! | Hadi! Götürün. Gidin! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Gibert, how's it going? | Gibert, nasil gidiyor? Gibert, nasıl gidiyor. Gibert, nasıl gidiyor? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Mr. Prefect, I've just neutralized the Spanish terrorist. | Mr. Prefect, İspanyol teröristi simdi etkisiz hale getirdik. İspanyol teröristi şimdi etkisiz hale getirdim Mr. Prefect. Bay Prefect, İspanyol teröristi etkisiz hale getirdim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He was transporting a set of little bottles. | Küçük siseler halinde bir set nakliyediyordu. Küçük deney tüpleri taşıyordu. Bir kaç küçük şişe naklediyordu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Most likely toxic substances | Zehirli madde benziyorlar. Büyük ihtimalle zehirli maddeler. Toxik madde olsa gerek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /he was going to spread. | Etrafa yayacakti. Bunları etrafa yayacaktı. /Onları yayacaktı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll have it tested. | Simdi test ettirecegim Test ettireceğim. Test ettiriyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Excellent, Gibert. | Mukemmel, Gibert. Çok iyi, Gibert. /Harika, Gibert. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /And now take care /of our client, | Simdi müsterilerimizle ilgilenen, Şimdi de müşteriyle ilgilen. /Şimdi misafirimize /göz kulak ol, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| because we can't allow ourselves to be late. | Çünkü daha fazla gec kalmalarina izin veremeyiz. Geç kalmaya tahhammülümüz yok çünkü geç kalmak istemiyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Consider it done, Mr. Prefect. | Anlasildi, Mr. Prefect. Yapılmış sayın, Mr. Prefect. Halledildi bilin, Bay Prefect. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, the coast is clear. You can deliver the package. | Emilien, the kiyi seridi temiz mi. Paketi dagitabilirsin. Emilien, etraf sakin Paketi teslim edebilirsin. Emilien, ortalık temiz. Paketi transfer edebilirsin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien? | Emilien? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, answer right away! | Emilien, hemen cevap ver! Emilien, hemen cevap ver. Emilien, hemen cevapla! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm practically standing in the exit door. | Çikis kapisinin orda bekliyorum. Tam olarak çıkış kapısının önündeyim. Şu anda tam çıkış kapısında duruyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We can't do this while I'm on a special mission. | Ben özel görevdeyken, bunu yapmamaliyiz. Gizli görevdeyken yapmamalıyız. Ben özel bir görevdeyken bunu yapamayız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's not my fault. | Benim bir hatam yok. Benim hatam değil. Benim suçum değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You look so handsome when you're on a special mission. | Sen özel görevde olunca, çok yakisikli görünüyorsun. Gizli görevdeyken çok yakışıklı görünüyorsun Özel görevdeyken çok yakışıklı duruyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You look like Sean Connery and you turn me on. | Sean Connery'e benziyorsun, ve beni çildirtiyorsun. Sean Connery gibi gözüküyorsun ve beni havaya sokuyorsun. Sean Connery gibi, beni azdırıyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Please, don't make fun of me. | Lütfen benimle dalga geçme. Lütfen, dalga geçme.. Lütfen, dalga geçme benimle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You enjoy this because you're stronger. | Sen böyle egleniyorsun, çünkü sen güçlüsün. Bundan hoşlanıyorsun, çünkü daha güçlüsün. Bunu daha güçlü olduğun için seviyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright, you can tie me up next time. | Tamam, bir daha ki sefere, sen beni baglayabilirsin. Tamam. Bir daha ki sefer sen beni bağlarsın. Pekala, gelecek sefer sen beni bağlarsın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Not so loud. The hotel is bugged. | Sessiz ol. Bu otel dinleniyor. Sessiz ol. Otel alıcılarla dolu. Şşş, yavaş konuş. Otel dinleniyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes sir, inspector. | Basüstüne, dedektif. Emredersiniz, dedektif. Başüstüne, müfettiş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll take care of the package, and you find Gibert. | Ben paketle ilgileneyim, sen Gibert'i bul. Ben paketle ilgileneceğim. Sen Giberti bul. Pakete göz kulak olacağım, sen de Gibert'i bul. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I love you, Emilien. | Seni seviyorum, Emilien. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I love you too, Petra. But this isn't the time. | Bende seni seviyorum, Petra. Ama bunun zamani degil. Ben de seni ama şimdi bunun zamanı değil. Ben de seni, Petra. ama şimdi zamanı değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| See you at home tonight. | Aksam evde görüsürüz. Akşam evde görüşürüz. Bu gece evde görüşürüz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Mr. Ciss�? | Mr. Cissé? Bay Cissé? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Mr. Ciss�, we need to end the interview, to be on the pitch in 20 minutes. | Mr. Cissé, röportaji bitirmeniz gerekiyor, 20 dakika içinde sahada olmaliyiz.. Mr. Cissé, ropörtajı bitirmelisiniz 20 dakika içinde sahada olmalıyız. Bay Cissé, röportajı bitirmek zorundayız, 20 dakika içinde varmamız gerekiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm sorry to disturb you but I'm from the police and... | Rahatsiz ettigim için üzgünüm, ben polisim ve... Rahatsız ettiğim için üzgünüm, ben polisim ve... Rahatsız ettiğim içi üzgünüm, ben polisim vee... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What's your name? | Adin ne? İsminiz ne? Adın ne? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien. | Emilien. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, this isn't about... This is about... | Hayir, bunun onla alakasi... Bu seyle ilgili... Hayır, imza için de... Hayır hayır... Bu onun için değil... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Emilien! | Emilien! /Emilien! /Emilien! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This isn't the time to exchange business cards. | İS kartlarinizi degistirme zamani degil Şimdi kartvizit değiş tokuş zamanı değil. Kimlikleri değiştirme zamanı değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Where is that... | Nerede... Nerede bu.. /Neredee... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What a name. Damn foreigner. | Neydi adi. Kahrolasi yabanci. Nasıl isim öyle.. Lanet yabancılar.. İsme bak. Lanet yabancı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's Djibril Ciss�, sir. | Bu Djibril Cissé, efendim. Ben Djibril Cissé, efendim. Djibril Cissé, efendim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Excuse me? | Anlayamadim? Pardon. Pardon? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't get wise with me or I'll check your papers and have you deported. | Sakin benimle kafa bulayim deme yoksa kagitlarini incelerim sinirdisinda bulursun kendini. Bana ukalalık yapma. Sınırdışı ederim bak. Bana ukalalık taslama yoksa evraklarını kontrol eder sınırdışı ederim seni. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, look. | Emilien, baksana. Emilien, bak. Emilien, bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They don't look alike. | Birbirlerine hiç benzemiyorlar. Hiç benzemiyor. Hiç benzemiyorlar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /The nose, the teeth. | Burnu, disleri. Burnu, dişler. /Burun, dişler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But it's certainly him, I assure you. | Ama bu kesinlikle o, Seni temin ederim. Ama bu o, garanti ederim. Fakat bu o, sizi temin ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Not so fast, Emilien. | O kadar aceleci olma, Emilien. Yavaş ol, Emilien. /Ağır ol, Emilien. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /I know about deception. | Sahtekarlik nedir bilirim. Kandırmacaları iyi bilirim. /Bu hilelerden anlarım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I worked for 2 years in customs, so I saw plenty of impostors. | 2 yil gümrükte çalistim, ve bol miktarda sahtekar gördüm. 2 yıl gümrükte çalıştım ve bir sürü sahtekar gördüm. iki yıl kostümler hakkında çalıştım, bir sürü sahtekar gördüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| For example that Korean subsidiary in 82. I smoked them out. | Mesela, 82 yilindaki Koreli yardimci. Onlarin foyasini ben açiga çikardim. Mesela '82 deki şu koreli tacir. Onu ben yakaladım. Mesela şu 82 numaradaki koreli. Onu püskürttüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But he's not Korean. How can you be sure? | Ama o Koreli degildi ki. Nasil bu kadar emin olabiliyorsun? Ama bu koreli değil. Nasıl emin olabilirsin? Ama o Koreli değil. Nasıl bu kadar eminsin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I checked his papers. | Evraklarini kontrol ettim. Kağıtlarını kontrol ettim. Evraklarını kontrol ettim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| His eyes are a bit slanted. That's because he's tired. | Gözleri biraz kayikti. Ama yorgun oldugu içindi. Gözleri biraz çekik gibi. Yorgun olduğundan heralde.. Gözleri biraz çekik gibi. Yorgun olduğu içindir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have to go or the Prefect will grow impatient. | Artik gitmeliyiz yoksa Mr. Prefect'in sabri tasacak. Prefect'e gitmeliyiz. Sabırsızlanmaya başlamıştır. gitmek zorundayız Prefect iyice delirecek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes. | Evet. Doğru. Peki. Nereye bırakayım sizi, efendim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I don't know what you did to them, but you aren't popular here. | Bunlara ne yaptiginizi bilmiyorum ama, aslinda burda o kadar populer degilsiniz. Onlara ne yaptığını bilmiyorum ama burada pek sevilmiyorsun. Onlara ne yaptın bilmiyorum, ama burda popüler değilsin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry. He doesn't know anything about soccer. | Endiselenme. Futbol hakkinda hiçbir sey bilmiyor. Boşver. Futboldan anlamaz. Aldırma. Futbol hakkında hiçbir şey bilmiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| His passion is fishing. | Onun tutkusu balik tutmak. Bir tek balık tutmayı bilir. balık tutmayı çok sever. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What are you mumbling, Emilien? | Ne mirinlaniyorsun, Emilien? Ne mırıldanıyorsun, Emilien? Ne mırıldanıyorsun, Emilien? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I just said that your passion is fishing. | Sadece ona senin tutkunun balik titmak oldugunu söyledim. Balık tutmaktan hoşlandığınızı söyledim. sadece balık tutmayı çok sevdiğinizi söyledim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Fishing is a real sport. | Balikcilik gercekt bir spordur. Balıkçılık gerçek bir spordur. Balık tutma gerçek bir spor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you ever fill a fishing net? | Hiç balik agini doldurdun mu? Hiç bir balık ağını doldurdun mu? Hiç bir ağı balıkla doldurdun mu? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, my job is to put the ball in the goal net. | Hatir, benim isim topu kale agasina doldurmak. Hayır, benim işim topu kale ağlarına doldurmaktır. Hayır, benim mesleğim topu kale ağına koymak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's good. Because fishing isn't for amateurs. | Çok guzel. Çünkü balikçilik amatörler için degildir. Bu iyi. Çünkü balıkçılık amatörlere göre değildir. bu iyi işte. çünkü balık tutma amatörlere göre değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| For example consider float fishing, on the lakeside. | Mesela göl kenarindaki samandira balikçiligini düsünürsek. Mesela göl kenarında balık tutmayı düşün. Mesela göl kenarında ağla balık tutmayı düşün. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Sometimes you have to stand motionless for 8 hours | Bazen ayakta 8 saat hareketsiz durmak gerekir. Bazen 8 saat boyunca hareketsiz kalman gerekir Bazen 8 saat hareketsiz durman gerekir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /observing the float. | Samandirayi gözlemlerken. Mantarı gözlersin. /yakalamak için. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /And then... | ve sonra... /Sonra daaa... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What's going on? | Neler oluyor? Hey ne oluyor? Neler oluyor? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you OK? Break anything? | İyi misin? Bir yerin kirildi mi? Sen iyi misin? Bir yerin kırıldı mı? İyi misin? Bir şeyin var mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No. I'm fine. | Hayir. İyiyim. Hayır. Ben iyiyim. Hayır. Ben iyiyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Couldn't you have turned on the signal? | İsaret vermeden nasil dönüyorsun ya? Sireni neden çalıştırmadınız? Sinyal vermen gerekmiyor muydu senin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We were told Mr. Ciss� is having a siesta at the hotel, | Mr. Cissé'nin otelde öglen dinlenmesinde oldugunu sölemistik Cissé nin otelde öğle uykusunda olduğunu duyduk. Bay Cisse'nin otelde kestirdiğini duydu, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| so we avoided waking him. | ve onu uyandirmicaktik. Onu uyandırmak istemedik. Onu kaçırmak istemedik. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's not having a siesta. | Öglen uykusunda degil. Hayır uyumuyor. Otelde falan değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's in my car and he's being transferred. | Kendisi benim arabamda, ve o transfer oldu. Şu an arabamda ve onu transfer ediyoruz.(taşıyoruz) Arabamda ve transfer ediliyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Djibril Ciss� is being transferred? He'll play for Marseille? | Djibril Cissé transfer mi oldu? Marsilya'da mi oynayacak? Djibril Cissé transfer mi oluyor? Marsilya da mı oynayacak? Djibril Cissé transfer mi ediliyor? Marsilya için mi oynayacak? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's Ciss�. | Bu Cissé. Bu Cisse. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do something or we'll be late. | Birseyler yap yoksa geç kalacagiz. Birşeyler yap yoksa geç kalacağız. Birşeyler yap yoksa geç kalacağız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't worry. | Merak etmeyin. Endişelenme. Endişelenme. | Taxi 4-1 | 2007 |