Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150209
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Gerd went batshit when she heard about Susie. | Gerd, Susie'ye olanları duyunca deliye döndü. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| She ordered us to move the bodyto... somewhere else. | Bize "cesedi" herhangibir yere atmamızı önerdi. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Ithought I needed to change my life. | Hayatımı değiştirebileceğini düşünmüştüm. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| I justwantedto get out ofthis mess. | Sadece bu pislikten kurtulmak istedim. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| You were in my apartment. No, lwasn't. | Benim daireme girdin. Hayır, ben girmedim. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| No! Putthe photo down, and I'lltellyou. | Yapma! Fotoğrafı bırak sana anlatacağım. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Andthenthe mailman helped me pullthe suitcasetothe car. | Sonra postacı bavulu arabaya koymamda yardım etti. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| The same daythey buriedthe old lady who had saved 500000. | Aynı gün 500bin'i olan yaşlı kadını gömdüler. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| No one suspected there weretwo bodies inthere. | Orada iki ceset olduğundan kimse şüphelenmeyecekti. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Here's whatwe'll do. We'lljust letbygones be bygones. | Yapacağımız şey şu. Geçmişi unutacağız. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Where's the money?! | Para nerede? | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Unbelievable. But I killed herfirst. | İnanamıyorum. Ama onu ilk önce ben öldürdüm. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| Notthe cops here. I'lltalkto them in Stockholm. | Buradaki polisler olmaz. Onlarla Stockholm'de konuşacağım. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| I'lljoin you. I've had ithere. I gotcha. | Seninle geliyorum. Buradan sıkıldım. Tamam. | Smala Sussie-3 | 2003 | |
| I've only really | Sadece bir tane kitap yayınladım,... | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Slim Susie is my little sister back home. She's very proper. | Susie benim küçük kardeşim. Kendisi çok özeldir. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| The last straw came on a Sunday, at the weekly movie. | Pazar Günü, sinemaya önemsiz bir film gelmişti. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| But I'll try to sort it out. | Fakat bunu halledeceğim. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I want to go too. It's too dangerous. | Ben de gelmek istiyorum. Bu çok tehlikeli. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Tore Tumor. Known for the tumor he used to have in his head. | Tore Tumor. Kafasındaki tümörden dolayı böyle tanınır. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Like when he got his pension papers in the mail. | ...alışveriş merkezindeki işinden emekli edildi. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| You're in line. We'll take your call later, or you can leave a message. | Çağrınızı işleme alacağız ya hatta kalın ya da mesaj bırakın. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Not a lot of information, really. | Fazla bir bilgim yoktu, cidden. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I was sad that my pizza "Erik's Extra Everything" was gone. | "Erik'in Extra Everthing" pizzasından istedim ama kalmamıştı. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Except I took it out and went black. Hi. | Piercingi çıkardım ve saçlarım siyah. Selam. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| It had been foretold that Sandra's love would be a latino man. | Sandra'nın latin erkeklerden hoşlandığından haberim vardı. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Billy Davidson, the sole cop in town. | Billy Davldson, şehirdeki tek polis. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Four minutes of talk time, then the battery goes. | Dört dakika konuşuyorsun sonra pili bitiyor. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| rented movies and opened our first beer together, | ...filmler kiraladık ve ilk biramızı beraber içtik. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| when he was getting his bike license. | ...öğretmenlerin arabalarının üzerine sürerdi. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| "Deadly Murder" was probably the best one. | "Apansız Cinayet" bunların arasındaki en iyisiydi. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Morning beer smell rules. Why am I filming? | Sabah birası kurallardandır. Neden ben çekiyorum? | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Sandra! If anything happens to me, look in the drain pipes. | Sandra! Eğer bana bir şey olursa, pimaşların içine bak.* | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I have a sieve... Ah, screw it. Who uses this? | Eleğim de var... Siktir et. Bunu kim kullanıyor? | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| You need all the details to know I'm innocent. | Benim masum olduğuma inanman için tüm detayları bilmen gerek. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| if you're lying, | Eğer yalan söylüyorsan, çok kızgın olacağım. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| We'll take the Humpmobile. I'm going to the cops. | Humpmobile'e gideceğiz. Ben polise gidiyorum. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Action. Shut up. Damn... | Kayıt. Susun. Siktir... | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Closed. For emergencies, call the police. | Kapalı. Acil durum için polisi arayın. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I knew where Billy Davidson lived. | Billy Davidson'ın yaşadığı yeri biliyordum. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Grits has always been like a turd. A floater that won't flush. | Grits hep bok gibi bir herifti. Aptalın önde gideniydi. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| She visits for a humping sometimes. Cops' wives are like everyone. | Karısı bazen canı sıkıldığında uğrardı. Polis karıları da herkes gibidir. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Don't worry. I'll tell you a story from my life. It's similar to this. | Dert etme. Sana kendi hayatımdan bir hikaye anlatacağım. Buna benziyor. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| That was interesting. That's about how it is. | Bu çok ilginçti. Bu nasıl olduğuyla alakalı. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| A while back, I saw something weird In the video store. | Bir süre önce, video dükkanında garip bir şey gördüm. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I'll take it, then. | Bunu sonra alacağım. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| if he can be bought with a B movie and some candy | Eğer o bir B Filmi ve biraz şeker alıyorsa.... | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| he's cheap. if she's been killed, he knows who did it. | ...hem de para vermeden. Eğer kız öldürüldüyse kimin yaptığını biliyordur. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Sandra! If anything happens to me, look in the drain pipes. | Sandra! Bana bir şey olursa, pimaşların içine bak! | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Disco powder? Now I'm really getting spaced out. | Disko tozu mu? Şimdi gerçekten ara veriyorum. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| if things are so boring, why don't you move? | Eğer şeyler çok sıkıcıysa neden gitmiyorsun? | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| She was hardly eating at all at that point. | Bu durumda bile çok fazla tüketiyordu. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| You can't just fire me! There are laws even here! | Beni kovamazsınız! Burada kanunlar var! | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Sober? I think I'll try that. Seriously. | Adam mı? Aslında, deneyeceğim, cidden. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| How'd you get in? The unlocked door. | İçeri nasıl girdin? Kapı açıktı. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| It could be a bullet hole. It's a hole, nothing more. | Mermi deliği olabilir. Bir delik işte, abartma. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I felt so guilty, I just wanted to die. | Kendimi çok şuçlu hissediyordum, sadece ölmek istedim. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| No. I've just blow dried it, I get up a bit earlier to have the time. | Hayır. Sadece kuruladım, bunu yapmak için biraz erken kalkıyorum. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| So, anyway... Blow Dryer Woman found a strongbox of money. | Neyse, Kurutucu kadın bir para kutusu buldu. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| And I felt that... Because I like you so much... | Ayrıca seni çok seviyorum... | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| What's that crab smelling woman called? | Yengeç kokulu çağrılan kadının adı ne? | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| She screwed you, Susie. That fur is worth more than 10000. | Seni kazıklamış, Sussie. Bu kürkün değeri 10bin'den fazladır. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Tore hadn't slept for weeks, and looked forward to a normal life. | Tore haftalardır uyumuyor ve normal bir hayat için ileriye bakıyordu. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Sounds good, I'll take it. And some candy for the kids too. | İyiymiş, alacağım. Çocuklar için biraz da şeker alayım. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I'll just thump him. No, none of that. | Onu yumruklayacağım. Hayır, böyle bir şey olmayacak. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| She told Susie she'd quit and was getting a divorce. | Susie'ye ayrılacağını ve boşanma davası açtığını söyledi. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Don't think me silly, but it's great. It's meant a lot to me. | Beni aptal sanma ama şarkı harikaydı. Sanki biraz beni anlattı. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| that he'd rented the longest DVD box he could find. | ...ve izlerken uyuya kalmaktan çok korkuyordu. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Could be. Shut up. How much was it? | Olabilir. Kapa çeneni. Ne kadar vardı? | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| If something happens, if I don't go, call my brother in Stockholm. | Eğer bir şey olursa, eğer gidemezsem Stockholm'deki abimi ararsın. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Sandra! If anything happens to me, look in the drain pipes. | Sandra! Eğer bana bir şey olursa, pimaşların içine bak! | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Alright. We'll just leave. This is for real! | Tamam. Kaçalım. Bu gerçek mi! | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| She had a gun. It was totally self defense. | Bir silahı vardı. Kesinlikle nefsi müdafaa. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| We'll say Tore killed her to death. That stinks. | Onu Tore'un öldürdüğünü söyleyeceğiz. Bu kokar. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Gerd went bat shit when she heard about Susie. | Gerd, Susie'ye olanları duyunca deliye döndü. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| It's crab, but never mind. I have something to confess. | Yengeç ama boşver. Bir şeyi itiraf etmeliyim. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| A blow dryer and a fur coat. | Bir saç kurutucu ve bir kürk. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I thought I needed to change my life. | Hayatımı değiştirebileceğini düşünmüştüm. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I'm sorry about that. I don't know what happened. Now I want to. | Bunun için özür dilerim. Ne oldu bilmiyorum ama şimdi istiyorum. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| No! Put the photo down, and I'll tell you. | Yapma! Fotoğrafı bırak sana anlatacağım. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| And then the mall man helped me pull the suitcase to the car. | Sonra postacı bavulu arabaya koymamda yardım etti. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I don't think I believe you. The tub has a bullet hole. | Sanırım sana inanmıyorum. Küvette mermi deliği var. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Here's what we'll do. We'll just let bygones be bygones. | Yapacağımız şey şu. Geçmişi unutacağız. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Take the fur coat and blow dryer with you. | Kürkü ve saç kurutucuyu yanına al. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Where's the blow dryer lady? We kept running. | Kurutucu kadın nerede? Kaçmaya devam ediyorduk. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Not the cops here. I'll talk to them in Stockholm. | Buradaki polisler olmaz. Onlarla Stockholm'de konuşacağım. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| I'll join you. I've had it here. I gotcha. | Seninle geliyorum. Buradan sıkıldım. Tamam. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| The interview cassette is in the stereo over there. | Görüşme kasedi oradaki müzik çaların içinde. | Smala Sussie-4 | 2003 | |
| Oh, baby, what I couldn't do, ooh | Bana "perspektif." deme şimdi Git başımdan, git başımdan. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Just a little filthy lucre buys a lot of things | Elli yedi. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| But I'm certain, honey | Acıktım. Buradan gidebilir miyiz? Sen hep açsın. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Uh huh. On the thighs. | Burası yaşadığı, çalıştığı ve... | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| What... You think those kings and queens buy retail? | Ama yataktan kalkmayacağım. Döndüğünde görüşürüz. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Before you make dinner, I gotta talk to you. | Çikolata diye bir şey vardır? Sana çikolata getirdim. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| I'd say I'd have to be a bigamist. | İki evli olduğumu söylerdim. Bu işte kesinlikle başarılı olacağız. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Denny and Tommy kick six and I gotta put in my six. | Yedi kart. Kartları başının üzerinde tutarsın. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Compared to you, this chair is a genius. | Tam bir züppesin, Frenchy. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| I don't get your agreeance, I count to three... | Senin onayını filan beklemiyorum. 3'e kadar sayıyorum, yoksa hadise çıkacak. | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| For God... Will you knock it off? Jesus... | Ve kadınlar yeniden evlenirler, bilirsin işte? | Small Time Crooks-1 | 2000 | |
| Frenchy, that money's mine. It's MINE, I earned it. | Kader, el değiştirir. | Small Time Crooks-1 | 2000 |