Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150156
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| They're not selling but I'll give the right kid some for free. | Çok satmıyorlar, ama... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Daddy said it was made from lips, peckers and intestines. | Babam onların, am, sik ve bağırsaktan yapıldıklarını söylerdi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Don't talk that way. Did that strange looking man follow you in here? | Bir daha duymayım! Şu tuhaf adam peşinden mi geldi? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That's Karl. I met him at the laundry mat. | Adı Karl. Çamaşırhane çıkışında tanışmıştık. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Karl, this is Mama and Vaughan. | Karl, bunlar Annem ve Vaughan. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Vaughan is the manager. | Vaughan buranın müdürü. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He lets Mama off work anytime because they're best friends. | Annem her istediğinde izin alır, neticede dostlar. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Nice to meet you, Karl. | Memnun oldum, Karl. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Frank, come back here with me for a minute. | Frank, bir dakika benimle gelir misin? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I haven't seen you here before. | Seni daha önce burada gördüğümü sanmıyorum? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| No, sir, I don't reckon you have. I haven't been in here before. | Hayır, bayım, gördüğünüzü sanmıyorum. Buraya ilk gelişim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| This store didn't used to be here. | Eskiden burada dükkân yoktu. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| It's been here 17 years. Did you live here before? | 17 yıldır burada. Eskiden burada yaşamış mıydın? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I was born and raised here till I was 12 years old. | 12 yaşıma kadar doğma büyüme buralıydım. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| What brings you back? What's that you say? | Şimdi hangi rüzgâr attı? Ne dediniz? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Why are you here now? | Neden buraya geldin? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| They turned me loose from the state hospital. | Devlet hastanesi beni serbest bıraktı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Is that right? How long are you staying? | Demek öyle? Ne kadar kalacaksın? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Mr. Woolridge got me hired at Bill Cox's outfit. | Bay Woolridge, beni Bill Cox'ın tamirhanesinde işe aldırdı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You have family here? Not to speak of. | Ailen burada mı? Bahsetmeye değmez. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Hey, Karl. Guess what? Mama said you can stay in our garage. | Hey Karl! Bil bakalım ne oldu? Annem bizimle kalabileceğini söyledi. Bizim garajda. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Our car doesn't fit anyway. It's real neat. | Arabamız zaten oraya sığmıyor. Harika bir yerdir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Frank told me about your situation. Frank loves company. | Frank durumundan söz etti. Arkadaşlık etmeye bayılır. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Especially after his daddy passed and all. | Bilhassa babası rahmetli olduğunda beri. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| There's no sense in you staying in that greasy old shop. | O yağ içindeki eski püskü dükkânda kalman hiç mantıklı değil. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's mentally retarded, poor thing. | Zihinsel engelliymiş. Zavallı adam. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He just go out of the state hospital. I know. | Devlet hastanesinden yeni çıkmış. Biliyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Can we get some candy and pop? Sure. Go ahead. | Biraz şeker ve gazoz alabilir miyiz? Elbette. Durmayın. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Is it safe to let him around that guy? Frank's crazy about him. | Onunla dolaşması sence güvenli mi? Frank onu çok seviyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He likes the way he talks and he helped Frank carry home the laundry. | Konuşma tarzını çok seviyor. Frank'in çamaşırları eve taşımasına yardım etmiş. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's been in the hospital a long time. There must be something wrong with him. | Uzun süre hastanede yatmış. Mutlaka bir sorunu vardır. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's retarded. Frank's always after a father figure. | Sadece zihinsel engelli. Biliyorsun, daima baba diyeceği birini bekledi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Lord knows Doyle ain't a good one with his mean ass. | Tanrı biliyor ki Doyle’dan baba maba olmaz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| What about me? He doesn't see you as a "guy" guy. | Benim neyim eksik? Ona göre, adam gibi adam değilsin. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Karl's a "guy" guy? | Ne yani? Karl adam gibi adam mı? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I call this my secret place. | Buraya ‘gizli yerim’ derim. Çünkü... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I come out here when I feel like being alone. | ...ne zaman yalnız kalmak istesem, buraya gelirim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I used to come here with Karen Cross. | Eskiden Karen Cross'la birlikte gelirdim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| She kind of used to be my girlfriend. | Sevgilim sayılır. En azından eskiden öyleydi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| We would come out here and hold hands and talk... | Burada el ele tutuşur laflardık... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| and read books to each other with a flashlight. | ...bazen de el feneriyle birbirimize kitap okurduk. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| She wouldn't have nothing to do with me in front of other people... | İnsanların gözü önünde benimle olamazdı... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| because Mama and I don't have any money. | ...çünkü ailem meteliksizdi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Her daddy's a dentist, so they're rich. | Babası dişçi olduğu için zengindiler. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Was your folks well off? | Seninkiler zengin miydi? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| No, we barely had enough to scrape by on, I reckon. | Hayır. Sanıyorum anca geçiniyorduk. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Your folks still around? | Anne baban hâlâ buralarda mı? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| My daddy's still around but he don't want to have nothing to do with me. | Babam buralardadır, ama benimle bir şey yapmak istemez. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| How do you know? He never did want to. | Nereden biliyorsun? Çünkü hiçbir zaman istemedi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I figure he probably ain't changed his mind much. | Babamın fazla değişmediğini varsayıyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| How'd your mama die? | Annen nasıl öldü? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You don't need to hear things like that. | Bunları duymamalısın. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You just a boy. | Daha çocuksun. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You need to think good thoughts while you still a boy. | Hiç değilse çocukken güzel şeyler düşünmelisin. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| There's lots of time for all the other. | Kötü düşünceler için bir sürü zamanın olacak. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I had bad thoughts since Daddy died. | Babam öldüğünden beri düşünüyorum zaten. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Sometimes I wish I was still little and he was still here. | Bazen keşke büyümemiş olsam ve babam yanımda olsa diyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Mama's real good, but I wish I had both of them. | Annem çok iyidir, ama keşke ikisi de yanımda olsa. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| We went to Memphis in the car once. | Bir keresinde arabamızla Memphis'e gitmiştik. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| It was raining so hard we couldn't see the road... | Yağmur o kadar şiddetliydi ki önümüzü bile göremiyorduk... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| but I wasn't scared because as long as Daddy was driving... | ...ama korkmuyordum çünkü Babam kullandığı sürece... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| nothing could happen to us. | ...başımıza bir şey gelmeyeceğini biliyordum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That's the way I feel about Mama now. | Şimdi ise aynı şeyleri Annem için düşünüyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Mama has a boyfriend now. | Annemin bir erkek arkadaşı var. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| His name is Doyle Hargraves. | Adı Doyle Hargraves. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He works construction so he makes a pretty good living... | İnşaatla uğraştığı için durumu çok iyi... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| but he don't help Mama out with any money. | ...ama Anneme hiç destek olmuyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He ain't no good. He's mean to her. He don't like me at all. | İyi birisi değil. Anneme kötü davranıyor. Benden de hiç hoşlanmıyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Mama says he's jealous because I belong to my daddy. | Annem diyor ki, ondan değil, babamdan olduğum için kıskanıyormuş. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He spends the night at our house and he's got his own house. | Kendine ait bir evi olmasına rağmen, bazen bütün geceyi bizim evde geçirir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Somebody told me this way he can have more girlfriends. | Birinin dediğine göre, böylece daha fazla kız arkadaş bulabilirmiş. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I like the nights he's not there. I ain't so nervous then. | Bizde kalmadığı zaman seviniyorum, gergin de olmuyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| How come she's still being girlfriends with him if he's mean to her? | Annene kötü davranıyorsa, neden onu terk etmiyor? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| She says it's for the times he's good to her. | Ona destek olduğu günlerin hatırınaymış. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| She's lonely since Daddy died. | Babam öldüğünden beri yapayalnız. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Sometimes she don't know why. | Bazen nedenini o da bilmiyormuş. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He threatened to kill her if she left him. | Terk ettiği takdirde, Annemi öldürmekle tehdit etti. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| My daddy would kill him if he was here and somebody was mean to Mama. | Babam sağ olsaydı, onu da, Anneme kötü davranan herkesi de gebertirdi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Vaughan's real good to Mama. | Vaughan Anneme çok iyi davranıyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Vaughan that you met? | Vaughan? Hani tanışmıştın ya? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| But he's not able to do anything to Doyle. He's funny. | Ama Doyle'a hiçbir şey yapamaz. ‘Parlak’ çocuktur. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Not "funny," ha ha. "Funny," queer. | Akıllı anlamında ‘parlak’ değil, ibne anlamında ‘parlak’. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He likes to go with men. | Erkeklerden hoşlanır. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That makes him not able to fight good, but he sure is nice. | Anlayacağın iyi dövüşemez. Yine de çok iyi birisidir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's from St. Louis. Queer people get along better in a big town. | St. Louis'lidir. Homoseksüeller büyük şehirlerde daha rahat ederler. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I wish he like to go with women. | Keşke kadınlardan hoşlansaydı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I'd rather him be Mama's boyfriend than Doyle. | Annemin erkek arkadaşı Doyle olacağına, Vaughan olsaydı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Karl, remember I told you Daddy got hit by a train? | Babama tren çarptığını söylemiştim ya? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Yes, sir, I recollect that. | Evet, bayım. Bunu hatırlıyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| It ain't the truth. He shot himself with a shotgun on purpose. | Doğru değildi. Kendini çifteyle vurup, intihar etti. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| How come him do that? | Neden böyle bir şey yaptı? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Because he didn't have enough money to take care of us like he wanted to. | Çünkü bizi istediği gibi yaşatacak parası yoktu. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That's what the letter said. | Mektubunda böyle yazmıştı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He got laid off of work and did odd jobs. | Geçici olarak işten çıkarılınca, ufak tefek işlerde çalışmıştı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I thought he took care of us just fine. | Bence bize gayet iyi bakıyordu. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Karl, did you really kill somebody? | Sahiden birini öldürdün mü? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Yes, sir, I did. | Evet, bayım. Öldürdüm. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Who'd you kill? Two people. | Kimi öldürdün? İki kişi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Were they bad people? I thought they was. | Kötü insanlar mıydı? Öyle olduklarını düşünmüştüm. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Maybe they needed it. | Belki de hak etmişlerdir. | Sling Blade-1 | 1996 |