Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150091
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Coming to Tijuana, to work in the sleep dealers... | Tijuana'ya gelip uyku tacirleriyle çalışmak... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| he should be. | ...aslında korkmalı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Lookin' for a node job? I'll hook you up. | Nod lazım mı abi? Ayarlayayım ister misin? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| much less give me a node job. | …hele ki asla nod yaptırtmam onlara. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I remember what it was like... | Nodun olmadan... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| fast... | ...hem de çabuk... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| and dirt cheap. | …ve çok ucuza. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| he was a dumb ass. | ...tam bir aptal olmasıydı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Just like you. | Aynı senin gibiydi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Back at home, I'd heard people talking... | Evdeyken telsizden duyduğumdan... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| So I knew that node workers lived far out, | ...nod işçilerinin şehir dışında, varoşlarda... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Shut up, fool. | Kes sesini, aptal. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| If no one's in there, go for it. | Orada kimse yaşamıyorsa sen yaşayabilirsin. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| 28 clients found your story by searching "Santa Ana del Rio". | 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikâyenize bakmış. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I'm interested in the guy you met. Where he's from and why he left... | Tanıştığınız adam ilgimi çekti. Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Looking for a node job? | Nod takalım mı abi? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Anyway, I'll find someone else. | Neyse, başka birini bulurum ben. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| If you want, I can help. | İstersen, sana yardım edebilirim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You could find almost anything. | Ne ararsan bulabilirdin. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| They served shots of teki to exhausted node workers. | Yorgun nod işçilerine Teki servisi yapıyorlardı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He's busy... doing a node job. | Meşgul. Birisine nod yapıyor. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You're not from here, right? | Buralı değilsin sanırım? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| But my story's not that interesting. | Benim hikâyem o kadar da ilginç değil. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Careful with the injector. It says 120, but it's running at 140. | Enjektöre dikkat et. 1 20 gözüküyor ama 1 40 çalışıyor. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He installed my nodes so we could connect. | Bana da nod takti ki birbirimize bağlanabilelim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He taught me. | Bana o öğretti. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| These nodes are the best you can get on the street. | Bu nodlar sokakta bulabileceklerinin en iyileridir. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Breathe in. It'll ease the pain. | Solu bunu, acını azaltır. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| on the outskirts of the city... | …şehrin varoşlarında... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| stood the networked factories... | ...kurulmuş tesisler vardı… | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| the "sleep dealers". | ...uyku tacirler. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| We give the United States what they've always wanted... | Amerika’ya daima istedikleri... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| all the work... without the workers. | ...iş gücünü veriyoruz, işçileri değil. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| THIS EQUIPMENT PAYS YOUR SALARY TAKE CARE OF IT! | BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I guess you made it. | Bilmem, başardın. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You want me to feel worse than I already do? | Olduğumdan daha kötü mü hissetmemi mi istiyorsun? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| they received 180 dollars! | 180 dolar! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Mom won't believe it. | Annem inanmayacak. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Don't worry, I just got here. | Boş ver, bende yeni geldim zaten. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I see who wears the pants here. | Burada milletin iç çamaşırlarını dahi görüyorum evlat. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I have a theory: | İlginç bir teorim var: | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Didn't yours teach you that? | Sende babanı örnek alıyor musun? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Being here, trying to make it as a writer. | Burada kalıp yazar olmaya çalışıyorum ya onun için. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| There must be something wrong... | Yalnız yaşayan bekâr bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I'm trying to maintain my distance so that... | Mesafemi korumaya çalışıyorum bu yüzden... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He told me... | Bana her pazar... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| he eats every Sunday night in the central market. | ...akşamı Merkez Markette yemek yediğini söyledi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| It reminds him of home. | Evini hatırlatıyormuş. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Problems with the story? | Hikâyede mi bir sorun var? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I wish it were a story. | Keşke hikâyede olsaydı sorun. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Well, that's how it works, right? | Böyle çalışmıyor mu zaten? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Wait... he doesn't know? | Ne? Bilmiyor mu? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| There was a river near my house. | Evimizin orada da bir nehir vardı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Tell me about him... | Babanı anlat bana. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Nothing too special. | Pek özel şeyler değil. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| and the two plants help each other grow, right? | Böylece iki bitkide birbirlerine yardımcı oluyormuş, öyle mi? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Code approved. You may exit. | Şifre kabul edildi. Çıkabilirsiniz. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I've got it now. Go back to work! | Ben hallederim. Sen işinin başına! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You don't look so good. | Pek, iyi görünmüyorsun. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Sure, mom. Don't worry. | Tabi ki Anne üzülme sen. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Everything's great here. | Burada her şey iyi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| sent far away. | ...uzaklara gidiyordu. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| What happened to the river, | Nehre olanlar, ... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Because I'm still new at this. | Hala yeniyim bu işte. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Nice hair do. | Güzel saç kesimi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| And that's Maricela. | Ve buda Maricela. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Going there felt like time travel. | Oraya gitmek bana zamanda yolculuk etmek gibi geldi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Like entering a totally new world... | Tamamen farklı bir dünyaya gitmek gibi geldi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| so I uploaded the memory... and it sold. | Sonra hikâyeyi gönderdim ve satıldı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I share stories about the people I meet. | Tanıştığım insanların hikâyelerini paylaşıyorum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| and you sold the memories? | ...ve sen bu hikâyeyi sattın mı? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| No... It's just... | Hayır. Sadece biraz... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| No, not really. | Hayır, sağ olun. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Those guys are always here. | Bu elemanlar da sürekli burada. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Always the same routine. | Hep aynı rutin şeyler. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| about what I'm doing here. | …burada ne yapıyorum? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| What kinda a guy he was. | Babamın nasıl biri olduğunu… | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| this has to be the final memory in this series. | ...hikâyenin son bölümü olması gerektiğini biliyordum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| HIS EYES | Gözleri | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| What'd you like to do with memory one? | Bir numaralı hikâye ile ne yapmak istiyorsunuz? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Play memory. | Hikâyeyi oynat. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| A client purchased a follow up to this story. | Bir müşteri bu hikâyenin devamını satın aldı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Play the memory. | Hikâyeyi oynat. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| How'd you get in here? | Nasıl girebildin içeri? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I wanted to do something good by telling your story. | Senin hikâyeni anlatarak iyi bir şey yapmak istedim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| What're you gonna do? | Peki, ne yapacaksın? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Go back to the factory. | Tesise geri döneceğim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I can't go home like this... | Hiçbir şeyim yokken.... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| It's in Oaxaca. A tiny village. | Oaxaca'da küçük bir köy. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I came here to tell stories. | Buraya hikâyeler yazmaya gelmiştim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He eats at the central market every Sunday... | Her pazar akşamı merkez markette yiyor. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I've been following your story on TRUNODE. | TruNod'da hikâyenizi takip ediyordum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| When I was a kid, my dad brought me here to Tijuana... | Küçük bir çocukken babam beni buraya Tijuana'ya... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| So I signed up. | Sonra askere yazıldım. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| And a second later, | Ve bir süre sonra... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Next stop is up ahead! Just listen... | Sonraki durak az ilerde! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| And I don't know. I thought... | Ya da ne biliyim düşündüm de... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| That you want to help? | Yardım etmek istediğini söylemek için? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| This is crazy. He's a killer. | Bu çılgınlık. O bir katil. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| He's here because of you. Because of your stories. | Senin yüzünden, hikâyelerin yüzünden burada. | Sleep Dealer-3 | 2008 |