Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150087
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Congratulations! You sent money! | Tebrikler! Transfer tamamlandı! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You sent $270. | 270 dolar gönderdiniz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| they received $180! | 180 dolar! …180 dolar! 180 dolar! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Dude, this is a lot of money. | Dostum bu çok para. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Mom won't believe it. | Annem inanmayacak. Annem inanamayacak. Annem inanmayacak. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Can you send more? | Daha fazla gönderebilir misin? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Don't worry, I just got here. | Boş ver,bende yeni geldim zaten. Boş ver, bende yeni geldim zaten. Boş ver,bende yeni geldim zaten. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well, how did it go? | Nasıl gitti? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I still don't know how to thank you. | Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Photos? | Fotoğraf? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Take home a memory of this beautiful evening. | Bu güzel akşamınızı ölümsüzleştirmek ister misiniz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No thanks. | Hayır teşekkürler. Hayır, teşekkürler. Hayır teşekkürler. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I think we should. | Bence çektirmeliyiz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I see who wears the pants here. | Burada milletin iç çamaşırlarını dahi görüyorum evlat. Burada milletin iç çamaşırlarını dâhi görüyorum evlat. Burada milletin iç çamaşırlarını dahi görüyorum evlat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| C'mon, kid. | Rahat ol. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| So? You must've left two or three back home... | Ardında en az iki üç kız bırakmış olmalısın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Zero. | Hiç bırakmadım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Most of the men I know want as many girlfriends as possible. | Tanıdığım erkeklerin çoğu bulabildikleri kadar fazla sevgili istemişlerdir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I have a theory: | İlginç bir teorim var: İlginç bir teorim var. İlginç bir teorim var: | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| They learn it from their fathers. | Bence hepsi babalarını örnek alıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Didn't yours teach you that? | Sende babanı örnek alıyor musun? Sende babanı örnek alır mısın? Sende babanı örnek alıyor musun? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I don't feel like talking about my family right now. | Pek ailemden konuşacak havada değilim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| My folks think I'm nuts. | Bizimkiler benim kaçık olduğumu düşünüyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Being here, trying to make it as a writer. | Burada kalıp yazar olmaya çalışıyorum ya onun için. Burada kalıp yazar olmaya çalıştığım için. Burada kalıp yazar olmaya çalışıyorum ya onun için. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Girl's not married, living on her own, something must be wrong. | Yalnız yaşayan bekar bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. Yalnız yaşayan bekâr bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. Yalnız yaşayan bekar bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Last night I conducted a follow up interview, and... | Dün gece bir devam röportajı yaptım ve... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Please tell the truth. | Lütfen doğruyu söyleyin. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm trying to maintain my distance so that... | Mesafemi korumaya çalışıyorum bu yüzden... Mesafemi korumaya çalışıyorum, bu yüzden... Mesafemi korumaya çalışıyorum bu yüzden... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Focus on simple, easy to remember details. | Ayrıntıları hatırlayabilmek için konsantre olmaya çalışın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I didn't expect to feel anything. | ...bir şeyler hissetmeyi beklemiyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He told me... | Bana her pazar... Bana her pazar akşamı... Bana her pazar... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| he eats every Sunday night in the central market. | ...akşamı Merkez Markette yemek yediğini söyledi. ...Merkez Markette yemek yediğini söyledi. ...akşamı Merkez Markette yemek yediğini söyledi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| It reminds him of home. | Evini hatırlatıyormuş. Ona evini hatırlatıyormuş. Evini hatırlatıyormuş. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| His eyes... | Gözleri... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is stupid. | Bu salakça. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| End of transcription. | Kaydı durdur. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Problems with the story? | Hikayede mi bir sorun var? Hikâyede mi bir sorun var? Hikayede mi bir sorun var? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I wish it were a story. | Keşke hikayede olsaydı sorun. Keşke hikâyede olsaydı sorun. Keşke hikayede olsaydı sorun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| All I do is talk about my feelings. | Tek yaptığım hislerimi anlatmak. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well, that's how it works, right? | Böyle çalışmıyor mu zaten? Amaç da o değil mi zaten? Böyle çalışmıyor mu zaten? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You can't hide anything. | Hiçbir şey saklayamazsın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I'm telling the truth to a machine but lying to him. | Makineye gerçeği söylüyorum ama ona yalan söylüyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Wait he doesn't know? | Ne? Bilmiyor mu? Ne? Bilmiyor mu? Ne? Bilmiyor mu? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well, I'm sure he's happy to have someone to talk to. | Konuşabileceği biri olduğu için eminim ki mutludur. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I feel like he needs someone. | Birisine ihtiyacı var sanki. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He told me his father died. | Babasının öldüğünü söyledi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is one of my favorite places. | Burası en sevdiğim yerlerden biri. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Want to go for a swim? | Yüzmek ister misin? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| There was a river near my house. | Evimizin orada da bir nehir vardı. Evimizin yakınında bir nehir vardı. Evimizin orada da bir nehir vardı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I used to go for water with my old man. | Babamla su almak için oraya giderdik | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Tell me about him... | Babanı anlat bana. Bana babanı anlat. Babanı anlat bana. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| There's not that much to tell. | Anlatılacak fazla bir şey yok aslında. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well... what did he do? | Neler yapardı? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Nothing too special. | Pek özel şeyler değil. Pek özel şeyler yapmazdı. Pek özel şeyler değil. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He grew corn and beans. | Mısır ve fasulye yetiştirirdi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He had a milpa? | Tarlanız mı vardı? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I read that the beans wrap around the corn... | Fasulyelerin mısırlara dolanarak büyüdüğünü okumuştum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| and the two plants help each other grow, right? | Böylece iki bitkide birbirlerine yardımcı oluyormuş,öyle mi? Böylece iki bitkide birbirlerine yardımcı oluyormuş, öyle mi? Böylece iki bitkide birbirlerine yardımcı oluyormuş,öyle mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| What was it like to work with something so... | Böylesi gerçek bitkilerle çalışmak nasıl... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| real? | ...bir duyguydu? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I guess I never really thought about it. | Şimdiye kadar hiç düşünmemiştim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Lie down. | Uzan istersen. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Close your eyes. | Kapa gözlerini. Gözlerini kapat. Kapa gözlerini. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| They need to rest. | Dinlendirmen gerek onları. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The more time I spend connected... | Ne kadar bağlı kalırsam... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| the harder it is to see. | ...görmek o kadar zorlaşıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You have long eyelashes. | Uzun kirpiklerin var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Help me disconnect him! | Bağlantıları sökmeme yardım et! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Just pick him up! | Kaldır götürelim! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Where are we taking him? | Nereye götürüyoruz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This little guy weighs a ton. | Bu çocuk bir ton ağırlığında olmalı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Put him down for a sec. | Bırak yere biraz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Code approved. You may exit. | Şifre kabul edildi.Çıkabilirsiniz. Şifre kabul edildi. Çıkabilirsiniz. Şifre kabul edildi.Çıkabilirsiniz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I've got it now. Back to work! | Ben hallederim.Sen işinin başına! Ben hallederim. Sen işinin başına! Ben hallederim.Sen işinin başına! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Are you eating well? | Aç kalmıyorsun değil mi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Sure, Ma. Don't worry. | Tabi ki Anne üzülme sen. Tabi ki, anne üzülme sen. Tabi ki Anne üzülme sen. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Everything's great here. | Burada her şey güzel. Burada her şey yolunda. Burada her şey güzel. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I don't know how we'd survive without you. | Sen olmasan nasıl ayakta kalırdık bilemiyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No one is allowed anywhere near the dam now. | Artık kimseyi baraja yaklaştırmıyorlar. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We have to go into town for water. | Su almak için kasabaya gidiyoruz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Memo... | Memo | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| How could I tell her the truth? | Ona nasıl gerçeği söyleyebilirdim ki... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I was just figuring it out myself. | ...daha kendim anlayamamıştım her şeyi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| My energy was being drained... | Gücüm vücudumdan emiliyordu... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| sent far away. | ...uzaklara gidiyordu. ...ve uzaklara gidiyordu. ...uzaklara gidiyordu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| What happened to the river, | Nehre olanlar,... Nehre olanlar... Nehre olanlar,... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| was happening to me. | ...bana da oluyordu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I work in a place I'll never see. | Asla göremeyeceğim bir yerde çalışıyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I can see my family, but I can't touch them. | Ailemi görebiliyorum ama onlara ulaşamıyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And, well, the only place I feel... | Ve kendimi rahat hissettiğim... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| connected... | ...tek yer... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| is here... | ...burası... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| with you. | ...senin yanın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I want you to know what I'm doing. | Ne yaptığımı bilmeni istiyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Open "Home." | Ana sayfayı aç. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Open "Archive." | Arşivi aç. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is embarrassing. | Bu çok utandırıcı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Because I'm still new at this. | Hala yeniyim bu işte. Bu işte hala yeniyim. Hala yeniyim bu işte. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Open "Maricela." | "Maricela." 'yı aç. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I told you about my ex boyfriend, right? | Eski sevgilimden bahsetmiştim ya? | Sleep Dealer-1 | 2008 |