Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150090
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Good morning. Good morning. | Günaydın | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| 28 clients found your story by searching "Santa Ana del Rio". | 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikayenize bakmış. 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikâyenize bakmış. 28 kullanıcı "Santa Ana del Rio." hikayenize bakmış. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| You had one sale... and one message. | Bir satışınız ve bir mesajınız var. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I'm interested in the guy you met. Where he's from and why he left... | Tanıştığınız adam ilgimi çekti.Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? Tanıştığınız adam ilgimi çekti. Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? Tanıştığınız adam ilgimi çekti.Nerelidir ve neden memleketinden ayrılmıştır? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I don't understand, "holy shit". | ''Hasiktir' kelimesini anlayamadım. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| He's busy... doing a node job. | Şu anda meşgul. Birisine nod yapıyor. Meşgul. Birisine nod yapıyor. Şu anda meşgul. Birisine nod yapıyor. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| stood the networked factories... | ...kurulmuş tesisler vardı.. ...kurulmuş tesisler vardı… ...kurulmuş tesisler vardı.. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| the "sleep dealers". | ..uyku tacirleri.. ...uyku tacirleri. ..uyku tacirleri.. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| all the work... without the workers. | ...iş gücünü veriyoruz,işçileri değil. ...iş gücünü veriyoruz, işçileri değil. ...iş gücünü veriyoruz,işçileri değil. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Jos�'s in a slaughterhouse in Iowa. | José Iowa'da bir kesim evinde çalışıyor. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Hey kid... | Hadi evlat. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| HOW TO CONNECT A NODE | BİR NOD NASIL BAĞLANIR. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| THIS EQUIPMENT PAYS YOUR SALARY TAKE CARE OF IT! | BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! BU EKİPMANLAR SAYESİNDE PARA KAZANIYORSUNUZ LÜTFEN İTİNAYLA KULLANIN! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| You up there. Yeah you. | Sen, yukarıdaki. Evet, sen. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Bro, I didn't call to argue with you. | Kardeşim seni kavga etmek için aramadım. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Minus taxes, fees, and surcharges... | Vergiler ve masraflar düşülünce kalan miktar... | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| they received 180 dollars! | 180 dolar! …180 dolar! 180 dolar! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Dude, this is a lotta money. | Dostum bu çok para. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Photos? Photos? | Fotoğraf? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Come on, kid. | Rahat ol. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| There must be something wrong... | Yalnız yaşayan bekar bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. Yalnız yaşayan bekâr bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. Yalnız yaşayan bekar bir kadınım, bunu hazmedemiyorlar. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I'm telling the truth to a machine, but lying to him. | Makineye gerçeği söylüyorum ama ona yalan söylüyorum. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Wait... he doesn't know? | Ne? Bilmiyor mu? Ne? Bilmiyor mu? Ne? Bilmiyor mu? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Wanna go for a swim? | Yüzmek ister misin? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| What're you thinking about? | Ne düşünüyorsun? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| He had a farm? | Tarlanız mı vardı? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Come on, let's go! | Hadi! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Where're we taking him? This little guy weighs a ton. | Nereye götürüyoruz? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I've got it now. Go back to work! | Ben hallederim.Sen işinin başına! Ben hallederim. Sen işinin başına! Ben hallederim.Sen işinin başına! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Are you eating good? | Aç kalmıyorsun değil mi? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Sure, mom. Don't worry. | Tabi ki Anne üzülme sen. Tabi ki, anne üzülme sen. Tabi ki Anne üzülme sen. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| No one's allowed anywhere near the dam now. | Artık kimseyi baraja yaklaştırmıyorlar. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| is happening to me. | ...bana da oluyordu. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Open "Home". | Ana sayfayı aç. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Open "Archive". | Arşivi aç. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Open "Maricela". | "Maricela." 'yı aç. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| so I uploaded the memory... and it sold. | Sonra hikayeyi gönderdim ve satıldı. Sonra hikâyeyi gönderdim ve satıldı. Sonra hikayeyi gönderdim ve satıldı. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| No... It's just... | Hayır.Sadece biraz... Hayır, sadece biraz... Hayır.Sadece biraz... | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I guess it is... a little weird... | Sanırım biraz garip. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Going there, for me... was like crossing an invisible border. | Oraya gitmek benim için olmayan bir sınırı geçmek gibiydi. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Try somebody over there. | Şu taraftaki insanları deneyin. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| No, not really. | Hayır sağ olun. Hayır, sağ olun. Hayır sağ olun. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| What kinda a guy he was. | Babamın nasıl biri olduğunu. Babamın nasıl biri olduğunu bile anlattım. Babamın nasıl biri olduğunu. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| What'd you like to do with memory one? | Bir numaralı hikaye ile ne yapmak istiyorsunuz? Bir numaralı hikâye ile ne yapmak istiyorsunuz? Bir numaralı hikaye ile ne yapmak istiyorsunuz? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| A client purchased a follow up to this story. | Bir müşteri bu hikayenin devamını satın aldı. Bir müşteri bu hikâyenin devamını satın aldı. Bir müşteri bu hikayenin devamını satın aldı. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Someone pays you to find out about to me? | Benimle konuşman için biri sana para mı ödüyor? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| I was trying to tell you. | Sana anlatmaya çalıştım. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Never, ever... trust a woman with nodes. | Asla ama asla nodları olan bir kadına güvenme. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| What're you gonna do? | Peki ne yapacaksın? Peki, ne yapacaksın? Peki ne yapacaksın? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Most likely you fell asleep. | Muhtemelen uyuyakaldınız. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Your salary will be adjusted accordingly. | Maaşınızdan kesilecek. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| He eats at the central market every Sunday... | Her pazar akşamı merkez markette yiyor. Her pazar akşamı merkez panayırında yemek yiyor. Her pazar akşamı merkez markette yiyor. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| because it reminds him of home. | Ona evini hatırlatıyormuş. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Stop! I wanna get off! | Durun! İnmek istiyorum! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Next stop is up ahead! Just listen... | Sonraki durak az ilerde! Sonraki durak az ileride! Sonraki durak az ilerde! | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| to what I have to say and I'll leave, okay? | Yalnızca söylemem gerekenleri dinle... | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| You know, I could do something... | ...senin için yapabileceğim... | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Luz, think about it... | Luz, biraz düşün. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Approved for entry. Twelve hour night shift.. | Giriş onaylandı.12 saat gece nöbeti. Giriş onaylandı. 12 saat gece nöbeti. Giriş onaylandı.12 saat gece nöbeti. | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Can you go a little lower? | Biraz alçaktan gidebilir miyiz? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| What's happening? Fly Eye one. | Ne oluyor? Uçan Göz değil. Ne oluyor? Ne oluyor? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| You see it? | Görebiliyor musun? | Sleep Dealer-2 | 2008 | |
| Sometimes, during long shifts... | Bazen nöbetler boyunca... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| we'd hallucinate. | …hayaller görürüz. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| and end up blind. | ...ki bu körlükle sonuçlanır. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Sometimes, I'd also forget where I was. | Bazen nerede olduğumu dahi unuturum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| But then everything start coming back again. | Ve her şey üzerime gelir. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| The house where I grew up. | Büyüdüğüm yer... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Let's go, it's getting late. | Haydi, geç olmadan gidelim. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I was just on my way out. | Bende tam çıkıyordum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Dry, dusty, disconnected. | ...kurak, tozlu ve ıssızdı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| when they built the dam. | ...değiştiğini söylüyorlar. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Well, let me ask you this... | Peki, söyle bakalım: | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| No, we did have a future. | Hayır, bir geleceğimiz var. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Yeah. Exactly... | Evet, kesinlikle | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You think you know everything. | Her şeyi bildiğini sanıyorsun. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Like having a hot nail driven into your arm. | Koluna sıcak nal çakılmış gibi oluyor. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| were working in hi tech factories. | ...yüksek teknoloji tesislerde çalıştığı yerleri... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Your DNA is your password! | DNA’n senin şifrendir! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Tell everyone I'm doing great... and send a kiss to Paco. | Herkese iyi olduğumu söyle Paco'yu öpüyorum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Of course, you can do it too! Anyone can connect. | Elbette yapabilirsin. Herkes bağlanabilir. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Hey man, how was it? | Hoş geldin, arkadaşlar nasıl? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| It can try. | Hodri meydan! | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| My brother was addicted to American TV. | Kardeşim Amerikan Yüksek Çözünürlüğü’ne hastaydı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| That summer in Santa Ana felt like any other. | Santa Ana'da bu yazda öncekiler gibiydi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| What's wrong? Don't like old time music? | Hayırdır? Klasik müziği sevmedin mi? | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| I told her I'd go to the city... | Ona söyledim, şehre gidip... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| A long time ago... from a guy, a friend. | Uzun zaman önce... bir arkadaş yapmıştı. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Only on TV. | Sadece televizyonda. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| If you go to the alley in front of "The Star"... | The Star'ın önündeki ara sokakta... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| A tiny village... Santa Ana del Rio. | Santa Ana del Rio isminde küçük bir köyden. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| You have one new message. | Sadece bir mesajınız var. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Ms. Martinez, I'm with the Institute for Bio Media. | Bayan Martinez Biyo Medya Enstitüsünden arıyorum. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| If you don't return our call, we'll enter your apartment... | Yakında bize ulaşmazsanız dairenize girecek... | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| TRUNODE, the world's number one memory market. | TruNod, dünyanın en iyi hafıza marketi. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| A migrant from Santa Ana del Rio. | Santa Ana del Rio’lu bir göçmen. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Tijuana, Mexico. | Tijuana, Mexico. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| The biggest bordertown in the world. | Dünyadaki en büyük sınır kasabası. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Even today, long after the border has been closed. | Sınır kapanalı yıllar olmasına rağmen bugün bile öyle. | Sleep Dealer-3 | 2008 | |
| Trying not to look scared. | Korksa da belli etmeyen. | Sleep Dealer-3 | 2008 |