Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149561
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Still involved in sports. | Hala sporla haşır neşir. | Sitcom-1 | 1998 | |
| We'll talk later. I can't say right now. | Sonra konuşuruz. Şu anda rahat konuşamıyorum. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Yes, it's possible. | Evet, bu mümkün. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Listen, I can't talk, I'm busy. | Dinle, şu an konuşamıyorum, meşgulüm. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I'll call you back. Bye. | Seni sonra ararım. Hoşçakal. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Sorry, it was my friend. | Üzgünüm, arayan arkadaşımdı. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Helen, what you said about Nicolas worries me. | Helen, Nicolas hakkında söylediklerin beni endişelendirdi. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I think I should go see him. | Sanırım onu görmeliyim. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Is he in his room? | Odasında mı? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Yes, with some friends. | Evet, arkadaşlarıyla beraber. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Who's there? Me, Abdu. | Kim o? Benim, Abdu. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Hey! Come in, Ab darling. | Hey! İçeri gelsene aşkım Abdu. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I didn't mean to disturb you. | Sizi rahatsız etmek istememiştim. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I just wondered if | Sadece bir şeye... | Sitcom-1 | 1998 | |
| you needed anything? | ihtiyacınız var mı diye soracaktım. | Sitcom-1 | 1998 | |
| No thanks, Mom. | Hayır teşekkürler anne. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Well, have a good game. | İyi o halde, size iyi oyunlar. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Thanks, ma'am. | Teşekkürler hanımefendi. | Sitcom-1 | 1998 | |
| 25 red, odd... | 25 kırmızı... | Sitcom-1 | 1998 | |
| Who won that zucchini? Me. | Bu kabağı kim kazandı? Ben. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Sweetie, we should talk. What about? | Tatlım, konuşmalıyız. Ne hakkında? | Sitcom-1 | 1998 | |
| About what's been going on. Since your accident. | Geçirdiğin kazadan beri olanlar hakkında. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I told you it wasn't an accident! | Sana kaç kez söyledim; o bir kaza değildi! | Sitcom-1 | 1998 | |
| It was a choice. The accident is that I'm still alive. | O bir seçimdi. Asıl kaza halen sağ oluşum. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You and David seem to be having some problems. | David'le sorunlarınız varmış gibi görünüyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| It's over. 0ver? | Bitti. Bitti mi? | Sitcom-1 | 1998 | |
| He can't get me off anymore. | Beni artık tatmin edemiyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You know the Doctor said you may never... | Biliyorsun doktor bir daha asla... | Sitcom-1 | 1998 | |
| I don't care! I have other erogenous zones. | Umurumda değil! Vücudumda başka erojen bölgeler de var. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You're too hard on David. He's a sweet, sensitive boy. | David'in çok üzerine gidiyorsun. O tatlı ve duyarlı bir çocuk. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Not many would have stayed with a paraplegic. | Çoğu insan belden aşağısı felçli biriyle ilişkisini sürdürmezdi. | Sitcom-1 | 1998 | |
| If you like him so much, go screw the bastard! | Madem ondan bu kadar hoşlanıyorsun, git sen yat o aşağılık herifle! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Maria tried, now it's your turn! | Maria denedi, şimdi de sıra sende! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Don't be silly, she just massaged him. | Saçmalama, ona sadece masaj yaptı. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Nice massage! | Ne masaj ama! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Isn't zucchini good with olive oil? | Zeytinyağlı kabak ne güzel oluyor, değil mi? | Sitcom-1 | 1998 | |
| And you, Jean? | Ya sen Jean? | Sitcom-1 | 1998 | |
| It's edible. | Yeniyor işte. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You didn't ask me. | Bana sormadın. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I already know you like it, dear. | Senin sevdiğini zaten biliyorum hayatım. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Sophie? What? | Sophie? Ne var? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Talked to Nicolas lately? | Son zamanlarda Nicolas'la konuştun mu? | Sitcom-1 | 1998 | |
| He worries me. | Beni endişelendiriyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| He's stopped confiding in me. He's going astray. | Bana artık güven vermiyor. Gittikçe yoldan çıkıyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Nicolas has changed... Nicolas is all you can say! | Nicolas çok değişti... Varsa yoksa Nicolas! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Aren't you worried about me? | Benim hakkımda hiç endişelenmiyor musun? | Sitcom-1 | 1998 | |
| We talked about David earlier... | Daha yeni David hakkında konuştuk ya... | Sitcom-1 | 1998 | |
| 0nly your dear son matters! You don't care about me. | Tek önemli olan biricik oğlun! Beni umursamıyorsun. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You never have. | Asla da umursamadın. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I love you both the same. | İkinizi de aynı şekilde seviyorum. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You always say that. To convince yourself. | Her zaman bunu söylüyorsun. Kendini de buna inandırmak istiyorsun. | Sitcom-1 | 1998 | |
| It means nothing! | Ama hiçbir şey ifade etmiyor! | Sitcom-1 | 1998 | |
| 0f course it does. | Tabii ki ediyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I've never distinguished between you. | İkinizi asla ayırmam. | Sitcom-1 | 1998 | |
| We treat you the same. | Size eşit davranıyoruz. | Sitcom-1 | 1998 | |
| 0h, big words now. You disgust me. | Oh, şimdi de süslü kelimeler. Beni iğrendiriyorsun. | Sitcom-1 | 1998 | |
| There, there, dear. | Ağlama canım benim. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I love you as much as Nicolas. | Seni de Nicolas kadar seviyorum. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Father does too. | Baban da seviyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| My father... the faggot! | Babam... ibnenin önde gideni! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Watch your mouth, Sophie! | Ağzını topla Sophie! | Sitcom-1 | 1998 | |
| You seem to enjoy degrading us. | Bizi küçük düşürmekten hoşlanıyor gibisin. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You know your father isn't a homosexual. | Babanın bir homoseksüel olmadığını biliyorsun. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You're living proof. | Sen bunun yaşayan kanıtısın. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Just because he touched you twice, briefly. | Sadece sana şöyle kısaca iki kez dokunmuş olması ibne olmadığını göstermez. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Shut up! You're filled with poison! | Sus artık! Zehirle dolusun! | Sitcom-1 | 1998 | |
| It's the poison of truth! | Bu zehir gerçeğin ta kendisi! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Honey, we've got to talk. | Tatlım, konuşmalıyız. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You've probably noticed the kids aren't doing too well. | Belki farketmişsindir çocuklar pek de iyi değiller. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Youth must sow its wild oats. | Gençler tabii, kanları kaynıyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Yes, but does that include being a homosexual | Evet, fakat bu homoseksüelliği ve... | Sitcom-1 | 1998 | |
| and a practicing sadomasochist? | ...sadomazoşizmi de içerir mi? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Lt'll pass. | Bu da geçer. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You think it's normal that your son left school | Sence oğlunun evde grup seks yapmak için... | Sitcom-1 | 1998 | |
| to have in home orgies? | ...okuldan ayrılması normal mi? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Listen dear, you're over tired. | Dinle hayatım, çok yorgunsun. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Tomorrow is another day. | Yarın yepyeni bir gün. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Don't patronize me, I'm not ill! | Bana bilgiçlik taslama, ben hasta değilim! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Yelling won't help. | Böyle bağırıp çağırmak bir işe yaramaz. | Sitcom-1 | 1998 | |
| Night brings light. | Gece ışık getirsin. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I'm sick of your stupid proverbs. | Senin şu aptalca atasözlerin beni hasta ediyor. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You should stop philosophizing and take action. | Artık felsefe yapmayı bırakıp harekete geçmen lazım. | Sitcom-1 | 1998 | |
| And take care of your kids! | Çocuklarınla ilgilen biraz! | Sitcom-1 | 1998 | |
| I'm no longer involved in their upbringing. | Artık onların yetiştirilmesiyle ilgili değilim. | Sitcom-1 | 1998 | |
| They're free adults. | Onlar özgür birer yetişkin. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You never were involved. | Hiçbir zaman ilgili değildin ki zaten. | Sitcom-1 | 1998 | |
| You're nothing but... | Sen nesin biliyor musun? | Sitcom-1 | 1998 | |
| a rat! | Bir sıçan! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Communication, | Temas, | Sitcom-1 | 1998 | |
| love, | sevgi, | Sitcom-1 | 1998 | |
| affection... | aşk... | Sitcom-1 | 1998 | |
| I've decided to take action. | Harekete geçmeye karar verdim. | Sitcom-1 | 1998 | |
| I want to help you find a cure. | Bir çare bulmana yardım etmek istiyorum. | Sitcom-1 | 1998 | |
| A cure for what? | Ne için çare? | Sitcom-1 | 1998 | |
| This unhappy homosexuality. | Bu mutsuz homoseksüelliğe. | Sitcom-1 | 1998 | |
| But I'm not unhappy! | Fakat ben mutsuz değilim ki! | Sitcom-1 | 1998 | |
| Nicolas, be honest, how do I look? | Nicolas, dürüst ol, sence nasıl görünüyorum? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Am I still pretty and desirable, for my age? | Yaşıma göre güzel ve arzulanabilir bir kadın mıyım? | Sitcom-1 | 1998 | |
| Mom, are you drunk? | Anne, sen sarhoş musun? | Sitcom-1 | 1998 | |
| No, I'm me. | Hayır, kendimi buldum. | Sitcom-1 | 1998 |