Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149470
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| What's wrong with that? | Neresi yanlış bunun? | Singles-2 | 2003 | |
| What is this guy, her pimp? | Bu adam da kim oluyor, pezevengi mi? | Singles-2 | 2003 | |
| So why did you get involved? | Sen neden karıştın ki? | Singles-2 | 2003 | |
| How can I just watch then? | Öylece oturup seyirci mi kalsaydım? | Singles-2 | 2003 | |
| Well...I'm sorry for all this, but... | Olanlardan dolayı özür dilerim, fakat... | Singles-2 | 2003 | |
| NA Nan...out! | Na Nan, dışarı! | Singles-2 | 2003 | |
| I got my pride back for the first time in a long time | Uzun süredir ilk kez gururum okşandı. | Singles-2 | 2003 | |
| It's still working | Hala işe yararım demek ki. | Singles-2 | 2003 | |
| Collateral...hmmm... | Kefil. | Singles-2 | 2003 | |
| You think start up is for anyone? | Kız kısmı çalışır mı? | Singles-2 | 2003 | |
| You know me, dad! | Beni bilirsin baba! | Singles-2 | 2003 | |
| Just get married! | Git evlen öyleyse! | Singles-2 | 2003 | |
| I'm not getting married I need to start my business | Evlenmeyeceğim. Kendi işimi kuracağım. | Singles-2 | 2003 | |
| You little... Well, l... | Ben şimdi seni... Tamam, tamam... | Singles-2 | 2003 | |
| Come on, this is my last wish | Son dileğimdi bu. | Singles-2 | 2003 | |
| You never do anything for me! | Benim için hiç çabalamıyorsun! | Singles-2 | 2003 | |
| Christ...what am I doing here? Should I carry them then? | Tanrım, ne işim var benim burada? | Singles-2 | 2003 | |
| Then... | Ne yani... | Singles-2 | 2003 | |
| Hey, this is nothing you know | Önemli bir meblağ değil. | Singles-2 | 2003 | |
| Once I start my biz I'll pay you back ten fold | Hele işime bir başlayım, on katını öderim sana. | Singles-2 | 2003 | |
| You're serious about this, huh? | Bu işte ciddi misin sen? | Singles-2 | 2003 | |
| I'm serious Wait | Ciddiyim ben. Gelme! | Singles-2 | 2003 | |
| What are you gonna do about that, huh? | Ne yapacaksın şimdi? | Singles-2 | 2003 | |
| I might really go for it Yeah? Come on! | Seni çok kötü yaparım bak! Öylem mi? Hadi o zaman! | Singles-2 | 2003 | |
| Wait, wait I think I could do better | Sanırım daha iyisini yapabilirim. | Singles-2 | 2003 | |
| Wrong! You know how popular I am, Come here | Benim ne kadar sevilen birisi olduğumu bilirsin. Gel şimdi. | Singles-2 | 2003 | |
| You and your action plans... Iet's stop | Sen de planlarında bir yanda dursun. | Singles-2 | 2003 | |
| This is no action plan What are you doing in there? | Bu planlı değil. Ne işin var orada? | Singles-2 | 2003 | |
| Let's stop, Dong mi You're just too cute, you... | Dong mi, gelme üstüme. Ne kadar tatlısın sen... | Singles-2 | 2003 | |
| Come here, here You're killing me | Gel buraya! Güldürme beni de! | Singles-2 | 2003 | |
| Kiss is not for a person my age What's killing you? | Öpücük, benim yaşımdaki insanlara iyi gelmez. Neymiş seni güldüren? | Singles-2 | 2003 | |
| You're sooo cute, you Come here, you... | Sahiden çok tatlısın. Gel bakalım. | Singles-2 | 2003 | |
| but I still look darn good | ...ama hala taş gibiyim. | Singles-2 | 2003 | |
| He looks good over there | O da iyi görünüyor. | Singles-2 | 2003 | |
| He used to be a little skinny before though | Hatırladığım kadarıyla sıska birisiydi. | Singles-2 | 2003 | |
| But now... Hey, stop, stop | Oysa şimdi... Hey, dur, dur. | Singles-2 | 2003 | |
| Whatever...Iook at your belly | Göbeğine baktım da... | Singles-2 | 2003 | |
| He's looking | Bakıyor. | Singles-2 | 2003 | |
| I heard So you're a manager, huh? | Duydum. Müdür mü oldun yani? | Singles-2 | 2003 | |
| She just looked like female godfather | Dişi Baba gibi olmamış mı? | Singles-2 | 2003 | |
| I used to | Eskiden de... | Singles-2 | 2003 | |
| Get scared by bugs | ...böceklerden korkardım. | Singles-2 | 2003 | |
| What's wrong? Things aren't working out? How would I know? | Ne oldu? İşler yolunda gitmiyor mu? Ben nereden bileyim? | Singles-2 | 2003 | |
| Jesus, Lim, Jeong Joon! | Tanrım, Lim, Jeong Joon! | Singles-2 | 2003 | |
| Are all women like that? | Bütün kadınlar bundan hoşlanır mı? | Singles-2 | 2003 | |
| What? | Söylesene, ne? | Singles-2 | 2003 | |
| This guy's been asking me out | O çocuk benimle çıkmak istedi. | Singles-2 | 2003 | |
| He's tall, able and his family's pretty well off | Uzun boylu, hoş, ailesi de oldukça varlıklıydı. | Singles-2 | 2003 | |
| And I like him too What should I do? | Ben de ondan hoşlanıyorum. Ne yapmalıyım? | Singles-2 | 2003 | |
| I'm still young I still want to do things | Hala çok gencim. Yapmak istediğim şeyler var. | Singles-2 | 2003 | |
| And meet new people | Yeni insanlarla tanışmak istiyorum. | Singles-2 | 2003 | |
| That's bull shit | Tamamen zırvalamış. | Singles-2 | 2003 | |
| who would want to marry someone like me anyways? | ...benim gibi bir adamla kim evlenmek ister ki? | Singles-2 | 2003 | |
| We don't have to break up just because we're not getting married | Ayrılmamız söz konusu değil, çünkü evli değiliz. | Singles-2 | 2003 | |
| We could be good friends You know, like Dong mi and Nan | İki dost olarak kalabiliriz. Dong mi ile Nan gibi mesela. | Singles-2 | 2003 | |
| Can you be friends with her? No | Arkadaş olarak kalabilir misin? Hayır. | Singles-2 | 2003 | |
| So what did you say? I said let's be friends, then | Ne söyledin öyleyse? "O halde arkadaş kalalım" dedim. | Singles-2 | 2003 | |
| Whatever! | Hem de hiç! | Singles-2 | 2003 | |
| For the rest of his life? | Ömrünün kalanında mı? | Singles-2 | 2003 | |
| Write a god damn novel | Roman yazsana sen! | Singles-2 | 2003 | |
| No one likes eating rice everyday | Hiç kimse her gün pirinç yemek istemez. | Singles-2 | 2003 | |
| So she wants to have noodles every now and then | Sonsuza kadar erişteyi de elinin altında bulundurmak istiyor. | Singles-2 | 2003 | |
| Ji hae likes noodles better | Ji hae erişteyi daha çok sever. | Singles-2 | 2003 | |
| She'll get married to some rich guy | Zengin herifin tekiyle evlenecek... | Singles-2 | 2003 | |
| and have you hanging on the side | ...sen de mazide yerini alacaksın. | Singles-2 | 2003 | |
| You know what I'm talking about | Beni çok iyi anlıyorsun aslında. | Singles-2 | 2003 | |
| It's like sticking gum under your desk and chewing it at your convenience | Sıranın altına sakızı yapıştırıp uygun bir zamanda çiğnemek gibi. | Singles-2 | 2003 | |
| You're too old for that shit | Bu laflara kanacak kadar küçük müsün? | Singles-2 | 2003 | |
| Stop talking like that, Dong mi | Dong mi, yeter artık! | Singles-2 | 2003 | |
| She's just looking for security in life | Sırtını sağlam bir yere yaslamak için uğraşıyor. | Singles-2 | 2003 | |
| I said, stop talking like that | Sana uzatma artık dedim! | Singles-2 | 2003 | |
| Like you have the right to talk like that? | Sen kendine bak, sanki sana söz düşermiş gibi? | Singles-2 | 2003 | |
| Fuck | Seni geri zekalı! | Singles-2 | 2003 | |
| At least, I don't sell myself | En azından ben kendimi satmıyorum. | Singles-2 | 2003 | |
| I leave everything in the open You got a problem with that? | Ben her şeyi açıkta bıraktım. Bu konuda sıkıntın mı var? | Singles-2 | 2003 | |
| Leaving everything in the open? That's right! | Her şeyi açıkta mı bıraktın? Aynen öyle! | Singles-2 | 2003 | |
| Oh, okay...so that's love | Demek aşk bu. | Singles-2 | 2003 | |
| I'm sorry, but why is it so funny | Kusura bakma ama niçin bu kadar tuhaf sence? | Singles-2 | 2003 | |
| Hearing the word love from you | Senden aşk kelimesini işitmek... | Singles-2 | 2003 | |
| Shoot...how am I gonna take the Kimchi home now? | Bu Kimchi'yi eve nasıl götüreceğim şimdi? | Singles-2 | 2003 | |
| I'm tired alright | Evet yorgunum. | Singles-2 | 2003 | |
| Oh...sure... | Tabii... | Singles-2 | 2003 | |
| I used to work upstairs from you | Önceden sizin üst kattaydı işyerim. | Singles-2 | 2003 | |
| I used to be a mechanic in the army | Askerdeyken tamircilik yaptım. | Singles-2 | 2003 | |
| Does he want to go fishing or something? | Balığa mı çıkmak istiyormuş? | Singles-2 | 2003 | |
| I don't think he'll give up easily | O kadar kolay pes edeceğini sanmıyorum. | Singles-2 | 2003 | |
| here are utility bills Hold on one sec | Faturaları getirdim. Bir saniye bekle. | Singles-2 | 2003 | |
| I put mine down so you pay the rest tomorrow | Benim payımı bırakıyorum, kalanını tamamlayıp yarın yatırırsın. | Singles-2 | 2003 | |
| I want to get out of here but don't have enough deposit | Buradan taşınacağım, fakat depozitoyu ayarlayamadım. | Singles-2 | 2003 | |
| Lee, Dong mi | Lee Dong mi... | Singles-2 | 2003 | |
| It was deposit that got you into living with Joon in the first place | ...depozitoyu boş verip Joon'la kalmaya bak sen. | Singles-2 | 2003 | |
| Do you even know how expensive the rents are these days? | Ev kiralarından haberin var mı senin? | Singles-2 | 2003 | |
| Forget it then! | Boş versene sen! | Singles-2 | 2003 | |
| I won't ever ask you for money again | Bir daha senden para istemeyeceğim. | Singles-2 | 2003 | |
| If you make up with Joon I'll lend you the money | Joon'la barışırsan borç veririm. | Singles-2 | 2003 | |
| You know how he is bet he's losing sleep over this | Seninle barışamadığı için uykularının kaçtığını... | Singles-2 | 2003 | |
| figuring out how to make up | ...bilmiyor musun sanki? | Singles-2 | 2003 | |
| his share of the utility payment down to a cent | ...faturalardan payına düşeni bıraktı. | Singles-2 | 2003 | |
| Or you can take over my deposit | ...ya da benim depozitomu da üstlenirsin. | Singles-2 | 2003 | |
| You can walk around naked now | Artık evin içinde rahatça çıplak çıplak dolaşabilirsin. | Singles-2 | 2003 |