Search
English Turkish Sentence Translations Page 22357
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| and we all just went numb. | * El üstünde tutmak, sana karşı içimde olan * | Glee-1 | 2009 | |
| And then Jessie kept going on and on | Jessie devamlı Rachel'la Finn'in öpüşmesinin bize... | Glee-1 | 2009 | |
| that was unprofessional, but sorry. Keep going. | Söylediğin final şarkımızdı. | Glee-1 | 2009 | |
| I mean, and the plane ride was completely silent. | Eve dönüş yolculuğu sessizlik içinde geçti. | Glee-1 | 2009 | |
| I had breakfast at Tiffany's, | ...Tiffany'de kahvaltı ettim. Broadway sahnesinde şarkı söyledim. | Glee-1 | 2009 | |
| We ran into each other in the parking lot. | Babamız futbolcu gibiydi. Ohio'da 50 tane Puckerman dolanıyor olabilir. | Glee-1 | 2009 | |
| The Broadway music about Pippa Middleton. | İkimizin de aynı durumda olduğunu öğrenince sevineceksin. | Glee-1 | 2009 | |
| I have no idea who that is, but it sounds totally awesome. | Ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, ama mükemmel geldi kulağıma | Glee-1 | 2009 | |
| We'll see you in class. | Derste görüşürüz. | Glee-1 | 2009 | |
| Bye. Bye, guys. | Hoşça kalın, çocuklar. | Glee-1 | 2009 | |
| Uh, yes, we can. | Evet, kalabiliriz. | Glee-1 | 2009 | |
| I don't know. I hated losing just as much as everyone, | Bilmiyorum. Ben de herkes gibi kaybetmeyi sevmem... | Glee-1 | 2009 | |
| but this year wasn't about winning for me. | Bütün bunları umursayacağımı sanıyorsun? İlişki güven demektir... | Glee-1 | 2009 | |
| I know that all the kids in the glee club... they fight, | Glee kulübündeki çocukların tartıştığını ve... | Glee-1 | 2009 | |
| and they threaten to quit, like, every other week, | ...ve iki haftada bir bırakmakla tehdit ettiklerini biliyorum ama... | Glee-1 | 2009 | |
| Yeah, well, this is a club. This is not a family. | Evet, ama burası bir kulüp. Aile değil. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, well, family is a place | Aile, ne olursa olsun herkesin seni sevdiği... | Glee-1 | 2009 | |
| where everyone loves you no matter what, | Eskiden şöhretin tek önemli şey olduğuna inanırdım. | Glee-1 | 2009 | |
| When they find an operation to make Artie's legs work again, | Artie'nin yürümesini sağlayacak bir ameliyat... | Glee-1 | 2009 | |
| What about you and I? | Peki, ya senle ben? | Glee-1 | 2009 | |
| All I know about you and I is that, because of that, | Bu yüzden senle ben hakkında tek bildiğim... | Glee-1 | 2009 | |
| You're my best friend. | En iyi arkadaşımsın. | Glee-1 | 2009 | |
| Yeah, me, too. | Evet, sen de benim. | Glee-1 | 2009 | |
| When did you get so smart? | Ne zaman bu kadar akıllandın? | Glee-1 | 2009 | |
| Hiding out. | * Dans edebilirsin * | Glee-1 | 2009 | |
| Everyone hates me. | Herkes benden nefret ediyor. Hayır, etmiyor. | Glee-1 | 2009 | |
| 'Cause you should be more pissed at me than anyone else. | Holly. Selam. | Glee-1 | 2009 | |
| I screwed up! | Bok ettim! | Glee-1 | 2009 | |
| I'm humiliated. We worked so hard | Çok utanıyorum. Her şey için çok uğraştık... | Glee-1 | 2009 | |
| Cost us the championship. | Şampiyonaya mal oldu. | Glee-1 | 2009 | |
| What were you feeling in that moment? | O anda ne hissediyordun? | Glee-1 | 2009 | |
| You know, you gave it all up for one kiss. | Her şeyden bir öpücük uğruna vazgeçtin. | Glee-1 | 2009 | |
| Final Glee Club meeting of the year. | Senenin son Glee kulübü toplantısına. | Glee-1 | 2009 | |
| Hi. Hiya. Come on. | Selam. Merhaba. Gelin. | Glee-1 | 2009 | |
| hat you missed on Glee: Artie made the football | Uyuşturucu satıcısı değil. | Glee-1 | 2009 | |
| team, which is crazy, and Finn's not the quarterback | Uyuşturucu satıcısı değil. | Glee-1 | 2009 | |
| Why is it so hard for you to understand? | Bunu anlaman neden bu kadar zor? Neden anlamamakta diretiyorsun? | Glee-1 | 2009 | |
| Sue has a sister, Jean, who she doesn't yell at at all. | Sue'nun Jean adına bir kardeşi var ve ona hiç bağırmıyor. | Glee-1 | 2009 | |
| I will always love you. 1 | Seni her zaman seveceğim. Seni her zaman seveceğim. Sue'nun tek bağırmadığı insan o. 1 | Glee-1 | 2009 | |
| Which sort of makes her the only person | Bu da onu Sue'nun bağırmadığı tek insan yapıyor. İşte Glee'de kaçırdıklarınız. 1 | Glee-1 | 2009 | |
| FINN: It all started a week ago. | Her şey bir hafta önce başladı. | Glee-1 | 2009 | |
| I was super hungry, but my mom was gone, | Acayip açtım ama annem evde yoktu. Karnım çok açtı ama annem evde yoktu... | Glee-1 | 2009 | |
| so I busted out the George Foreman. | Ben de George Foreman'ı çıkardım. | Glee-1 | 2009 | |
| It wasn't making the cool grill marks it used to after | Tost makinesini ayakkabılarımı kurutmak için kullandıktan sonra... | Glee-1 | 2009 | |
| I'm not that fancy. | Tüm yaz boyu beraberdik. ...o kadar da seçici değilim. | Glee-1 | 2009 | |
| And when I pulled the sandwich out, | Ve sandviçi çıkardığımda,... | Glee-1 | 2009 | |
| I saw the face of God. | ...Tanrı'nın yüzünü gördüm. | Glee-1 | 2009 | |
| Literally. | Gerçek anlamda. Gerçekten. | Glee-1 | 2009 | |
| I had made a Grilled Cheesus. | Ben bir Kızarmış Kaşarİsa yapmıştım! | Glee-1 | 2009 | |
| I'm so hungry. I'm not the most religious guy. | Çok açım. Ben pek de dinine düşkün biri değilim. | Glee-1 | 2009 | |
| I sort of worship Eric Clapton and Ochocinco, | Ben Eric Clapton ve Ochocinco'ya falan tapıyorum... | Glee-1 | 2009 | |
| but this was different, so, | ...ama bu seferki farklıydı. | Glee-1 | 2009 | |
| I decided to see what it felt like to, you know, pray. | * Neşelen, uykucu Jean * Ben de bilirsiniz, dua etmenin nasıl bir his verdiğini görmeye karar verdim. | Glee-1 | 2009 | |
| Dear Grilled Cheesus... | Sevgili Kızarmış Kaşarİsa... | Glee-1 | 2009 | |
| First of all, you're super delicious. | Her şeyden önce acayip leziz olduğunu belirtmeliyim. ...öncelikle, çok lezzetlisin. | Glee-1 | 2009 | |
| Please, Grilled Cheesus, | Lütfen kızarmış Kaşarİsa lütfen... | Glee-1 | 2009 | |
| And in return, Cheesy Lord, | Ve karşılığında Kızarmış Kaşarİsa,... Ve karşılığında, Peynirli Tanrı... | Glee-1 | 2009 | |
| I'll make sure we honor you this week in Glee Club. | ...bu hafta Glee Kulübü'nde seni şereflendireceğiz. ...bu hafta Glee kulübünde seni onurlandırmak için elimden geleni yaparım. | Glee-1 | 2009 | |
| Thank you, Grilled Cheesus. | Teşekkür ederim Kızarmış Kaşarİsa. Teşekkür ederim Peynirli Tost Tanrısı! | Glee-1 | 2009 | |
| Hey, Dad. Hey, that's my boy. | Merhaba baba. Merhaba. İşte benim evladım. | Glee-1 | 2009 | |
| You forgot your breakfast. | Kahvaltını unutmuşsun. | Glee-1 | 2009 | |
| Suzanne Somers says that skipping breakfast is suicide. | Suzanne Somers kahvaltı yapmamanın intiharla eş değer olduğunu söylüyor. | Glee-1 | 2009 | |
| It's an egg white wrap on a sprouted wheat tortilla, | Yumurta beyazıyla sarılı buğday filizli pizza,... Deli gibiydi aslında. Kredi kartımdan bedeli poposunun yarığına sürterek aldı. | Glee-1 | 2009 | |
| half a grapefruit and a green drink. | ...bir yarım greyfurt ve sağlıklı bir içecek. | Glee-1 | 2009 | |
| Where's my usual breakfast? | Her zamanki kahvaltım nerede? Her zaman ki kahvaltım nerede? Kola ve iki etli sandviç mi? | Glee-1 | 2009 | |
| A Coke and two Slim Jims? | Kola ve iki kurutulmuş biftek mi? | Glee-1 | 2009 | |
| Yeah. Breakfast of champions. | Evet, şampiyonların kahvaltısı. | Glee-1 | 2009 | |
| Dad, you are not a kid anymore. | Baba, sen artık çocuk değilsin. | Glee-1 | 2009 | |
| You have to start taking care of yourself. | Kendine bakmaya başlaman gerek. | Glee-1 | 2009 | |
| Well, I guess with enough hot sauce, | Sanırım yeteri kadar acı sos koyarsam idare eder. Sağ ol. Bolca acı sos dökersem, bu da idare eder. Sağ ol. | Glee-1 | 2009 | |
| Hey, don't forget, Friday night dinner is 6:00 | Unutma, bu haftaki Cuma gecesi yemeğimiz 7 yerine 6'da. Hey, sakın unutma, Cuma yemeği, 19:00 yerine 18:00'da bu hafta. | Glee-1 | 2009 | |
| Carole and Finn are coming over, | Carole ve Finn de uğrayacak... | Glee-1 | 2009 | |
| and she has to work the night shift. | ...ve gece vardiyasında çalışmak zorunda. | Glee-1 | 2009 | |
| I I can't do this Friday. | Bu Cuma gelemem. Bu Cuma olmaz. | Glee-1 | 2009 | |
| It's Sing along Sound of Music at the El Royale theater. | El Royale Tiyatrosu'nda bir müzik gösterisine gideceğim. | Glee-1 | 2009 | |
| It's a once a year event. | Yılda bir kez olan bir etkinlik. Yılda bir kere oluyor. Geçen hafta da Grey's Anatomy... | Glee-1 | 2009 | |
| And last week, you had to camp out early | Ve geçen hafta da şu "Grey's Anatomy" DVD sırasında... | Glee-1 | 2009 | |
| so you could be first in line for those Grey's Anatomy DVDs. | ...ön sıraya geçebilmek için erken yatmıştın. | Glee-1 | 2009 | |
| I know, but I'm a teenager. | Biliyorum ama büyüdüm artık. | Glee-1 | 2009 | |
| Friday nights are kind of important to me. | Cuma geceleri benim için önemli. | Glee-1 | 2009 | |
| Those dinners are more than important. | Bu yemekler önemliden de öte. | Glee-1 | 2009 | |
| They're sacred. Okay, the whole point | Bizim için kutsallar. Tamam mı? Kutsal bir şeyimizin... | Glee-1 | 2009 | |
| of having something sacred is that it takes precedence | ...olmasının bütün anlamı her şeyden onun önce gelmesi. | Glee-1 | 2009 | |
| What? You think I don't know that? | Ne yani? Bunu bilmiyorum mu sanıyorsun? | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, wasn't I the one who bought you | Pekâlâ, sen 6 yaşındayken sana Maria Bonnet'i alan ben değil miydim? 6 yaşındayken sana Maria şapkası alan ben değil miydim? | Glee-1 | 2009 | |
| that Maria bonnet when you were six? | Sizinki nasıl bir histi? | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, the point is, | Bak, olay şu ki;... Peki, demek istediğim Cuma yemekleri gibi şeylerden... | Glee-1 | 2009 | |
| if you start giving up stuff like Friday night dinners, | ...Cuma gecesi yemeklerimiz gibi şeyleri boşlamaya başlarsan... | Glee-1 | 2009 | |
| then you got nothing to hold onto. | ...o zaman hayatında tutunacak bir şeyin kalmaz. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, let's face it, Kurt. | Pekâlâ, gerçekle yüzleşelim Kurt. | Glee-1 | 2009 | |
| If we don't schedule it, then we don't hang out. | Bunları planlamazsak, beraber takılamayız. Eğer gün belirlemezsek, beraber vakit geçiremiyoruz. | Glee-1 | 2009 | |
| If we don't hang out, then our lives | Beraber takılamazsak, o zaman hayatlarımız... | Glee-1 | 2009 | |
| they just go right by each other. | ...birbirinden uzaklaşıp gider. | Glee-1 | 2009 | |
| And we don't share very much. | Ve seninle fazla bir şey paylaşmıyoruz. Paylaştığımız şeyler olmaz. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm sorry, but I'm not missing something that I look forward to | Özür dilerim ama bir yemeğe daha gelmek için... | Glee-1 | 2009 | |
| all year just for another dinner. | ...sene boyunca iple çektiğim şeyi kaçırmayacağım. | Glee-1 | 2009 | |
| Maybe we could do it Thursday or something. | Belki Perşembe falan yapabiliriz. | Glee-1 | 2009 | |
| (school bell ringing) | Bildiğiniz gibi mükemmel bir ses perdem var... | Glee-1 | 2009 | |
| Mr. Shue? | Bay Shue? Bay Shue? * Kız kardeş, ağabey, neredesiniz * | Glee-1 | 2009 | |
| I have something to say. | Söylemek istediğim bir şey var. Bir şey söylemek istiyorum. | Glee-1 | 2009 |