• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 172546

English Turkish Film Name Film Year Details
...in no more noise than the sound of finger bowls tinkling? ...elinin kiriydim öyle mi, o kadar basit miydi? The Swimmer-1 1968 info-icon
So you went back to your wife whom you didn't love. Well, it figures. Demek sevmediğim karına dönmek zorundaydın öyle mi? Eh, mantıklı. The Swimmer-1 1968 info-icon
It's her real estate, she owns all the pots and pans... Tabii, mal mülk hep karınındı değil mi? The Swimmer-1 1968 info-icon
...knows where all the lost shirt buttons are. ...kaybolan gömleklerinin yerini falan bilen oydu... The Swimmer-1 1968 info-icon
Why give up those comf orts? Well, I had a few comf orts of my own. O rahatı neden bırakasın ki? Ben de rahatımı düşünmedim mi sanıyorsun? The Swimmer-1 1968 info-icon
When you were on that train back to Connecticut... Connecticut'a giden o trende... The Swimmer-1 1968 info-icon
...remember that groovy bellhop in my hotel? ...o yakışıklı kondüktörü hatırladın mı... The Swimmer-1 1968 info-icon
Absolutely primitive, no hang ups. You're lying. Çok bayağıydı, hiç duygu yoktu. Yalan söylüyorsun. The Swimmer-1 1968 info-icon
You called me f rom the station. Beni istasyondan aramıştın. The Swimmer-1 1968 info-icon
I put the phone on the pillow between us so we both could listen. İkimiz de duyabilelim diye telefonu yastığın ortasına koymuştum. The Swimmer-1 1968 info-icon
All that snivelling about your innocent wife and children. Masum çocuklar ve karın hakkında salya sümük anlattığın o zırvaları... The Swimmer-1 1968 info-icon
We laughed so hard, we stuffed the sheets in our mouths. Gülmemek için kendimizi zor tutuyorduk, çarşafları çiğniyorduk. The Swimmer-1 1968 info-icon
You'll never know, will you? Asla anlamayacaksın değil mi? The Swimmer-1 1968 info-icon
Let me do your back. İzin ver sırtına süreyim. The Swimmer-1 1968 info-icon
No. Please let me. Hayır. Lütfen izin ver. The Swimmer-1 1968 info-icon
Shirley, let's go away f or a couple of weeks. Shirley, iki haftalığına kaçalım burdan. Shirley, iki haftalığına kaçalım buradan. The Swimmer-1 1968 info-icon
I read about a great old castle in Ireland. İrlanda'da eski koca bir şato varmış. The Swimmer-1 1968 info-icon
A real one, with a moat and a drawbridge. Etrafında hendek olan, asma köprüsü olan gerçek bir şato. The Swimmer-1 1968 info-icon
Some king built it, hundreds of years ago. Yüzlerce yıl önce kralın biri yaptırmış. The Swimmer-1 1968 info-icon
It's an inn now with crazy old f our posters... Şimdi bir han olarak kullanılıyormuş. The Swimmer-1 1968 info-icon
...and big soft beds with canopies. ...büyük yumuşak yatakları varmış. The Swimmer-1 1968 info-icon
Ned, I want you to go away now. Ned, artık gitmeni istiyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
Will you come with me, Shirley? Benimle gelecek misin, Shirley? The Swimmer-1 1968 info-icon
Do you really think it's that easy? O kadar kolay mı sanıyorsun? The Swimmer-1 1968 info-icon
Of course everything's always been easy f or you, hasn't it? Tabii, senin için hep kolay oldu değil mi? The Swimmer-1 1968 info-icon
You could always get a cab in the rain... Yediğin önünde yemediğin ardında... The Swimmer-1 1968 info-icon
...a woman into bed. ...her zaman yatakta bekleyen hazır bir kadın. The Swimmer-1 1968 info-icon
God knows I was easy enough to get. Tanrı bilir ya ben de kolay bir tiptim... The Swimmer-1 1968 info-icon
You wore a blue slip... Mavi bir elbisen vardı... The Swimmer-1 1968 info-icon
...with a safety pin holding up your shoulder strap. ...askısını çengelli iğneyle tutturmuştun... The Swimmer-1 1968 info-icon
I thought we were going to make it. Başarabiliriz sanmıştım. The Swimmer-1 1968 info-icon
I really thought we were going to make it. Gerçekten başarabiliriz sanmıştım. The Swimmer-1 1968 info-icon
I kissed that safety pin. O çengelli iğneyi öpmüştüm. The Swimmer-1 1968 info-icon
Ned, please don't. Ned, lütfen yapma. The Swimmer-1 1968 info-icon
I never meant to hurt you, Shirley. Seni incitmek istemedim, Shirley. The Swimmer-1 1968 info-icon
Please believe me. Please. Lütfen inan bana, lütfen. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll get you a sweater. Kazak getireyim. The Swimmer-1 1968 info-icon
You must be catching something. How can I swim in a sweater? Üşütüyorsun sen. Kazakla yüzemem ki... The Swimmer-1 1968 info-icon
Listen, I'll drive you home. No. Seni arabayla eve bırakayım. Hayır. The Swimmer-1 1968 info-icon
I've got to swim home. Eve kadar yüzmeliyim. The Swimmer-1 1968 info-icon
For the love of God, why? I've just got to. I've got to. Bunu yapınca sevaba falan mı gireceksin? Yapmak zorundayım. Yapmalıyım. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll go get the car. No! Arabayı getireyim. Hayır! The Swimmer-1 1968 info-icon
I can't go in a car. It's impossible. Arabayla gidemem. İmkansız. The Swimmer-1 1968 info-icon
How can I? Nasıl yaparım? The Swimmer-1 1968 info-icon
Lucinda's waiting. Lucinda beni bekliyor. The Swimmer-1 1968 info-icon
The girls are home playing tennis. Kızlar evde tenis oynuyor. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'm swimming home. Ben eve yüzüyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
Come with me. Come with me, Shirley. Benimle gel, Benimle gel, Shirley... The Swimmer-1 1968 info-icon
Ned, I can't. Please. Come with me. Ned, gelemem. Lütfen, gel. The Swimmer-1 1968 info-icon
Please don't. Shirley. Lütfen yapma. Shirley. The Swimmer-1 1968 info-icon
Leave me alone. You know you don't want me to. Beni rahat bırak. Bunu istemediğini biliyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
We made love together in this pool. And you loved it, remember? Bu havuzda sevişmiştik, hoşuna gitmişti, unuttun mu? The Swimmer-1 1968 info-icon
I lied. You loved it, Shirley. You loved it. Yalan söyledim. Hoşuna gitti, Shirley, hoşuna gitti... The Swimmer-1 1968 info-icon
Ned, don't. Please. Ned, yapma. Lütfen. The Swimmer-1 1968 info-icon
Baby. No, Ned. Bebeğim. Hayır, Ned. The Swimmer-1 1968 info-icon
Please. Ned, no, don't. Lütfen. Ned, hayır, yapma. The Swimmer-1 1968 info-icon
No, stop it, Ned. Don't. Ned, don't. No. Hayır, dur, Ned. Yapma, Ned, yapma, hayır. The Swimmer-1 1968 info-icon
Damn you! No! Lanet olsun. Hayır. The Swimmer-1 1968 info-icon
I lied! I lied all the time about loving it anywhere with you! Yalan söyledim. Hepsi yalandı. Seninle yapmaktan asla hoşlanmadım. The Swimmer-1 1968 info-icon
You bored me to tears with all your stories about your old deals... Yaptığın anlaşmalar hakkında anlattığın hikayelerden bıkmıştım... The Swimmer-1 1968 info-icon
...your old girls, your golf scores, your bloody war... ...eski kız arkadaşların, golf galibiyetlerin, lanet savaş hikayelerin... The Swimmer-1 1968 info-icon
...your bloody duty, wife and kids. You bored me to tears. ...zırva görev, eş, çocuk vazifelerin. Sıkıntıdan geberiyordum. The Swimmer-1 1968 info-icon
I was playing a scene with you. You loved me. Seninleyken rol yapıyordum. Beni seviyordun. The Swimmer-1 1968 info-icon
You met your match in me, you suburban stud. I was acting! Senin gibi yapıyordum, seni zengin mahalle horozu. Rol yapıyordum. The Swimmer-1 1968 info-icon
You loved it. Hoşuna gidiyordu. The Swimmer-1 1968 info-icon
We both loved it. İkimizin de hoşuna gidiyordu. The Swimmer-1 1968 info-icon
You loved it! Hoşuna gidiyordu! The Swimmer-1 1968 info-icon
Just one lane. I wanna swim just one lane. Bir kez yüzeceğim. Sadece bir kez. The Swimmer-1 1968 info-icon
You don't understand. I understand you ain't got 50 cents. Anlamıyorsunuz. Anlıyorum. 50 sentin yok. The Swimmer-1 1968 info-icon
Can't you make an ex ception? My house is right over there on the hill. Bir istisna yapamaz mısınız? Evim tepenin üstünde... The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll come back with the money. Get the hell out, mister. Parayı sonra getireceğim. Defol git, bayım. The Swimmer-1 1968 info-icon
...will you lend me 50 cents? ...bana 50 sent borç verir misin? The Swimmer-1 1968 info-icon
Please. Please. Why the hell should I? Lütfen, lütfen. Neden vereyim ki? The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll pay you back. Don't you realize I'll pay you back? Geri öderim. Anlamıyor musun. Ödeyeceğim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Howie! Mr. Merrill. Howie! Bay Merrill. The Swimmer-1 1968 info-icon
Lend me 50 cents. Don't do it. Bana 50 sent ver. Sakın yapma. The Swimmer-1 1968 info-icon
Howie, f or chrissake. Howie, tanrı aşkına. The Swimmer-1 1968 info-icon
What's 50 cents? I mean, considering. Alt tarafı 50 sent. Versek nolur ki. Alt tarafı 50 sent. Versek ne olur ki? The Swimmer-1 1968 info-icon
Thanks, Howie. Sağol, Howie. The Swimmer-1 1968 info-icon
Thanks a lot. Thanks an awful lot. Çok sağol. Çok çok sağol. The Swimmer-1 1968 info-icon
Can't you read, buddy? Okuman yazman yok mu? The Swimmer-1 1968 info-icon
Go on back and wash those feet. Ayaklarını da yıka. The Swimmer-1 1968 info-icon
Spread your toes. Parmaklarını aç. The Swimmer-1 1968 info-icon
Bottoms. Tabanlarını göster. The Swimmer-1 1968 info-icon
Your f riends' pools run out of water? What? Arkadaşlarının havuzlarında su mu bitti? Ne? The Swimmer-1 1968 info-icon
How do you like our water, Mr. Merrill? Bizim havuzumuzu nasıl buldun bay Merrill? The Swimmer-1 1968 info-icon
Hi, Jack. You sure got a lot of chlorine in it. Selam, Jack. Fazla klorlu. The Swimmer-1 1968 info-icon
Stings your eyes? Gözünüz mü yandı? The Swimmer-1 1968 info-icon
Yeah, that's too bad. Ain't seen you in a while. Evet, çok kötü. Epeydir yoktunuz. The Swimmer-1 1968 info-icon
Too bad you don't get into town. We sure had good times. Ortalıkta görünmemeniz çok yazık. Keyfim yerindeydi. The Swimmer-1 1968 info-icon
I used to see you f our or five times a week. A few drinks, a hamburger. Haftada üç beş defa gelirdiniz, bir içki, bir hamburger. The Swimmer-1 1968 info-icon
How is the series? Dizi nasıl? The Swimmer-1 1968 info-icon
What are you waiting f or? Ask him. What series? Ne bekliyorsun? İstesene. Ne serisi? The Swimmer-1 1968 info-icon
The World Series. Two years ago. Dünya Serisi. İki yıl önceydi. The Swimmer-1 1968 info-icon
Did you use the seats I gave you? They were great seats. Sana verdiğim yeri kullandın mı? Çok iyi yerlerdi. The Swimmer-1 1968 info-icon
Are you gonna ask him? Shut up. İsteyecek misin? Kes sesini. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll ask him. When you gonna pay your bill? Ben isterim. Borcunuzu ödeyecek misiniz? The Swimmer-1 1968 info-icon
We're decent people, trying to make a living. Bizler geçinmeye çalışan dürüst insanlarız. The Swimmer-1 1968 info-icon
We got bills too. Bizim de ödememiz gereken borçlarımız var. The Swimmer-1 1968 info-icon
You're the first deadbeat we ever got in our place. Borcunu ödemeyen bir tek siz varsınız. The Swimmer-1 1968 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 172541
  • 172542
  • 172543
  • 172544
  • 172545
  • 172546
  • 172547
  • 172548
  • 172549
  • 172550
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact