• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 172541

English Turkish Film Name Film Year Details
I see Eric's put in the rock garden. Eric kayalık bahçesi yapmış. The Swimmer-1 1968 info-icon
You're not welcome here. You know me, don't you? Burada hoş karşılanmıyorsunuz. Beni tanımıyor musunuz? The Swimmer-1 1968 info-icon
I'm a f riend of your son. A f riend. Oğlunuzun arkadaşıyım. Arkadaş ha. The Swimmer-1 1968 info-icon
How dare you use that word! You never came to see him. Bu kelimeyi ne hakla kullanırsınız. Ziyaretine bile gelmediniz. The Swimmer-1 1968 info-icon
You never even called him at the hospital. Hastane yatarken aramadınız bile. The Swimmer-1 1968 info-icon
Well, how is he? Is he better? O nasıl? İyileşti mi? The Swimmer-1 1968 info-icon
Just one minute, Mr. Merrill. Sadece bir dakika Bay Merrill. The Swimmer-1 1968 info-icon
This is my house now. Burası artık benim evim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Don't you ever come here again. Bir daha buraya asla gelmeyin. The Swimmer-1 1968 info-icon
Don't you ever set f oot on my property again! Bir daha benim mülküme ayağınızı sokmayın. The Swimmer-1 1968 info-icon
Hi, Mr. Merrill. Selam, Bay Merrill. The Swimmer-1 1968 info-icon
Hi, Muffie. Mommy and Daddy are at the club. Selam, Muffie. Annem ve Babam klüpteler. The Swimmer-1 1968 info-icon
Think they'd mind if I swim? Of course not, help yourself. Yüzmemin sakıncası var mı? Elbette yok, buyrun. The Swimmer-1 1968 info-icon
lt isn't Julie Ann Hooper? Yes, it is. Julie Ann Hooper değil mi? Evet. The Swimmer-1 1968 info-icon
I can't believe it. You're all grown up. İnanamıyorum. Ne kadar büyümüşsün. The Swimmer-1 1968 info-icon
How come we never see you? I guess you don't need me anymore. Neden son zamanlarda görüşmedik. Sanırım artık çocuklarınız büyüdü. The Swimmer-1 1968 info-icon
We're always looking f or a babysitter. Hayır, bize bir bebek bakıcısı lazımdı. The Swimmer-1 1968 info-icon
Oh, Mr. Merrill! Ah, Bay Merrill. The Swimmer-1 1968 info-icon
How about Sunday night? You busy? No. Pazar gecesi olur mu? İşin var mı? Yok. The Swimmer-1 1968 info-icon
Hired. You live in the same place? Tamam, işe alındın. Aynı evde mi oturuyorsun. The Swimmer-1 1968 info-icon
Yes, but... I'll pick you up at 7. Evet, ama... Seni saat 7'de alırım, tamam mı? The Swimmer-1 1968 info-icon
You're putting me on. No, I'm not. Dalga geçiyorsunuz. Hayır geçmiyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
A babysitter! Ellen and Aggie would have a fit if they heard you. Bebek bakıcısı ha! Ellen ve Aggie duysalar kriz geçirirlerdi. The Swimmer-1 1968 info-icon
Mr. Merrill, this is my brother, Vernon. Bay Merrill, bu benim kardeşim, Vernon. The Swimmer-1 1968 info-icon
Your brother? But your brother was... Kardeşin mi? Ama senin kardeşin... The Swimmer-1 1968 info-icon
I sure liked that little red Jaguar you used to have. Kullandığınız küçük kırmızı Jaguar'ı gerçekten severdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Want a Coke? Sure. Kola ister misiniz? Elbette. The Swimmer-1 1968 info-icon
Thanks. I can't get over you, Julie. How old are you now? Çıkaramıyorum, şimdi sen kaç yaşındasın Julie? The Swimmer-1 1968 info-icon
Twenty last month. You still going to school? 20. Okula devam ediyor musun? The Swimmer-1 1968 info-icon
I've got a job. I miss Ellen and Aggie. Çalışıyorum. Ellen ve Aggie'yi özledim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Where are they? They're home. Neredeler? Evdeler. The Swimmer-1 1968 info-icon
Playing tennis. They are? But when did they...? Tenis oynuyorlar. Öyle mi? Ama onlar ne zaman.... The Swimmer-1 1968 info-icon
Why didn't they call me? Neden beni çağırmadılar? The Swimmer-1 1968 info-icon
I'd just love to see them. Let's drive over. Onları görmek isterdim. Hadi gidelim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Well, I've got to be on my way. Eh, yola koyulmalıyım. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'm swimming home. You're swimming home? Eve kadar yüzüyorum. Eve kadar yüzüyor musunuz? The Swimmer-1 1968 info-icon
There's a river of pools all the way to my house. Evime kadar havuzlar bir nehir oluşturuyor. The Swimmer-1 1968 info-icon
That's more hiking than swimming. Not hiking. Portaging. Yüzmekten çok otostopa benziyor. Otostop değil. Portaj. The Swimmer-1 1968 info-icon
lt's okay, if you like ex ercise. What a crazy idea. Tamam, canınız nasıl isterse. Ne çılgınca bir fikir. The Swimmer-1 1968 info-icon
I think it's brilliant. From here I go to the Bunkers'. Bence parlak bir fikir. Buradan Bunker'lere gidiyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'll portage through the riding ring to the Hallorans'. Oradan hipodrom boyunca Halloran'lara... The Swimmer-1 1968 info-icon
Got it all mapped out. What are you doing it f or? Haritasını çıkarmışsınız. Bunu neden yapıyorsunuz? The Swimmer-1 1968 info-icon
Why do you want to? I think it's original. Amacınız ne? Bence orjinal bir fikir. Amacınız ne? Bence orijinal bir fikir. The Swimmer-1 1968 info-icon
As if he's an explorer or something. Bir kaşif gibi, yada onun gibi bir şey... The Swimmer-1 1968 info-icon
I mean, I think it's an adventure. Bu bir macera. The Swimmer-1 1968 info-icon
Well, gee, l... Come on, live a little. Şey, been,.. Haydi, biraz yaşa... Şey, ben,.. Haydi, biraz yaşa... The Swimmer-1 1968 info-icon
I don't know if... Ama bilmem ki... The Swimmer-1 1968 info-icon
We'll explore the torrential headwaters of the Lucinda River. İkimiz Lucinda Nehrinin girdaplarını keşfedelim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Ready! Go! Hazır? Başla! The Swimmer-1 1968 info-icon
lt's funny. What? Tuhaf. Ne tuhaf? The Swimmer-1 1968 info-icon
Marigolds. This time of the year. They're all over. Hindiba. Yılın bu zamanında. Heryerdeler. Hindiba. Yılın bu zamanında. Her yerdeler. The Swimmer-1 1968 info-icon
Well, they usually bloom later. They're lovely. I love the colours. Daha geç çiçek açarlardı... Harikalar. Renkleri güzel. The Swimmer-1 1968 info-icon
Mr. Merrill? Bay Merrill? The Swimmer-1 1968 info-icon
What did you mean bef ore? All that about my coming to babysit. Benim bebek bakmam konusunda... Ne kastediyordunuz? The Swimmer-1 1968 info-icon
Coming over to babysit? I was just joking. I was teasing you. Bebek bakmaya çağırmam mı? Şaka yapıyordum. Dalga geçtim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Gee, I wondered. Vay, şaşırmıştım. The Swimmer-1 1968 info-icon
You used to be such a shy little kid. Utangaç küçük bir kızdın. The Swimmer-1 1968 info-icon
You always brought schoolbooks. You always dropped pencils and things. Eve her zaman okul kitaplarını getirirdin. Kalemlerinin falan düşürüp dururdun. The Swimmer-1 1968 info-icon
And you never had a word to say. Hiç konuşmazdın. The Swimmer-1 1968 info-icon
I thought plenty, though. About what? Ama fazla düşünürdüm. Neler düşünürdün? The Swimmer-1 1968 info-icon
Oh, daydreamed. What about? Gündüz düşleri işte... Ne hakkında... The Swimmer-1 1968 info-icon
Lots of things. What sort of things? Bir çok şey.. Ne gibi?... The Swimmer-1 1968 info-icon
lt's so silly, it was such kid stuff. Come on, tell me. Aptalca, çocukça şeyler. Hadii, bana anlat. Aptalca, çocukça şeyler. Hadi, bana anlat. The Swimmer-1 1968 info-icon
I bet you never knew I had a big crush on you. Haberiniz bile olmadan size aşıktım. The Swimmer-1 1968 info-icon
You did? Yaaa? The Swimmer-1 1968 info-icon
I was mad about you, out of my head! You were? Sizin için deli olurdum. Gerçekten mi? The Swimmer-1 1968 info-icon
If Mrs. Merrill called me to babysit, even at the last minute... Bayan Merrill beni bebek bakıcılığı için çağırsa, son anda bile olsa... The Swimmer-1 1968 info-icon
...l'd cancel out whoever I promised and come to your house instead. ...öbür randevularımı iptal eder, sizin evinize koşardım. The Swimmer-1 1968 info-icon
You must have lost a lot of customers. Bir sürü müşteri kaybetmişsindir. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'd spend an hour getting myself fix ed up. My mother thought I was nuts. Odama kapanıp bir saat sizi düşünürdüm. Annem delirdiğimi sanırdı. The Swimmer-1 1968 info-icon
I mean, I was just a kid to you, but you were a god to me. Sizin için ben bir çocuktum, ama benim için siz bir tanrıydınız. The Swimmer-1 1968 info-icon
Now you're putting me on. Know what I'd do as the girls slept? Şimdi de sen benimle dalga geçiyorsun. Kızlar uyuduktan sonra ne yapardım biliyor musunuz? The Swimmer-1 1968 info-icon
I'd go up to your room and open your closet and touch your suits. Sizin odanıza gider, dolabınızı açar elbiselerinize dokunurdum. The Swimmer-1 1968 info-icon
Then I'd go into your bathroom and smell your shaving lotion. One time... Banyoya gidip traş losyonunuzu koklardım. Bir keresinde... Banyoya gidip tıraş losyonunuzu koklardım. Bir keresinde... The Swimmer-1 1968 info-icon
This is a terrible thing to admit. Tell me. İtiraf etmesi çok zor. Söyle lütfen. The Swimmer-1 1968 info-icon
I stole one of your shirts. Gömleklerinizden birini çaldım. The Swimmer-1 1968 info-icon
Then when I was doing my homework up in my room, I'd put it on. Evde iş yaparken giyerdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
It made me feel as if you were all around me. Sanki siz dört yanımdaymışsınız gibi hissederdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
Julie, I didn't know. Julie, bilmiyordum. The Swimmer-1 1968 info-icon
And when you'd drive me home at night, I'd pretend like mad. Siz beni eve bırakırdınız. Evde hayaller kurardım. The Swimmer-1 1968 info-icon
Pretend what? What was it you used to pretend? Bana kurduğun hayalleri anlat. Söyle neler hayal ederdin? The Swimmer-1 1968 info-icon
l... After all, I was just a child in those days. Şey...ben... ne de olsa o zamanlar çocuktum.... The Swimmer-1 1968 info-icon
I want to know. Duymak istiyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
That you were desperately in love with me. Sizin bana umutsuzca aşık olduğunuzu hayal ederdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
You were too honourable to say so, because you were married. Gurur yüzünden aşkınızı itiraf edemezdiniz, çünkü evliydiniz. The Swimmer-1 1968 info-icon
So I had to go to Paris. You know, put an ocean between us. Ben de Paris'e kaçardım. Aramıza okyanus girsin diye. The Swimmer-1 1968 info-icon
And no matter how many divine Frenchmen begged me, I'd never marry. Soylu Fransızlar bana evlenme teklif ederdi, hiç birini de kabul etmezdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
I'd just live there, all pale and mysterious, huge tragic artist. Orada gizemli ve solgun yaşar, trajik bir sanatçı hayatı sürerdim. The Swimmer-1 1968 info-icon
And then one night, I'd be in some club. Sonra bir gece, bir klüpte... The Swimmer-1 1968 info-icon
A f abulous Paris gown. I'd see you at the door. Çok güzel bir Paris giysisi içinde, sizi kapıda görüyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
Tall, distinguished, a little grey at the temples. Uzun, seçkin, şakakları beyazlaşmış. The Swimmer-1 1968 info-icon
I pretended your eyes would burn into me across this room. Gözlerinizdeki ateş beni yakıyor. The Swimmer-1 1968 info-icon
Suddenly, there'd be a hush. And everyone would look at me. Aniden herkes susuyor. Herkes bana bakıyor. The Swimmer-1 1968 info-icon
And then I'd just stand up and float towards you. Ayağa kalkıyorum, ve size doğru uçuyorum. The Swimmer-1 1968 info-icon
And then what? That's all. Sonra ne oluyor? Hepsi bu. The Swimmer-1 1968 info-icon
Julie, I don't know what to say. I told you. I was a real spooky kid. Julie, ne diyeceğimi bilmiyorum. Dedim ya, hayalci bir çocuktum. The Swimmer-1 1968 info-icon
The Bunkers must be having a party. Bunker'ler parti veriyorlar. The Swimmer-1 1968 info-icon
How bonny are the banks of the Lucinda River. Lucinda Nehri'nin kıyıları ne de kalabalık... The Swimmer-1 1968 info-icon
I knew we'd find f riends all along the way. Yolculuk boyunca eski dostlara rastlayacağımızı biliyordum... The Swimmer-1 1968 info-icon
Neddy! Neddy! The Swimmer-1 1968 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 172536
  • 172537
  • 172538
  • 172539
  • 172540
  • 172541
  • 172542
  • 172543
  • 172544
  • 172545
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact