Search
English Turkish Sentence Translations Page 158484
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| And one... | Ve bir ... | Tara Road-1 | 2005 | |
| You know, I've got a new computer. | Biliyor musun yeni bir bilgisayarım var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Would you like to see it later? | Daha sonra onu görmek ister misin? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Seen one, seen 'em all. | Birini gördüysen hepsini görmüşsün demektir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'd like to kiss you, Annie. | Seni öpmek istiyorum, Annie. | Tara Road-1 | 2005 | |
| No hope at all unless she starts talking about it. | Eğer bu konuda konuşmaya başlamazsa hiç umut yok demektir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Acknowledge it happened. | Olanları kabul etmezse. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She is talking about it now. | Artık bu konuda konuşuyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She told Annie and Brian all about it. | Annie ve Brian'a olanları anlatmış. | Tara Road-1 | 2005 | |
| She told Colm, my friend, all about it. | Colm'a, arkadaşıma, anlatmış. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Believe me, she is talking. | İnan bana, konuşuyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| And I used to think she was a frightened little Irish mouse. | Ben de onun küçük korkak bir İrlanda faresi olduğunu düşünmüştüm. | Tara Road-1 | 2005 | |
| That little Irish mouse has got herself a big piece of American cheese. | O küçük İrlanda faresi kendine koca bir Amerikan peyniri buldu. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We're very sorry for your troubles. | Sorunlarınız için çok üzüldük. | Tara Road-1 | 2005 | |
| And we just thought we had to hop over to offer our sympathies | Ve biz de üzüntülerimizi bildirmek | Tara Road-1 | 2005 | |
| and to give you this Mass card. | ve bu Ayin kartını vermek için geldik. | Tara Road-1 | 2005 | |
| This what card? | Ne kartı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Our priest, Father Glenn will offer up Mass for the repose of your son's soul. | Papazımız, Rahip Glenn oğlunun ruhu için bir ayin düzenleyecek. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Lord have mercy on him. Amen. | Tanrı onu affetsin. Amin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It was a time ago that my son died, but thank you. | Oğlum öleli epey oldu ama teşekkür ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We'll come in and you can tell us all about it. | İçeri girelim, herşeyi anlatırsın. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Oh, I'm so busy. I'm just terribly busy. | Oh, çok meşgulüm. Başımı kaşıyacak vaktim yok. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Look at the time. I've got so much housework to do. | Saate bak. Yapmam gereken o kadar çok ev işi var ki. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm sure you ladies understand. | Eminim siz bayanlar anlarsınız. | Tara Road-1 | 2005 | |
| But thank you, thank you, anyway. | Ama teşekkür ederim, yine de teşekkür ederim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| "Dale". | "Dale". | Tara Road-1 | 2005 | |
| Up to now, I couldn't mention his name otherwise a tidal wave of emotion | Şu ana dek koca bir duygu seline kapılmadan adını bile | Tara Road-1 | 2005 | |
| would just... | söyleyemiyordum... | Tara Road-1 | 2005 | |
| Yeah, I'm sure. | Evet, eminim öyledir. | Tara Road-1 | 2005 | |
| The dead are dead. I guess there comes a time we ought to let them go. | Ölen öldü. Sanırım onları bırakmamız gereken bir zaman geliyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Yeah, and if we're really lucky, they might just let us go. | Evet, ve eğer şanslıysak, onlar da bizi bırakıyor. | Tara Road-1 | 2005 | |
| For heaven sakes. | Tanrı aşkına. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I told them I was busy, right? | Onlara meşgul olduğumu söyledim değil mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I don't care if it is Ria's mother. | Ria'nın annesi olması umurumda değil. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We're still alive, aren't we? | Biz hala yaşıyoruz, değil mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Mrs. Vine? Is that the husband? | Bayan Vine? Bu kocanız mı? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'll just be a few minutes, Barney. I'm gonna lock up. | Sadece bir kaç dakika, Barney. Sonra kapatacağım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Do that till as well. | O zamana kadar yapabilirsin. | Tara Road-1 | 2005 | |
| We can go for a bite to eat later if you want. | Sonra istersen bir şeyler yemeye gideriz. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I want 5,000 and I want it now. | 5,000 istiyorum ve hemen istiyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Just like that, huh? | Öylece ha? | Tara Road-1 | 2005 | |
| What about Bernadette? Don't be ridiculous. | Ya Bernadette? Saçmalama. | Tara Road-1 | 2005 | |
| At least she's got a baby on the way. | En azından onun bebeği olacak. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Now you fork up five grand, or else. | Hemen 5.000 çıkarırsın yoksa... | Tara Road-1 | 2005 | |
| Or else he'll tell your wife about us. | Yoksa karına bizden bahseder. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You're blackmailing me, Danny? | Bana şantaj mı yapıyorsun, Danny? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'll do whatever it takes. | Ne gerekirse yaparım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You've been screwing Rosemary for years. | Yıllardır Rosemary'le yatıyorsun. | Tara Road-1 | 2005 | |
| What would Ria say if she ever found out, huh? | Bunu öğrense Ria ne derdi acaba ha? | Tara Road-1 | 2005 | |
| It'd kill her! | Bu onu öldürürdü! | Tara Road-1 | 2005 | |
| Now who's blackmailing who? | Şimdi kim kime şantaj yapıyor? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'm gonna tell Ria myself. | Ria'ya kendim anlatacağım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Don't you worry about that. | Sen bunun için üzülme. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Brian, there's somebody here. | Brian, biri gedi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Hey. Hi, Brian. How you doing? | Hey. Merhaba, Brian. Nasılsın? | Tara Road-1 | 2005 | |
| What's happened? Isn't Bernadette with ya? | Ne oldu? Bernadette seninle değil mi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| No. I came to see you, Ria. | Hayır. Seni görmeye geldim, Ria. | Tara Road-1 | 2005 | |
| And you, Princess. | Ve seni Prenses. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Dad, this is Zach. | Baba, bu Zach. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's got a raccoon. Oh. | Onun bir rakunu var. Oh. | Tara Road-1 | 2005 | |
| He's letting me bring it back to Dublin. I'm gonna breed with it. | Onu Dublin' götürmeme izin veriyor. Onu doğurtacağım | Tara Road-1 | 2005 | |
| You're gonna breed with one raccoon? A pregnant female, dumbo. | Tek bir rakunu mu doğurtacaksın? Hamile bir dişi, aptal. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Now that you're here, you'd better come in. | Burada olduğuna göre içeri gel. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Dad, Annie's got a boyfriend. | Baba, Annie'nin erkek arkadaşı var. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's been good? | İyi miydi? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Good. Great. Delighted. | İyi. Harika. Bayıldım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I've got a job, new friends. | Bir işim var, arkadaşlarım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I've changed, Danny. | Değiştim, Danny. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You know something... | Biliyor musun... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...I think you have, sweetheart. | ...sanırım değiştin tatlım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| How's Rosemary? | Rosemary nasıl? | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...let me tell you... | ...anlatayım... | Tara Road-1 | 2005 | |
| Rosemary's fine. | Rosemary iyi. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Fish in the batter, | Una bula, | Tara Road-1 | 2005 | |
| in to the pan, | tavaya at, | Tara Road-1 | 2005 | |
| couple of seconds, no more, | sadece birkaç saniye, daha fazla değil, | Tara Road-1 | 2005 | |
| out it comes. | işte çıktı. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Salt, | Tuz, | Tara Road-1 | 2005 | |
| pepper, | kara biber, | Tara Road-1 | 2005 | |
| couple of lemons, there you go. | bir kaç parça limon, işte hazır. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Mmm. Oh my God, delicious. | Oh Tanrım, çok lezzetli. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Wonderful. What kind of fish is it? | Harika. Ne balığı bu? | Tara Road-1 | 2005 | |
| Pike. It's a coarse fish. A bit like me self. | Turna. Tatlısu balığıdır. Biraz bana benzer. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Not true. You're a sensitive man. That I can tell. | Doğru değil. Sen hassas bir adamsın. Bunu anlayabiliyorum. | Tara Road-1 | 2005 | |
| You're lucky you showed up. I was about to propose to your wife. | Geldiğin için şanslısın. Karına evlenme teklif etmek üzereydim. | Tara Road-1 | 2005 | |
| What if I'd said yes? | Ya evet deseydim? | Tara Road-1 | 2005 | |
| I'd probably have run a mile. | Sanırım bir mil uzağa kaçardım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| There's an e mail for you. | Sana bir mail gelmiş. | Tara Road-1 | 2005 | |
| For me? Great. | Bana mı? Harika. | Tara Road-1 | 2005 | |
| No, for Dad. | Hayır, Babama. | Tara Road-1 | 2005 | |
| It's from Rosemary. | Rosemary'den. | Tara Road-1 | 2005 | |
| "Bernadette's been rushed to the hospital." | "Bernadette hastaneye kaldırıldı." | Tara Road-1 | 2005 | |
| "Baby on its way." | "Bebek geliyor." | Tara Road-1 | 2005 | |
| They want you to come home immediately. | Hemen eve dönmeni istiyorlar. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Guess I better phone her mother. | Annesini arasam iyi olacak sanırım. | Tara Road-1 | 2005 | |
| I have to, yeah. | Gitmek zorundayım, evet. | Tara Road-1 | 2005 | |
| Ria, I hate to have come all this way to give you bad news | Ria, bunca yolu gelip san kötü haber vermekten nefret ediyorum | Tara Road-1 | 2005 | |
| but... I had to tell you face to face, give me credit for that at least... | ama... sana yüzyüze anlatmalıydım, san olanları anlattığımda en ... | Tara Road-1 | 2005 | |
| ...when I tell you what it is. | azından bunu yapmış olmamı takdir et. | Tara Road-1 | 2005 | |
| When I first started with Barney, | Barney'le ilk başladığımız zaman | Tara Road-1 | 2005 |