Search
English Turkish Sentence Translations Page 150360
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| you have no idea what you just did. | Biraz önce ne yaptığının farkında bile değilsin. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i got worried, martha. | Endişelendim, Martha. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i saw that package at your house this morning. | Sabah evinde o paketi gördüm. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i know you don't want to accept help from me, but i can't just | Biliyorum benim yardımımı kabul etmeyi istemezsin, fakat öylece... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| sit back and let you walk into trouble alone. | arkama yaslanıp, sorunun içine tek başına gitmene izin veremezdim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| yes, i do. i recognize the signs. | Evet anlıyorum. İşaretler tanıdık geliyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you're a senator. you've got a high profile. you're in the public eye. | Sen bir senatörsün. Önemli bir mevkidesin. Herkesin gözü üzerinde. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| blackmail comes with the territory. | Şantajda bunun peşinde gelir. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what does one do in this position ? | Böyle bir durumda olan ne yapar ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you can't give in to blackmail. it never ends. | Şantaja boyun eğemezsin. Sonu gelmez. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you don't understand. there's a lot at stake. | Anlamıyorsun. Kaybedecek çok şeyim var. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| there always is. let me help you, martha, please. no, lionel, i can handle it. | Herzaman öyledir. Bırak sana yardım edeyim, Martha. Hayır, Lionel, ben halledebilirim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| yes, you're a very capable woman, but this is something quite beyond your experience. | Evet, Sen herşeyin altından kalkabilecek bir kadınsın, fakat bu senin tecrübelerinin çok ötesinde. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what came to you in that package is of no interest to me. | Paketin içindeki beni ilgilendirmiyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| my only interest is your well being. | Beni ilgilendiren sedece senin iyi olman. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| martha, let me take care of this for you. | Martha, bırak senin için ilgileneyim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| back at home. | Evine döndü. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| but don't worry. we've called off the dogs. | Endişelenme. Köpekleri geri çağırdık. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you'll be happy to know that we've replaced the tubing. | Boruları değiştirdiğimizi bilmen seni mutlu eder. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| we calibrated a few of the servomechanisms. | Bir çok yardımcı sistemini ayarladık. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| your arm is even better than before. | Kolun eskisinden daha iyi oldu. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i can't wait to use it to smash your skull in. | Kafanı ezmek için kullanmaya sabırsızlanıyorum. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| how you feeling ? | Nasıl hissediyorsun ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| victor, i'm glad we managed to get to you in time to save you. | Victor, seni kurtarmak için tam zamanında buraya getirebildiğimize seviniyorum. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you got some kind of god complex or something ? | Sende Tanrı kompleksi gibi bir şey mi var ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i didn't ask to be saved. | Senden kurtarmanı istemedim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| look, all i'm doing is giving you a future... a chance for a normal life. | Bak, tek yaptığım sana bir gelecek vermek... Normal bir yaşam şansı. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| normal ? half my body is straight out of the sharper image catalog. | Normal mi ? Vücudumun yarısı hırdavat kataloğundan seçilmiş parçalardan oluşuyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| at a price a lot steeper than $6 million, | O parçaların değeri altı milyon dolardan daha fazla, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| the last thing i want to do is cause you more pain. | İstediğim son şey sana daha fazla acı vermek. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| then why not just take back all your fancy gadgetry ? | Madem öyle o süslü parçaları neden geri almıyorsun ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you can roll my sorry stump out in a wheelbarrow, for all i care. | Benden geriye kalanları bir elarabasıyla atarsın. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you'd die without this gadgetry. | O parçalar olmassa ölürsün. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| but i'm as eager for your freedom as you are. you just need to be patient. | Fakat özgür olman konusunda senin kadar istekliyim. sadece biraz sabırlı olman gerekiyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what's that ? | Nedir o ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| it's gonna make life easier for you. | Hayatı senin için kolaylaştıracak. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what are you doing to me ? | Bana ne yapıyorsunuz? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what am i doing ? i'm helping you be whole again. | Ne mi yapıyorum ? Tekrardan bir bütün olmana yardım ediyorum. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| anger, despair, loneliness... | Nefret, ümitsizlik, yalnızlık... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| such strong emotions can create a rift between brain and bionics. | Böylesine güçlü duygular beyinle biyonik parçalar arasında sorun çıkarıyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| this chip will take the edge off when necessary. | Bu çip gerekli olduğunda seni yavaşlatacak. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you're trying to turn me into a drone. that's what you're trying to do... | Beni duygusuzlaştırmaya çalışıyorsunuz. yapmaya çalıştığınız şey... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| victor... easy. | Victor... Sakin ol. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you've read too much science fiction. | Çok bilim kurgu okumuşsun. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| pacemakers, synthetic tissues, artificial hearts... | Kalp pili, sentetik dokular, yapay kalpler... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| the merging of man and machine is nothing new. | insanla makineyi birleştirmek yeni bir şey değil ki. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i'll get out of your way. | Sana müsaade edeyim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| keep me updated. | Beni haberdar et. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i'll prep him for the implant. | Onu parça için hazırlayacağım. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| lana, where's victor ? | Lana, Victor nerede? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| he... he wasn't supposed to leave the apartment. | Da... daireyi terketmemesi gerekiyordu. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| he wanted to see katherine one last time. | Katherine'i son kez görmek istedi. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| that's the first place they're gonna look for him. | Onu arayacakları ilk yer orası. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| look, i tried to stop him, but he wouldn't listen to me. | Bak, onu durdurmaya çalıştım, fakat beni dinlemedi. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| do you think they brought him back to that lab ? | Sence onu laboratuara geri mi götürmüşlerdir ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i'm gonna go check that out. we should call the police. | Gidip kontrol edeceğim. Polisi aramalıyız. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| these people have shot at us before. who knows what they're gonna... | Bu adamlar geçen sefer üzerimize ateş açtılar. bu sefer ne olabile... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| just relax, victor. this won't take long. | Sakin ol, Victor. Çok uzun sürmeyecek. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you want me to relax, put away the drill. | Sakin olmamı istiyorsan , matkabı benden uzak tut. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| when we're done, i promise you, you'll feel like a new man. | İşimiz bittiğinde, sana söz veriyorum, kendini yeni biri gibi hissedeceksin. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| nice tackle. | İyi hamle. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| let's get you out of here. | Hadi seni buradan çıkaralım. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| how'd you do that, kent ? | Bunu nasıl yaptın, Kent ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i can do a lot of things. | Yapabildiğim çok şey var. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| gonna try some small talk first this time ? | Bu sefer kısa bir sohbet etmeyi deneyecek misin ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| like how victor stone escaped from the lab. | Mesela Victor Stone laboratuardan nasıl kaçtı. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i guess not. | Sanırım yapmayacaksın. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| that's everything that chloe and i could find on the machina project. | Chloe ile benim eklem projesi hakkında bulabildiğimiz her şey burada. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| well, there's nothing here about krieg's renegade experiment i haven't already uncovered. | Burada Krieg'in, benim ortaya çıkarmadığım hiçbir gizli deneyi yok. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i have no desire to harass victor stone. | Victor Stone'a eziyet etmek gibi arzum yok. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| he's suffered enough. | Yeterince acı çekti zaten. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| he suffered because of you. | Senin yüzünden acı çekti. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| lex, you were there in the lab, | Lex, sende orada laboratuardaydın, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| when they were trying to put a chip in his head. | kafasına çipi yerleştirmeye çalışırlarken. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i was there... | Krieg'i... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| to stop krieg. | durdurmak için oradaydım. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| that's not what victor said. | Victor'ın söylediği böyle değildi. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| victor was under heavy anesthesia. | Victor yüksek dozda anestezinin etkisindeydi. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| he must have misconstrued my intentions. | Niyetimi yanlış anlamış olmalı. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| seems to happen a lot to you, | Başına çok sık geliyor gibi, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| doesn't it ? | Değil mi ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you think he would have been better off | Eğer ailesiyle birlikte orada ölseydi, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| if he'd died along with his family ? | daha iyi olurdu diye mi düşünüyorsun ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you always think the ends justify the means, don't you ? | Ne düşündüğünü sonuçlar doğruluyor, değil mi ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| what i think | Düşündüğüm şey | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| is that some miracles have a price, | mucizelerin bir bedeli vardır, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| but that doesn't make them any less profound. | fakat bu onların değerini düşürmez. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| tell victor i hope he can move past what happened. | Victor'a bu olanları arkamızda bırakabileceğimizi umduğumu söyle. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| assure him luthorcorp has. | Onu temin ederim Luthorcorp bıraktı. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you can let yourself out. | Kapıyı kendin bulabilirsin. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| is everything working all right ? | Her şey düzgün çalışıyor mu ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i feel like a billion dollars, | Kendimi milyar dolar gibi hissediyorum, | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| which probably isn't too far off. | ki bu o kadarda uzak değil. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you really think luthor's just gonna let that much of his money walk off into the sunset ? | Gerçekten Luthor'un bu kadar çok paranın uçup gitmesine izin vereceğini mi düşünüyorsun? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i didn't give him a choice. | Ona seçme hakkı vermedim. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| i'd say thank you, but... | Sana teşekkür ederdim, fakat... | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| the words just seem too small. | kelimeler çok küçük geliyor. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| and completely unnecessary. | ve tamamen gereksiz. | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| your mom raised you modest, didn't she ? | Annen seni çok mütevazi yetiştirdi, değil mi ? | Smallville Cyborg-1 | 2006 | |
| you're a hero, kent. | Sen bir kahramansın, Kent. | Smallville Cyborg-1 | 2006 |