Search
English Turkish Sentence Translations Page 150284
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Clark, if you don't let me do this, | Clark, eğer bunu yapmama izin vermezsen... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| there will never be a day when you can come out of hiding. | ...ortaya çıkacağın gün asla gelmeyecek. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| People need someone to believe in. | İnsanların inandıkları birine ihtiyaçları var. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I'm not gonna let you sacrifice yourself. | Kendini feda etmene izin vermeyeceğim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Your father and I made a pact many years ago. | Baban ve ben yıllar önce bir konuda anlaşmıştık. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| We knew protecting you would always be dangerous, | Seni korumanın tehlikeli olacağını biliyorduk ama... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| but we vowed to do it, even if it cost us our lives. | ...hayatımız pahasına bunu yapacağımıza söz verdik. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I'm willing to sacrifice the same thing your father did. | Babanın yaptığı şey gibi fedakarlık göstermeye hazırım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| But I'm not gonna let you go on a suicide mission for me. | Ama benim için bir intihar görevine gitmene izin veremem. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And the person who did this to you is still out there, | Sana bunu yapan kişi hala dışarıda ve ben onu bulacağım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I'm not ready to say goodbye to you, too. | Sana da veda etmeye hazır değilim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| He's just worried about you, Mrs. Kent. | O sadece sizin için endişeleniyor Bayan Kent. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Oliver really wanted to come, too, | Oliver da gelmek istedi ama tanınacağından korkuyoruz. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Sorry. Mnh. | Üzgünüm. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You know, who would have thought | Bir gün kahramanların böyle korunmaya ihtiyacı olacağı kimin aklına gelirdi? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| It's nothing new. | Bu yeni bir şey değil. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| A long time ago, Jonathan and I realized | Uzun süre önce Jonathan ve ben Clark'ın... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Someday we'd have to share him with the world. | Bir gün onu dünya ile paylaşmamız gerekecekti. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Protecting him suddenly became a much bigger responsibility. | Onu korumak birden daha büyük bir sorumluluk oldu. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| That explains why the Red Queen eventually entered the game. | Bu Red Queen'in neden işe dahil olduğunu açıklıyor. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I've been watching you, too. | Ben de seni izliyordum. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I know you took over where Waller left off, | Waller gittikten sonra döneceğini biliyordum ama... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| but why did you leave Clark's side in the first place? | ...ilk başta neden Clark'ın tarafını terk ettin? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Same reason you did. | Seninle aynı nedenden. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| It turns out there's a very fine line | Korumacı olmakla aşırı korumacı olmak arasında... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| between being protective and being overprotective. | ...ince bir çizginin olduğunu fark ettim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| We both needed to leave... | Clark'ın kendi ayakları üzerinde durması için... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| But maybe we stepped away too far. | Belki fazla uzaklaştık. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Mrs. Kent, I never stopped watching his back. | Bayan Kent onu korumaktan asla vazgeçmedim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Clark needs you as much as the world needs him. | Dünyanın Clark'a ihtiyacı olduğu kadar onun da sana ihtiyacı var. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You're part of this family, Chloe. | Bu ailenin bir üyesisin Chloe. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Growing up, I never really had much of a mother figure | Büyürken karşımda hiçbir zaman bir anne figürü olmadı... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| to look up to | ...ta ki sizinle tanışana kadar. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You really taught me what it meant | Bana sevdiğim insanları nasıl korumam gerektiğini öğrettiniz. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And as Clark's oldest friend, | Clark'ın en eski arkadaşı olarak onu... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| With tensions rising and violence breaking out | Tansiyon yükseldikçe KDY destekçileri ve... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| between VRA protestors and supporters | ...karşıtları arasındaki şiddet artıyor. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| in the wake of the attempt on Senator Kent's life, | Senatör Kent'e suikast yapılan yerde tansiyon çok çabuk yükseliyor, Bruce. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Does Chloe know you're out here? | Chloe dışarıda olduğunu biliyor mu? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| She worries, Clark. | Endişeleniyor, Clark. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You know, I can't stay holed up in Watchtower all day long. | Bütün gün Watchtower'da kapalı kalamam. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I'll drive myself crazy. | Delirecek gibi oluyorum. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And your mother was out here standing up for me, too. | Ayrıca annem benim için de mücadele ediyor. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| She won't be doing much of anything | Bunu kimin yaptığını bulamazsak daha fazla bir şey yapamayacak. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| No, the cops haven't found anything, either. | Hayır, polisler de bir şey bulamamışlar. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| They can't even find the bullets. | Kurşunları bulamamışlar. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Ugh. Clark, you all right? | Clark sen iyi misin? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| It's Kryptonite. | Bu Kryptonite. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| The police didn't find any bullets | Polisler kurşun bulamadılar çünkü meteor taşından yapılmışlar. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| They turned to dust on impact. | Çarptığında toza dönüşmüş. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| The shooter knows your weakness. | Saldırgan zayıf noktanı biliyormuş. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| They probably thought I'd try to stop it. | Muhtemelen bunu engellemeye geleceğimi düşündü. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| This wasn't political. | Bu saldırı politik değildi. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| It was personal. | Kişiseldi. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Lois Lane I called about doing | Ben Lois Lane, gazetenizde kahraman... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Well, then you really have no business | O zaman kendinize adil ve eşit... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Let me get that for you. | Senin için tutayım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I see you've been baking again. | Yeniden yemek yaptığını görüyorum. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Well, yeah. I'm getting a little better. | Evet, biraz daha iyi olmaya başladım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And I thought, | Ayrıca bu sabah başına gelenlerden sonra... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| you know, you could use a little homespun sweetness. | ...ev yapımı tatlının hoşuna gideceğini düşündüm. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Aww, that's very thoughtful, Lois. | Çok düşüncelisin Lois. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Um, I also compiled a list | Ayrıca olası 10 suikastçının listesini yaptım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Ray Sacks, Bruno Mannheim they're all in there. | Ray Sacks, Bruno Mannheim hepsi burada. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And yeah. | Evet. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Lois. Yeah? | Lois. Efendim? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Don't worry. I've been impressed with you for years. | Merak etme. Yaptıklarınla beni yıllardır etkiliyorsun. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| When I first came into this house, | Buraya ilk geldiğinde tam bir şehirli kızdım ve... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| and Jonathan's mom was...particular. | ...Jonathan'ın annesi çok titizdi. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I didn't think I'd ever measure up | Tüm hayatı boyunca onun için... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| But on our wedding day, she gave me that necklace | Ama düğün günü bana bu kolyeyi verdi ve.. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| and said the thing she couldn't measure | ...benimle tanışana kadar Jonathan'ı bu kadar mutlu görmediğini söyledi. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You inspire him. | Ona ilham veriyorsun. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I wish that I could inspire him a little right now. | Şu an ona birazda olsa ilham vermek isterdim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| He just... | O umudunu kaybediyor. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| And I need to reach more people, | Daha çok insana ulaşmam gerekiyor ama hep bir yerlerde takılıyorum. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Did you know Perry white started out | Perry White'ın amacı için savaşmaya dışarıdan başladığını biliyor muydun? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| He didn't think much of the conventional media, | Geleneksel medyayı önemsemiyor bu yüzden... | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| so he printed pamphlets out of a storage unit. | ...kendi el ilanlarını bastırmaya başladı. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Storage unit? | Kendi başına mı? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| That is so low rent and so rebel. | Bu düşük maliyetli ve çok isyankar. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You've grown up... Alexander. | Büyümüşsün Alexander. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I watched your body fall 40 stories. | Bedeninin 40. kattan düşüşünü izledim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| It was the greatest moment of my life. | Hayatımın en mükemmel anıydı. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Well, what father doesn't want to make his son happy? | Hangi baba oğlunu mutlu görmek istemez ki? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Kryptonite. | Kryptonite. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You shot Martha Kent. | Martha Kent'i sen vurdun. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I understand she's a perfectly lovely woman. | Onun çok sevecen bir kadın olduğunu biliyorum. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I thought he'd blur in front of the bullet. | Görüntü'nün merminin önüne geçeceğini düşündüm. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| The Kryptonite would tear through him. | Kryptonite onu parçalayacaktı. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| But he didn't come. | Ama ortaya çıkmadı. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| He wasn't there to protect her. | Onu korumak için gelmedi. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| D don't worry, son. | Merak etme evlat. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I'm here now to protect you. | Ben seni korumak için buradayım. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| No one will ever find out what happened today. | Kimse bugün olanları bilmeyecek. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| Will you help me kill Clark? | Clark'ı öldürmeme yardım edecek misin? | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| I betrayed you for that boy in another life. | Diğer hayattaki oğluma ihanet etmiştim. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| But now, here, we've got another chance. | Şimdi burada başka bir şansımız var. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| You're my flesh and blood... | Sen benim kanımdan ve canımdansın. Tek oğlumsun. | Smallville Beacon-1 | 2011 | |
| With my help, you will succeed. | Yardımımla başarılı olacaksın. | Smallville Beacon-1 | 2011 |