Search
English Turkish Sentence Translations Page 150203
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I'Iljoin you. I've had ithere. I gotcha. | Seninle geliyorum. Buradan sıkıldım. Tamam. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Waithere for me, and I'll go pack mybag. Waithere! | Beni bekle, çantamı toplayacağım. Bekle burada! | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Damn it. I hate sad endings. | Siktir. Kötü sonlardan nefret ediyorum. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| The interviewcassette is in the stereo over there. | Görüşme kasedi oradaki müzik çaların içinde. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| If Susie had been my sister, she wouldn'tbe dead. | Eğer Susie benim kardeşim olsaydı, ölmezdi. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| To each his own. It's a free country, unfortunately. | Kendisi için. Burası özgür bir ülke, maalesef. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Letme go now. | İzin ver gideyim. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Lfyou tell a single person that I got a little sad... | Eğer bir kişiye anlatırsan, biraz üzülürüm. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Iwill killyou. | Artı, seni öldürürüm. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| Bye bye, hometown. Or? | Güle güle, memleketim. | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| ERIKSV�RD SLIMSUSIE | <font color= 00FF00>Çeviren: SkyAsteR twitter.com/srdrngn serdar.engin@istanbul.com</font> | Smala Sussie-1 | 2003 | |
| It wasn't me. I didn't do it. | Ben değildim. Ben yapmadım. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Please! I can explain everything. It wasn't me. | Lütfen! Her şeyi açıklayabilirim. Ben değildim. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I've got to start at the beginning for you to understand. | Anlamanız için baştan anlatacağım. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Okay. It began in Stockholm yesterday morning. | Tamam. Her şey dün sabah Stocholm'de başladı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I'm an independent publisher. | Ben bağımsız bir editörüm. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I've only really published one book, so far. | Sadece bir tane kitap yayınladım,... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Which I wrote myself. | ...o da benimkiydi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Erik Sv�rd Publishing. Hi, it's Sandra from home. | Erik Svärd Yayınevi. Selam, ben Sandra. Kızıl saçlı olan,... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| With the red hair, except it's black now. Slim Susie's gone. | ...gerçi şimdi saçım siyah. Neyse Susie kayıp,... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Slim Susie Is my little sister back home. She's very proper. | Susie benim küçük kardeşim. Kendisi çok özeldir. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Writes Christmas cards In September. Very uptight. | Noel kartpostallarını Eylül'de yazar. Çok da sinirlidir. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Stupid fucking pencil! | Aptal kalem! | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| What was she like when you last saw her? | En son onu gördüğünde nasıldı? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Nothing had changed in three years. | Üç yıldır hiçbir şey değişmemişti. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| When I left three years ago, the kiosk girl was knocked up. | Üç yıl önce ayrıldığımda büfeci kız hamileydi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Things do go slowly in the country. | Bu şehirde her şey ağırdan alınır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I knew my sister had moved, but it was only 200 yards. | Kardeşimin evine sadece 180 metre kalmıştı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I had to leave her behind. I couldn't take it. | Onu arkamda bırakmak zorundaydım. Yanıma alamazdım. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| The last straw came on a sunday, at the weekly movle. | Pazar Günü, sinemaya önemsiz bir film gelmişti. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| The movies came just about when they were released on video. | Filmler, sadece video olarak çıktığı zaman sinemamıza gelirdi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| But with a lot more scratches. | Üstüne, sürekli yarıda kesilirdi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Yeah, the movie ran out. They forgot the last reel. Which sucks. | Film burada bitti. Son makarayı almayı unuttular. Boktan bir durum. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| But I'II try to sort it out. | Fakat bunu halledeceğim. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| You've seen Pulp Fiction, right? | Ucuz Roman'ı izledin, değil mi? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| So, how does it end? Oh, really? | Nasıl bitiyor? Valla mı? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Well, I'm sorry to have to tell you this, but... | Size söylemek zorunda kaldığım için özür dilerim fakat... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| John Travolta dies coming out of the bathroom. | ...John Travolta banyonun dışında ölüyormuş. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It's not my fault. It's Stockholm's. But now you can do things at home. | Benim değil, Stocholm'ün hatası. Fakat şimdi evinize gidebilirsiniz. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Where are you going? Where they don't show half a movie. | Nereye gidiyorsun? Bir filmi yarıda kesmeyen yere. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Stockholm. Do I take care of Mom alone? | Stockholm'e. Annemle tek başıma ilgilenir miyim? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I want to go,too. It's too dangerous. | Ben de gelmek istiyorum. Bu çok tehlikeli. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It's full of junkies who jab people with syringes just for fun. | Ortalık eğlence için elinde şırıngalarla gezen keşlerle dolu. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I'll die if you move! You asshole. | Eğer gidersen ölürüm! Götoş! | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I can't come to the baptism. | Vaftiz törenine gelemem. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| My VCR is busted and there's a game on. | VCR'm bozuldu, onu tamir ediyorum. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Tore Tumor. Known for the tumor he used to have In his head. | Tore Tumor. Kafasındaki tümörden dolayı böyle tanınır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| After the operation he couldn't speak. Which caused problems. | Ameliyattan sonra daha konuşamaz oldu. Bu yüzden... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Like when he got his pension papers In the mall. | ...alışveriş merkezindeki işinden emekli edildi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| He didn't understand the numbers. | Sayılardan pek anlamazdı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Just lots of zeros everywhere. Tore thought that was unfair. | Sadece bol sıfırlı olanlardan. Tore bunun haksızlık olduğunu düşünürdü. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Had a kid | Çocuğu oldu! | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| That means we're family now, Tore. | Biz şimdi ailemi olduk, Tore. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| My sister wasn't the mother. | Kardeşim anne değildi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| She didn't even live in the apartment, but next door. | Hatta bir dairede bile yaşayamaz ama yandaki komşu... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Shut upl Baby sleeping | Ses yapma! Bebek uyuyor. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I figured mom might know something about Susie. | Aklıma annem geldi, belki Susie hakkında bir şeyler biliyordur. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It seemed Iikely, at least. | En azından biliyordur. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Erik! How nice! Do you want cookies? | Erik! Oğluşum gelmiş! Kurabiye ister misin? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| You! Don't stand there sneering. Think you're some big shot. | Sen! Orada alay eder gibi dikilme. Gören de büyük adam sanır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Just because you have a company. | Sadece bir şirketin var. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| My son runs a company in Stockholm. And yours? | Oğlum Stockholm'de bir şirket işletiyor, ya senin ki? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Do you know where Susie is? | Susie'nin nerede olduğunu biliyor musun? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| She's going to win. | Kazanacak. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Mick Thirteen. | Mick Thirteen. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| The most inept petty thief in the county. | Şehirdeki en beceriksiz hırsızdır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Like the time he got out of jail | Hapisten yeni çıktı... | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| and found out that he'd inherited 100 grand. | ...ve babasından miras kalan 100 binliği buldu. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| And the wrong car stopped. A stock broker. | Yanlış araba durdu. Adam borsa simsarıydı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| But for blue chips, telecom is the thing to go for. | Fakat telekom sektörü en risksiz olanıdır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| You're in line. We'II take your call later, or you can leave a message. | Çağrınızı işleme alacağız ya hatta kalın ya da mesaj bırakın. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Not Billy? He's so easily riled. You're not filming, are you? | Billy değil miydi? O çok kolay sinirlenir. Kayda almıyorsun değil mi? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Now, try fourteen. | Şimdi, "on dört yaşındayım", de. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| There's lots of normal people. Everywhere. | Normal insanlar var. Her yerde. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| There's not much to tell about them. | Onlar hakkında bahsedilecek pek fazla bir şey yok. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Gunnar, set the alarm 15 minutes early so I can blow dry my hair. | Gunnar, saati 15 dakika önceye kur ki saçlarımı kurutabileyim. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| The only thing with these two is that he's jealous. | Bu ikili için söylenecek en önemli şey, adamın kıskanç olduğudur. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| So, he's sewn shrimp into her pants. | Pantolonlarına karides diker. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| You set it to 15 minutes earlier, right? | 15 dakika öncesine kurdun değil mi? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It's important, to give me time to blow dry my hair. | Saçlarımı kurutmam için bu zaman çok önemli. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| There's one thing I can tell about her. | Kadın hakkında söyleyebileceğim tek önemli şey. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I just need to talk. No one listens to what I have to say. | L sadece konuşmalısın. Kimse ne dediğimi dinlemez. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It's just too nerve wracking. There's so much noise. | Çok sinir bozucu bir durum. Çok fazla konuşan var. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| And when you die, I suppose it's quiet too. | Ve sonra sen öldüğünde de orası sessiz olacaktır. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Between the two, it's just noisy and I can't take that. | İkisi arasındaki tek şey gürültü ve ben buna katlanamıyorum. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| That's all I wanted to say. Thank you. | Söylemek istediklerim bu kadardı. Teşekkürler. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I tried to find Sandra, the girl who'd called. | Kızın aradığı Sandra'yı bulmayı denedim. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| All I knew was that she was cute and had some last name. | Onun hakkında bildiklerim, hoş kızdı ve bir çok soyadı vardı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Not a lot of lnformation, really. | Fazla bir bilgim yoktu, cidden. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| I was sad that my plzza "Erik's Extra Everything"was gone. | "Erik'in Extra Everthing" pizzasından istedim ama kalmamıştı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Except I tookit out and went black. Hi. | Piercingi çıkardım ve saçlarım siyah. Selam. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| It had been foretold that Sandra's love would be a latlno man. | Sandra'nın latin erkeklerden hoşlandığından haberim vardı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| She was supposed to meet him in an elevator. | Asansörde bu tip bir adamla karşılacağını zannetmişti. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| But the fortune teller hadn't said which elevator. | Fakat falcılar bunun asansörde olmayağını söylemişlerdi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| There's two of them in town. Elevators, that is. | Şehirde o tiplerden iki tane var. Onlar Elevators'lardı. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Can I get something on tab? A calzone and a schnapps? | Bir şeyler alabilir miyim? Bir kızartma ve alkol? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Erik, isn't it fucking odd that no one's seen Susie for a week? | Erik, Susie'yi bir haftadır kimsenin görmemesi garip değil mi? | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| She kept a household budget. She used to, but not now. | Evin bütçesini o tutardı. Tutardı ama şimdi tutmuyor. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| She ate the same pizza, morning, noon and night for three months. | Üç aydır sabah öğle akşam aynı pizzayı yedi. | Smala Sussie-2 | 2003 | |
| Well, I guess you can say... Didn't you use to have red hair? | Sanırım sen söyleyebilirsin... Sen kızıl değil miydin? | Smala Sussie-2 | 2003 |