Search
English Turkish Sentence Translations Page 150024
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| They'd kill us first | Bugün, Eskiden tanıdığım birisini gördüm | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Oh yeah, I met her there | Jay, O çok güzeldi. Biz birlikte büyüdük | Sky Blue-4 | 2003 | |
| An old friend | O da ECOBAN'da | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Old friends are for living people | Bir kız? ECOBAN'dakilere göre sen zaten ölüsün | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You're a dead man! Forget about it! | Bu yüzden onu unutsan iyi olur | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Just think on how to get in again | Şimdi gidip küçük kardeşini bul | Sky Blue-4 | 2003 | |
| to shut down the DELOS system | ilgilenmek zorunda olduğu yetim çocuk | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Pass it along! | Hadi, devam et Zed! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Cut the funeral music! | Hmmm.. hey sen, şu cenaze marşını kes! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| How 'bout some party tunes! | Hareketli bir şeyler çal | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Woody, wanna drag? | Hey Woody, istermisin? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| It's precious | Buna tütün deniyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Shua! | Huh, Shua! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| What's the occasion? | Uzun zamandır görünmüyordun dostum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Woody, let's go | Woody, gidelim | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I don't like him, that ECOBAN outcast! | Kocaman egolu kocaman bir adam | Sky Blue-4 | 2003 | |
| If not for Woody, I'd smash his head in | Woody, hadi gidelim! Size diyorum, bir gün bunu pataklayacağım | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Moe, you seen my propeller? | Hey Moe, Benim pervaneyi uh... gördünmü? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Are you kidding? Nah, the small one | Hayır, şu boylarda | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You said you needed this? | Shua bak ne buldum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| First you hang around with them and now you steal things? | Harika! Şu serseriler sana nasıl hırsızlık yapılacağınımı öğretiyor. Bu mudur? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I didn't steal it. I found it | Çalmak mı? Hayır! Onu buldum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You said you needed it for the glider | Hayır, sadece buldum. Planörün tamiri için lazım demiştin | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Give me the harmonica | Şimdi şu mızıkayı bana ver | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Shua! | Planörüne böyle bir şey gerektiğini söylemiştin. Oh wow! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| That's cool. What is it? | Kolundaki nedir? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| A bracelet | Bir bileklik | Sky Blue-4 | 2003 | |
| None of your business, boy | Bir kız verdi | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Who is it? | Kimdi o kız? Kız arkadaşın mı? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Dr. Noah says the sky is blue | Dr.Noah diyorki eskiden gökyüzü maviymiş | Sky Blue-4 | 2003 | |
| That people used to say 'sky blue' | 'gök mavisi' dedi. Ona verdikleri rengin ismi buymuş | Sky Blue-4 | 2003 | |
| And in Gibraltar, the sky and | Annem gökyüzünün hep mavi olduğu bir yer var diyor! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| ocean are blue. Imagine! | Gibraltar ismine bir ada | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Come with me | Bir şey görmek ister misin? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Where? | Nedir? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| It's off limits here | Burası yasak bölge | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Let's go back | Geri dönmeliyiz Neden? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I'm scared | Korkuyorum ben | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Don't worry! | Üzülme! Ben seni korurum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Just close your eyes and hold my hand, | Hadi ama Jay, Sana bir şey göstermek istiyorum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I'll show you something wonderful | Bunu sonsuza dek hatırlayacaksın | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Go ahead, open your eyes | Şimdi, aç gözlerini | Sky Blue-4 | 2003 | |
| This is wonderful! | Bu inanılmaz | Sky Blue-4 | 2003 | |
| But how'd you know about this? | Bunun olacağını nereden biliyordun? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Dr. Noah told me! | Dr.Noah söylemişti | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Jay, promise we'll go there together | Sende gelmelisin, kanımca | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Who's land is this? | ECOBAN'da krallar gibi yaşıyorlar | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Who cultivated the land and built the town? | Bizse bu kirli gecekondularda ölüyoruz | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Hey, it's getting rough! | Başka bir ayaklanma geliyor gibi duruyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| There's going to be riot | Buradan uzaklaşsak iyi olacak | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Nuh uh. Shua would have known, | Korktun mu? Abim hiç korkmaz | Sky Blue-4 | 2003 | |
| but my brother didn't say anything | Shua hiçbir şeyden korkmaz | Sky Blue-4 | 2003 | |
| He's from ECOBAN, | Ona abim demekten vazgeç | Sky Blue-4 | 2003 | |
| he can't be your brother? | Shua ECOBAN'da doğdu, onlardan birisi | Sky Blue-4 | 2003 | |
| He's just some crazy mofo! | Ecoban'ınki mi? Hayır! Ne büyük adam, ne büyük konuşma | Sky Blue-4 | 2003 | |
| He is too my brother! Wh why's he crazy? | Büyük konuşmak mı? Ne demek istiyorsun Moe? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Always rambling on about Gibraltar | Gibraltar'ı bulmaya gidecekti. Gibraltar! Ne çılgınlık ama? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| No such thing in the world | O sadece bir efsane | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You have to live here | Bırak şunu ve benimle takıl | Sky Blue-4 | 2003 | |
| And I'll teach you to be a fighter | Sana dövüşmenin incelikleri öğreteceğim | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Woody! Where you...? | Woody! Nereye gidiyorsun...? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Woody! Hurry up! | Woody! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Now they're rioting in the morning | Bu ayaklanmalar hiç iyi olmuyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Guess that means no business today | işleri de etkiliyor, çevreyide | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Did you see Woody by any chance? | Hiçbir şey yapmamaktan daha iyi değilmi? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Woody? Yeah I thought I saw him with that dwarf | Belki öyle. Belki de değil. bakış açına göre değişir | Sky Blue-4 | 2003 | |
| What is his name? | Maden hala çalışıyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Bring me that will you? | Hey, bu kelepçenin diğer yarısı nerede? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| One's coming! Get it at the crossroad! | ECOBAN'ın güvenliği geliyor! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Are you crazy? W Wait a sec | Şuna bir bak | Sky Blue-4 | 2003 | |
| What in the world... | Burada kal Woody... | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Hey! Hey! | Geri dön | Sky Blue-4 | 2003 | |
| If you see Woody, tell him to go home | Hey, Eğer Woody'i görürsen ona söyle hemen eve dönsün | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Jay, there're riots in the plaza. Let's turn back | Jay, ayaklanmanın ortasına doğru gidiyorsun Hemen geri dözn | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Jay! Are you okay? | Jay! Jay! İyimisin? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Answer me! | Jay. Cevap ver, cevap ver Jay | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You're Shua aren't you! | Shua Bu sensin değil mi? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Listen. Outside ECOBAN is dangerous! | Buraya gelmemeliydin Jay | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I thought you were dead | Senin öldüğünü düşündüm Shua | Sky Blue-4 | 2003 | |
| The Shua you know is dead | Senin tanıdığın Shua zaten öldü | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You and I are enemies | Biz artık düşmanız, Öyle olmalıyız | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I don't think Marrians are my enemy | Neden? Ben kazıcıların düşmanımız olduğunu düşünmüyorum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Too bad the Marrians don't see it that way | Bu yüzdenmi onları zehirliyorsunuz? Çünkü onlar dostunuz öylemi | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Those pains in the ass! | Aptallar! | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Hide in there | İçeriye gidip saklan | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Stairs should be wide and convenient! | Endişeniz olmasın, eğer bize sorun çıkartacak olursa | Sky Blue-4 | 2003 | |
| This is slope climbing! | Yumruğu ağzının ortasına indiririm | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Oh hey, Shua! There you are | Oh hey, Shua! Seni gördüğüme sevindim dostum | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Let's plan out our strategy for the big mission tomorrow | Sana bir iş teklifim var... Yalnız hızlı davranmalıyız çünkü vakit dar | Sky Blue-4 | 2003 | |
| This job's hot! We're gonna hit ECOBAN's post | Goliath seni Fantasia Klüpte bekliyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I'm so glad you're alive Shua! | Shua! Seni ne kadar özlemişim | Sky Blue-4 | 2003 | |
| You don't know | Kate öldürüldüğünü söylemişti | Sky Blue-4 | 2003 | |
| but I've missed you as much as you miss | ama hep senin kurtulduğunu düşünmüştüm | Sky Blue-4 | 2003 | |
| that blue sky of yours | ve Gibraltar'ı bulduğunu | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Go back, Jay. Don't come back | ECOBAN!a geri dön Jay. Senin ait olduğun yer orası | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Kill me now, Helen | Ooof bu ne güzellik | Sky Blue-4 | 2003 | |
| I'm about to explode | Cebimde roket taşıyorum bebeğim | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Get real! | Roket huh? | Sky Blue-4 | 2003 | |
| She's twice your size! | Daha çok çatapata benziyor | Sky Blue-4 | 2003 | |
| Don't make me kick your ass! What the...? | Kendini pataklattırmak mı istiyorsun Zed! Kes şunu | Sky Blue-4 | 2003 |