Search
English Turkish Sentence Translations Page 149270
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| and these crazy backdrops and stuff, | ve bu çılgın sahne dekoru ve eşyalar ...bu çılgın perde arkası ve diğer şeyler... | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| Iike really intense. | görsel olarak oldukça zorlayıcıydı. ...gerçekten etkileyiciydi. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| Then she thought something was wrong with her TV and shut it off. | Sonra televizyonunda sorun olduğunu düşündü ve kapattı. Daha sonra büyükanne televizyonda bir sorun olduğunu düşünüp kapatmış. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| I think it's nice. | Bence bu hoş bişey. Bence güzeldi. | Sigur Ros: Heima-1 | 2007 | |
| It's a bit like being on trial, playing in Iceland. | Bu İzlanda'da yaptığımız deneysel bir çalışma. İzlanda'da konser vermek, sanki deneme sürecinde olmak gibi. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| I found it quite interesting playing for the Iceland people, | İzlandalılara çalmak bence biraz garip, İzlanda halkına çalmayı oldukça ilginç buluyorum... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| because they're so judgmentaI. | çünkü çok eleştireller. ...çünkü çok yargılayıcılar. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| and wanted to come back to Iceland | ve son konserlerimizi ...ve İzlanda'ya geri dönüp... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| and make the last concerts here in Iceland. | dönüp İzlanda'da vermek istedik. ...son konserlerimizi burada vermek istedik. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| There used to be pop bands who toured Iceland | Eskiden İzlanda'ya pop grupları gelirdi Eskiden İzlanda'ya gelen pop gruplar olurdu. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| and had some... you know... people came together | ve o zamanlar... insanlar bir araya gelir Bilirsiniz, insanlar bir araya gelip... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| in our personaI life and in the land as well. | kişisel anlamda da öyle, yerleşim olarak da. Kişisel hayatımızda ve tabii ki yaşantımızda. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Next up is a band from Iceland that has fans and critics | Bir sonraki grubumuzun İzlanda'da fazlaca fanı var Sırada İzlanda'dan hayranları ve eleştirmenleri olan... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| please welcome Sigur R�s! | Sigur Rós'a hoşgeldin deyin! ...karşınızda Sigur Rós! | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| We were really scepticaI about all this, | Başta tüm bunlara şüpheyle baktık Tüm bunlar hakkında gerçekten şüpheliydik. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| like doing a lot of interviews, | sürekli röportaj yapılması, Röportajlarda... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| all this stuff, all these typicaI things. | tüm bunların sürekli hale gelmesine. ...tüm bu şeylerde, tüm bu normal şeylerde. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| I'm just a normaI person. I like to be silly. | Ben sıradan bir insanım. Aptal olmayı da seviyorum Ben de sıradan bir insanım. Kafa dağıtmak benim de hoşuma gidiyor. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| untiI something feels right, some atmosphere comes to us, | doğru havayı yaklayana kadar sadece çalarız. Bir şeyler doğru gelene kadar, ortamı yakalayana kadar çalarız... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| and we just mould it and form it untiI it feels like some whole, | Ve bize "oldu" gibi gelene kadar ...ve onu notaya döküp, şekil veririz ta ki... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| like things just come to you. | onu şekillendiririz. ...içimize sinene kadar. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| When you traveI, you play in these crowded, big cities, | Tüm dünyayı gezip, büyük şehirlere gidip, kalabalıklara çaldıktan sonra Tura çıktığınızda, büyük şehirlerde kalabalığın önünde çalarsınız. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| so it's really nice to come back here to all the space in Iceland | İzlanda'ya, bu boşluğun olduğu yere dönmek İzlanda'nın huzur verici havasına geri gelmek gerçekten çok güzel. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| I was talking to locaI people in these places, | Buranın yerlisi olan kişilerle konuşuyordum Yerli halkla konuşuyordum; | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| was joining the souI of the Icelandic public, | Bu nedenle insanların oldukça dikkatini çekti ...İzlanda Cumhuriyetinin arasına katılmak içindi. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Or in Sigur R�s in generaI, there's not much planning. | Ya da Sigur Rós genel olarak, plansızlık üzrine kurulu Ya da Sigur Rós grubu olarak da genelde plan yapmıyoruz. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Totally naturaI guy. He's just like... | Tamamen doğal bir adam. Tıpkı şey gibi... Tamamen doğal biri. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| TotaI isolation. It's like nothing there. | Mutlak yalnızlık. Hiçbirşeyin ortası. Tamamen yalıtılmış. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| all these nice, speciaI things we have. | yeterince iyi koruyamıyoruz. ...tüm o güzellikler, sahip olduğumuz özel şeyler. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| and the people that think about the long term effect on Iceland. | ve bu şeylerin İzlanda üzerindeki uzun dönem etkilerini düşünen insanlar. ...ve İzlanda'yı uzun vadede etkili düşünenler olarak. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Speaking of that, I'm mostly referring to the big industry in Iceland | Ben sürekli büyük fabrikaların aliminyum fabrikaları olduğunu Hazır sözü açılmışken, İzlanda'da kurulmuş alüminyum fabrikaları olan... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| with all the aluminium factories being built in Iceland. | ve bunun İzlandada hızla arttığını dile getiriyorum. ...büyük fabrikalara istinaden konuşuyorum. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| It was really magicaI, | Gerçekten büyülü bir andı, Gerçekten büyüleyiciydi... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| In every small little village in Iceland there's a choir. | İzlandadaki küçük köylerin hepsinde bir koro olur. İzlanda'nın en küçük kasabasında bile bir koro vardır. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| who is the head of the rhyme society in Iceland, | ve az da olsa birlikte de çalıştığımız ...Steindór Andersen ile tanıştık. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| It's just so beautifuI, I think. | Sadece çok güzel diyebilirim, sanırım. Çok güzel olduğunu düşünüyorum. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| The mist was beautifuI. Really nice weather. | Pus harika görünüyordu. Hava çok güzeldi. Pus inanılmaz güzeldi. Çok güzel bir havaydı. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Just the more we traveI, | Daha fazla seyahat ettikçe Tura devam ettikçe... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| the more you appreciate the world and Iceland, as well. | dünyaya ve İzlanndaya olan hayranlığım artıyor. ...dünyaya ve İzlanda'ya daha çok minnet duyuyorduk. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| To traveI the whole world and then come back here. Wow! | Tüm dünyayı dolaşmak ve dönüp burada olmak. Wow! Tüm dünyayı gezmek ve daha sonra geri gelmek. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| It's kind of a safe haven for us, Iceland. | İzlanda bizim için güvenli bir cennet gibi. İzlanda, bizim için sığınacak bir liman gibidir. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| And it was so speciaI for us cos we... | Aynı zamanda bizim için çok özeldi çünkü biz... Ve çok da özeldi çünkü... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| I mean, we haven't played a proper Sigur R�s/ Amiina show since then, | yani hiç Sigur Rós/Amiina olarak çalmak için uygun bir ortamımız olmamıştı, ...o zamandan beri Sigur Rós Amiina konseri münasip olmamıştı... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| so it was very emotionaI. | bu yüzeden çok duygusaldı. ...o yüzden çok duygusaldı. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| There is this kind of... like a mood you get into, | Bir çeşit... moda girmiştim, Bu sanki, kendinizi bulacağız bir şey gibiydi. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| like good sound and everything feels right, | diye düşündüm ve herşey doğru gibiydi, Ses güzeldi ve her şeyin doğru hissettirmesi... | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Like, "It was on the TV! Let's go home! | "Televizyonda gösteriliyormuş, hadi eve gidelim" demiş, Sanki "Televizyonda da var. Hadi eve gidelim." | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| "If it's on TV, let's go home and watch it on TV." | "televizyon gösteriyor madem eve gidip orda izleyelim" "Televizyonda da varsa, hadi eve gidip, oradan izleriz." | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| like really intense. | görsel olarak oldukça zorlayıcıydı. ...gerçekten etkileyiciydi. | Sigur Ros: Heima-2 | 2007 | |
| Sir, you're born with fairy bones, your eyes show holy light. | İlâhi bir görünüşünüz var, gözlerinizden nur fışkırıyor. Siz seçilmişsiniz! | Sik san-1 | 1996 | |
| Don't go away. | Gitmeyin. | Sik san-1 | 1996 | |
| Though I'm revealing Heaven's secret and will suffer, | Cennetin sırrını açığa vuruyorum, bana pahalıya mâl olacak. | Sik san-1 | 1996 | |
| Even if it is more risky, | Çok riskli olsa bile kaderinizi anlatmalıyım. | Sik san-1 | 1996 | |
| Sir... | Efendim, efendim, efendim, efendim... | Sik san-1 | 1996 | |
| An Assorted Noodle, please. | Türlü erişte, lütfen. | Sik san-1 | 1996 | |
| Since the noodle hasn't been rinsed in cold water, so it tastes alkaline. | Erişte soğuk sudan geçmemiş, bu yüzden acımtırak bir tadı var. | Sik san-1 | 1996 | |
| and the Fish Balls are tasteless too. | Balık yumurtası da tatsız tuzsuz. | Sik san-1 | 1996 | |
| You cook them as Curry Fish Ball | Bu iğrenç tadı örtmek için acılı çeşni ile pişirmişsin. | Sik san-1 | 1996 | |
| But it's naive for you to do all this. | Ama senin için bunlar naif şeyler. Vaktin yetmiyordur. | Sik san-1 | 1996 | |
| the curry favor only stays outside, | Acı sosu bir yana bırakırsak, yemeğin suyu bu iğrenç tadı götürüyor. | Sik san-1 | 1996 | |
| The Curry Fish Ball now becomes tasteless, | Balık yumurtasının eti de, baharatın da tadı gidiyor. | Sik san-1 | 1996 | |
| What a failure! | Çok başarısız! | Sik san-1 | 1996 | |
| You haven't selected the turnip properly, too much fibre, failure. | Şalgam da fazla lifli, çok başarısız. | Sik san-1 | 1996 | |
| The pig skin is overcooked, failure. | Domuzun derisi yanmış, başarısız. | Sik san-1 | 1996 | |
| The pig blood is too soft, a failure too. | Domuz eti de çok yumuşak, bu da çok başarısız. | Sik san-1 | 1996 | |
| This pig colon is the worst. | Bağırsaklar en kötüsü. | Sik san-1 | 1996 | |
| It's not properly washed, you can find shit inside, how come? | Doğru dürüst yıkamamışsın bile, içinde bok var bunun, nasıl olur? | Sik san-1 | 1996 | |
| Hey, shit! | Hey, "bok var" dedim! | Sik san-1 | 1996 | |
| Hey, shit, hey. | Hey, bok var lan! | Sik san-1 | 1996 | |
| Hey, shit. | Hey, bok var! | Sik san-1 | 1996 | |
| Just rub it away. | Siliver gitsin. | Sik san-1 | 1996 | |
| How about I promote that: | Herkese yaptığın yemekte bok olduğunu söylersem ne olacak? | Sik san-1 | 1996 | |
| Nothing special. | Adı üstünde "türlü" erişte, içinde bok bile olabilir. | Sik san-1 | 1996 | |
| $23. | 23 dolar. Tazminatım mı? | Sik san-1 | 1996 | |
| You'd better give me $30 for me to see a doctor. | Asıl senin 30 dolar doktor parası vermen gerek! | Sik san-1 | 1996 | |
| Please respect me, at least I'm "God of Cookery" | Aman be, bir saygı göster, ben "Aşçılar Kralı"yım. | Sik san-1 | 1996 | |
| "God of Cookery"? | Aşçılar Kralı mı? | Sik san-1 | 1996 | |
| "God of Cookery". | Aşçılar Kralı ya. | Sik san-1 | 1996 | |
| You're born with fairy bones, your eyes show holy light. | İlâhi bir görünüşünüz var, gözlerinizden nur fışkırıyor. | Sik san-1 | 1996 | |
| I'm pretty famous in this district, | Beni buralarda herkes tanır, lagalugayı kes, acuze! | Sik san-1 | 1996 | |
| Hey, I'm only making a living, you needn't hurt me by saying so. | Sadece geçinmeye çalışıyorum, kalbimi kırmana gerek yok. | Sik san-1 | 1996 | |
| Bitch. | Acuze! | Sik san-1 | 1996 | |
| Bastard. | Nonoş! | Sik san-1 | 1996 | |
| Bitch... Bastard... | Acuze! Nonoş! | Sik san-1 | 1996 | |
| Competition of Supreme Chef of HK is now starting. | Hong Kong Baş Şeflik Turnuvası başlıyor. | Sik san-1 | 1996 | |
| Let's have the honor of our judge tonight, "God of Cookery". | Bu geceki jüri üyemizi alkışlayalım: Aşçılar Kralı! | Sik san-1 | 1996 | |
| "God of Cookery" will taste our first entry. | Aşçılar Kralı ilk yemeğimizi tadacak. | Sik san-1 | 1996 | |
| "King's Fired Rice" prepared by Tai Long from Lung Fung Restaurant. | Lung Fung restoranından Tai Long'un kızarmış pilâvı. | Sik san-1 | 1996 | |
| Good, you manage to steam the rice stuffed inside a shrimp... | Güzel, karidesin içindeki buğulama pirinci iyi doldurmuşsun, | Sik san-1 | 1996 | |
| ...and seasoned by First Class abalone juice, then fried with bird nest. | ...birinci sınıf susam yağıyla harmanlamış, sonra da kuş yumurtası eklemişsin. | Sik san-1 | 1996 | |
| At first glance, this is common fried rice. | İlk bakışta, sıradan bir pilava benziyor... | Sik san-1 | 1996 | |
| but in fact, it shows highest techniques, | ...ama aslında "Kızartma Kralı" olabilecek kadar iyi tekniğini gösteren bir yemek. | Sik san-1 | 1996 | |
| However, the vaporised water made the rice too soft. | Yine de, buğulama olduğu için pirinç çok lâpa olmuş. | Sik san-1 | 1996 | |
| You've ignored the most basic technique of frying rice. | Kızartma tekniklerinin en önemli kuralını atlamışsın. | Sik san-1 | 1996 | |
| Your rank: zero! | Sıfır! | Sik san-1 | 1996 | |
| The next entry is "Multi fish" | Sıradaki yemek "Karışık balık." | Sik san-1 | 1996 | |
| The ingredients include somei, garoupa and three other fish, | İçinde somei, garupa ve üç balık türü daha var... | Sik san-1 | 1996 | |
| one side to be steamed and other to be deep fried. | ...diğer tarafı yağda pişmiş. | Sik san-1 | 1996 | |
| Each kind of fish receives two flavors, | Her balık için iki, toplamda on farklı un kullanılmış. | Sik san-1 | 1996 | |
| This fish is really... | Gerçekten çok... | Sik san-1 | 1996 |