Search
English Turkish Sentence Translations Page 149266
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Who will deal with that tree demon?. | O ağaç iblisiyle nasıl başa çıkarız? Kardeşim, Ha Suet Fung Lui. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| How stubborn I am?. | Niye inatçıymışım? Siyah Dağ'ı koruyordum. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| who are you?. | ...sen kimsin? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Do I have anything to do with you?. | Seninle bir alakamız var mı? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Don't you recognize him?. | Onu tanımadın mı? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| You are now telling me that you don't recognize him?. | Şimdi bana onu tanımadığını mı söylüyorsun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Are you done?. | Bitirdin mi? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| What are you looking at?. | Sen neye bakıyorsun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Heard that?. That's demon. | Şu iblisi duydun mu? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| what did you get at last?. | ...sonunda eline ne geçti? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Don't you like her?. | Ondan hoşlanmıyor musun? Onu yok olurken görmeni istiyorum. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| To collect my body?. | Vücudumu toplaman için mi? Aslında gerek yok. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Ti Nga, is Siu Sin here?. | Ti Nga, Siu Sin burada mı? Siu Sin burada değil, git buradan! | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| What are you doing?. | Ne yapıyorsun? Hayır! Yanlış ipi kesersen... | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Why are you guys fighting with your own fellows so hard?. | Neden arkadaşlarınla dövüşüyorsun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| will you save those innocent people?. | ...o masum insanları da kurtarabilecek misin? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| You have to go?. | Sen de gelmek zorunda mısın? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| You know what you will see at Lan York Tze?. | Kuğu Tapınağında ne göreceğini biliyor musun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Don't you remember?. I am Muk Kee. | Hatırlamıyor musun? Ben Muk Kee. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| So stinky, what's that?. | Kötü kokuyor, nedir bu? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| I have been keeping that for years, good?. | Ben bunu yıllardır yapıyorum! | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| So cold?. | Çok soğuk! | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Feel sorry?. Yin Chek Ha. | Üzüldün mü? Yin Chek Ha. Unutma, Siu Sin vücudumun içinde. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| How to use this stick?. | Bu asayı nasıl kullanacağım? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Aren't you guys very fast?. | Artık çok hızlı değil misiniz? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Siu Sin?. | Siu Sin? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Are you saying that I am old?. | Yaşlı olduğumu mu söylüyorsun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| You wanna leave?. | Ayrılmak mı istiyorsun? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| I will let your man see you off, okay?. | Erkeğinin gidişini görmesini sağlayacağım! Yin Chek Ha... | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Mighty weapon?. | Güçlü silah mı? | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Let me vanish with Lan York Tze. | ...Kuğu Tapınağıyla beraber yok olmama izin ver. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| What's it?. So yummy?. | Bu çok lezzetli, nedir bu? Şeker. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| Is it gonna get worse again?. | Tekrar kötüleşebilir mi? Ağaçları kontrol etmelisiniz. | Sien nui yau wan-2 | 2011 | |
| It does not. | Değil. | Signs-1 | 2002 | |
| Stop it, Houdini. | Yeter, Houdini. | Signs-1 | 2002 | |
| He fell on me. | Üzerime atladı. | Signs-1 | 2002 | |
| It tastes old. | Bayatlamış. | Signs-1 | 2002 | |
| Why do you talk to Mom when you're by yourself? | Neden tek başınayken annemle konuşuyorsun? | Signs-1 | 2002 | |
| It's time for an ass whupping. | K*ç kaçılama zamanı. | Signs-1 | 2002 | |
| Well, it won't be convincing. | Ama inandırıcı olmayacak. | Signs-1 | 2002 | |
| No, I'm not. | Hayır yapmıyacağım. | Signs-1 | 2002 | |
| Are you sure this is Lionel Prichard? | Lionel Prichard olduğundan emin misin? | Signs-1 | 2002 | |
| Okay, so far I have, "It was very dark". | Pekala demişsin ki çok karanlıktı. | Signs-1 | 2002 | |
| You can't describe him at all? | Onu tanımlayabilir misin? | Signs-1 | 2002 | |
| O Our roof is 10 feet high. | Çatı neredeyse 10 fittir. | Signs-1 | 2002 | |
| who can jump clean over me. | rahatlıkla benim üstümden atlayabilen. | Signs-1 | 2002 | |
| Caroline, I know you're making a point here, | Caroline, birşeyler demek istiyorsun, | Signs-1 | 2002 | |
| Why don't you check in the sofa cushions? | Koltuğun minderlerini kontrol etmeyi dene. | Signs-1 | 2002 | |
| what else might be a possibility? | başka ne ihtimal olabilir? | Signs-1 | 2002 | |
| who who might not have liked | belki senin ayrılmanı | Signs-1 | 2002 | |
| It's just, l'm pretty strong, | Sadece, Ben oldukça güçlüyüm, | Signs-1 | 2002 | |
| Every station? | Her kanal damı? | Signs-1 | 2002 | |
| dismissed as hoaxes. | bir çeşit aldatamaca sanıldı. | Signs-1 | 2002 | |
| That's how these things have been done in the past. | Geçmişte böyle yapılmış. | Signs-1 | 2002 | |
| But there are so many now. | Fakat şimdi çok fazla var. | Signs-1 | 2002 | |
| But I'll tell you something what I said in there, it still goes. | Fakat sana birşey söylüyecem içerde söylediklerim devam ediyor. | Signs-1 | 2002 | |
| and get their minds and your mind on everyday things, hmm? | ve aklınızdaki bütün şeyleri dağıtmayı sağla. | Signs-1 | 2002 | |
| That's good advice. | İyi öneri. | Signs-1 | 2002 | |
| a southern city of India. | 34 yaşındaki yerli bir kameraman tarafından çekildi. | Signs-1 | 2002 | |
| Sure. | Sadece bir tane. | Signs-1 | 2002 | |
| Can't tell what they look like | Neye benzediği söyleyemediler. | Signs-1 | 2002 | |
| It's a military procedure. | Askeri bir tabir. | Signs-1 | 2002 | |
| For the rest of them. | Geri kalanı için. | Signs-1 | 2002 | |
| You didn't used to play baseball, did ya? | Beyzbol oynamadın değil mi? | Signs-1 | 2002 | |
| and getting your toes licked by beautiful women? | güzel hatunlarla gezemedin mi? | Signs-1 | 2002 | |
| Felt wrong not to swing. | Yanlış sanmışsın savurmazdım. | Signs-1 | 2002 | |
| It's like a tick people have, except it's not a tick. | Tik gibi birşey ama değil. | Signs-1 | 2002 | |
| I cursed 37 times last week. | Geçen hafta tam 37 kere küfür ettim. | Signs-1 | 2002 | |
| Pharmacy crowded? | Eczane kalabalık mıydı? | Signs-1 | 2002 | |
| spending time with Tracey Abernathy alone. | Tracey Abernathy ile görüşmenizi istemiyorum. | Signs-1 | 2002 | |
| Why can't they get girlfriends? | Neden kız arkadaşları olmaz? | Signs-1 | 2002 | |
| Can I see that, please? | Onu görebilir miyim, lütfen? | Signs-1 | 2002 | |
| I'm getting out now. | Dışarı çıkıyorum. | Signs-1 | 2002 | |
| Voices. Did you hear that? | Sesler, duydun mu? | Signs-1 | 2002 | |
| Listen, Bo, this is very important. | Dinle Bo, bu çok önemli. | Signs-1 | 2002 | |
| We need to record this so you can show your children this tape | Çocuklarına göstermen için bunu kaydetmeliyiz. | Signs-1 | 2002 | |
| and say you were there. | ve orada olduğunu söylemek için. | Signs-1 | 2002 | |
| How can you say that? | Nereden biliyorsun? | Signs-1 | 2002 | |
| But there's a whole lot of people in the group number one. | Fakat birinci gruptan olan birçok insan da var. | Signs-1 | 2002 | |
| I never told you the last words | Sana Colleen ölmeden önceki | Signs-1 | 2002 | |
| He wasn't drunk. Ray fell asleep at the wheel. | Sarhoş değilmiş, Ray direksiyonda uyumuş. | Signs-1 | 2002 | |
| 11:00 a.m. | 11:00. | Signs-1 | 2002 | |
| Early this morning, a bird flew into the area | Sabah bir kuş dün gece | Signs-1 | 2002 | |
| They found the bird. His his head was crushed in. | Kuşu bulmuşlar, kafası kırılmış. | Signs-1 | 2002 | |
| It also says they're probably vegetarians | Ve muhtemelen vejeteryandırlar | Signs-1 | 2002 | |
| I don't know what got into me. | İçime birşeyler girmiş heralde. | Signs-1 | 2002 | |
| Looks a little like our house, doesn't it? | Bizim eve benziyor değil mi? | Signs-1 | 2002 | |
| Who said I was gonna die? | Öleceğimi kim söyledi? | Signs-1 | 2002 | |
| I'm truly sorry for what I've done to you and yours. | Sana ve seninkilere yaptıklarımdan dolayı gerçekten çok üzgünüm. | Signs-1 | 2002 | |
| That's why we couldn't see them that night. | Geceleri göremememizin sebebi bu. | Signs-1 | 2002 | |
| How could anyone possibly know that information? It's ridiculous. | Bunu nasıl bilebilirler. Bu çok saçma. | Signs-1 | 2002 | |
| Sounds made up. | Bitmiş gibi görünüyor. | Signs-1 | 2002 | |
| All those in favor of home, raise your hand. | Evde kalmak isteyenler el kaldırsın. | Signs-1 | 2002 | |
| The information we're receiving | Aldığımız bütün haberler | Signs-1 | 2002 | |
| They're gonna be within a mile of us. | 1 mil yakınımızda olacaklar. | Signs-1 | 2002 | |
| immediately preceding an attack maneuver. | bir saldırı manevrası. | Signs-1 | 2002 | |
| We'll board up the bedroom doors. | Odaların kapılarını kapatacağız. | Signs-1 | 2002 | |
| I'll make some sandwiches. | Ben sandviç yapacağım. | Signs-1 | 2002 | |
| We're not saying a prayer. | Dua etmeyeceğiz. | Signs-1 | 2002 | |
| and you looked up at me and you smiled. | ve sen bana baktın ve gülümsedin. | Signs-1 | 2002 |