Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 22464
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| And I know everything's changed, but we need to stick together. | Biliyorum her şey değişti ama birbirimizden kopmamalıyız. | Glue-2 | 2014 | |
| Things are falling apart, right? But it'll be OK. | Her şey mahvoluyor, değil mi? Ama düzelecek. | Glue-2 | 2014 | |
| I look and there's not one... there's not one person who I don't like... | Şöyle bakıyorum da sevmediğim tek bir insan bile yok... | Glue-2 | 2014 | |
| Well, there's a few people. | Biraz var. | Glue-2 | 2014 | |
| But the ones I love, I really love, | Ama sevdiklerimden, gerçekten sevdiklerimden... | Glue-2 | 2014 | |
| and I want to stick to them, you know? | ...onlardan ayrılmak istemiyorum. | Glue-2 | 2014 | |
| Like... like... Tina. | Mesela Tina. | Glue-2 | 2014 | |
| I love Tina. | Tina'yı seviyorum. | Glue-2 | 2014 | |
| Come on, mate! | Hadi dostum! | Glue-2 | 2014 | |
| I'm making a speech, right? | Konuşma yapıyorum, tamam mı? | Glue-2 | 2014 | |
| This is important. Let me say this. | Bu önemli. İzin verin. | Glue-2 | 2014 | |
| By my troth, you motherfuckers, we will... we WILL get through this. | İnanın bana, anasını siktiklerim, bunu atlatacağız. | Glue-2 | 2014 | |
| Together as a gang. As a unit! As a team! | Birlikte çete gibi. Ekip olarak! Takım olarak! | Glue-2 | 2014 | |
| In conclusion, this speech is brilliant, | Sonuç olarak, bu konuşma harika. | Glue-2 | 2014 | |
| James is brilliant, we're all fucking brilliant! | James harika! Hepimiz harikayız! | Glue-2 | 2014 | |
| This flight is now boarding! | Şimdi bu uçak kalkar! | Glue-2 | 2014 | |
| It's your party, you did cry and you did want to. | Senin partin, ağladın ve istedin. | Glue-2 | 2014 | |
| Is that song before your time? | Bu şarkı senin zamanından öncem miydi? | Glue-2 | 2014 | |
| Oh, my God, it is, isn't it? | Aman Tanrım öyle, değil mi? | Glue-2 | 2014 | |
| I'm getting old and everyone forgot to tell me. | Yaşlanıyorum ve herkes bunu bana söylemeyi unuttu. | Glue-2 | 2014 | |
| Sorry. James. This place is poison. | Üzgünüm. James burası zehirli gibi. | Glue-2 | 2014 | |
| I've watched it make you smaller and smaller. | Seni sürekli küçültmesini izledim. | Glue-2 | 2014 | |
| Of course I understand. This is your one chance | Anlıyorum tabii. Bu senin buradan kurtulmak ve... | Glue-2 | 2014 | |
| to get out of being a farmer in Shitsville the rest of your life. | ...hayatın boyunca çiftçilik yapmaktan kurtulmak için tek şansın. | Glue-2 | 2014 | |
| It worked for mum and dad. It killed him and it's killing her. | Annem ve babam için sorun değildi. Babamı öldürdü ve annemi de öldürüyor. | Glue-2 | 2014 | |
| And don't give me any of that loyalty bullshit. | Ve sakın o sadakat saçmalığından bahsetme. | Glue-2 | 2014 | |
| It's not blood, it's land. Farms can be sold. | Kan değil, toprak. Çiftlikler satılabilir. | Glue-2 | 2014 | |
| Some people like it here. Yeah, but you don't! | Bazı insanlar burayı seviyor. Evet ama sen değil! | Glue-2 | 2014 | |
| This is where I belong. | Ait olduğum yer burası. | Glue-2 | 2014 | |
| Now leave me alone. | Şimdi beni yalnız bırak. | Glue-2 | 2014 | |
| You missed it, Tintin. | Kaçırdın, Tintin. | Glue-2 | 2014 | |
| The best planned party. The best party I ever planned. | En iyi planlanmış parti. En iyi planladığım parti. | Glue-2 | 2014 | |
| I spent money. I bought beer, drugs... | Para harcadım. Bira aldım, uyuşturucu... | Glue-2 | 2014 | |
| Where did you get money from? | Parayı nereden buldun? | Glue-2 | 2014 | |
| Details. You got any food? Course you don't. | Detaylar. Yiyecek bir şeyin var mı? Tabii ki yok. | Glue-2 | 2014 | |
| What are you doing? Taking my clothes off. | Ne yapıyorsun? Kıyafetlerimi çıkarıyorum. | Glue-2 | 2014 | |
| I left my own party to come to you. Do you want to go back? | Sana gelmek için kendi partimi terk ettim. Dönmek ister misin? | Glue-2 | 2014 | |
| Your answerphone's beeping, my cock's beeping. | Telefonun ötüyor. Benim sikim ötüyor. | Glue-2 | 2014 | |
| These are both signals we should listen to. Rob, sit down. | Bunlar sinyal ve bunları dinlemeliyiz. Rob, otur. | Glue-2 | 2014 | |
| I just wanted to tell people I love you declare it. | İnsanlara seni sevdiğimi söylemek istedim. İlan ettim. | Glue-2 | 2014 | |
| You weren't there. So I couldn't. | Orada değildin o yüzden edemedim. | Glue-2 | 2014 | |
| I'll get you some water. I know I mess up sometimes, | Sana biraz su getireceğim Biliyorum bazen sıçıyorum ama... | Glue-2 | 2014 | |
| but I'm just trying to stop this thing from rotting us | ...bu ilişkinin çürümesine engel olmaya çalışıyorum... | Glue-2 | 2014 | |
| and you don't seem to be trying at all. | ...ve sen hiç uğraşmıyor gibisin. | Glue-2 | 2014 | |
| You and James are just fucking gone. | Sen ve James yoksunuz. | Glue-2 | 2014 | |
| You need a glass of water. | Bir bardak suya ihtiyacın var. | Glue-2 | 2014 | |
| Who the fuck still has an answerphone? | Hala telesekreteri olan mı var? | Glue-2 | 2014 | |
| 'Have you noticed your electricity charges...?' | Farkında mısınız elektrik bataryalarının... | Glue-2 | 2014 | |
| No. 'Message deleted.' | Hayır. Mesaj silindi. | Glue-2 | 2014 | |
| 'Tintin? Tintin? | 'Tintin? Tintin? | Glue-2 | 2014 | |
| 'We've got some fucking draw for you, Tintin. | Senin için harika şeyler var, Tintin. | Glue-2 | 2014 | |
| 'It's fucking amazing, isn't it, Jan Jan? | Harika bir şey değil mi, Jan Jan? | Glue-2 | 2014 | |
| 'Cal, will you get off the phone? | Cal, telefonu kapatır mısın? | Glue-2 | 2014 | |
| 'I think she's a little bit angry. | Sanırım biraz sinirli. | Glue-2 | 2014 | |
| 'You wouldn't like her when she's angry. | Sinirliyken ondan hoşlanmazsın. | Glue-2 | 2014 | |
| 'Cal, I mean it. | Cal ciddiyim. | Glue-2 | 2014 | |
| 'Look, it's about 3am. And you just fucking come here, all right? | 'Bak saat sabah 3. Buraya gel işte, tamam mı? | Glue-2 | 2014 | |
| 'I called your wrong phone, haven't I? Fuck!' | Yanlış numaranı aradım değil mi? Siktir. | Glue-2 | 2014 | |
| That was Cal and Janine. Mm hm. | Bu Cal ve Janine'di. | Glue-2 | 2014 | |
| He left with Janine. Mmm. | En son Janine'in yanındaymış. | Glue-2 | 2014 | |
| What are you doing? She's been making up horses. | Ne yapıyorsun? Kafasından at uyduruyor. | Glue-2 | 2014 | |
| Faking prescriptions. Stealing ketamine. | Sahte reçeteler yazıyor. Ketamin çalıyor. | Glue-2 | 2014 | |
| I need to get on to her past employers. | Daha önceki işverenlerine göz atmam gerek. | Glue-2 | 2014 | |
| Find her service history. | Sosyal geçmişini bul. | Glue-2 | 2014 | |
| Whose service history? Janine Riley. | Kimin? Janine Riley. | Glue-2 | 2014 | |
| I need to find out if she's done this before. | Bunu daha önce yapıp yapmadığını öğrenmem gerek. | Glue-2 | 2014 | |
| It's not OK, Ruth. I'm your partner... Wait, that's not... | Olmaz Ruth. Ben senin partnerinim. Bekle, bu... | Glue-2 | 2014 | |
| I had a speech prepared. | Konuşma hazırlamıştım. | Glue-2 | 2014 | |
| Janine Riley is not who she said... | Janine Riley söylediği kişi değil... | Glue-2 | 2014 | |
| Janine Riley is in a lot of trouble. Listen to this. | Janine Riley'nin başı büyük belada. Dinle şunu. | Glue-2 | 2014 | |
| 'We have got some fucking draw for you, Tintin. | Senin için harika şeyler var, Tintin. | Glue-2 | 2014 | |
| 'It's fucking amazing, isn't it, Janjan? | Harika bir şey değil mi, Jan Jan? | Glue-2 | 2014 | |
| 'Cal, will you get off the phone?' | Cal, telefonu kapatır mısın? | Glue-2 | 2014 | |
| She's left work. She's not at home. | İşten ayrılmış. Evde değil. | Glue-2 | 2014 | |
| I need a call out to all units... | Bütün birimlerin dikkatine... | Glue-2 | 2014 | |
| Shit! Shit! | Siktir! | Glue-2 | 2014 | |
| If you're looking for the cash, you only need ask. | Para arıyorsan sorman yeterli. | Glue-2 | 2014 | |
| I'm not looking for cash. | Para aramıyorum. | Glue-2 | 2014 | |
| What are you looking for, then? | Ne arıyorsun öyleyse? | Glue-2 | 2014 | |
| I can't say. | Söyleyemem. | Glue-2 | 2014 | |
| My secretive son and his secretive ways. | Gizemli oğlum ve onun gizemli işleri. | Glue-2 | 2014 | |
| Fine. I don't need to know. | Peki. Bilmeme gerek yok. | Glue-2 | 2014 | |
| Your sister's gone. She'd gone before I got back. | Kız kardeşin gitmiş. Ben dönmeden gitmiş. | Glue-2 | 2014 | |
| She left a note saying she'd call and be back at Christmas. | Arayacağını söyleyen not bırakmış ve noelde döneceğini söylemiş. | Glue-2 | 2014 | |
| You've got me a gift. | Bana hediye aldın. | Glue-2 | 2014 | |
| Course I got you a gift. I'm your mother. | Aldım tabii. Ben senin annenim. | Glue-2 | 2014 | |
| Holy shit is this what I think it is? | Siktir. Düşündüğüm şey mi? | Glue-2 | 2014 | |
| It's outside. | Dışarıda. | Glue-2 | 2014 | |
| It's a bit rundown, but with some work... | Biraz harap ama az bir çalışmayla... | Glue-2 | 2014 | |
| The suspension's knackered on the other one. | Öbüründe süspansiyon eskimişti. | Glue-2 | 2014 | |
| You thought it was a car. | Araba olduğunu sandın. | Glue-2 | 2014 | |
| Thank you, Mum. | Teşekkürler anne. | Glue-2 | 2014 | |
| The farm needs this. Just like it needs you. | Çiftliğin buna ihtiyacı var. Sana ihtiyacı olduğu gibi. | Glue-2 | 2014 | |
| If we're going to survive... | Eğer hayatta kalacaksak... | Glue-2 | 2014 | |
| we need you. | ...sana ihtiyacımız var. | Glue-2 | 2014 | |
| Come here! | Gel! | Glue-2 | 2014 | |
| That you? | Oradaki? | Glue-2 | 2014 | |
| Fuck off and leave me alone! You hear me? | Siktir git ve beni yalnız bırak. Duydun mu? | Glue-2 | 2014 | |
| Fuck off and leave me alone! | Siktir git ve beni yalnız bırak! | Glue-2 | 2014 | |
| Tina! Where's Janine? How did you...? | Tina! Janine nerede? İçeri nasıl... | Glue-2 | 2014 |