Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 22346
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| And by the way, I did show up for lunch, | Bu arada öğle yemeği için geldim ama sen... | Glee-1 | 2009 | |
| Oh, man. I am... | Kahretsin, ben | Glee-1 | 2009 | |
| I am not the jealous type, Will. | Kıskanç biri değilim, Will. | Glee-1 | 2009 | |
| I think I just have to clear my head. | Kafamı toplamam gerekiyor. | Glee-1 | 2009 | |
| Well, as you can see, we have followed | Gördüğün gibi istediklerini... | Glee-1 | 2009 | |
| your exact specifications. | ...harfiyen yerine getirdik. | Glee-1 | 2009 | |
| Wait, where's my puppy? | * Bak ne diyeceğim * | Glee-1 | 2009 | |
| Good. This is almost worthy of the artist | Güzel. Sanatçımızın konserdeki final şarkısını söylemesine neredeyse değecek. | Glee-1 | 2009 | |
| Well, actually, um, sunshine | Aslında, Sunshine... | Glee-1 | 2009 | |
| is going to be doing the last number, because | ...final parçasını söyleyecek... | Glee-1 | 2009 | |
| But Ms. Jones isn't happy about it. | Ama Bayan Jones memnun kalmadı. | Glee-1 | 2009 | |
| In exchange, she's demanding | Karşılığında, konser günü ayaklarının asla... | Glee-1 | 2009 | |
| Um, I'm sorry. Are are | Pardon a ama... | Glee-1 | 2009 | |
| you saying that you want to be carried in in a giant egg? | İçeriye dev gibi bir yumurta içinde taşınmak istediğini mi söylüyorsun? | Glee-1 | 2009 | |
| And that was the Spanish classroom. | Orası İspanyolca sınıfıydı. | Glee-1 | 2009 | |
| We'll be there in a minute. I'm just showing Blaine around. | Birazdan oradayız. Blaine'e sağı solu gösteriyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| We're here for the benefit. Don't tell me you're going. | Konser için geldik. Sakın senin de geldiğini söyleme. | Glee-1 | 2009 | |
| when you decided to toss that slushee up in my grill. | Evet. Arkadaşım yeni bir gitar alacaktı. Baltalara dokunmayın. | Glee-1 | 2009 | |
| See, here's what's gonna go down. Two choices. | Sana olacakları söyleyeyim. İki seçeneğin var. | Glee-1 | 2009 | |
| and live to be a douchebag another day. | ...ve bir gün daha öküz gibi yaşamaya devam edersin. | Glee-1 | 2009 | |
| We could have handled that. | Biz de halledebilirdik. Beraber daha eğlenceli oldu. | Glee-1 | 2009 | |
| It was more fun doing it together. | Tişörtüne yazdığın kelime. | Glee-1 | 2009 | |
| Hold up, hold up. This just in. | Bir dakika. Haberi şimdi geldi. Sunshine'in tweet'ine göre... | Glee-1 | 2009 | |
| she's not coming, and neither are any of her followers. | * Çok memnunum geldiğine * | Glee-1 | 2009 | |
| What's that saying? | O deyim neydi? | Glee-1 | 2009 | |
| The show's got to go all over the place or something. | Şov her yere ulaşmalı filan. | Glee-1 | 2009 | |
| You mean, "the show must go on." Yeah. | "Şov devam etmeli" demek istiyorsun. Evet. | Glee-1 | 2009 | |
| Finn's right, you guys. | Finn haklı çocuklar. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, whether there's six or 6,000 people, | 6 kişi de olsa, 6.000 de, neyimiz varsa, ortaya koymalıyız. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, Tina, you're up first. | Pekala, Tina, ilk sıra senin. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Oh, I beg you ♪ | * Yalvarıyorum sana * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Be my only ♪ | * Ol benim... * | Glee-1 | 2009 | |
| Show tunes! Show tunes! Show tunes! | Müzikal parçaları! Müzikal parçaları! | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Be the water where I'm wading ♪ | * Aşacağım su ol * | Glee-1 | 2009 | |
| You make me barf! | Şimdi kusacağım! | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Running high ♪ | * Gürül gürül akan * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ run deep, run wild ♪ | * Derin ve vahşi su * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ oh, I'll follow, I'll follow you ♪ | * Gelirim peşinden, gelirim * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ deep sea, baby ♪ | * Derin denizler * | Glee-1 | 2009 | |
| Boo! Damn, is this even music? | Yuh! Bu da müzik mi? | Glee-1 | 2009 | |
| Boo! Kiss my ass! | Yuh! Kıçımı öp! | Glee-1 | 2009 | |
| I can't stand this! ♪ oh, oh, oh, oh ♪ | Dayanamıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| Guys, I hate to say it, but I think we have to buck up. | Çocuklar, kusura bakmayın ama dişinizi sıkmanız gerekiyor. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ It's as simples as something that nobody knows ♪ | * Kimsenin bilmediği bir şey, çok basit halbuki * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ that her eyes are as big as her bubbly toes ♪ | * Gözleri kocaman, tıpkı kıpır kıpır ayakları gibi * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ on the feet of a queen ♪ | * İskambildeki kupa kraliçesinin ayaklarındaki gibi * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ and her feet are all covered with tar balls ♪ | * Ayaklarını kaplamıştı zift parçaları * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ well, she did, and she does, and she'll do it again ♪ | * Ama etti, ediyor ve edecek yine * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ it's as common as something that nobody knows ♪ | * Kimsenin bilmediği bir şey, çok yaygın aslında * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ that her beauty will follow wherever she goes ♪ | * Güzelliği izler onu, gittiği her yerde * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ up the hill in the back of her house ♪ | * Tepenin başında, evinin arkasında, ormanda * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ she la, da, da, da, da, da ♪ | Her şey yolunda gözüküyor gözüme | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ it's as simple as something that nobody knows ♪ | * Kimsenin bilmediği bir şey, çok basit aslında * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ on the feet of a queen of the hearts of the cards ♪ | * İskambildeki kupa kraliçesinin ayaklarındaki gibi * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ he feet are infested with tar balls ♪ | * Ayaklarını kaplamıştı zift parçaları * | Glee-1 | 2009 | |
| That was all kinds of awesome. Yeah! | Şahaneydim. | Glee-1 | 2009 | |
| Terrific job, Mike. Whoo! | Müthiştin, Mike. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm sorry. Ms. Jones has not appreciated | Üzgünüm ama Bayan Jones gördüğü muameleden... | Glee-1 | 2009 | |
| and is refusing to go on. | ("Who Are You Now?") | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, you guys, go find Mercedes. | Pekala, siz gidin, Mercedes'i bulun. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm gonna go deal with the haters. | Ben de kindarlarla ilgileneceğim. | Glee-1 | 2009 | |
| Are we in trouble? | Başımız belada mı? Hayır, hiç değil. | Glee-1 | 2009 | |
| I was just taking the opportunity of intermission | Ne kadar güzel yaygara yaptığınızı söylemek... | Glee-1 | 2009 | |
| to tell you guys what great hecklers you are. | Hoşça kalın. | Glee-1 | 2009 | |
| No, not that much. Just on the Internet only. | Hayır, pek sayılmaz. Sadece internette. | Glee-1 | 2009 | |
| You know, my posts on NCIS and Miami chat rooms are legendary. | NCIS ve CSI: Miami sohbet odalarındaki yorumlarım efsanevidir. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm "the Beckster" on the entertainment weekly chatrooms. | Ben de Entertainment Weekly sohbet odalarında "beckster" adıyla yazıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| And my "curlyhairincairo" Twitter account | Mubarrek'i "kahiredeki.kıvırcık.saçlı" twitter hesabım alt etti. | Glee-1 | 2009 | |
| In the past, if I wanted to tell someone they sucked, | Eskiden eğer birine berbat olduğunu söylemek istiyorsam... | Glee-1 | 2009 | |
| I mean, we're constantly bombarded with these | Yani, bizden daha zengin, daha mutlu... | Glee-1 | 2009 | |
| And we don't just stop with the people who are on tv | Ayrıca TV'de ya da dergilerde gördüklerimizle... | Glee-1 | 2009 | |
| But there are ramifications, guys. | Ama doğuruyor, çocuklar. | Glee-1 | 2009 | |
| Because it makes you comfortable with insensitivity. | Çünkü duyarsız davranmaktan rahatsız olmamanızı sağlıyor. | Glee-1 | 2009 | |
| until she wrote me back and said | Ta ki o da bana yolladığım mektupların... | Glee-1 | 2009 | |
| And then I felt terrible | Sonra kendimi berbat hissettim. Çünkü bir alışveriş merkezini... | Glee-1 | 2009 | |
| You guys are great kids. | Harika çocuklarsınız. | Glee-1 | 2009 | |
| Na, no. I think I'm just going to go home, | Hayır, yo. Sanırım eve gidip, Mark Harmon'un ne kadar... | Glee-1 | 2009 | |
| Me, too. I'm out. | Ben de. Gidiyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm splitting, too. | Ben de ayrılıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| They say, "if you have nothing nice to say..." | "Söyleyecek güzel bir şeyin yoksa..." derler ya. | Glee-1 | 2009 | |
| I'll be 18 in three years. | Üç yıl sonra 18 olacağım. | Glee-1 | 2009 | |
| Wait for me? | Beni bekler misiniz? | Glee-1 | 2009 | |
| Let me in. Let me in. | İzin ver gireyim. | Glee-1 | 2009 | |
| Come on. It's raining. | Hadi, yağmur yağıyor. | Glee-1 | 2009 | |
| We've all been looking for you. | Hepimiz seni arıyoruz. | Glee-1 | 2009 | |
| Don't bother with the pep talk. I'm not going back in there. | Havaya sokmaya çalışma. Oraya dönmeyeceğim. | Glee-1 | 2009 | |
| My demands were not met. | İsteklerim yerine getirilmedi. | Glee-1 | 2009 | |
| She was a gospel singer. | Gospel şarkıcısıydı. | Glee-1 | 2009 | |
| Nothing fancy. It was just, like, a state fair. | Önemli bir şey değil. Eyalet pikniği gibi bir şey. * Bir sığınak hasreti içindeyiz * | Glee-1 | 2009 | |
| And the master of ceremonies | Töreninin başındaki adam ona bir taç vermiş... | Glee-1 | 2009 | |
| And that's how she earned her crown. | Tacını işte böyle elde etmiş. | Glee-1 | 2009 | |
| That's how she gained all of her respect. | Gördüğü saygıyı böyle elde etmiş. | Glee-1 | 2009 | |
| Not by by requesting for special pillows, | Özel yastıklar ya da yemek... | Glee-1 | 2009 | |
| or or food, but... | ...talep ederek değil, ama... | Glee-1 | 2009 | |
| Singing. | ...en iyi yaptığı şeyi yaparak. Şarkı söyleyerek. | Glee-1 | 2009 | |
| Why are you a bigger star than me? | Sen neden benden daha büyük bir yıldızsın? | Glee-1 | 2009 | |
| the best songs, the moments in the sun. | ...en güzel şarkıları, ışıklar altındaki bütün anlar senin. | Glee-1 | 2009 | |
| I mean, you're just as good of a singer as I am. | Yani, sen de en az benim kadar iyi şarkıcısın. | Glee-1 | 2009 | |
| Yeah. And everyone actually likes me. | Evet ve millet beni seviyor da. İşte problemin bu. | Glee-1 | 2009 | |
| Really wanted that closing slot. | Final parçasını söylemeyi çok istemiştim. | Glee-1 | 2009 |