Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158543
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| My dad knows someone there who'll get me a job at the supermarket meat counter. | Babamın bir tanıdığı beni orada, Migros'ta et reyonunda işe sokacak. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'm wasted in a butcher's like this. Don't say that, son. | Burada kasap köşelerinde sürünüyoruz. Öyle deme yeğenim. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Big things mean big trouble. They'll give you a hard time there. | Büyük başın büyük derdi olur. Sıkarlar orada seni. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Nobody bothers you here. | Burada karışanın yok, görüşenin yok. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| There's just your boss and he's a good man. | < Bir ustan var, o da efendi adam. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mehmet Ali! Welcome! How are you doing? | Vay Mehmet Ali! Hoş geldin! Nasılsın abi? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'm well, thanks. | İyiyiz, Allah'a şükür. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Can I get you another coke? I'm OK. Thanks. | Sana bir kola daha ısmarlayayım mı? Yok Ahmet abi. Sağ ol. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Two more cokes here. | Bize iki kola daha. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mustafa... | Mustafam... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Can't you just let him be? Don't ruin his summer. | Götürmesen, çocuğun yazını zehir etmesen. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Young!? | Nesi küçük! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| At his age, my father had me working on the building sites in Adana. | Ben o yaştayken babam beni Adana'ya inşaatlarda çalışmaya götürürdü. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I was mad at him at the time, but I'm grateful now. | Kızardım babama o zaman. Ama şimdi, Allah razı olsun diyorum. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Those were the old days. | O eskidendi Mustafa ya. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Ali's still a small boy. Let him play with his friends. | Ali daha el kadar sabi. Bırak oynasın arkadaşlarıyla. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He's also doing good in school. His grades are always good. | Çocuğun dersleri de iyi çok şükür Allah'a. Daime takdir getiriyor. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You've made one son miserable. Don't do the same to the other. | Oğlumun birini mutsuz ettin. Diğerine de aynısını yapma ne olur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You turned them against me. You spoiled them and now they hate me. | Onları bana karşı çeviren sensin. Şımarttın, düşman ettin bana. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Try caring for your family instead of running after your mistress! | Sen de dostunun peşinden koşacağına ailenle ilgilen biraz! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What mistress are you talking about? God damn you! | Ne dostundan bahsediyorsun? Allah'ın belası! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I don't have any mistresses. You've ruined the evening! | Dostum mostum yok benim. Zehir ettin akşamı! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Well, I hope I have! You're impossible. No wonder you got divorced before. | Zehir olsun inşallah. Geçimsiz adam. Diğerini niye boşadığın belli. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Don't sell them for less than 20 cents. Good luck! | İki yüz bin liradan aşağıya verme. Hadi, hayırlı işler! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| A six year old boy... | 6 yaşlarında... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...on a bicycle, with blonde hair... | ...bisikletli, sarışın... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...has gone missing. Anyone who's seen him... | ...erkek çocuk kaybolmuştur. Görenlerin... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| A tea for me. | Bana bir çay abi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mustafa, it can't go on like this. | Abi, bak bu böyle olmaz. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| We have to work out Veysel's problem. | Veysel meselesine bir çözüm bulmamız lazım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What problem? What are you talking about? | Ne meselesi? Mesele yok ortada. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He'll go back to his school with his tail between his legs. | Kuyruğunu kıstırıp geri dönecek. Okuluna paşa paşa devam edecek. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| But he has to want to go back. You can't force him. | Ya bir insanın içinde olacak. Öyle istemeden, zorla olur mu? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Keep out of this, Hasan. | Sen bu işe karışma Hasan. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Why should I? Veysel's my nephew! | Niye karışmayayım? Veysel benim yeğenim! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Of course, it's easy to say that when you're on the outside. | Hariçten konuşması kolay tabii. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Did it only just cross your mind that you have nephews? | Yeğenlerin, yeni mi aklına geldi be kardeşim? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| When have you ever listened to me anyway? | Zaten sen benim sözümü ne zaman dinledin? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| "Stay here," we said, but off you went to study in Ankara. | Burada kal dedik, okuyacağım diye aldın başını Ankara'ya gittin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Just when you were finishing, you dropped out of school to get married. | Tam okulu bitiriyor dedik, okulu bıraktın, evlendin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| OK, we said, let him settle down and be happy. | Yuvasını kursun, mesut olsun dedik. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| But then you got divorced and came back to Silifke. | Boşandın, Silifke'ye geri geldin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You gave dad such a hard time back then for standing in your way. | Zamanında babama o kadar laf ettin. Gençken, önümü kesiyor dedin. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| And now you run the business he left behind. | Şimdi ondan kalan dükkânı çalıştırıyorsun. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Don't think Veysel's going to be like you. | Veysel'i kendine benzetme. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| He shouldn't do whatever gets into his head. | Aklına geleni yapmasın. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Let him finish what he's started. | Başladığı işi bitirsin! | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Son? Are you asleep? | Alo oğlum? Uyuyor musun? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Your father's gone to �rg�p. Get yourself up and come home. | Baban Ürgüp'e gitti. Kalk, hadi eve gel. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Don't be so stubborn with your father. Try and humour him a bit. | İnatlaşmasan babanla. Biraz alttan alsan. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| We'll work something out later. | Sonra bakarız bir çaresine. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Dad just cares about the money, mom. | Babamın meselesi para, anne. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It won't be a problem if I find the money somewhere else. | Tazminatı bir yerden bulup, ondan almazsam sorun kalmaz. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll sort out the money anyway. How, sweetheart? | Ama ben bir şekilde halledeceğim. Nasıl halledeceksin yavrum? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| It's a lot of money. Who has that much to lend these days? | Az para mı. Kim kime verir şu zamanda? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Just forget about it, mom. The pastries are delicious. | Sen boş ver şimdi bunları anne. Börek çok güzel olmuş. Eline sağlık. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Citizens are forbidden by law... | Vatandaşların motosiklete... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...from riding motorbikes... | ...kasksız binmeleri... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...without helmets. | ...kanunen yasaktır. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Penalties will be imposed... | Yasağa uymayanlara... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...on citizens who break the law. | ...cezai işlem uygulanacaktır. Önemle duyurulur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| A sum of cash has been lost... | Otogar civarında bir miktar... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...somewhere around the bus station. | ...para kaybolmuştur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| How are you? When did you get back? | N'aber, ne zaman geldin? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| A couple of days ago. How have you been doing? | Birkaç gün oldu. Nasılsın görüşmeyeli? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Same as ever. I'm off to play cards with the boys. Climb on. | Ne olsun, bildiğin gibi. Ben de bizimkilerle okey oynamaya gidiyorum. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You'll get to see everyone. OK. | Atla arkaya. Hem milleti de görürsün. Olur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Hey, what's this? You started smoking? | Ne o lan? Sigaraya mı başladın? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Well, now and again. | Arada bir içiyoruz işte. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| What? Take one for yourself and forget your friends? | Oğlum ne iş? Sigaraya başlamadan cepten çekmeye başlamışsın. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Well, it's quality stuff, of course. Oh come on! Have one. | Kalite sigara tabii. Ayıp ediyorsun abi. Al. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Whose turn is it? | Kimde sıra beyler? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| At least I'd get to go my own way out of the army. | Sivilde kendi yolumu çizerim en azından. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| The army may be king here but... | Burada askeriye kral ama... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| ...there are more opportunities | ...büyük şehre gidince sivilde daha çok fırsat var. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| when you go to the big city. I'd go to Istanbul. | İstanbul'a giderim. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'd leave the country if I had to. | Gerekirse yurt dışına giderim. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'd go wherever I am going to have a good life. | Nerede yaşayacaksam oraya giderim. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| But the army isn't like that. You do whatever you're told, uncle. | Ama askeriye öyle mi. Ne derlerse yapacaksın amca. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You can tell now what you'll be doing in 20 years. | Hani, 20 yıl sonran şimdiden belli. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| If it wasn't for the compensation thing... | Şu tazminat meselesi olmasa... | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| The compensation is just a detail. The point is to make up your mind. | Tazminat, işin detayı yeğenim. Önemli olan karar vermek. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Living in the city is really tough for anyone from the outside. | Dışarıdan gelenler için büyük şehirde yaşamak çok zordur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| You either have time or money, but never both. | Paran varsa, vaktin yoktur. Vaktin varsa, paran yoktur. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Never mind that I'm a butcher now. | Sen bakma benim şimdi kasaplık yaptığıma. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I studied in Ankara and got married there. You know that. | Ben de Ankara'da okudum, orada evlendim. Biliyorsun. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Everything was a bed of roses at first. | İlk başlarda, her şey çok güzeldi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| But we never had any money. We were always in dire straits. | Ama ne elde vardı, ne avuçta. Sürekli sıkıntı içindeydik. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| The honeymoon was soon over, of course. | Tabii cicim ayları da bitince, haliyle. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Then, fighting everyday... The city suffocates you | Her gün kavga. Her gün kavga. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| unless you're really ambitious. | Hırs olmadan büyük şehir adamı boğar Veysel. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| If you do go this way, don't lose your drive halfway like I did. | Bak, sen sen ol, eğer bu yola çıkacaksan benim gibi yarı yolda hırsını kaybetme. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Go the whole way. You understand? | Sonuna kadar git. Anladın mı? | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Just be sure of your decision. | Sen yeter ki kararından emin ol yeğenim. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| We'll give you all the support you need. | Biz her türlü desteği veririz. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Just a second, sis. | Bir dakika bacım. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll be with you in a minute. | Hadi oğlum ben birazdan geliyorum. Sen içeri geç. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Aren't you out of there yet? It's been a whole hour. | Abi, çıkmıyor musun daha? Bir saat oldu. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| I'll be out in a second. | Tamam çıkacağım şimdi. | Tatil kitabi-1 | 2008 | |
| Mom asks if there's something wrong. | Annem, bir şey mi oldu, çıksın artık diyor. | Tatil kitabi-1 | 2008 |