Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 152927
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Spend 18 hours every day under the lash | Tepende Romulan gardiyanının kırbacıyla... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| of a Romulan guard, and you'll soon understand patience. | ... günde 18 saat geçirirsen, sabretmeyi öğrenirsin. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Commander Donatra. | Komutan Donatra. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Please, remain. | Lütfen siz kalın. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| There's a word | Düşünmenizi istediğim bir kelime var. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| It's something I demand from those who serve me. | Bana hizmet edenlerden beklediğim bir şeydir. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Do I serve you? | Ben size mi hizmet ediyorum? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And I think, faithfully. | Ve bunun sadakatle olduğunu düşünüyorum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Commander Suran, on the other hand... | Diğer taraftan Komutan Suran... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| gives me pause. | ... beni düşündürüyor. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Here's another word, Praetor: | Bir kelime daha vardır Yargıç. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| trust. | "Güven". | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| How far does that trust extend? | Bu güven ne kadar büyük? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| How... | Ne kadar... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| deep does it go? | ... derine uzanıyor? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| What must a Commander do | Bir komutanın size sadakatini ispatlamak için ne yapması gerekiyor? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| What must a woman do? | Bir kadının ne yapması gerekiyor? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| You... are not a woman. | Sen bir kadın değilsin! | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| You are a Romulan. | Bir Romulansın. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Serve me faithfully, and you will be rewarded. | Bana sadakatle hizmet edersen ödüllendirilirsin. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Keep those lovely eyes on Commander Suran. | O sevgi dolu gözlerini Komutan Suran'dan ayırma. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And at the first sign of treachery... | Ve ilk ihanet göstergesinde... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Dispose of him. | ... ondan kurtul. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Then you will have proven yourself. | İşte o zaman bana kendini kanıtlarsın. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And, Commander... | Ve Komutan ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| if you ever touch me again... | ... bana bir daha dokunursan ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I'll kill you. | ... seni öldürürüm. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| The Romulans had somehow gained possession of your DNA | Romulanlar bir şekilde DNA profilini ele geçirmiş. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| and I had been created. | Ve ben yaratılmışım. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And when I was ready, | Ben hazır olduğumda... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| they were going to replace you with me... | ... senin yerine beni koyacaklarmış. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| put a Romulan agent at the heart of Starfleet. | Yıldız Filosu'nun kalbine bir Romulan ajanı yerleştirmek. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| It was a bold plan. | Cesurca bir plan. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| As happens frequently here on Romulus... | Burada, Romulus'ta sıkça olan bir şey... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| a new government came to power. | Yeni bir hükümet başa geçti. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| They decided to abandon the plan. | Planı yürürlükten kaldırmaya karar verdiler. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| They were afraid that I | Fark edileceğimden ve bunun ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| might be discovered, that it would lead to war. | ... bir savaşa yol açacağından korktular. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Not quite the face you remember. | Tam olarak senin hatırladığın yüz değil. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| A lifetime of violence will do that. | Şiddetle geçen bir ömür onu bu hale getirdi. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| They broke my nose | Burnumu kırdılar. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| my jaw... | Çenemi de... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| but so much is the same. | Ama çoğu yine de aynı. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| The eyes... | Gözler... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Surely you recognize the eyes. | Gözleri muhakkak tanımışsındır. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Our eyes reflect our lives, don't they? | Gözlerimiz hayatlarımızı yansıtıyor değil mi? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And yours are so confident. | Ve seninkiler çok kendinden emin. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| So I'm not as tall as you expected. | Demek beklediğin kadar uzun değilim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Well, I had always hoped I might hit two meters. | Şey, her zaman 2 metre olmak istemişimdir. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| As had I. | Ben de. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| How did you end up on Remus? | Remus'a nasıl gittin? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| They sent me there to die. | Beni oraya ölmeye yolladılar. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| How could a mere human survive the dilithium mines? | Yalnız bir insan dilityum madenlerinde nasıl hayatta kalabilirdi? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Not that it mattered, as I was no longer | Federasyon'a karşı planlarında bir önemim kalmadığına göre... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| In those terrible depths lived only the damned. | O korkunç derinliklerde sadece lanetliler yaşar. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Together with the Reman slaves, I was condemned | Reman köleleriyle birlikte, Romulan gardiyanlarının zalim topukları altında... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Only the very strongest had any hope of survival. | Sadece çok güçlü olanların hayatta kalma umudu vardı. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I was only a child when they took me. | Bense oraya götürüldüğümde yalnızca bir çocuktum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Then I didn't see the sun or the stars again | Sonra yaklaşık 10 yıl boyunca güneşi ve yıldızları görmedim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| The only thing the Romulan guards | Romulan gardiyanlarının Remanlar'dan daha çok nefret ettikleri bir şey varsa... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| But one man took pity on me. | Ama bir adam bana merhamet etti. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| The man that became my Viceroy. | Daha sonra valim olacak kişi. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| He protected me from the cruelty of the guards | Beni gardiyanların zulmünden korudu... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| and taught me how to survive. | ... ve bana nasıl hayatta kalınacağını öğretti. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And in that dark place where there was nothing of myself | Kendimden başka kimsemin olmadığı o karanlık yerde ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I found my Reman brothers. | ... Reman kardeşlerimi buldum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| They showed me the only true kindness I have ever known. | Bana, hayatta gördüğüm tek gerçek şefkati verdiler. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| You're doing this to liberate the Remans? | Bunları, Remanları azad etmek için mi yapıyorsun? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| That is the single thought behind everything I have done... | Yaptıklarımın ardında yatan tek düşünce buydu. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| from building the Scimitar at a secret base | Gizli bir üste Scimitar'ı inşa edişimden... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| to assembling my army | ... ordumu toparlayıp, nihayet tam güçle Romulus'a gelişime kadar. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I knew they would never give us our freedom. | Bize özgürlüğümüzü asla vermeyeceklerini biliyordum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I would have to take it. | Onu ben almak zorundaydım. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And how many Romulans died for your freedom? | Özgürlüğün için kaç tane Romulan öldü? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| But the point is, that finally | Ama esas mesele şu ki, ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| the Empire is realizing that there is a better way. | ... nihayet İmparatorluk daha iyi bir yol olduğunu görüyor. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And that way is peace. | Ve bu yol da barış. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I have no reason to. | Güvenmem için bir sebep yok. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| You have every reason. | Güvenmen için her sebep var. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| If you had lived my life | Benim yaşadığım hayatı yaşasaydın... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| and experienced the suffering of my people | ... ve halkımın çektiği acılara tanık olsaydın... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| you would be standing where I am. | ... şimdi benim yerimde sen olacaktın. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| And if you had lived my life, you would understand | Sen de benim hayatımı yaşasaydın... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| my responsibility to the Federation. | ... Federasyon'a karşı sorumluluklarım olduğunu anlardın. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I cannot allow my personal feelings | Kişisel hislerimin kararlarıma gereğinden fazla etki etmesine izin veremem. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| All I have are my personal feelings. | Benim elimdeki tek şey kişisel hislerim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I want to know what it means to be human. | İnsan olmanın ne anlama geldiğini bilmek istiyorum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| The Remans have given me | Reman'lar bana bir gelecek verdi. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I can tell you about my past. | Sana kendi geçmişimi anlatabilirim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Were we Picards always warriors? | Biz Picardlar her zaman savaşçı mıydık? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I think of myself as an explorer. | Ben kendimi kaşif olarak görüyorum. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Well, were we always explorers? | Peki, her zaman kaşif miydik? | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I was the first Picard to leave our solar system. | Güneş sistemimizin dışına çıkan ilk Picard bendim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| It caused quite a stir in the family. | Bu durum, ailede büyük bir kargaşaya sebep oldu. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I'd spent my youth... | ... gençlik yıllarımı... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| Looking up at the stars dreaming about what was up there. | ... yıldızlara bakıp orada neler olduğunu hayal ederek geçirmiştim. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| About... | Yeni dünyaları... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| New worlds. | ... hayal ederek. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| I'm trying to believe you, Shinzon. | Sana inanmaya çalışıyorum Shinzon. | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 | |
| If there is one ideal | Federasyon'un dayandığı tek bir ideal varsa ... | Star Trek: Insurrection-2 | 1998 |