Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150084
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| is to ignore the bad times and concentrate on the good. | ...kötü zamanları görmezden gelmek ve iyi zamanlara konsantre olmaktır. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| It's... It's all right! It's all right! | >Tamam, korkma. Sakin ol! | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Can't you see you're frightening her? | Kızı korkuttuğunuzu fark etmiyor musunuz? | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| My name's Pilgrim. What's this scene? | Adım Pilgrim. Bu sahne de ne? | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Where are we? We're on a distant planet. | Neredeyiz biz? Uzak bir gezegendeyiz. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Are you mating now? | Çiftleşiyor musunuz? | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| You're okay? Yes, thank you. | İyi misiniz? Evet, teşekkürler. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| What day? The fourth. The fourth ofJuly. | Hangi günde? Dördünde. Dört Temmuz'da. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| You're practical, straightforward, with a belief in others... | Becereklisin, açık sözlüsün, kendinle barışık olduğun için... | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| based on your own integrity and almost compulsive honesty. | ...insanlara güveniyorsun ve komposif derecede dürüstsün. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Careful. Get away, Spot. | Teşekkürler, Bayan Wildhack. Montana. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Yeah! How'd you know about that? | Şuna bir bakın. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| I like it. | Buralarım çok büyük. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| I don't need a doctor, Stanley. | Oldukça meşgul olacağım. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Dad! Hey, w wait a minute, Dad. | Baba! Bekle bir dakika, Baba. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| L If you go back and forth in time, do you go into the future too? | Zamanda ileri geri gidebiliyorsan, geleceğe de gidebiliyorsun, öyle mi? | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Mm hmm. Frequently. Well... | Sıkça gidiyorum. Şey... ...ne ortası ne de sonu. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| I mean, h how far do you go? | Ne kadar uzağa gidebiliyorsun? | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Do you actually go... All the way to my death. I've seen it many times. | Aslında... Ölmeme kadar olan herhangi bir zamana. Ölümümü bir çok defa gördüm. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| no middle and no end. | ...ne ortası ne de sonu. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| For example, many years ago... | Örneğin, yıllar önce... | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| a certain man promised to have me killed. | ...bir adam beni öldüreceğine ant içmişti. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| He's read all of the publicity associated with my appearance. | Benimle ilgili tüm yayınları okur. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| He's insane, and tonight he'll keep his promise. | O çılgın bu gece andını tutacak. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| If you protest, | Eğer onu kınarsanız... | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| if you think that death is a terrible thing, | ...eğer ölümün berbat bir şey olduğunu düşünürseniz... | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| and then live again. | ...edebiyeti kapsayan. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| "Hello. | Merhaba. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| You hungry? Huh? Here. There it is. | Acıktın mı? İşte. Al bakalım. | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Take it, take it. Ouch! | Al, al. Acıdı! | Slaughterhouse-Five-2 | 1972 | |
| Sometimes, during long shifts... | Bazen nöbetler boyunca... Bazen nöbetler boyunca... Bazen nöbetler boyunca... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| we'd hallucinate. | …halüsinasyonlar görürüz. …hayaller görürüz. …halüsinasyonlar görürüz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Or you might get hit by a surge... | Elektrik dalgalanmasına maruz kalabilirsiniz... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| end up blind. | ...ki bu körlükle sonuçlanır. ...ki bu körlükle sonuçlanabilir. ...ki bu körlükle sonuçlanır. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We call the factories "sleep dealers," | Bu tesislerde çalışanlara Uyku tacirleri deriz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| because if you work long enough, | Yeterince uzun çalışırsanız... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| you collapse. | ...zayıf düşersiniz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But sometimes, I'd forget where I was. | Bazen nerede olduğumu dahi unuturum. Bazen nerede olduğumu dahi unuturum... Bazen nerede olduğumu dahi unuturum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And everything came back to me. | Ve her şey üzerime gelir. ...ve her şey üzerime gelir. Ve her şey üzerime gelir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The house where I grew up. | Büyüdüğüm yer... Büyüdüğüm yer. Büyüdüğüm yer... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| In Santa Ana del Río... | Santa Ana del Rio... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Oaxaca, Mexico. | Oaxaca, Meksika | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| My name is Memo Cruz. | Adım Memo Cruz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| We need water. | Suyumuz bitmiş. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And Memo? | Memo nerede? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Take a guess. | Sence? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Memo! | Memo! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hacking For Beginners | Acemiler için Hack | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Let's go, it's getting late. | Haydi geç olmadan gidelim. Haydi, geç olmadan gidelim. Haydi geç olmadan gidelim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I was just on my way out. | Bende tam çıkıyordum. Ben de tam çıkıyordum. Bende tam çıkıyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| To me, Santa Ana was a trap. | Bana göre Santa Ana tam bir çıkmazdı... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Dry, dusty, disconnected. | ...kurak,tozlu ve ıssız. ...kurak, tozlu ve ıssızdı. ...kurak,tozlu ve ıssız. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But my father lived in his memories of it. | Fakat babam için hatıralarla doluydu. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| He owned some land... | Biraz toprağı vardı. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| even hired local guys to help him. | Eskiden ona yardım etmesi için işçi bile tutarmış. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| The king of the town. | Köyün kralı gibiymiş. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But they say he changed... | Fakat baraj yapıldıktan sonra... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| when they built the dam. | ...değiştiğini söylüyorlar. ...her şeyin değiştiğini söylüyorlar. ...değiştiğini söylüyorlar. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| 35 liters. | 35 litre. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Since when? | Ne zaman zam geldi? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This is nuts. | Bu ölü soyuculuk. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hey Pop, can I ask you... | Baba, sana bir soru sorabilir miyim? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| why are we still here? | Neden hala burada yaşıyoruz? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well, let me ask you: | Peki söyle bakalım: Peki, söyle bakalım. Peki söyle bakalım: | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Is our future a thing of the past? | Geleceğimiz geçmişimizin bir parçası mıdır? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well, yeah. | Evet ,biraz. Evet, biraz Evet ,biraz. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| That's impossible. | Bu imkansız. İmkânsız. Bu imkansız. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| No. We had a future. | Hayır.bir geleceğimiz var. Hayır, bir geleceğimiz var. Hayır.bir geleceğimiz var. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You're standing on it. | Üzerinde duruyorsun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| When they dammed up the river... | Nehri kuruttuklarında... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| they cut off our future. | ...geleceğimizi de baltaladılar. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You weren't even born yet. | Sen daha doğmamıştın bile. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You don't know how that felt. | Nasıl hissettiğimi anlayamazsın. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| This might not look like much but it's ours. | Pek öyle görünmese de bizimdi. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| And you want to let it dry up and disappear? | Kuruyup gitmesine izin mi vereceksin? | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Yeah. Exactly... | Evet,kesinlikle... Evet, kesinlikle Evet,kesinlikle... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You think you know everything. | Herşeyi bildiğini sanıyorsun. Her şeyi bildiğini sanıyorsun. Herşeyi bildiğini sanıyorsun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| You don't even know who you are. | Sen daha kim olduğunu bile bilmiyorsun. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| At least I know the world is bigger than this milpa. | En azından dünyanın bir tarladan büyük olduğunu biliyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hey, you made it! | Hey, başardın! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Of course! Check it out | Tabi ki! Baksana | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I got nodes. | Nod yaptırdım. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Oh, come on... | Hadi anlat. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Well... at first it burns. | İlk başta biraz yakıyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Like having a hot nail driven into your arm. | Koluna sıcak nal çakılmış gibi oluyor. Koluna sıcak bir nal çakılmış gibi oluyor. Koluna sıcak nal çakılmış gibi oluyor. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| But I'm already working as a bus boy in New York... | Ama zaten New York'ta komi olarak çalışıyorum... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I mean, it looks like New York. It might also be Los Angeles. | ...yani New York'a benziyor ama Los Angeles'da olabilir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| At first, all I could hear were voices from around the village. | Başlarda sadece köyün etrafını dinleyebiliyordum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| After a while, I started to pick up voices from further away... | Zamanla daha da uzakları dinleyebildim... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| the big cities. | ...büyük şehirleri. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Where people like me... | Benim gibi insanların... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| were working in hi tech factories. | ...yüksek teknoloji tesislerde çalıştığı yerleri... ...yüksek teknolojili tesislerde çalıştığı yerleri... ...yüksek teknoloji tesislerde çalıştığı yerleri... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| I went to the node doctor last week | Geçen hafta nod doktoruna gittim... | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| and I already got a job! | ...ve yeni bir işe girdim. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Tijuana has the fastest connections. | En hızlı bağlantı Tijuana'da. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Your DNA is your password! | DNA'n senin şifrendir! DNA’n senin şifrendir! DNA'n senin şifrendir! | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Tell everyone I'm doing great and send a kiss to Paco. | Herkese iyi olduğumu söyle Paco'yu öpüyorum. Herkese selamlarımı söyle. Paco'yu öpüyorum. Herkese iyi olduğumu söyle Paco'yu öpüyorum. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Of course, you can do it too! Anyone can connect. | Elbette yapabilirsin.Herkes bağlanabilir. Elbette yapabilirsin. Herkes bağlanabilir. Elbette yapabilirsin.Herkes bağlanabilir. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| All you need to do is... | Tek ihtiyacın olan AII. | Sleep Dealer-1 | 2008 | |
| Hey. How are the guys? | Hoş geldin,arkadaşlar nasıl? Hoş geldin, arkadaşlar nasıl? Hoş geldin,arkadaşlar nasıl? | Sleep Dealer-1 | 2008 |