Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149362
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Night after night I wait for someone to come and finish me off | Sen çok elverişliydin. | Sin City-1 | 2005 | |
| After awhile I realize it's not going to be so easy as that | Sadece azmış yaşlı bir eski polis, çıplak dansçı seyrediyor o kadar. | Sin City-1 | 2005 | |
| They don't ask me any questions | Durmayacaktın. | Sin City-1 | 2005 | |
| She smells like angels ought to smell | Zaman kaybı. | Sin City-1 | 2005 | |
| Then they shave my head and fix me with a rubber diaper. And get to it | Sonra saçımı sıfırladılar ve altıma da plastik bir bez yerleştirdiler ve sadede geldiler. | Sin City-1 | 2005 | |
| Yea, though I walk through the valley of the shadow of death | Yolda tutmaya çalış Nancy! | Sin City-1 | 2005 | |
| I... am impossible to get. Do yourself a favor, Jackie Boy, and get help | ...pencerelerin sonuna kadar açık. | Sin City-1 | 2005 | |
| and half the bench of the Basin City Blues keeping me company | Onlarla baş etmek ister misin? | Sin City-1 | 2005 | |
| I've been too polite to point out that at any time I want to | MÜŞTERİ HER ZAMAN HAKLIDIR. | Sin City-1 | 2005 | |
| Alright, Jack 1... | Tamam tamam. | Sin City-1 | 2005 | |
| Troops, make yourself at home | Sen bunu benden istemesen de seni affediyorum. | Sin City-1 | 2005 | |
| You brought your whole pack with you? | Sürünü beraberinde mi getirdin. | Sin City-1 | 2005 | |
| None of these bozos got lives, they got to hang out with you | Sadece bir an için irkildi. | Sin City-1 | 2005 | |
| That's a man's shirt, and I sure as Hell it ain't one of mine | Kendine bir iyilik yap Jackie ve gidip bir psikiyatrdan yardım al. | Sin City-1 | 2005 | |
| Answer me | Bunlara ihtiyacım yok. | Sin City-1 | 2005 | |
| Hi, I'm Shellie's new boyfriend and I'm out of my mind | Selam. Ben Shellie'nin yeni erkek arkadaşıyım. Ve aklı başında biri değilim. | Sin City-1 | 2005 | |
| You ever so much as talk to Shellie again, you even think her name, and I'll cut you in ways that'll make you useless to a woman | ...harika olacak. | Sin City-1 | 2005 | |
| You're making a big mistake, man. A big mistake | Sen her zaman haklısın, Jack. Hiçbirimiz senden bir saniye bile kuşkulanmadı. | Sin City-1 | 2005 | |
| You didn't flush | Başka bir adamla birliktesin ve o adam bu gece buradaymış. | Sin City-1 | 2005 | |
| Dwight? He was from awhile back | Çok eskiden kalma biriydi. Seninle tanışmadan önceydi. Ona acımıştım. Sadece bir kere oldu. | Sin City-1 | 2005 | |
| But this guy. He's a menace. He might kill somebody if I don't stop him | Bir daha Shellie'yle konuşursan ya da adını bile aklından geçirirsen... | Sin City-1 | 2005 | |
| Shellie shouts something I can't quite make out over the racket of a passing police copter | ...tam olarak duyamadığım bir şey söyledi. | Sin City-1 | 2005 | |
| That's a good way to get yourself noticed | Kendine dikkat çekmenin iyi bir yolu. | Sin City-1 | 2005 | |
| Watch it Jack! | Dikkat et Jack! | Sin City-1 | 2005 | |
| Jackie Boy's leading us straight to Old Town | Sende malzeme olmadığını söylüyor Jack. | Sin City-1 | 2005 | |
| Are you having a good time? Humiliating me like this for no damn reason at all? | Caddillac'ımla, uzaklaşan Jackie'yi yakalamak için... | Sin City-1 | 2005 | |
| Not right now, Gail | Konuşup halledeyim mi yoksa, bunu da öldürüp her şeyi riske mi atmalıyım? | Sin City-1 | 2005 | |
| You worry too much | Bu ve kadın seçmekteki kötü zevkin. Son zamanlarda en azından. | Sin City-1 | 2005 | |
| The trap is set. Locked and ready to spring | Goldie. | Sin City-1 | 2005 | |
| but they didn't kill anybody | Biraz acıtacak. | Sin City-1 | 2005 | |
| And they won't | Ne zaman yüzümü çevirsem dayak yiyorum. | Sin City-1 | 2005 | |
| I got you... right where I want you | İşte seni yakaladım. | Sin City-1 | 2005 | |
| I can't see | Hiçbir şey duyamıyorum. | Sin City-1 | 2005 | |
| Then it's straight to business | Cesetleri sokakta yayıp, ceplerini yokladık. | Sin City-1 | 2005 | |
| digging up cash when they find it | Ben de Jackie'nin pantolonunu karıştırıyordum. | Sin City-1 | 2005 | |
| I thought Shellie said "Stop" | Bütün bu kan ve kavgalar biraz midemi bulandırdı. | Sin City-1 | 2005 | |
| It's hell for years, the shaky truce | ...bu daha büyük bir şey. | Sin City-1 | 2005 | |
| We'll go to war | Bana bir araba bul. Üstü kapalı ve büyük motorlu olsun. Cesetleri saklayacağım. | Sin City-1 | 2005 | |
| I'll hall the bodies to the pits. The cops won't check the pits. Get that gun out of my face or I'll smack you | Her zaman bu isimle yaşayacak. | Sin City-1 | 2005 | |
| You got what you wanted out of us Shut up, Gail | Bizden istediğini aldın Kapa çeneni Gail. Benden de istediğini aldın. | Sin City-1 | 2005 | |
| 1 word from Gail and she'll cut me in half | Yolları gözlüyor olacaklar. Seni yakalayacaklar. Yolları takibe alacaklardır. Seni yakalarlar. | Sin City-1 | 2005 | |
| They'll be watching the roads | Cüzdanı para doluydu. | Sin City-1 | 2005 | |
| The pimps, the beatings, the drugs, the raps | Şu anda yolları kontrol ediyor olamazlar Bana bir araba bul. | Sin City-1 | 2005 | |
| I forgot how quick you are | Gördüğün gibi ben ateş etmeyi pek sevmem. | Sin City-2 | 2005 | |
| We'll never fit them all in Gail? | Elbette. Ben de bir tane alayım. | Sin City-2 | 2005 | |
| Unless there's something else you want me to do, do you think maybe I could go home? | Sana doğruyu söyleyeceğim tatlım. | Sin City-2 | 2005 | |
| They'll never fit in that trunk | Sen bir erkeğin isteyebileceği her şeye sahipsin. | Sin City-2 | 2005 | |
| Dry your hair as soon as you get home | Sadece yüzün değil... | Sin City-2 | 2005 | |
| Dizzy dames | O hissediyor. | Sin City-2 | 2005 | |
| We were barely able to get the trunk to stay closed as it was, we packed it so tight | Bira bile verdiler. En son Nancy'nin evinde içmiştim. | Sin City-2 | 2005 | |
| Go ahead. Take 1 of his cigarettes | Seni küçük pislik. Bizi sattın. | Sin City-2 | 2005 | |
| It'll help | Arkadaşına ne oldu? Partiyi biraz fazla mı kaçırdı? | Sin City-2 | 2005 | |
| You're dead | Becky? Her şey bitti Gail. | Sin City-2 | 2005 | |
| It's got you smoking | Secret Oaks'dan bir trene bineceğim. | Sin City-2 | 2005 | |
| You ain't even going to make it to the pits | Bu bana biraz dokundu Shellie. | Sin City-2 | 2005 | |
| Ah, this is great. Just like being in a body movie | Hepiniz köle olacaksınız. Bunu hiçbir şey durduramaz. | Sin City-2 | 2005 | |
| This time I can't bring myself to tell him to shut up | Dediğini yap Shellie. Onun için hazırım. | Sin City-2 | 2005 | |
| Pull over! | ...çünkü şimdiye kadar ölmüş olmalı. Onu tanımıyorsun. Hey, bir dakika. Bir sorun var. Sus yoksa ölürsün. | Sin City-2 | 2005 | |
| For all I know, he's an honest cop, regular guy | O hep bir yolunu bulur. | Sin City-2 | 2005 | |
| I'll let you off with a warning | Bardaki arkadaşlarını çağıracaksın. | Sin City-2 | 2005 | |
| The tank goes dry a quarter mile from the pits | Tecavüz edilip, lime lime edilecek. | Sin City-2 | 2005 | |
| Jackie Boy will go into the damn tar pits | Sakinleş ve düşün. | Sin City-2 | 2005 | |
| I'll catch a train out of Sacred Oaks | Sadece benim ve katilin... | Sin City-2 | 2005 | |
| We're on lockdown. We're not selling any tail in Old Town | Savaşmanın çok şey ifade ettiği bir yerde... | Sin City-2 | 2005 | |
| Not tonight | Bir ortaklığı bitirmenin müthiş bir yolu. | Sin City-2 | 2005 | |
| Your cause is lost | İkimizi de yakacak. | Sin City-2 | 2005 | |
| There'll be arrests. There'll be deaths | Otur ve kalkma. | Sin City-2 | 2005 | |
| Son of a bitch. I knew you... | Onunla bu şekilde konuşmamalıydın. | Sin City-2 | 2005 | |
| I find these Americans always whine and going on about how they got it so bad | ...sen onu aklını oynatmış cinsel organsız bir yaratığa dönüştürdün. | Sin City-2 | 2005 | |
| Sure beats a living hell out of blowing off airports and churches without shit to show for it | Büyük yalanlar söylemekten ve bütün dünyayı inandırmaktan gelir. | Sin City-2 | 2005 | |
| Yeesh | Burada işimiz bitti Benny. | Sin City-2 | 2005 | |
| Bent and stock in it | Hayır. | Sin City-2 | 2005 | |
| You son of a bitch! | Birazdan Lenny. Anlaştıklarından emin olmak istiyorum. | Sin City-2 | 2005 | |
| Remember, we don't have to deliver every last inch of the man, Brian | Kafayı getir. | Sin City-2 | 2005 | |
| Here we go | Artık sessiz olmaya gerek yok. | Sin City-2 | 2005 | |
| Only the horrid oily tar taste creeping up my nostrils | Bana acımalısın. | Sin City-2 | 2005 | |
| Let it in. Let it fill your lungs | Fakat bu adam tam bir tehlike. | Sin City-2 | 2005 | |
| They were counting on you, and you blew it | Şuraya bak. Elinde tuttuğun silahı bile kaldıramıyorsun. Eğer onu durdurmazsam birilerini öldürebilir. | Sin City-2 | 2005 | |
| Miho, you're an angel. You're a saint | Her zaman ziyarete gelirim. Beni burada uyuyor sanıyor. | Sin City-2 | 2005 | |
| Miho. I hope to hell you left 1 of them alive enough to talk | Ölümcül Miho. | Sin City-2 | 2005 | |
| I let him know I'm not fooling around | Eğil ve yerde kal. Gerekirse seni öldürürüm. | Sin City-2 | 2005 | |
| It's time to prove to your friends that you're worth a damn | Elbette evlat. | Sin City-2 | 2005 | |
| Sometimes it means killing a whole lot of people | Bizi burada bekletip bunu izletiyor. | Sin City-2 | 2005 | |
| There they are. What do we do? | ...sonra da küçük bir kızı korkutmaya çalışıyorsun. | Sin City-2 | 2005 | |
| I could've put a bullet straight down your ear just now | Tabii ki para var. Tabii ki annemi Old Town'a getirebilirdin ve o da kızının bir fahişe olduğunu öğrenirdi. Bana beni istediğini söylüyor. | Sin City-2 | 2005 | |
| But it's my knife I'll be doing you with | Ve mideme o soğuk şey oluyor yine. | Sin City-2 | 2005 | |
| You killed my mates | Goldie'nin öldüğünü anladım. Üzerinde hiçbir bir işaret yoktu. | Sin City-2 | 2005 | |
| Someone should've told you | İlk olarak Gail'i kurtarmalıydık. Üzerinde herhangi bir iz yok. O kusursuz göğüslerinin nefes alırken olduğu gibi hareket etmediğini Şimdi olmaz Gail. | Sin City-2 | 2005 | |
| Deadly little Miho | Benim savaşçı kadınım. Elbette. Aptal bunak. | Sin City-2 | 2005 | |
| You won't feel a thing unless she wants you to | Onu bana ver. Bir de şu kadın seçmedeki kötü zevkin. En azından son zamanlarda. | Sin City-2 | 2005 | |
| He feels it | Adının Goldie olduğunu söyledi. | Sin City-2 | 2005 | |
| You just going to stand there and watch this? | Başka bir Perşembe de mektupsuz geçmişti. | Sin City-2 | 2005 | |
| Your nerves... responsive | Elbette. Aptal bunak. | Sin City-2 | 2005 | |
| Becky? | Bu, katlanmaya söz verdiğim bir sonuçtan başka bir şey değildi. Ve katlanıyorum. | Sin City-2 | 2005 | |
| Dwight's dead. They got's what's left of that cop we killed | Kapa çeneni, yoksa mıhlarım. | Sin City-2 | 2005 | |
| Break's your heart Doesn't it | Ona yardım etmeliyim. | Sin City-2 | 2005 | |
| You're crazy. You could've ripped my throat out, you crazy whore | Şuna bakar mısın? Tam içimden geçti. Çocuklar bakın. | Sin City-2 | 2005 | |
| The fuck we're doing? | Seni seviyorum Nancy. | Sin City-2 | 2005 | |
| I'm outnumbered, outgunned | O kadar kötü kokuyor ki, kusmak istiyorum. | Sin City-2 | 2005 | |
| But the alley is crooked, dark, and very narrow | Bunu kurula nasıl açıklamamı bekliyorsun? | Sin City-2 | 2005 |