Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 148940
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Herr Rieber, I hear that you publish a national magazine... | Bay Rieber belli entellektüel özellikleri olan ulusal bir dergi çıkardığınızı duydum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| A garment trade magazine, but modern. Modern. | Modern tarzda bir giysi ticareti dergisi. Modern. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Good afternoon. I'm Willie Schumann, the ship's doctor. | Tünaydın. Ben gemi doktoru Willie Schumann. Kaptan selamlarını söylüyor... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| He's unable to come to lunch, because of ship's business. | ...gemi işleri yüzünden öğle yemeğine gelemedi. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Doctor, I am Siegfried Rieber. | Doktor, ben Siegfried Rieber. Profesör Hutten, Bayan Hutten. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Please. No, no allow me. Their dog, Bebe. | Lütfen. Hayır, hayır izin verin. Köpekleri Bebe. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| This charming young lady is Fr�ulein Spockenkieker. | Buradaki cazibeli genç hanım Bayan Spockenkieker. Buradaki çekici genç hanım Bayan Spockenkieker. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Herr Freytag, Frau Schmitt, Herr Graf and his nephew Johann. | Bay Freytag, Bayan Schmitt, Bay Graf ve yeğeni Johann. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Don't let me interrupt your conversations. | Lütfen benim yüzümden konuşmanızı bölmeyin. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| We were just discussing Herr Rieber's magazine. | Bay Rieber'ın dergisi hakkında konuşuyorduk. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I have invited writers from all over the nation... | Bir konu üzerinde yazmaları için ulusun her kesiminden yazarları davet ettim. Bir konuda yazmaları için ulusun her kesiminden yazarları davet ettim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| How we can expunge foreign influences... | Yabancı etkilerini silip Alman ulusunun büyüklüğünü eski haline nasıl getirebiliriz? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| What foreign influences? | Hangi yabancı etkiler? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| If you need any attendance, I'll be at your disposal. | Herhangi bir şeye ihtiyaç duyarsanız emrinizde olacağım. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Thank you. | Teşekkürler. Benim için endişelenmenize gerek yok doktor. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I do not believe in materia medica. | İlaç bilimine inanmam. Öyle mi? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Have you found something better to replace it? | İlaçların yerine daha iyi bir şey mi buldunuz? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Faith. Faith. I see. Well, well. | İnanç. İnanç. Anlıyorum. İnanç. İnanç... anlıyorum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| A toast. A toast to the German woman, the most beautiful in the world. | Kadeh kaldıralım. Alman kadınının dünyadaki en güzel kadın olduğuna kadeh kaldıralım. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Delicious. Herr Rieber. | Leziz. Bay Rieber. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Karl Glocken. Julius Lowenthal. | Karl Glocken. Julius Lowenthal. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| The herring is very good. | Ringa balığı çok güzel. Ringa balığı ve iki tane katı yumurta istiyorum. Ringa balığı çok güzel. Ringa balığı ve iki katı yumurta istiyorum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I beg your pardon. | Affedersiniz ama yahudisiniz, değil mi? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| No. I have my own minority group. | Hayır. Kendi azınlık grubum var. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| They usually give a Jew a table of his own on a boat like this. | Böyle gemilerde genellikle bir yahudiye tek kişilik masa verirler. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Why do you think they put us together? | Neden bizi birlikte oturttular dersiniz? Bu onların yakınlık gösterme şekli. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Perhaps they thought we might hit it off. | Belki iyi geçineceğimizi düşünmüşlerdir. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| You are sure you are not Jewish? | Yahudi olmadığınıza emin misiniz? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Reasonably sure. | Mantıken eminim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| You resemble a brother in law of mine in Stuttgart. | Stuttgart'daki kayınbiraderime benziyorsunuz. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| That's the way it is. | İşte böyle oluyor. İnsanlar beni her zaman bir başkasıyla karıştırıyor. Hep böyle olur. İnsanlar beni her zaman başkasıyla karıştırıyor. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Spot of wine? Just a touch. | Biraz şarap? Çok az. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| My God. Where are we going to put them? | Tanrım. Onları nereye yerleştireceğiz? Çaresine bakmak zorundayız. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Professor, what is it? | Profesör, bu nedir? Neler oluyor? Bu insanlar da kim? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| There's nothing to be concerned about. | Endişelenmene hiç gerek yok. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I have spoken to one of the officials. But what is it? | Memurlardan biriyle konuştum. Fakat neler oluyor? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| It has to do with the price of sugar on the world market. | Dünya pazarındaki şeker fiyatıyla ilgisi var. Dünya pazarlarındaki şeker fiyatlarıyla ilgili. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Sugar? Yeah. You see... | Şeker mi? Evet. Gördüğün bu kişiler paralarını alamayan şeker üreticileri. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...so they burned their crops in the fields... | Onun için düşük bir fiyatına gitmesindense mahsullerini tarlada yakmışlar. Düşük bir fiyatına gitmesin diye mahsullerini tarlada yakmışlar. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Something had to be done about the Spanish laborers... | İspanyol rençperler için bir şey yapılmalıydı. İspanyol çiftçiler için bir şeyler yapılmalıydı. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...so the Cuban government hit upon a humanitarian plan of action. | Bu yüzden Küba hükümeti rastgele insancıl bir hareket planı buldu. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| They're sending them home. | Evlerine yolluyorlar. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| How do you feel? | Nasıl hissediyorsun? İyi. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I come to see you later, yes? | Daha sonra seni görmeye geleceğim, tamam mı? Daha sonra seni görmeye gelirim, tamam mı? Lütfen onu köşeye alın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Please put her there in the corner. | Lütfen onu köşeye alın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Where can they wash? There are two spigots. | Nerede yıkanabilirler? İki tane musluk var. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| What?! It is not my fault. | Ne! Bu benim hatam değil. Benimle bu şekilde konuşmayı kes. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| You don't put 600 people on a deck with only two outlets to wash! | Sadece iki muslukla 600 kişiyi güverteye yerleştiremezsin! | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| They wouldn't wash if they could. You don't know what pigs they are. | Yıkanabilseler bile yapmazlar. Nasıl domuz olduklarını bilmiyorsun. Yıkanabilseler bile yapmazlar. Ne kadar domuz olduklarını bilmiyorsun. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| The deck has to be cleaned. Bring the hoses. | Güverte temizlenmek zorunda. Hortumları çıkarın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| The hoses? Bring the hoses out! | Hortumlar mı? Hortumları getir! Onlar için hortumları çıkaramam. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| It's better to turn the hoses on them than for them to live this way, no? | Bu şekilde yaşamalarındansa onları hortumla yıkamak daha iyi değil mi? Bu şekilde yaşamalarındansa bunları hortumla yıkamak daha iyi değil mi? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Break out the hoses. Turn on those hoses. | Hortumları çıkarın. Hortumları açın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I take it you are not exactly pleased... | Bu yolculukta aynı kamarayı paylaşmamızdan kesinlikle memnun olmadığınızı sanıyorum. Yolculukta aynı kamarayı paylaşmamızdan hiç memnun olmadığınızı sanıyorum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I have already requested a change in the accommodations. | Yatacak yer konusunda bir değişikliğini çoktan talep ettim. Yatacak yer konusundaki değişikliği çoktan talep ettim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Take it from me, I'm not exactly overwhelmed with the prospect either. | Bana inan, şu manzaradan ben de hiç memnun değilim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| However, pending changes... | Bununla birlikte bekleyen değişmelerle... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...since we are captives of each other's company for 26 days... | ...26 gün boyunca birbirimizin arkadaşı olmaya tutsakken... ...26 gün boyunca birbirimizin arkadaşı olmaya mecbur olduğumuzdan... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...I think it is best if we reach an understanding. | ...bir anlaşmaya varmamızın en iyisi olduğunu sanıyorum. ...anlaşmaya varmamızın en iyisi olduğuna inanıyorum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Our cosmetics, for instance... | Bakım malzemelerimiz örneğin. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...I will keep mine on this side of the sink. | Kendi ürünlerimi lavabonun bu tarafına koyacağım. Benimkileri lavabonun bu tarafına koyacağım. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| And you keep yours on that side. That's right? | Sen de kendi ürünlerini o tarafta tutarsın. Olur mu? Sen de kendininkileri o tarafta tutarsın. Olur mu? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Which bunk do you prefer? The lower or the upper? | Hangi yatakta yatmak istersin? Alttaki mi üstteki mi? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I was assured the lower. | Alttaki yatağın benim olduğu önceden belliydi. Senindir. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| What are your habits? | Alışkanlıkların nelerdir? Sabah gün doğar doğmaz kalkarım. Alışkanlıkların nelerdir? Ben sabah gün doğar doğmaz kalkarım. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I take it that if this evening is an example, you are a late bird. | Bu akşam bir örnek teşkil ederse sanırım geç yatıyorsun. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| If you sleep late, I will see that I do not disturb you. | Geç yatıyorsan seni rahatsız etmemeye çalışırım. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| And I hope you, in turn, will try your best not to disturb me. | Ayrıca umuyorum ki sen de beni rahatsız etmemeye çalışırsın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| One other thing. | Bir şey daha. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| My wife has informed me in the most sarcastic terms possible... | Karımın mümkün olan en iğneleyici laflarla söylediğine göre... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...I snore. | ...horluyorum. İyi geceler. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| You a painter, huh? Yeah. | Ressamsınız öyle mi? Evet. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| What was you doing in Mexico? I was a timekeeper in a mine. | Meksika'da ne yapıyordunuz? Bir madende çalışma saatlerini kontrol ediyordum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I thought you said you was a painter. I am a painter, but I was a timekeeper. | Ressam olduğunuzu sanmıştım. Ressamım ama iş saatleri kontrolörüydüm. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Why? To support myself as a painter. | Neden? Ressam olarak kendimi desteklemek için. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Don't you make any money painting? No. | Resim yapmak para kazandırmıyor mu? Hayır. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Now, wait a minute. Come on. Wait a minute. | Şimdi dur bir dakika. Hadi bir dakika dur. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| You mean to tell me you work at something you can't make a living off... | Ekmek parası kazanamadığın bir iş yaptığını söylüyorsun. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...so you gotta take a job to make enough money... | Bu yüzden yeteri kadar para kazanıp... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...to go on working at work you can't live on? | ...para kazanmadığın işi yapmak için başka bir iş bulmak zorundasın. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| But that is the heroic life. | Ama bu kahramanca bir yaşam. Bu kahramanca bir yaşam. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| That is the way men who trust themselves can afford to live. | Ekmek parası kazanma konusunda kendisine güvenebilen erkekler böyle davranır. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| A strange neck of the woods. What do you mean? | Cehennemin dibinde bir yabancı. Ne demek istediniz? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Strange neck of the woods. | Cehennemin dibinde bir yabancı. Cehennemin dibinde bir yabancı. Bak her türlü insanla karşılaştım ama... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Look, I run into all kinds of people, you know, but... | Bak her türlü insanla karşılaştım ama... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Did I tell you what happened in Veracruz... | ...Veracruz'da göçün üstesinden başarıyla gelirken ne olduğunu anlatmış mıydım? ...Veracruz'da göçmen bürosunun hakkından geldiğimde neler olduğunu anlatmış mıydım? | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I'm standing in line. I see this clerk... | Sırada bekliyorum. Bu memuru gördüm ve Pancho, buraya gel diye seslendim. Sırada beklerken memuru gördüm ve "Pancho, buraya gel" diye seslendim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Just being friendly like... | Sadece yakınlık gösteriyordum. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| ...like back home you call a taxi driver "Mac" or a Pullman porter "George. " | Tıpkı ülkemde taksi şoförüne Mac ya da yataklı vagon hademesine George demek gibi. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| This little Negro... | Bu küçük siyahi... O küçük siyahi... | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| These coast Mexicans got mostly Negro blood, I'm told. | Söyleyeyim sahil kesimindeki Meksikalıların çoğunda siyahi kanı var. Sahil kesimindeki Meksikalıların çoğunda siyahi kanı olduğunu söylemeliyim. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Well, he just looks up and stares at me. | Kafasını kaldırdı ve gözlerini bana dikti. ...kafasını kaldırıp gözlerini bana dikti. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| The next thing I know, everybody's going ahead of me in this line. | Biraz sonra sıradaki herkes benim önüme geçti. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Then I realize that this little Negro resented it. | Ondan sonra fark ettim ki bu küçük siyahi bana kızmış. Ondan sonra fark ettim ki o küçük siyahi bana kızmış. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I think I'll turn in. Me too. | Sanırım yatacağım. Ben de. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Come in. | İçeri girin. İçeri girin. İyi akşamlar. İyi akşamlar. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I'm the doctor. You wanted to see me? | Doktorum. Beni mi görmek istemiştiniz? Evet. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I need something to help me sleep. | Uyumama yardım edecek bir şeye ihtiyacım var. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| Are you ill? No, no. | Hasta mısınız? Hayır, hayır. | Ship of Fools-1 | 1965 | |
| I just want something to help me sleep. | Sadece uyumama yardım edecek bir şey istiyorum. | Ship of Fools-1 | 1965 |