Search
English Turkish Sentence Translations Page 271
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| the platypus foot rest in the trash. | ...çöpe attığına inanamıyorum. ...çöpe attığına inanamıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| On ebay we could get at least three to six dollars for it. | e Bay'de onları en az üç altı dolar arasına satardık. e Bay'de onları en az üç altı dolar arasına satardık. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm gonna tell you this one more time. | Son bir kez daha söylüyorum; Son bir kez daha söylüyorum; | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's a opossum, and it died at least three to six years ago. | Bu bir keseli sıçan ve üç ya da altı yıl önce ölmüş. Bu bir keseli sıçan ve üç ya da altı yıl önce ölmüş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, my god. There's johnny. | Aman Allah'ım. Bak Johnny. Aman Allah'ım. Bak Johnny. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| This is a katherine heigl movie. | Bu tıpkı bir Katherine Heigl filmi. Bu tıpkı bir Katherine Heigl filmi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What are you guys doing in this neighborhood? | Buralarda ne yapıyorsunuz? Buralarda ne yapıyorsunuz? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, hello. Sorry to interrupt you, | Merhaba, böldüğüm için özürdilerim ama Merhaba, böldüğüm için özürdilerim ama | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| but what the hell's going on here? | ne oluyo lan burada? ne oluyo lan burada? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| This is, uh... | Bu şey,... Bu şey,... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm cassandra, his girlfriend. | Ben Cassandra, kız arkadaşıyım. Ben Cassandra, kız arkadaşıyım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Who are you? | Sen kimsin? Sen kimsin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm max, and, um, that's how I say hi to everyone. | Ben Max ve, şey, ben herkesi böyle selamlarım. Ben Max ve, şey, ben herkesi böyle selamlarım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm incredibly friendly. | Son derece arkadaş canlısıyım. Son derece arkadaş canlısıyım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She's so friendly. | Çok cana yakın. Çok cana yakın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Here's table ten, earl. | Masa 10 Earl. Masa 10 Earl. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Are you okay, max? | İyi misin Max? İyi misin Max? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Rumor has it that you had your heart broken. | Kalbinin kırıldığına dair dedikodular var. Kalbinin kırıldığına dair dedikodular var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I didn't have my heart broken. | Kalbim kırılmadı. Kalbim kırılmadı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And that's why I don't listen to rumors. | İşte bu yüzden dedikoduları dinlemem. İşte bu yüzden dedikoduları dinlemem. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, I want to announce I have ended my bromance | Max şunu söylemek isterim ki erkek arkadaşın Johnny ile Max şunu söylemek isterim ki erkek arkadaşın Johnny ile | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| with your boyfriend, johnny. | kankadaşlığımı bitirdim. kankadaşlığımı bitirdim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I hate the player as well as the game. | Oyuncudan da oyundan ettiğim kadar nefret ettim. Oyuncudan da oyundan ettiğim kadar nefret ettim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Never was my boyfriend. | Asla erkek arkadaşım olmadı. Asla erkek arkadaşım olmadı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I would like to offer myself for rebound sex. | Üstesinden gelme seksi için kendimi öneriyorum. Üstesinden gelme seksi için kendimi öneriyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Or, if not, I can just beat the crap out of him. | Ya da, önermiyorum, istersen onun ağzını gözünü dağıtabilirim. Ya da, önermiyorum, istersen onun ağzını gözünü dağıtabilirim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Caroline, did you have to tell everyone? | Caroline, herkese söylemek zorunda mıydın? Caroline, herkese söylemek zorunda mıydın? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm sorry, but I'm not keeping that up in my head. | Üzgünüm ama bunu kafamda bir yere saklamayacağım. Üzgünüm ama bunu kafamda bir yere saklamayacağım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm not going butterfingers. | Çikolata ambalajlarını biriktirmeyeceğim. Çikolata ambalajlarını biriktirmeyeceğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I can't believe he has a girlfriend. | Onun bir kız arkadaşı olduğuna inanamıyorum. Onun bir kız arkadaşı olduğuna inanamıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Are you happy now? | Şimdi mutlu musun? Şimdi mutlu musun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You got me to admit that I like him, | Ondan hoşlandığımı bana kabul ettirdin, Ondan hoşlandığımı bana kabul ettirdin, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and then you got me to kiss him. | sonra da onu öpmemi sağladın. sonra da onu öpmemi sağladın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And then I kissed his beautiful girlfriend, | Sonra da onun güzel kız arkadaşını da öptüm Sonra da onun güzel kız arkadaşını da öptüm | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| who is black and british, | ki kız siyahi ve ingilizdi, ki kız siyahi ve ingilizdi, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| the two cool things I can never be. | benim asla olamayacağım iki muhteşem şey. benim asla olamayacağım iki muhteşem şey. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm sorry, but he led you on. | Özür dilerim ama o sana yaptırdı. Özür dilerim ama o sana yaptırdı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, did he? | O mu acaba? O mu acaba? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think you and douglas' mother led me on. | Bence sen ve Douglas'ın annesi yaptırdı. Bence sen ve Douglas'ın annesi yaptırdı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| This is not my fault. | Bu benim hatam değil. Bu benim hatam değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He's the one who's hoarding women. | Kadınları istifleyen Douglas. Kadınları istifleyen Douglas. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yeah, you must be to come back in here. | Tabi, buraya geri gelmen gerekiyordu. Tabi, buraya geri gelmen gerekiyordu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Can we talk? | Konuşabilir miyiz? Konuşabilir miyiz? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Pick up, max. | Al Max. Al Max. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Table three, table nine. | Masa üç, masa dokuz. Masa üç, masa dokuz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Table 69. | Masa 69. Masa 69. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Not a good time. | İyi bir zaman değil. İyi bir zaman değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, look... Johnny, stop. | Max, bak... Johnny, dur. Max, bak... Johnny, dur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You don't need to "max, look" me. | Bana "Max, bak" demene gerek yok. Bana "Max, bak" demene gerek yok. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's cool. You never led me on. | Sorun değil. Sen hiçbir imada bulunmamıştın. Sorun değil. Sen hiçbir imada bulunmamıştın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You never put your hands on me. | Ellerin ellerime değmedi. Ellerin ellerime değmedi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You never even kissed me. | Hatta beni öpmedin bile. Hatta beni öpmedin bile. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Food! | Yemek! Yemek! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hey, better make sure he doesn't have a girlfriend | Hey, güzel, siyahi ve ingiliz bir kız arkadaşı olmadığından... Hey, güzel, siyahi ve ingiliz bir kız arkadaşı olmadığından... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| who's beautiful, black, and british. | emin olsan iyi olur. emin olsan iyi olur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, look, I wanted to kiss you. | Max, bak, seni öpmek istedim. Max, bak, seni öpmek istedim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I want to kiss you. | Seni öpmek istiyorum. Seni öpmek istiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I just didn't want to be the guy who did it | Sadece başka birisiyleyken bunu yapan... Sadece başka birisiyleyken bunu yapan... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| when he's with someone else. | bir erkek olmak istemiyorum. bir erkek olmak istemiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Look, max, I didn't know you were gonna come into my life. | Benim hayatıma gireceğini bilmiyordum. Benim hayatıma gireceğini bilmiyordum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I didn't know I was gonna have these feelings for you, | Sana karşı bu duyguları besleyeceğimi bilmiyordum, Sana karşı bu duyguları besleyeceğimi bilmiyordum, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| but all of a sudden it's "max" all the time in my head. | ama sonra tüm bu duyguların hepsi Max(imum) seviyeye çıktı. ama sonra tüm bu duyguların hepsi Max(imum) seviyeye çıktı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Cassandra and I have or or had something, | Cassandra ve benim aramda bir şey var ya da vardı, Cassandra ve benim aramda bir şey var ya da vardı, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and there is or was love there, | ve eğer orada aşk var ya da vardıysa, ve eğer orada aşk var ya da vardıysa, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and and I don't know what I'm supposed to do | v.. ve sana olan tüm bu duygularımla v.. ve sana olan tüm bu duygularımla | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| with all my feelings for you. | ne yapacağımı bilmiyorum. ne yapacağımı bilmiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Johnny, I just spent two days | Johnny, son iki gündür Johnny, son iki gündür | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| wading through someone else's garbage, | bir başkasının çöpünü temizliyorum, bir başkasının çöpünü temizliyorum, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and, quite frankly, I don't have the time or the energy | ve açıkçası, senin o yukarı taşıdığın... ve açıkçası, senin o yukarı taşıdığın... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| to go through all the clowns and candy wrappers | onca palyaço ve şeker kağıtlarına onca palyaço ve şeker kağıtlarına | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| you've got going on up in there. | ne vaktim ne de enerjim var. ne vaktim ne de enerjim var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And the next time you invite someone | Ve bir dahaki sefer birine panonun üstünde Ve bir dahaki sefer birine panonun üstünde | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| to a booty call on a billboard... | seks davetiyesi yaparsan... seks davetiyesi yaparsan... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It wasn't a booty call. | Seks davetiyesi değildi. Seks davetiyesi değildi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think everyone knows | Bence herkes biliyor ki Bence herkes biliyor ki | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| if it's after 2:30, the call is for the dirty. | Eğer gece 2:30'dan sonraysa, bu edepsiz bir davettir. Eğer gece 2:30'dan sonraysa, bu edepsiz bir davettir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And p.s., we've known each other six months, | Ve not; birbirimizi altı aydır tanıyoruz ve Ve not; birbirimizi altı aydır tanıyoruz ve | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and you never told me you had a girlfriend. | bir kız arkadaşın olduğunu bana söylemedin. bir kız arkadaşın olduğunu bana söylemedin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You should have worn the rat mask. | O sıçan maskesini senin takman lazım. O sıçan maskesini senin takman lazım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And that's all she wrote. | Ve noktayı koydu. Ve noktayı koydu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Silver lining time? | Teselli vakti mi? Teselli vakti mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We didn't have to change | Douglas'ın ve annesinin Douglas'ın ve annesinin | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| douglas and his mother's diapers? | bezlerini değiştirdik mi? bezlerini değiştirdik mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We made $240 for the cupcake business | e Bay'de çöp satarak çörek işi için e Bay'de çöp satarak çörek işi için | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| selling all that crap on ebay. | 240 dolar kazandık. 240 dolar kazandık. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yup. I made some money, and all I lost was my mind. | Evet biraz para kazanıp, tüm aklımı kaybettim. Evet biraz para kazanıp, tüm aklımı kaybettim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Want to hear something you don't want to hear? | Duymak istemeyeceğin bir şey duymak ister misin? Duymak istemeyeceğin bir şey duymak ister misin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think what johnny said to you was beautiful. | Bence Johnny'nin dediği şey güzeldi. Bence Johnny'nin dediği şey güzeldi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You think a squirrel holding an acorn is beautiful. | Sen meşe palamutu tutan bir sincabın güzel olduğunu düşünürsün. Sen meşe palamutu tutan bir sincabın güzel olduğunu düşünürsün. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He didn't touch you or kiss you | Ne sana dokunmak ne de seni öpmek istedi Ne sana dokunmak ne de seni öpmek istedi | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| because he didn't want to start a relationship | çünkü yalan üzerine kurulu bir ilişki... çünkü yalan üzerine kurulu bir ilişki... Bu yüzden en az bir hafta daha sürecek. Bir hafta mı? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| with you out of a lie. | başlatmak istemedi. başlatmak istemedi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You know what? You're right. | Biliyor musun? Haklısın. Biliyor musun? Haklısın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You've been right all along. | Baştan beri haklıydın. Baştan beri haklıydın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It is like romeo and juliet. | Bu tam bir Romeo ve Juliet ilişkisiydi. Bu tam bir Romeo ve Juliet ilişkisiydi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And now I'm gonna go home and kill myself. | Şimdi eve gidip kendimi öldüreceğim. Şimdi eve gidip kendimi öldüreceğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I don't think romance is in the cards for me. | Benim kartlarımda romantizm yok. Benim kartlarımda romantizm yok. Selam kızlar. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I give guys blue balls, not broken hearts. | Ben erkeklere mavi toplar veriyorum, kırık kalpler değil. Ben erkeklere mavi toplar veriyorum, kırık kalpler değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, my god. Don't kill yourself yet, juliet. | Aman Allah'ım. Kendini henüz öldürme Juliet. Aman Allah'ım. Kendini henüz öldürme Juliet. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I definitely think romance is in your cards. | Bence senin kartlarında romantizm kesinlikle var. Bence senin kartlarında romantizm kesinlikle var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 |