Search
English Turkish Sentence Translations Page 262
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Give these to your friends and help launch | Bunları arkadaşlarına ver ve yeni bir iş... Bunları arkadaşlarına ver ve yeni bir iş... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| a new business or whatever. | ...girişimimize yardımcı ol öyle bir şey işte. ...girişimimize yardımcı ol öyle bir şey işte. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's it. I did it. Boom! | İşte bu kadar! Yaptım! İşte bu kadar! Yaptım! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay, the bed still isn't built. | Tamam, yatak hâlâ kurulmadı. Tamam, yatak hâlâ kurulmadı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| But the mattress came, and it's so good. | Ama döşek geldi ve o kadar güzel ki. Ama döşek geldi ve o kadar güzel ki. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, no... this is not okay. | Hayır. Bunu onaylamıyorum. Hayır. Bunu onaylamıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We're not keeping a mattress on the floor. | Yerin üstüne döşek koymuyoruz. Yerin üstüne döşek koymuyoruz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We're poor, not crackheads. | Fakiriz biz, kokainman değil. Fakiriz biz, kokainman değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And you tricked me. | Ve beni kandırdın. Ve beni kandırdın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I did my part, so you better get this bed done. | Üstüme düşeni yaptım, sen de bu yatağı halletsen iyi olur. Üstüme düşeni yaptım, sen de bu yatağı halletsen iyi olur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, you gave Peach the cards. | Max, Peach'e kartları vermişsin. Max, Peach'e kartları vermişsin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm so proud of you. What did she say? | Seninle gurur duyuyorum. Ne dedi peki? Seninle gurur duyuyorum. Ne dedi peki? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No. Shut it. Do it. | Hayır. Kapa çeneni. Yap şunu. Hayır. Kapa çeneni. Yap şunu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Relax. The bed will be assembled | Sakin ol. Gün bitene kadar, Sakin ol. Gün bitene kadar, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and hidden in the wall by the end of the day, | ...yatak birleştirilmiş ve duvara gizlenmiş olacak. ...yatak birleştirilmiş ve duvara gizlenmiş olacak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| 'cause I decided to do | Çünkü hoş kızların... Çünkü hoş kızların... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I asked a guy for help. | Bir adamdan yardım istedim. Bir adamdan yardım istedim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You called a guy? | Bir adam mı çağırdın? Bir adam mı çağırdın? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, is he going to climb up your long blonde hair | Uzun sarı saçlarına tırmanıp, Uzun sarı saçlarına tırmanıp, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Wait. You don't know any guys. | Dur bi'. Tanıdığın hiçbir erkek yok ki. Dur bi'. Tanıdığın hiçbir erkek yok ki. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Who did you invite? | Kimi çağırdın? Kimi çağırdın? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Johnny. No. No, no, no, no. | Johnny. Hayır, hayır, hayır. Johnny. Hayır, hayır, hayır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Eh, I don't want to see Johnny. | Johnny'yi görmek istemiyorum. Johnny'yi görmek istemiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I had a weird thing with him at the diner last night. | Geçen gece lokantada aramızda garip bir şey oldu. Geçen gece lokantada aramızda garip bir şey oldu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I thought you guys were friends. | Arkadaş olduğunuzu sanıyordum. Ne olduğumuzu bilmiyorum. Arkadaş olduğunuzu sanıyordum. Ne olduğumuzu bilmiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He was fake interviewing me with a celery stalk... | Benimle, kereviz sapı kullanarak röportajcılık oynuyordu... Benimle, kereviz sapı kullanarak röportajcılık oynuyordu... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| 'Cause you're both grown ups. | Çünkü ikiniz de yetişkinsiniz. Çünkü ikiniz de yetişkinsiniz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And when he put it near my mouth, | Ve ağzımın yanına doğru getirdiğinde,.. Ve ağzımın yanına doğru getirdiğinde,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I thought he wanted me to bite it, so I... | ...ısırmamı istediğini düşündüm, ve ben de... ...ısırmamı istediğini düşündüm, ve ben de... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You bit it? I bit it! | Isırdın mı? Isırdım! Isırdın mı? Isırdım! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That is weird and humiliating and hot. | Bu garip, aşağılayıcı ve de çok seksi. Bu garip, aşağılayıcı ve de çok seksi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yes, yes, and, yes. Call him right now! | Evet, evet ve evet. Ara onu, hemen! Evet, evet ve evet. Ara onu, hemen! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He can't come over here. Look around! | Buraya gelmemeli. Etrafa baksana! Buraya gelmemeli. Etrafa baksana! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I have his napkins hanging up everywhere. | Her yerde onun mendilleri asılı. Her yerde onun mendilleri asılı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| He'll think I'm dexter. | Benim Dexter olduğumu düşünecek. Benim Dexter olduğumu düşünecek. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Don't answer that. | Cevap verme. Cevap verme. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Don't you... Come on in, Johnny. | Sakın... Buyur gel, Johnny. Sakın... Buyur gel, Johnny. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yes, I did it. I need a bed. | Evet yaptım. Bir yatağa ihtiyacım var. Evet yaptım. Bir yatağa ihtiyacım var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You are so selfish! | Çok bencilsin! Çok bencilsin! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yes, I'm selfish, and you're Dexter. | Evet, ben bencilim sen de Dexter'sın. Evet, ben bencilim sen de Dexter'sın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| So, quick... help me take down the napkins. | Hadi, çabuk. Mendilleri toplamama yardım et. Hadi, çabuk. Mendilleri toplamama yardım et. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, god, there are so many! | Aman yarabbi ne kadar çoklar! Aman yarabbi ne kadar çoklar! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| How come I never noticed how many there were before? | Bu kadar çok olduğunu daha önce nasıl fark edemedim? Bu kadar çok olduğunu daha önce nasıl fark edemedim? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I don't know. Same reason you didn't notice | Bilmiyorum. Babanın herkesin parasını... Bilmiyorum. Babanın herkesin parasını... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| your father stealing everybody's money. | ...çaldığı zaman fark edememenle aynı sebeptir. ...çaldığı zaman fark edememenle aynı sebeptir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Really? Really? Now when I'm helping you? | Gerçekten mi? Gerçekten mi? Şimdi, sana yardım ederken mi? Gerçekten mi? Gerçekten mi? Şimdi, sana yardım ederken mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You're right. We'll trash you later. | Haklısın. Sana sonra laf sokarız. Haklısın. Sana sonra laf sokarız. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Why don't you just ask him what the celery moment meant? | Neden ona kereviz anının ne anlama geldiğini sormuyorsun? Neden ona kereviz anının ne anlama geldiğini sormuyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I don't want to ask him. | Sormak istemiyorum. Sormak istemiyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You don't want to ask anybody anything. | Kimseye hiçbir şey sormak istemiyorsun ki. Kimseye hiçbir şey sormak istemiyorsun ki. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's not like the business cards. | Kartvizit gibi değil bu. Kartvizit gibi değil bu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What am I going to say? | Ne söyleyeceğim? Ne söyleyeceğim? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "Good afternoon, Johnny." | "Merhaba, Johnny." "Merhaba, Johnny." | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "Exciting news... I have started | "Harika haberlerim var. Acayip tuhaf bir... "Harika haberlerim var. Acayip tuhaf bir... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| an oddly sexual celery biting business." | ...cinsel kereviz ısırma işine başladım." ...cinsel kereviz ısırma işine başladım." | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Be right there, Johnny! | Geliyorum, Johnny! Geliyorum, Johnny! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and beer, I made an executive decision on. | ...ve de inisiyatif kullanıp bira getirdim. ...ve de inisiyatif kullanıp bira getirdim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| So that's what you do with my art. | Demek benim sanatımla yaptığınız şey bu. Demek benim sanatımla yaptığınız şey bu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She doesn't even like it... she's like, | O hiç sevmedi bile... O hiç sevmedi bile... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "why would anyone hang up stupid napkin art?" | "Neden biri şu aptal peçete resimleri asar ki?" modundaydı. "Neden biri şu aptal peçete resimleri asar ki?" modundaydı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Right off my back. | Bana laf söylemeyi bırak artık. Bana laf söylemeyi bırak artık. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Had a couple of these on the subway. | Bunlardan birkaç tane de metroda var. Bunlardan birkaç tane de metroda var. Biraz önce çikolatalı dondurma çektim burnuma. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| So here's the wood. | İşte parçalar burada. İşte parçalar burada. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You can't help her... | Ona yardım edemezsin,.. Ona yardım edemezsin,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| she needs to learn a lesson about doing things for herself. | ...işlerini kendisinin yapmasıyla ilgili bir derse ihtiyacı var. ...işlerini kendisinin yapmasıyla ilgili bir derse ihtiyacı var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She thinks we're her daddy, and we'll go back on our word, | Babası olduğumuzu ve sözümüzden döneceğimizi, Babası olduğumuzu ve sözümüzden döneceğimizi, | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and she'll get a pony. | ...ve midilli alacağını sanıyor. ...ve midilli alacağını sanıyor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Well, you can see why she'd think that. | Neden öyle düşündüğünü anlamışsındır. Neden öyle düşündüğünü anlamışsındır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm going to see if the horse wants a beer. | At bira istiyor mu gidip bir bakayım. At bira istiyor mu gidip bir bakayım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Hmm, maybe put my glasses on him... | Belki de gözlüğümü ona takar... Belki de gözlüğümü ona takar... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| get crazy up in this piece! | ...ve küçük bir tur atarım! ...ve küçük bir tur atarım! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| When you're out there, ask him what the celery meant. | Dışarıdayken, kerevizin anlamını sor. Dışarıdayken, kerevizin anlamını sor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Get busy, princess. Daddy's got company. | İşine bak prenses. Babacığın misafiri var. İşine bak prenses. Babacığın misafiri var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Well, little lady, I reckon a cowboy'd get used to | Evet, küçük bayan, Tahmin ediyorum bir kovboy böyle... Evet, küçük bayan, Tahmin ediyorum bir kovboy böyle... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| a pretty sweet setup like this. | ...güzel bir kurma işine alışkındır. ...güzel bir kurma işine alışkındır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's a hard life out on the trails. | İz peşinde hayat zordur. İz peşinde hayat zordur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yeah, it's hard for my people, too, | Evet, topraklarımızı çalıp... Evet, topraklarımızı çalıp... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I do declare, | Şunu ifade etmeliyim ki,.. Şunu ifade etmeliyim ki,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm sorry for the disease blankets. | ...hastalıklı battaniyelerden dolayı çok üzgünüm. ...hastalıklı battaniyelerden dolayı çok üzgünüm. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| But they did keep you warm, I bet, | Ama onlar sizi sıcak tuttu, iddiaya varım,.. Ama onlar sizi sıcak tuttu, iddiaya varım,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| until they killed you, that is. | ...sizi öldürene kadar sıcak tuttu. ...sizi öldürene kadar sıcak tuttu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "I do declare" is not cowboy. | "Şunu ifade etmeliyim ki" kovboy şivesi değil. "Şunu ifade etmeliyim ki" kovboy şivesi değil. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's Southern Belle. | Güneyli dilber* şivesi. Güneyli dilber* şivesi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think you're looking for "darn tootin'" | Sanırım aradığın söz "kesinlikle" ya da "hay gelmişini geçmişini!" Sanırım aradığın söz "kesinlikle" ya da "hay gelmişini geçmişini!" | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Cowboys did not say "dag nab it." | Kovboylar "hay gelmişini geçmişini" demezler. Evet derler. Kovboylar "hay gelmişini geçmişini" demezler. Evet derler. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| "Someone done gone stole my horse, dag nab it." | "Birisi benim atımı çalmış, hay gelmişini geçmişini!" "Birisi benim atımı çalmış, hay gelmişini geçmişini!" | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think you're thinking "doggone it." | Sanırım demek istediğin şey "hay ben böyle işi..." Sanırım demek istediğin şey "hay ben böyle işi..." | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No, "dag nab it"... cowboy. | Hayır, "gelmişini geçmişini" kovboy. Hayır, "gelmişini geçmişini" kovboy. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Do you really think you know cowboy better than me? | Kovboyluğu benden daha iyi bildiğini mi sanıyorsun? Kovboyluğu benden daha iyi bildiğini mi sanıyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Which one of us has a horse? | Hangimizin atı var? Hangimizin atı var? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Which one of us has assless chaps? | Hangimizin kıçsız pantolonu var? Hangimizin kıçsız pantolonu var? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Should I go inside and help Caroline? | İçeriye geçip Caroline'a yardım etmeli miyim? İçeriye geçip Caroline'a yardım etmeli miyim? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No. I'm sure she's doing just fine. | Hayır. Eminim o hallediyordur. Hayır. Eminim o hallediyordur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Can I ask you something? | Sana bir şey sorabilir miyim? Sana bir şey sorabilir miyim? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Sure. | Tabii. Tabii. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| When you put the sss... | Hani şu şeyi... Hani şu şeyi... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| we should get on the horse! | Ata binmeliyiz! Ata binmeliyiz! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay. Yeah! | Tamamdır. Tamamdır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Use three inch lag screw | Küpeşteyi duvara tutturmak için,.. Küpeşteyi duvara tutturmak için,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| to secure ledger board to wall studs | ..."yaklaşık" her 12 inç'de bir,.. ..."yaklaşık" her 12 inç'de bir,.. | 2 Broke Girls-1 | 2011 |