Search
English Turkish Sentence Translations Page 22363
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I know you don't believe in God, and you don't believe | Tanrı'ya inanmıyorsun biliyorum ve duanın gücüne de... | Glee-1 | 2009 | |
| in the power of prayer, and that's okay. | ...inanmıyorsun, önemli değil. | Glee-1 | 2009 | |
| To each his own. | Her birisi için. | Glee-1 | 2009 | |
| But you've got to believe | Ama bir şeye olsun... Ama bir şeye inanman gerekiyor. Kabul edildiğim bir gece? | Glee-1 | 2009 | |
| in something. | ...inanmalısın. | Glee-1 | 2009 | |
| Something more than you can touch, taste or see. | Dokunup, tadıp, görebildiğin bir şeyden fazlasına. Dokunamayacağın, tadamayacağın ya da göremeyeceğin bir şeye. | Glee-1 | 2009 | |
| 'Cause life is too hard to go through it alone, | Çünkü hayat yalnız geçirmek için çok ağır. | Glee-1 | 2009 | |
| without something to hold onto | Bir şeye dayanmadan... | Glee-1 | 2009 | |
| and without something that's sacred. | ...ve kutsal olmayan bir şey olmadan. | Glee-1 | 2009 | |
| Anyway, Kurt, this song is for you. | Her neyse, Kurt, bu şarkı senin için. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Don't trouble the water ♪ | Suyu dert etme * Dert etme * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Give it up, why don't you? ♪ | Bırak gitsin, neden yapmayasın? * Ne olur, vazgeçsen * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ When you're down and out ♪ | Perişan olduğun zamanlarda... * Bezgin ve çökmüşken * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ When you're in the street ♪ | Sokakta olduğun zamanlarda... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ When evenin' falls so hard ♪ | Günün batışı çok zor geldiğinde... * Gece üzerine ağırca çökerken * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I will comfort you ♪ | Seni rahat hissettireceğim * Huzur veririm sana * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I'll take your part ♪ | Parçanı alacağım... * Yüklenirim senin payını * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Oh, when darkness comes ♪ ♪ Ooh, ooh, ooh ♪ | Karanlık çöktüğünde... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ And there's no one ♪ | ...ve kimse olmadığında... * Ve kimse * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ No one you love around ♪ | Etrafında sevdiğin kimse olmadığında... * Etrafta sevdiğin kimse yok ise * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just like a bridge over troubled waters ♪ | Suları aşmak için bir köprü gibi... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I will lay me down ♪ | Kendimi sereceğim | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Like a bridge ♪ | Tıpkı bir köprü gibi * Bir köprü gibi * * Bir köprü gibi * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Like a bridge ♪ | Köprü gibi | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Over troubled water ♪ ♪ Over troubled water ♪ | Suları aşmak için | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Don't trouble the water ♪ | Suyu dert etme | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Give it up ♪ | Bırak gitsin * Vazgeç * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Give it up, yeah ♪ ♪ Why don't you ♪ | Bırak gitsin Neden yapmayasın? * Vazgeç, ne olur ki * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Let it be? ♪ ♪ Let it, let it, let it, let it ♪ | Varsın olsun * Bırak kalsın * * Bırak, bırak, bırak * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Let it, let it, let it be, yeah ♪ ♪ Still waters run deep ♪ | Sular derinlere boşalıyor. * Bırak, bırak, bırak kalsın * * Derindir, durgun sular * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Hey, hey ♪ ♪ Yes, they do ♪ | * Evet, öyledir * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Don't trouble the water ♪ ♪ Trouble... ♪ | Suyu dert etme sen Dert etme * Dert etme * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I'll be there when you need a friend ♪ | Arkadaşa ihtiyaç duyduğunda orada olacağım * Arkadaşa ihtiyacın olduğunda, olacağım burada * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ To lay me down ♪ ♪ Why don't you, why don't you let it be? ♪ | Kendimi sereceğim. Neden, neden kendini bırakmayasın? * Uzanacağım ben * * Neden, neden vazgeçmiyorsun sen * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I'll be your bridge over troubled water ♪ | Suyu aşmak için köprü olacağım * Köprü olurum, dertlerinin üzerinde * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Hey, hey, yeah ♪ ♪ Still waters run deep ♪ | Sular hâlen akıyor * Derindir, durgun sular * Çiçeklerini aldım. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Yes, they do ♪ | Evet, akıyorlar * Evet, öyledir * Ayı, kamp alanına tercih mi edersin? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Yes, they do ♪ ♪ Don't trouble the ♪ | Suyu dert... * Evet, öyledir * * Dert etme * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Trouble the water. ♪ ♪ Water... ♪ | Suyu dert etme sen... Suyu... | Glee-1 | 2009 | |
| Boom. Boom. I won! | Ben kazandım! | Glee-1 | 2009 | |
| Oh! Sue, you're letting me win. | Sue, kazanmama izin verdin. | Glee-1 | 2009 | |
| No, I swear it. I'm not! | Hayır, yemin ederim yapmadım. Hayır. Yemin ederim, vermedim! | Glee-1 | 2009 | |
| You're letting me win, Sue. | Kazanmama izin verdin, Sue. | Glee-1 | 2009 | |
| You're letting me win. | Kazanmama izin verdin. Kazanmama izin veriyorsun. | Glee-1 | 2009 | |
| No, I don't. | Hayır, inanmam. | Glee-1 | 2009 | |
| Because when we were little girls, | Çünkü küçüklüğümüzde... | Glee-1 | 2009 | |
| And I watched the world be cruel to you, so... | Ve dünyanın sana merhametsizliğini gördüm, bu yüzden... | Glee-1 | 2009 | |
| God never makes mistakes. | Tanrı asla hata yapmaz. Tanrı hata yapmaz. | Glee-1 | 2009 | |
| Yeah. That would be nice. | Evet. Güzel olurdu. | Glee-1 | 2009 | |
| I cheated. I can't do that. | Hile yaptım. Bunu yapamam. Hile yaptım. Böyle yapamam. | Glee-1 | 2009 | |
| KURT: You never could dress yourself. | Hiç kendi başına giyinemedin. | Glee-1 | 2009 | |
| Mercedes took me to church on Sunday. | Mercedes beni Pazar günü kiliseye götürdü. Mercedes Pazar günü beni kiliseye götürdü. | Glee-1 | 2009 | |
| It's funny, but when the choir was singing, | Komik bir durum ama şarkı söylediklerinde,... Çok tuhaf, ama koro şarkı söylerken, bir anı geldi aklıma. | Glee-1 | 2009 | |
| this memory flashed into my head. | ...kafamda anılar canlandı. | Glee-1 | 2009 | |
| Do you remember our first Friday night dinner after Mom died? | Annemin ölüşünden sonraki ilk Cuma gecesi yemeğimizi hatırlar mısın? | Glee-1 | 2009 | |
| You tried to make a chicken. | Tavuk yapmaya çalışmıştın. Tavuk pişirmeye çalışmıştım. | Glee-1 | 2009 | |
| I guess you wanted me to feel | Sanırım, bir şeylerin hâlâ yolunda... Sanırım her şeyin hala eskisi gibi olduğunu hissetmemi istiyordun. | Glee-1 | 2009 | |
| like there was something still normal. | ...gittiğini bana hissettirmeye çalıştın. | Glee-1 | 2009 | |
| You put it on the table, | Masaya koydun,... Masaya getirmiş... | Glee-1 | 2009 | |
| and you cut into it, and it was raw. | ...kestin ve çiğdi. | Glee-1 | 2009 | |
| (laughs) And we both looked at each other for a second, | Ve birbirimize birkaç saniye baktık,... | Glee-1 | 2009 | |
| and cracked up before we remembered | ...kahkaha attık, sonra... ...kahkahaya boğulmuştuk daha gülmemiz için çok erken olduğunu hatırlamadan önce. | Glee-1 | 2009 | |
| that we weren't supposed to yet. | ...henüz bunu yapmamamız gerektiğini hatırladık. | Glee-1 | 2009 | |
| I should have let those guys pray for you. | O çocukların sana dua etmesine izin vermeliydim. Çocukların senin için dua etmelerine izin vermeliydim. | Glee-1 | 2009 | |
| It wasn't about me. | Mesele ben değildim. | Glee-1 | 2009 | |
| It was about you, and... it was nice. | Mesele sendin... ve hoştu. Senin içindi... ve güzeldi. | Glee-1 | 2009 | |
| I don't believe in God, Dad. | Tanrı'ya inanmıyorum, baba. | Glee-1 | 2009 | |
| But I believe in you. | Ama sana inanıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| And I believe in us. | Ve bize inanıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| You and me | Sen ve ben. | Glee-1 | 2009 | |
| that's what's sacred to me. | Benim için kutsal olan şey bu. ...işte benim için kutsal olan bu. | Glee-1 | 2009 | |
| And I am... | Ve ben... Ve ben | Glee-1 | 2009 | |
| I'm so sorry that I never got to tell you that. | ...bunu sana asla söylemediğim için çok üzgünüm. Sana bunu daha önce söylemediğim için özür dilerim. | Glee-1 | 2009 | |
| Nurse Nancy! | Hemşire Nancy! | Glee-1 | 2009 | |
| Dad, I'm right here. | Baba, ben buradayım. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ If God had a name what it would it be? ♪ | Tanrı'nın bir adı olsa, ne olurdu? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ And would you call it to his face ♪ | Suratına söyler miydin? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ If you were faced with him in all his glory? ♪ | Tüm ihtişamıyla onunla karşılaşmış olsan | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ What would you ask if you had just one question? ♪ | Bir soru soracak olsan, ne sorardın? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ And yeah, yeah, God is great ♪ | Ve evet, evet, Tanrı harikadır | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Yeah, yeah ♪ | Evet, evet... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ God is good ♪ | ...Tanrı iyidir | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Yeah, yeah, yeah, yeah ♪ | Evet, evet, evet, evet | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ What if God was one of us? ♪ | Ya Tanrı bizden biriyse? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ One of us ♪ | Bizden biri | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Was one of us ♪ | Bizden biriydi | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Oh, just a slob like one of us? ♪ | Bizim gibi pasaklıysa? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just a slob like one of us ♪ | Bizim gibi pasaklıysa? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just a stranger on the bus ♪ | Otobüsteki bir yabancıysa? | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Trying to make his way home ♪ | Evinin yolunu yaratan... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just trying to make his way home ♪ | Evinin yolunu arayan... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Trying to find his way home ♪ | Evinin yolunu arayan... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just trying to make his way home... ♪ | Evinin yolunu arayan... | Glee-1 | 2009 | |
| The kids really wanted to do this song, Sue, so I let 'em. | Çocuklar bu şarkıyı gerçekten yapmak istedi Sue, ben de izin verdim. | Glee-1 | 2009 | |
| You gonna get me fired? | Beni kovduruyor musun? | Glee-1 | 2009 | |
| Report me? | Raporluyor musun? Şikâyet mi edeceksin? | Glee-1 | 2009 | |
| Maybe everyone should just start taking baths. | Belki de herkes banyo yapmaya başlamalı. | Glee-1 | 2009 | |
| And that's what you missed on Glee! | ...çok ama çok kötüydü. Belki de bugüne kadar yazılmış en kötü şarkıydı. | Glee-1 | 2009 | |
| All right, let's, uh, let's gather round. | Pekâlâ, herkes toplansın. | Glee-1 | 2009 | |
| Bad news, guys. Puckerman's in Juvvie. | Haberler kötü, çocuklar. Puckerman çocuk hapisanesinde. | Glee-1 | 2009 |