Search
English Turkish Sentence Translations Page 22362
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Kurt, can I talk to you for a second? | Kurt, seninle biraz konuşabilir miyim? | Glee-1 | 2009 | |
| I know you're going through a really scary time right now, | Bunların ödünün ağzına geldiği bir vakitler olduğunu biliyorum,... Biliyorum, çok kötü anlar geçirmektesin... | Glee-1 | 2009 | |
| but I feel like I don't know how to be around you anymore, | ...ama artık yanında nasıl olacağımı bilmiyor gibiyim. | Glee-1 | 2009 | |
| and I know you're not really spiritual or whatever, | Ve dinle ilginin falan olmadığını da biliyorum... | Glee-1 | 2009 | |
| but I feel like you're closing yourself to a world | ...ama bana seni şaşırtabilecek bir tecrübe dünyasına... ...ama seni etkileyecek bir sürü deneyime kendini kapatıyormuşsun gibime geliyor. | Glee-1 | 2009 | |
| of experiences that might surprise you. | ...kapılarını kapatıyormuşsun gibi geliyor. | Glee-1 | 2009 | |
| Do me a favor one thing. | Bir şey rica etsem? | Glee-1 | 2009 | |
| Come to church with me this Sunday. | Bu Pazar benimle kiliseye gel. ...bu Pazar benimle kiliseye gel. | Glee-1 | 2009 | |
| Our church does this thing | Bizim kilisede,... | Glee-1 | 2009 | |
| where we dedicate the service to someone, | ...başkalarına servis için adanır... | Glee-1 | 2009 | |
| and I got them to dedicate this Sunday to your dad. | ...ve bu Pazar babana adanması için ayarladım. Teşekkür ederim. | Glee-1 | 2009 | |
| I don't know. You get to wear | * Her zaman, her zaman * | Glee-1 | 2009 | |
| a fabulous hat. | ...getir. | Glee-1 | 2009 | |
| Mercedes, you had me at "fabulous hat." | Mercedes, beni "harika şapka" kısmında tavladın. | Glee-1 | 2009 | |
| Come on, let's go to class. | Hadi sınıfa gidelim. Hadi, sınıfa gidelim. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm the reason Sam got hurt. | Sam'in yaralanmasına ben sebep oldum. Sam benim yüzümden zarar gördü. | Glee-1 | 2009 | |
| I asked for three things to happen | Üç şeyin olmasını istedim. 3 şey dilemiştim... | Glee-1 | 2009 | |
| one, for us to win our first football game, | Bir, ilk futbol oyunumuzu kazanmamız,... | Glee-1 | 2009 | |
| two, to get to second base with Rachel, and three, | ...iki, Rachel ile ilişkinin ikinci aşamasına geçmek ve üç,... | Glee-1 | 2009 | |
| to be the quarterback on the football team again. | ...takımda tekrar oyun kurucu olmak. | Glee-1 | 2009 | |
| All those three things happened because I prayed for them | Ve bütün bunlar kızarmış Kaşarİsa'ya... | Glee-1 | 2009 | |
| to Grilled Cheesus. | ...dua ettiğim için gerçekleşti. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay. | Tamam. * Hayal ediyorum, bir gün sen ve ben * | Glee-1 | 2009 | |
| Where to start? No, no, I know it sounds crazy, but it isn't. | Nerede başladı? Hayır, hayır, kulağa çılgınca geliyor, ama değil işte. | Glee-1 | 2009 | |
| Jesus appeared to me on a sandwich | İsa bana bir tostun üzerinde göründü. | Glee-1 | 2009 | |
| and it has special powers, I'm telling you, | Ve özel güçleri vardı, inanın bana. | Glee-1 | 2009 | |
| but I didn't mean for anybody to get hurt. | Ama kimse yaralansın istememiştim. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay, let's just let's take a second. | Tamam, biraz, biraz duralım. | Glee-1 | 2009 | |
| Okay? Um... | Tamam mı? Merhaba, ben Rachel Berry... | Glee-1 | 2009 | |
| look, first, you won the football game | Bak, ilk olarak, maçı kazandın,... | Glee-1 | 2009 | |
| because you actually have a coach | ...çünkü aslında, ayak tırnaklarını... | Glee-1 | 2009 | |
| who spends the game watching the plays | ...ısırmak yerine, maçı izleyerek... | Glee-1 | 2009 | |
| rather than biting his toenails. | ...zaman geçiren bir koçun vardı. | Glee-1 | 2009 | |
| And God didn't let you touch Rachel's boobs. | Ve sana Rachel'ın göğüslerini Tanrı ellettirmedi. Rachel'ın göğüslerine dokunmana Tanrı izin vermedi. | Glee-1 | 2009 | |
| Rachel did. | Rachel elletti. * Ama bir o kadar da uzağız * | Glee-1 | 2009 | |
| Just the sides of them, but wait, why would she do that? | Sadece kenarlarını ellettirdi ama dur bir dakika. Neden izin versin ki? | Glee-1 | 2009 | |
| Well, what were you doing right before you were touching them? | Onlara dokunmadan önce ne yapıyordun? | Glee-1 | 2009 | |
| What? I remember yawning. | Ne? Esnediğimi hatırlıyorum. Ne yapıyordunuz? Esnediğimi hatırlıyorum. | Glee-1 | 2009 | |
| Right, 'cause we were talking about emotional stuff. | Doğru, çünkü duygusal şeylerden bahsediyorduk. Evet, çünkü duygusal şeylerden bahsediyorduk. | Glee-1 | 2009 | |
| Girls like that. | Kızlar böyledir. | Glee-1 | 2009 | |
| She felt close to you, thus the inappropriate touching. | Sana yakınlık hissetmiş, böylece uygunsuz dokunma olmuş. | Glee-1 | 2009 | |
| Uh, more importantly, you didn't hurt Sam. | En önemlisi de, Sam'i sen yaralamadın. Ama daha önemlisi, Sam'e sen zarar vermedin. | Glee-1 | 2009 | |
| It was a 300 pound left tackle who just got expelled | Steroid kullandığı ve 23 yaşında olduğu için okuldan atılan... 135 kiloluk sol savunma oyuncusu neden oldu, okuldan... | Glee-1 | 2009 | |
| because he's on steroids and he's 23. | ...130 kiloluk bir sol kanat oyuncusu yaraladı. | Glee-1 | 2009 | |
| God works in all kinds of mysterious ways, | Tanrı, gizemli yollardan iş yapar,... Tanrı gizemli şekilde bir sürü şey yapar... | Glee-1 | 2009 | |
| but I'm pretty sure he doesn't spend a lot of time | ...ama eminim ki, o kadar vakti... | Glee-1 | 2009 | |
| trying to speak to us through sandwiches. | ...bizimle bir tost aracılığıyla konuşmaya çalışarak harcamamıştır. | Glee-1 | 2009 | |
| You look disappointed. | Hayal kırıklığına uğramış görünüyorsun. | Glee-1 | 2009 | |
| I am. | Uğradım. | Glee-1 | 2009 | |
| It was sort of cool | Böyle, Tanrı ile... | Glee-1 | 2009 | |
| feeling like I had this direct line to God. | ...düz bir çizgi üzerinde olmak çok havalıydı. | Glee-1 | 2009 | |
| Now I just feel | Şimdiyse,... | Glee-1 | 2009 | |
| like everybody else, you know, | ...herkes gibiyim. | Glee-1 | 2009 | |
| like we're all just floating around in space. | Bilirsin işte, uzay boşluğunda boş boş oraya buraya sürükleniyor gibi. | Glee-1 | 2009 | |
| I don't like that. | Bunu sevmiyorum. Hoşuma gitmiyor. Yalnız değilsin. Kızlar, bir itirafta bulunmam lazım. | Glee-1 | 2009 | |
| The big questions are really big for a reason | Büyük soruların gerçekten büyük sebepleri olur. | Glee-1 | 2009 | |
| they're hard. | Zor olurlar. | Glee-1 | 2009 | |
| But you know what? | Ama ne var biliyor musun? Ama bak ne diyeceğim? Herkes aynı sorularla boğuşur. | Glee-1 | 2009 | |
| Absolutely everybody struggles with them. | Kesinlikle herkes bununla mücadele ediyor. | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Life is bigger ♪ | Hayat, kocaman... * Hayat çok önemli * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ It's bigger than you and you are not me ♪ | ...senden daha kocaman ve sen ben değilsin * Senden de önemli ve sen değilsin benim gibi * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ The lengths that I will go to ♪ | Gideceğim mesafeler... * Uğruna yapacaklarım * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ The distance in your eyes ♪ | Gözlerinin uzaklığı... * Gözlerindeki mesafeli bakış * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I've said enough ♪ | Yeterince söyledim * Yeterince konuştum * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ That's me in the corner ♪ | O köşedeki benim | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ That's me in the spotlight ♪ | O sahne ışıklarındaki benim | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Losing my religion ♪ | İnancımı kaybederek... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Trying to keep up with you ♪ | Seninle aramı iyi tutmaya çalışarak... * Ayak uydurmaya çalışıyorum sana * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ And I don't know if I can do it ♪ | Ve ne yapabilirim bilmiyorum... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Oh, no, I've said too much ♪ | Hayır, çok fazla söyledim | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I haven't said enough ♪ | Yeterince söylemedim * Konuşmadım yeterince * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I thought that I heard you laughing ♪ | Gülümsemeni duyar gibi oldum | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I thought that I heard you sing ♪ | Şarkı söylediğini duyar gibi oldum | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ I think I thought I saw you try ♪ | Sanırım çabaladığını gördüğümü düşündüm | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ But that was just a dream ♪ | Ama bu yalnızca bir hayaldi * Ama bir rüyaymış her şey * | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Just a dream, just a dream ♪ | Yalnızca bir hayal, yalnızca bir hayal... | Glee-1 | 2009 | |
| ♪ Dream. ♪ | Hayal... | Glee-1 | 2009 | |
| but we can sing about losing faith? | ...ama imanı kaybetmekle ilgili söyleyebiliriz, bu mudur? | Glee-1 | 2009 | |
| That's sort of what I want to talk about today. | Konuşmak istediğim de bir nevi böyle bir şeydi. | Glee-1 | 2009 | |
| Well, earlier in the week, Finn, | Hafta içine göre,... Haftanın başında farklı düşünüyormuşsun gibi gelmişti. | Glee-1 | 2009 | |
| it seemed like you felt differently. | ...daha farklı hissediyor gibisin, Finn. | Glee-1 | 2009 | |
| Well, I used to think God was up there looking over me. | Tanrı'nın beni gözlediğini düşünmüştüm. | Glee-1 | 2009 | |
| Now, I'm not so sure. | Artık, o kadar da emin değilim. | Glee-1 | 2009 | |
| I'm very impressed with everyone's Sunday best. | Herkesin Pazar günkü giyinişlerinden etkilendim. Bir: Bay Schuester'ın hiç değilse bir tane yetişkin dosta ihtiyacı var. | Glee-1 | 2009 | |
| It's so Christ chic. | Tanrısal bir harikalık. | Glee-1 | 2009 | |
| Spaghetti Monster in the sky don't take too long. | ...diz çöküşümüz fazla uzun sürmez. | Glee-1 | 2009 | |
| My Sikh is coming again today at 2:00 | Şik, babama daha çok akupunktur yapmak için... Sih bugün tekrar saat 14:00'de gelip, babama biraz daha akapunktur yapacak. | Glee-1 | 2009 | |
| to do more acupuncture on my dad. | ...bugün 2'de tekrar geliyor. * Köprüye çarptım arabamı * | Glee-1 | 2009 | |
| Is it working? | İşe yarıyor mu? İşe yarıyor mu? * Şu anda dünyadaki en seksi kişi kim? * | Glee-1 | 2009 | |
| Nothing is. | Hem de hiç. | Glee-1 | 2009 | |
| (mutters): Wait, don't, don't... | Bekle, gitme. Bir dakika, gitme... | Glee-1 | 2009 | |
| Hi, church. | Merhaba, kilise. Merhaba, kilise | Glee-1 | 2009 | |
| ALL: Hi. | Merhaba. Merhaba. | Glee-1 | 2009 | |
| I have a favor to ask you guys. | Sizden bir ricam olacaktı. Sizlerden bir iyilik isteyeceğim. | Glee-1 | 2009 | |
| My friend Kurt Hummel's dad is in the hospital. | Arkadaşım Kurt Hummel'ın babası hastanede. Arkadaşım Kurt'ün babası hastanede. | Glee-1 | 2009 | |
| And it's pretty bad. | Ve durumu çok kötü. Durumu da kötü. | Glee-1 | 2009 | |
| And I know we have all of our own worries and troubles, | Ve hepimizin dertleri tasaları olduğunu biliyorum,... Ve biliyorum, hepinizin kendi derdi, tasası var... | Glee-1 | 2009 | |
| but if we could just put them aside | ...ama onları bir kenara bırakıp... ...ama onları biraz bir kenara bırakıp, bütün dualarımızı Burt Hummel'a... | Glee-1 | 2009 | |
| and focus all of our prayers and give them to Burt Hummel, | ...tüm dualarınızın Burt Hummel'a... | Glee-1 | 2009 | |
| and to my friend Kurt. | ...ve arkadaşım Kurt'e odaklasanız nasıl olur? Party mağazasından alabileceğin aptal bir taç sadece. | Glee-1 | 2009 |