Search
English Turkish Sentence Translations Page 163059
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| l miss cassettes. l could work cassettes. | Kasetleri özledim. Kasetleri çalabilirim. Kasetleri özlemişim be. Bunları çalıştırabiliyorum. Kasetleri özledim. Kasetleri çalabilirim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh yeah? Cliff? | Öyle mi? Cliff? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come here for a minute? Yep. | Biraz gelir misin? Tamam. Gelsene az. Tamam. Biraz gelir misin? Tamam. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm sorry, Bob. This won't be long. | Kusura bakma, Bob. Uzun sürmez. Kusura bakma Bob. Uzun sürmez. Kusura bakma, Bob. Uzun sürmez. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What the hell is up with you two tonight? | Bu akşam ikinizin arasında ne oluyor be? Sizin neyiniz var bu gece böyle? Bu akşam ikinizin arasında ne oluyor be? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt's nothing. l'll explain it later. Okay. | Hiçbir şey. Sonra açıklarım. Tamam. Yok bir şey ya. Anlatırız sonra. İyi bakalım. Hiçbir şey. Sonra açıklarım. Tamam. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What's going on? l just talked to Chuck. | Neler oluyor? Chuck'la konuştum. N'oldu? Chuck'la konuştum az evvel. Neler oluyor? Chuck'la konuştum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah, what? l don't have enough to cover it. | Evet, ne dedi? Yeterli kadar param yokmuş. Ee, ne diyor? Benim para yetmeyecek. Evet, ne dedi? Yeterli kadar param yokmuş. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What? Everything's | Ne? Her şey... | The Entitled-1 | 2011 | |
| it's tied up. | ...dondurulmuş. ...bitti. ...dondurulmuş. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're kidding me. | Dalga geçiyor olmalısın. Dalga mı geçiyorsun sen benimle? Dalga geçiyor olmalısın. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What are you gonna do? | Ne yapacaksın peki? Ne yapacaksın şimdi? Ne yapacaksın peki? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck. | Siktir. Siktir. Lanet olsun. Siktir. Siktir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| How much? $750,000. | Ne kadar? 750.000 Dolar. Ne kadar lazım? 750,000 dolar. Ne kadar? 750.000 Dolar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh, come on. | Hadi ama. Abi n'aptın sen. Hadi ama. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Don't hold out on me, Cliff. That's a hell of a lot of money. | Bana direnme, Cliff. O da az para değil ama. Yardım et bana Cliff. Bu para çok fazla. Bana direnme, Cliff. O da az para değil ama. | The Entitled-1 | 2011 | |
| For Nick's life? No, of course not. | Nick'in hayatı için de mi? Hayır, tabii ki hayır. Nick'in hayatı söz konusu. Hiç farketmez. Nick'in hayatı için de mi? Hayır, tabii ki hayır. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Not for Nick's life. l haven't got it. | Nick'in hayatı için değil. Ama bende de kalmadı. Nereden bulayım o kadar parayı. Nick'in hayatı için değil. Ama bende de kalmadı. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What? You think l'm lying to you? | Ne? Sana yalan söylediğimi mi sanıyorsun? Ne yalan söylediğimi mi sanıyorsun? Ne? Sana yalan söylediğimi mi sanıyorsun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| This is our kids' lives we're talking about | Çocuklarımızın hayatından bahsediyoruz... Burada bahsettiğimiz çocuklarımızın hayatları. Çocuklarımızın hayatından bahsediyoruz... | The Entitled-1 | 2011 | |
| Exactly. You think l'm lying to you? | Kesinlikle. Yalan söylediğimi mi düşünüyorsun? Aynen öyle. Sana yalan söyler miyim? Kesinlikle. Yalan söylediğimi mi düşünüyorsun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Okay, what the fuck is going on? | Ne oluyor burada be? Peki, söyleyin bakalım ne haltlar dönüyor burada? Ne oluyor burada be? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Tell me. | Söyleyin. Anlatın haydi. Söyleyin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| The kids have been abducted. | Çocuklarımız alıkonmuş. Çocuklarımız kaçırıldı. Çocuklarımız alıkonmuş. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Wh what are you talking about? | Ne... Neden bahsediyorsunuz? Ne diyorsunuz siz? Ne... Neden bahsediyorsunuz? | The Entitled-1 | 2011 | |
| They've been kidnapped. Kidnapped? | Kaçırıldılar. Kaçırıldılar mı? Kaçırıldılar işte. Kaçırıldılar mı? Kaçırıldılar. Kaçırıldılar mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| ls this for real? | Bu gerçek mi? Ciddi misiniz siz? Bu gerçek mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah, it's for real. | Evet, gerçek. Evet, ciddiyiz. Evet, gerçek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| W where are they? Are they hurt? | Ne... Neredeler? Zarar gördüler mi? Neredeler peki, iyiler mi? Ne... Neredeler? Zarar gördüler mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| No. ls Jeff is Jeff okay? | Hayır. Jeff... Jeff iyi mi? Pek sayılmaz. Jeff, o iyi mi? Hayır. Jeff... Jeff iyi mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l want you Jeff's okay. | Sana söylememiz gereken... Jeff iyi. Söyley... Jeff iyi. Sana söylememiz gereken... Jeff iyi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Are you okay? This is bullshit. | İyi misin? Tüm bunlar saçmalığın daniskası. İyi misin? Bu saçmalık. İyi misin? Tüm bunlar saçmalığın daniskası. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Why can't we just go to the road and get some help? | Neden yola gidip yardım aramıyoruz? Niye yolu takip edip yardım çağır mıyoruz ki? Neden yola gidip yardım aramıyoruz? | The Entitled-1 | 2011 | |
| There's no help, Hailey, okay? | Yardım falan yok Hailey, tamam mı? Yardım edebilecek kimse yok Hailey anladın mı? Yardım falan yok, Hailey, tamam mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt's the middle of the night and we're in the middle of nowhere. | Saat gecenin körü ve hiçbir yerin ortasındayız. Gecenin bir yarısı ve kim bilir nerelerdeyiz. Saat gecenin körü ve hiçbir yerin ortasındayız. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Now let's go. Come on. Come on. | Şimdi gidelim. Hadi. Hadi ama. Gidelim, haydi. Şimdi gidelim. Hadi. Hadi ama. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Stop! Stop acting like you're in charge. | Dur! Yetkiliymiş gibi davranmaktan vazgeç. Dur! Patronluk taslamı bırak artık. Dur! Yetkiliymiş gibi davranmaktan vazgeç. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We're going to the road! Look, l'm telling you that | Yola gidiyoruz! Bak, sana söylüyorum... Anayoldan gideceğiz. Bak, ne diyorum ben sana... Yola gidiyoruz! Bak, sana söylüyorum... | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on, come on, come on. | Hadi, hadi, hadi. Haydi, haydi, haydi. Hadi, hadi, hadi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l can't believe you didn't tell me | Kapıdan içeri adımımı attığım anda... Bunu bana nasıl söylemezsiniz. Kapıdan içeri adımımı attığım anda... | The Entitled-1 | 2011 | |
| the minute l walked through the fucking door. | ...bana söylemediğinize hâlâ inanamıyorum. O lanet kapıdan girdiğim anda söylemeliydiniz. ...bana söylemediğinize hâlâ inanamıyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| That was my idea. l'm sorry. Always playing an angle, aren't you? | Benim fikrimdi, kusura bakma. Her zaman bir tarzla oynarsın, değil mi? Söylememek benim fikrimdi. Üzgünüm. Sen hep meleksin zaten değil mi? Benim fikrimdi, kusura bakma. Her zaman bir tarzla oynarsın, değil mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Gimme that account number. | Bana hesap numarasını ver. Ver şu hesap numarasını bana. Bana hesap numarasını ver. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What are we doing? We gotta tell him. | Ne yapıyoruz? Ona söylemeliyiz. Ne yapacağız? Ona söylememiz lazım. Ne yapıyoruz? Ona söylemeliyiz. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Nothing's changed. He'll call the cops. | Hiçbir şey değişmedi. Polisleri arayacak. Bu işe yaramaz. Hemen polislere haber verir. Hiçbir şey değişmedi. Polisleri arayacak. | The Entitled-1 | 2011 | |
| His kid's dead and we're letting him throw away a million bucks? | Onun çocuğu öldü diye, bir milyonu çöpe mi atacağız? Çocuğunun ölmesi yetmez gibi bir de o kadar parasını ziyan mı edeceğiz? Onun çocuğu öldü diye, bir milyonu çöpe mi atacağız? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt's the only way l can save my kid. | Çocuğumu kurtarmanın tek yolu bu. Ancak bu şekilde oğlumu kurtarabilirim. Çocuğumu kurtarmanın tek yolu bu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You couldn't fucking help me, could you? | Bana yardım edemedin, değil mi? Bana yardım etmeyeceksin, değil mi? Bana yardım edemedin, değil mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Christ. Christ what? | Tanrım. Tanrım, ne lan? Tanrım. Ne diyorsun? Tanrım. Tanrım, ne lan? | The Entitled-1 | 2011 | |
| And you would do some | Bir şeyler yap Tek yapacağın... Bir şeyler yap | The Entitled-1 | 2011 | |
| Hey, Ma, um... | Anne... Hey, anne. Şey... Anne... | The Entitled-1 | 2011 | |
| l know you're sleeping, but, um... | Uyuduğunu biliyorum, ama... Biliyorum, uyuyorsun. Ama, şey... Uyuduğunu biliyorum, ama... | The Entitled-1 | 2011 | |
| look, l | Bak, ben... ...bak ben... Bak, ben... | The Entitled-1 | 2011 | |
| um, l l was just calling you 'cause l'm gonna | Seni arıyorum, çünkü... ...şey, ben.. Seni aradın çünkü... Seni arıyorum, çünkü... | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm gonna be home a little late tomorrow. | Yarın eve biraz geç geleceğim. ...yarın biraz geç geleceğim. Yarın eve biraz geç geleceğim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah? Yeah, we got it. | Evet? Parayı aldık. Oldu mu? Evet, şuan elimizde. Evet? Parayı aldık. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh man, that's so awesome. Give that to me. | Tamam, bu harika. Telefonu bana ver. İşte budur. Ver şunu bana. Tamam, bu harika. Telefonu bana ver. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Give it to me, come on! | Ver bana, hadi! Ver dedim, haydi. Ver bana, hadi! | The Entitled-1 | 2011 | |
| What's going on? Let them go. | Neler oluyor? Bırak onları. Neler oluyor? Onları serbest bırak. Neler oluyor? Bırak onları. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We don't need them anymore. | Artık ihtiyacımız yok. Artık onlara ihtiyacımız yok. Artık ihtiyacımız yok. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Just sit back, enjoy the fireworks. Meet me at the gas station. | Arkanıza yaslanın ve havai fişeklerin zevkini çıkarın. Benimle benzin istasyonunda buluşun. Arkana yaslan ve patlamayı izle. Benzinlikte buluşalım. Arkanıza yaslanın ve havai fişeklerin zevkini çıkarın. Benimle benzin istasyonunda buluşun. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Wow. Well, if that's what you really want. | Gerçekten bunu istiyorsan. İyi, madem öyle istiyorsun. Gerçekten bunu istiyorsan. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You take the road. | Sen yolu al. Sen yoldan devam et. Sen yolu al. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm going straight on. What'd he say? | Ben buradan devam ediyorum. Ne dedi? Ben bu taraftan gideceğim. Ne dedi? Ben buradan devam ediyorum. Ne dedi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Kill them. | Onları öldürün. Onları öldür, dedi. Onları öldürün. | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt can't be much longer. They can't be that far away. | Daha fazla sürmez. Daha uzakta olamazlar. Gideli çok olmadı. Fazla uzaklaşmış olamazlar. Daha fazla sürmez. Daha uzakta olamazlar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| How do we know? They could be anywhere. | Nereden biliyoruz? Her yerde olabilirler. Nerden biliyorsun? Her yerde olabilirler. Nereden biliyoruz? Her yerde olabilirler. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l don't know, l'm just assuming. They were on their way here. | Bilmiyorum, sadece farz ediyorum. Yoldadırlar şimdi. Bilmiyorum, öyle sanıyorum. Yoldalardı. Bilmiyorum, sadece farz ediyorum. Yoldadırlar şimdi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You know, l really admire your confidence, Rick. | Biliyor musun, bu güvenine gerçekten hayranım, Rick. Bak kendine güveniyorsun. Bunu anlıyorum, Rick. Biliyor musun, bu güvenine gerçekten hayranım, Rick. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, you seem to be pretty sure that | Bu herifin, çocuklarımızı bırakacağından... Şey, o herifin... Bu herifin, çocuklarımızı bırakacağından... | The Entitled-1 | 2011 | |
| this guy's gonna let them go. | ...oldukça eminsin. ...çocukları salacağından çok eminsin. ...oldukça eminsin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Why is that? | Neden öylesin? Nasıl emin oluyorsun? Neden öylesin? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Hailey, come on. | Hailey, hadi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What the fuck is the matter with you? | Neyin var lan senin? Senin neyin var? Neyin var lan senin? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh, come on. Don't tell me it hasn't crossed your mind, Nick. | Hadi ama. Sakın bana aklını karıştırmadığını söyleme şimdi, Nick. Hadi ama, senin de aklından geçiyor değil mi? Hadi ama. Sakın bana aklını karıştırmadığını söyleme şimdi, Nick. | The Entitled-1 | 2011 | |
| That we just happened to be in your father's place? | Olanların babanın evinde olması? Yaşadıklarımız babanın evinde başımıza geldi. Olanların babanın evinde olması? | The Entitled-1 | 2011 | |
| That they knew it would be open? No no, it hadn't crossed my mind. | Kapının açık olduğunu bilmemeleri? Hayır, hayır, aklımı karıştırmadı. Serbest kalacağımızı bilmeleri? Hayır, hiç aklıma gelmemişti. Kapının açık olduğunu bilmeleri? Hayır, hayır, aklımı karıştırmadı. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l mean, do you think it's that obvious? Do you think it's that simple? | Yani bu kadar açık olduğunu mu düşünüyorsun? Bu kadar basit mi sence? Sence her şey o kadar açık mı? Bu kadar basit mi yani? Yani bu kadar açık olduğunu mu düşünüyorsun? Bu kadar basit mi sence? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah, maybe it is. | Evet, belki de öyledir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm his son, Hailey. | Onun oğluyum, Hailey. Ben onun oğluyum, Hailey. Onun oğluyum, Hailey. | The Entitled-1 | 2011 | |
| He's not gonna hurt me. | Beni incitmez herhalde. Bana zarar vermez. Beni incitmez herhalde. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, you're not hurt, are you, Nick? | İncinmedin ama, değil mi, Nick? Zaten zarar görmedin de, değil mi Nick? İncinmedin ama, değil mi, Nick? | The Entitled-1 | 2011 | |
| What the fuck am l doing with you? | Seninle ne yapıyorum ki ben? Seninle niye buradayım acaba? Seninle ne yapıyorum ki ben? | The Entitled-1 | 2011 | |
| And you're a real catch, huh? A hero? | Gerçek bir av mısın? Bir kahraman mısın? Demek gerçekten esirsin ha? Yoksa bir kahraman mı? Gerçek bir av mısın? Bir kahraman mısın? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Jeff is dead! You didn't stop them! | Jeff öldü! Onları durdurmadın! Jeff'i öldürdüler! Ve sen onları durdurmadın. Jeff öldü! Onları durdurmadın! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You didn't do anything! What the fuck was l supposed | Hiçbir şey yapmadın! Ne yapmam gerekiyordu, Hailey? Hiç bir şey yapmadın. Ne yapmamı bekliyordun Hailey? Hiçbir şey yapmadın! Ne yapmam gerekiyordu, Hailey? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Look, you'll get your money. You don't have to do this. | Bak, paranı alacaksın. Bunu yapmana gerek yok. Bak, paranızı alacaksınız. Bunu yapmana gerek yok. Bak, paranı alacaksın. Bunu yapmana gerek yok. | The Entitled-1 | 2011 | |
| But l want to. Please, no. No, please! | Ama istiyorum. Hayır, hayır. Lütfen! Yine de yapmak istiyorum. Lütfen, lütfen yapma. Ama istiyorum. Hayır, hayır. Lütfen! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Nick: Go go go! | Kaç, kaç, kaç! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Go! | Kaç! Yürü hadi! Kaç! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck you! | Siktir! Canınız cehenneme! Siktir! | The Entitled-1 | 2011 | |
| l've got my money. Okay, what about our kids? | Paramı aldım. Peki ya çocuklarımız? Parayı aldım. Güzel, peki ya çocuklarımız ne olacak? Paramı aldım. Peki ya çocuklarımız? | The Entitled-1 | 2011 | |
| You got what you wanted. You'll get them back in an hour. | İstediğini aldın. Bir saate onları alacaksın. İstediğini verdik. Bir saat içinde sizinle olurlar. İstediğini aldın. Bir saate onları alacaksın. | The Entitled-1 | 2011 | |
| This is the last time you'll be speaking to me. ln the meantime, | Bu benimle son konuşman olacak. Bu arada... Bu benimle son konuşmanız. Ha bu arada... Bu benimle son konuşman olacak. Bu arada... | The Entitled-1 | 2011 | |
| l don't want you to make or take any phone calls. Do you understand? | Telefon etmemeni ve gelen telefonlara bakmamanı istiyorum. Anladın mı? ...ne bir yere telefon et ne de gelen telefonlara cevap ver. Tamam mı? Telefon etmemeni ve gelen telefonlara bakmamanı istiyorum. Anladın mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yes. Good. And by the way, | Evet. Güzel. Bu arada... Olur. Güzel. Bir de... Evet. Güzel. Bu arada... | The Entitled-1 | 2011 | |
| tell your kids the show has been canceled. | ...çocuklarına gösterinin iptal edildiğini söyle. ...çocuklarınıza gösterinin iptal edildiğini söyleyin. ...çocuklarına gösterinin iptal edildiğini söyle. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What? They'll know what l'm talking about. | Ne? Onlar ne dediğimi biliyorlar. Ne? Siz söyleyin. Anlar onlar. Ne? Onlar ne dediğimi biliyorlar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Okay, l need to know our kids are safe. | Tamam, çocuklarımızın güvende olup olmadığını bilmek istiyorum. Tamam, çocuklarımın güvende olduğundan emin olmak istiyorum. Tamam, çocuklarımızın güvende olup olmadığını bilmek istiyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| He got the money. | Parayı aldı. Parayı almış. Parayı aldı. | The Entitled-1 | 2011 |