Search
English Turkish Sentence Translations Page 163060
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| He says he'll have them back in an hour. | Çocuklarımızı bir saate göreceğimizi söylüyor. Bir saat içinde çocukların bizimle olacağını söyledi. Çocuklarımızı bir saate göreceğimizi söylüyor. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Excuse me, Mr. Jones, can l call my wife? | Affedersiniz, Bay Jones, karımı arayabilir miyim? Afedersiniz Bay Jones, eşimi arayabilir miyim? Affedersiniz, Bay Jones, karımı arayabilir miyim? | The Entitled-1 | 2011 | |
| She panics if l'm l'm sorry, not tonight. | Paniğe kapılırsa... Üzgünüm, bu akşam olmaz. Telaş yapmas... Üzgünüm, ama arayamazsın. Paniğe kapılırsa... Üzgünüm, bu akşam olmaz. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Of course. l'm sorry. | Tabii ki. Kusura bakmayın. Nasıl istersiniz, kusura bakmayın. Tabii ki. Kusura bakmayın. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Don't you ever get tired of knowing your place, Frank? | Bulunduğun yeri bildirmekten hiç yorulmadın mı, Frank? Nerede olduğunun bilinmesinden bıkmadın mı artık Frank? bulunduğun yeri bildirmekten hiç yorulmadın mı, Frank? | The Entitled-1 | 2011 | |
| No sir. Don't call me sir. | Hayır, efendim. Bana efendim deme. Hayır efendim. Bana efendim demeyi kes. Hayır, efendim. Bana efendim deme. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm not paying your goddamn wages. All right, that's enough. | Ücretini ben ödemiyorum. Pekâlâ, bu kadarı yeter. Sana paranı veren ben değilim. Tamam uzatma. Ücretini ben ödemiyorum. Pekâlâ, bu kadarı yeter. | The Entitled-1 | 2011 | |
| ls it? | Yeter mi? Sanane. Yeter mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l think l can say exactly what l want right now. | Bence şu an ihtiyacım olan her şeyi söyleyebilirim. Ne istersem onu söylerim. Bence şu an ihtiyacım olan her şeyi söyleyebilirim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Okay, say exactly what you want right now, Bob. | Tamam, söylemek istediklerini söyle o zaman, Bob. İyi, bildiğin gibi yap Bob. Tamam, söylemek istediklerini söyle o zaman, Bob. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, you know what they say about these things, don't you, Richard? | Bu şeyler hakkında ne derler bilirsin, değil mi, Richard? Böyle durumlarda ne derler bilir misin Richard? Bu şeyler hakkında ne derler bilirsin, değil mi, Richard? | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, go on, tell us, Bob. | Hayır. Devam et, söyle bize, Bob. Bilmiyorum, ne derlermiş? Hayır. Devam et, söyle bize, Bob. | The Entitled-1 | 2011 | |
| That they sometimes turn out to be an inside job. | Bazen işler içeriden halledilir. Bazen işler içeriden hallolur. Bazen işler içeriden halledilir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Am l right, Cliff? | Haklı mıyım, Cliff? Haklı mıyım Cliff? Haklı mıyım, Cliff? | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're not serious? You're the one who needed the money. | Ciddi olamazsın? Paraya ihtiyacı olan sensin. Ciddi olamazsın. Paraya ihtiyacı olan tek kişi sensin. Ciddi olamazsın? Paraya ihtiyacı olan sensin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Are you outta your fucking mind? | Aklını mı kaçırdın lan sen? Sen kafayı mı yedin? Aklını mı kaçırdın lan sen? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt's the truth, isn't it? | Bu doğru, değil mi? Bu gerçek, değil mi? Bu doğru, değil mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, how come you suddenly have no money, | Nasıl oluyor da, birden bire beş parasız buraya geliyorsun... Nasıl oluyor da buraya hiç paran olmadan gelipte... Nasıl oluyor da, birden bire beş parasız buraya geliyorsun... | The Entitled-1 | 2011 | |
| you come in here like you're king of the hill? | ...ve ormanın kralı gibi davranıyorsun? ...buranın efendisi gibi ahkam kesebiliyorsun? ...ve ormanın kralı gibi davranıyorsun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| You want the truth? Here it is. | Gerçeği mi istiyorsun? Al sana gerçek. Demek gerçeği öğrenmek istiyorsun. Al sana gerçek. Gerçeği mi istiyorsun? Al sana gerçek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l got burned big time. The party's over for me. | İş yerim yandı... Çok kez hem de. Benim için parti bitti. Mekanım yandı, uzun süre. Benim için olay bitti. İş yerim yandı... Çok kez hem de. Benim için parti bitti. | The Entitled-1 | 2011 | |
| But who wants to hear that in the land of milk and fucking honey? | Kim araziyi, sütü ve balı dinlemek istiyor? Peki bu güzellikler ülkesinde bunları kim duymak ister? Kim araziyi, sütü ve balı dinlemek istiyor? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm done! | Bittim! Oldu mu? Bittim! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fucking happy? | Mutlu musun? Şimdi mutlu musun? Mutlu musun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Hey, Richard, just one question. | Richard, sadece bir sorum var. Richard, tek bir şey soracağım. Richard, sadece bir sorum var. | The Entitled-1 | 2011 | |
| ls this one of your pump and dump scams? | Bu senin şişirilmiş atık alan dolandırıcılıklarından biri olmasın? Bu da senin şu dolandırıcılıklardan biri olmasın? Bu senin şişirilmiş atık alan dolandırıcılıklarından biri olmasın? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Bail out when the price gets high enough? | Kefaleti yeterince yüksek gelmişti hani? Kefaleti yeterince yüksek mi bari? Kefaleti yeterince yüksek gelmişti hani? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Wh where is this all coming from? l'm just asking. | Nereden çıktı bunlar şimdi? Sadece soruyorum. O nereden çıktı şimdi? Sadece sordum. Nereden çıktı bunlar şimdi? Sadece soruyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What, are you two guys the sons of the soil, huh? | İkiniz birden toprağın oğlu olu oluverdiniz? İkiniz bir oldunuz bana yükleniyorsunuz. İkiniz birden toprağın oğlu olu oluverdiniz? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l got news for you we all do the same fucking thing. | Sana haberlerim var... Hepimiz aynı boku yedik. Farkında mısınız bilmiyorum ama bu işte aynı taraftayız. Sana haberlerim var... Hepimiz aynı boku yedik. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We push numbers around | Numaralara bastık... Hepimiz dümenler çevirdik... Numaralara bastık... | The Entitled-1 | 2011 | |
| and we fuck everybody else as long as we get ours. | ...ve herkes gibi üzerimize düşeni yaptık. ...ve her şeyi elde edene dek milleti dolandırdık. ...ve herkes gibi üzerimize düşeni yaptık. | The Entitled-1 | 2011 | |
| End of story. | Hikâyenin sonu. Daha anlatayım mı? Hikâyenin sonu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Only your numbers don't always add up, do they? | Yalnızca senin numaraların her zaman işleri yoluna koyar, değil mi? Ama işleri düzelten hep senin yaptıkların, değil mi? Yalnızca senin numaraların her zaman işleri yoluna koyar, değil mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| And right now you decided that that bothers you? | Şu anda bunun garibine gittiğine mi karar verdin? Şimdi de bu canını sıkıyor öyle mi? Şu anda bunun garibine gittiğine mi karar verdin? | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, right now you're the odd man out. | Hayır, şu anda garip insan sensin. Hayır, burada sorunlu kişi sensin. Hayır, şu anda garip insan sensin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah? Yeah. | Öyle mi? Öyle. Öyle mi? Öyle tabii. Öyle mi? Öyle. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Not tonight, Bob. That's you. | Bu gece değilim, Bob. O sensin. Bu kez ben değilim Bob. Bu kez sorun sensin. Bu gece değilim, Bob. O sensin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh, and how's that? | Nasıl oluyormuş o? Yapma ya. O nedenmiş? Nasıl oluyormuş o? | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right, l'm sorry. Let's just cool it. | Pekâlâ, üzgünüm. Sakin olalım. Bak, üzgünüm. Sakinleşelim. Pekâlâ, üzgünüm. Sakin olalım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right, we're saying shit that we don't mean. | Birbirimize anlamsız şeyler söyledik. Söylediklerimizi yanlış anlayıp duruyoruz. Birbirimize anlamsız şeyler söyledik. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Let's just keep it together. | Sadece bir arada kalalım. Birlik olmalıyız. Sadece bir arada kalalım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| They killed Jeff. | Jeff'i öldürdüler. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on, we've got to get them out of the house. | Hadi, onlar evden çıkmadan buradan gitmeliyiz. Hadi, onları evden çıkarmalıyız. Hadi, onlar evden çıkmadan buradan gitmeliyiz. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Don't don't don't. | Yapma, yapma. Dur, yapma. Yapma, yapma. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What? Come on. | Ne? Hadi ama. Ne oldu? Haydi. Ne? Hadi ama. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on, come on, pick up the fucking phone. | Hadi, hadi, açın şu telefonu. Haydi, aç şu telefonu. Hadi, hadi, açın şu telefonu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We're too late. No, we're not too late. | Çok geç kaldık. Hayır, geç kalmadık. Geç kaldık. Hayır, kalmadık. Çok geç kaldık. Hayır, geç kalmadık. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck 'em. Try the cops. | Siktir et onları. Polisi deneyelim. Boşver şunları. Polisi arayalım. Siktir et onları. Polisi deneyelim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You killed my best friend, you bitch. You fucking killed him! | En iyi arkadaşımı öldürdün, seni orospu. Öldürdün onu! Dostumu öldürdün seni sürtük. Onu öldürdün! En iyi arkadaşımı öldürdün, seni orospu. Öldürdün onu! | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, fuck you! | Hayır. Siktir! Siktir ordan! Hayır. Siktir! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Nick, stop! | Nick, dur! Nick dur. Nick, dur! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Get | Çek... Çeki... Çek... | The Entitled-1 | 2011 | |
| Nick, stop! | Nick, dur! Nick dur! Nick, dur! | The Entitled-1 | 2011 | |
| l recognize her. l've seen her around campus and the other one. | Onu tanıdım. Bunu ve diğerini kampüste görmüştüm. Onu tanıdım. Bizim okulun oralarda görmüştüm. Onu tanıdım. Bunu ve diğerini kampüs de görmüştüm. | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right? | İyi misin? Sence? İyi misin? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l think you're right. | Sanırım haklısın. Sanırım haklıyım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on. | Hadi. Gel hadi. Hadi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on, let's go. | Hadi, gidelim. Hadi, gidiyoruz. Hadi, gidelim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Come on. | Hadi. Kalk. Hadi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Here, Bob. That could help. | Al, Bob. Bu sana yardımcı olabilir. Al, Bob. İyi gelir. Al, Bob. Bu sana yardımcı olabilir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Oh Christ. | Tanrım! Tanrım. Tanrım! | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt would have helped if you'd saved my son. | Oğlumu kurtarmaya yardım etti mi? Çocuğumu geri getirebilirseniz asıl o çok iyi gelecek. Oğlumu kurtarmaya yardım etti mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Bob, there was nothing that we could do. | Bob, yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Bob yapabileceğimiz bir şey olsa keşke ama.. Bob, yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We didn't have a chance to save him, Bob. | Onu kurtarmak için şansımız yoktu. Onu kurtaramadık Bob. Onu kurtarmak için şansımız yoktu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l had to tell them that you weren't here. | Burada olmadığını o herife söyledim. Burada olmadığını adama söylemek zorunda kaldım. Burada olmadığını o herife söyledim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Why the hell did you tell them l wasn't here? | Neden burada olmadığımı söyledin? Ne diye söylüyorsun ki? Neden burada olmadığımı söyledin? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Why did they have to know that? Because l was stalling him. | Neden bunu bilmek zorundalar? Çünkü onu oyalıyordum. Şart mıydı sanki söylemen? Onu oyalama çalışıyordum. Neden bunu bilmek zorundalar? Çünkü onu oyalıyordum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l didn't know if we could get the money together. | Beraber olursak, parayı vereceğimizi bilmiyordum. Parayı toplayabileceğimizi nerden bilecektim. Beraber olursak, parayı vereceğimizi bilmiyordum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Our kids' lives were at stake. No, my kid's life was at stake! | Çocuklarımızın hayatları tehlikedeydi. Hayır, benim çocuğumun hayatı tehlikedeydi! Çocuklarımız tehlikedeydi. Asıl benim oğlumunki tehlikedeydi. Çocuklarımızın hayatları tehlikedeydi. Hayır, benim çocuğumun hayatı tehlikedeydi! | The Entitled-1 | 2011 | |
| My kid! Bob, you weren't here. | Benim çocuğum! Bob, burada değildin. Benim oğlum! Bob, burada değildin. Benim çocuğum! Bob, burada değildin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We couldn't have saved him. | Onu kurtaramadık. Beceremedik işte onu kurtarmayı. Onu kurtaramadık. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, you certainly got your shit together | İş benim paramı almaya geldiğinde... İş benim paramı almaya gelince... İş benim paramı almaya geldiğinde... | The Entitled-1 | 2011 | |
| when it came to taking my money, didn't you, Rich? | ...birlikte olmaktan bahseden sendin ama değil mi, Richard? ...birlik olalım diyen sendin ama değil mi Richard? ...birlikte olmaktan bahseden sendin ama, değil mi, Richard? | The Entitled-1 | 2011 | |
| What else could l do? Let them kill Nick too? | Başka ne yapabilirdim? Nick'i de öldürseler miydi? Daha ne yapacaktım ki? Nick'i de mi öldürselerdi? Başka ne yapabilirdim? Nick'i de öldürseler miydi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| You'll get your money back, okay? Every cent. | Paranı geri alacaksın, tamam mı? Her kuruşuna kadar. Paranı geri alacaksın tamam mı? Her kuruşunu. Paranı geri alacaksın, tamam mı? Her kuruşuna kadar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck you! | Amına koyayım senin! Hadi ordan! Amına koyayım senin! | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right, let's just say that l accept everything you've said. | Pekâlâ, diyelim ki söylediğin her şeyi kabul ettim. Tamam, diyelim ki dediğiniz her şeyi kabul ediyorum. Pekâlâ, diyelim ki söylediğin her şeyi kabul ettim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You don't seriously think l'm going to sit here all night | Bir psikopatın, oğlumu öldürüp... Yine de o serseri paramı almış ve... Bir psikopatın, oğlumu öldürüp... | The Entitled-1 | 2011 | |
| while the psycho who's got my money | ...paramla kaçıp gitmesinden sonra... ...çocuğumu öldürmüşken çekip gitmesine... ...paramla kaçıp gitmesinden sonra... | The Entitled-1 | 2011 | |
| killed my son just walks away? | ...ciddi ciddi burada oturup bekleyeceğimi düşünmüyorsundur herhalde? ...izin vereceğimi mi düşünüyorsunuz? ...ciddi ciddi burada oturup bekleyeceğimi düşünmüyorsundur herhalde? | The Entitled-1 | 2011 | |
| We don't have any choice. Well, you might not have a choice, | Başka şansımız yok. Senin şansın olmayabilir... Başka şansımız yok. Sizin olmayabilir. Başka şansımız yok. Senin şansın olmayabilir... | The Entitled-1 | 2011 | |
| but l do and l choose to do something about it. | ...ama ben seçtiğim şeyi yapacağım. Benim var. Bir şeyler yapacağım. ...ama ben seçtiğim şeyi yapacağım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, Bob, Bob, l'm not going to let you do that. | Hayır, Bob. Bob, bunu yapmana izin vermeyeceğim. Hayır, Bob. Bunu yapmana izin veremem. Hayır, Bob. Bob, bunu yapmana izin vermeyeceğim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Gimme the phone! No! | Telefonu ver bana! Hayır. Ver şu telefonu. Olmaz! Telefonu ver bana! Hayır. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're not calling the police. Maybe if you had | Polisi arayamazsın! Belki de sen arasaydın... Polisi arayamazsın. Aramış olsaydınız... Polisi arayamazsın! Belki de sen arasaydın... | The Entitled-1 | 2011 | |
| Jeff would still be alive. | ...Jeff hâlâ hayatta olabilirdi. ...belki Jeff hala hayatta olurdu. ...Jeff hâlâ hayatta olabilirdi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, if you were here, he'd still be alive, Bob! | Hayır, sen burada olsaydın, oğlun hâlâ hayatta olabilirdi, Bob! Asıl sen burda olsaydın o hayatta olurdu Bob! Hayır, sen burada olsaydın, oğlun hâlâ hayatta olabilirdi, Bob! | The Entitled-1 | 2011 | |
| lf you were fucking here! | Burada olsaydın! Ama burada değildin! Burada olsaydın! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You fucker. No, God damn it. | Siktir git! Hayır, Allah'ın cezası! Seni adi herif. Hey dur. Allah kahretsin. Siktir git! Hayır, Allah'ın cezası! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Let go. Come on. | Bırak gitsin. Hadi. Gel buraya. Hadi. Bırak gitsin. Hadi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Let go of me! | Bırak beni! Bırak beni. Bırak beni! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck! | Siktir! Lanet olsun! Siktir! | The Entitled-1 | 2011 | |
| l don't know. | Bilmiyorum. Bilmem. Bilmiyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Get up. Get up. | Ayağa kalk! Ayağa kalk! Kalk, kalk. Ayağa kalk! Ayağa kalk! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Get up! Which way? | Ayağa kalk! Nereye gittiler? Kalk. Ne taraftan? Ayağa kalk! Nereye gittiler? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Who cares? | Kim takar ki? Kimin umrunda? Kim takar ki? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fucking asshole. | Göt herif! Aşağılık herif. Göt herif! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're the fucking asshole! | Sensin göt herif! Sensin aşağılık! Sensin göt herif! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're the fucking asshole. | Sensin göt herif! Sensin! Sensin göt herif! | The Entitled-1 | 2011 |