Search
English Turkish Sentence Translations Page 158575
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| A client. | Bir müsteri. Müşteri. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Take care of her. | Onunla ilgilen İlgilen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't let my presence inconvenience you. | Sakin görüntüm sana uygun olmadan izin verme. Varlığım seni rahatsız etmesin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, I'm coming. | Tamam, geliyorum. Evet. Geliyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Right away. | Birazdan. Hemen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go and give me the keys to the safe. | Git ve bana kasanin anahtarlarini getir. Bana kasanın anahtarlarını ver. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /I'll take your place. | Senin yerine geçecegim. Senin yerini alıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I only have the keys to the empty boxes. | Bende sadece bos kutularin anahtarlari vardir. Bende sadece boş kasaların anahtarları var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I only open accounts. | Ben sadece hesap açarim. Sadece hesap açıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Good, because so do I. | Güzel, çünkü bende öyle yapacagim. İyi, çünkü ben de öyle yapıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm sorry for the delay, countess. | Gecikme için üzgünüm, kontes. Gecikme için özür dilerim bayan. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Please, this way. | Bu taraftan lütfen. Buradan, lütfen. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Open it. Yes sir, Mr. Triboulet. | Aç sunu. Peki efendim, Mr. Triboulet. Kapıyı aç. Tabi Mr. Triboulet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If you don't mind the step, countess. | Basamaga dikkat edin kontes. Basamağa dikkat edin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And we're done. | Ve basardik. Ve bu kadar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Your turn, countess. | Siz dönün, kontes. Sıra sen de aşkım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you have a favorite place when opening an account? | Hesap açtirirken sevdigin bir yer var midir? Hesabınızı nerede açmak istersiniz, bayan? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That wall there. | Su duvarin orasi. Şu duvarda. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| On that wall we have number 82. Alright? | O duvarda 82 numarali kasamiz var. Tamam mi? O duvarda 82 numaramız boş. Uygun mu? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And? Catch anything? | Sonuç? Birseyler yakalayabildin mi? Birşey yakaladın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm looking for the alarm system cables. | Alarm kablolarina bakiyorum. Alarm sisteminin kablolarını arıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /If I don't turn it off, | Eger kapatmazsam, Eğer alarmı kapatmazsam... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| the alarm will go off when we open a safety box. | Alarm devreye girecek ve tüm kasalar kilitlenecek. İlk kasayı açtığımızda sistem devreye girer. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She's really very good. | Gerçekten muhtesem. Gerçekten de iyimiş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's for sure. | Buna eminim. Ona şüphe yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Bring us something to eat. I haven't eaten since last night. | Bize yiyecek birseyler getir. Dün geceden beri hiçbirsey yemedim. Yiyecek birşeyler getir. Dün geceden beri yemek yemedim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll bring us something, boss. | Getiriyorum, patron. Birşeyler ayarlayayım patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| FRIES | Kizartma. KIZARTMA | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What's Gibert doing? | Gibert ne yapiyor? Gibert nerede kaldı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It doesn't take an hour to get to Monaco. | Monako'ya gelmek 1 saat sürmez. Monaco' ya gelmek bir saat sürmez ki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've taught you some bad habits. That's true. | Sana bazi kötü aliskanliklar ögretmistim. İste bu dogru. Hız konusunda seni kötü alıştırmışım. Orası doğru. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And what are they doing? | Peki ne yapiyorlar? Bunlar içerde ne yapıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It doesn't take an hour to open a box. | Kutuyu açmak 1 saat sürmez. Bir kasayı açmak için bu süre fazla değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maybe they're opening more than one. | Belkide, birden fazla açiyorlardir. Belki bir taneden fazlasını açıyorlardır. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is a list of those we want to open. | Bu açaçagimiz kutularin listesi. Açmanı istediğimiz kasaların listesi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This will take some time. Have a coffee. | Biraz zaman alacak. Kahve ister misin? Biraz uzun sürebilir. Bir kahve iç. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A coffee? | Kahve mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The "La Libre Belgique" newspaper. | ''Liberal Belçika'' gazetesi. "Liberal Beçika" gazetesi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Now this is class. | İste bu çok klas. İşte bu çok klas. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In Her Majesty's service. | Majestelerin servisi. Majestelerinin servisindeyiz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've opened the first box. | Birinci kutuyu açtim. İlk kasayı açtım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A guy in a suit and dark glasses | Takim elbiseli siyah gözlüklü adam. Takım elbiseli, güneş gözlüklü bir adam.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| gets in a van at 9 in the morning. | Sabahin 9'unda minibüse biniyor. sabahın 9' unda bir minibüse biniyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maybe he got back from work and is changing clothes before going out. | Belki içten dönüyordur, ve kiyafetlerini degistirip disari çikacaktir. Belki işten dönmüştür ve dışarı çıkmadan önce üzerini değiştirecektir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And he bought fries, even though he sells them. | Ve kizartma arabasini alip satmaya gidiyordur? Üstelik kendisi kızartma sattığı halde başka bir yerden kızartma alıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maybe those he bought are better than his own. | Belkide satmak yerine araba onundur. Belki de kendisinkilerden daha lezzetli yapan bir yer bulmuştur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You have an answer for everything. | Herseye bir cevabin var. Herşeye bir cevabın var değil mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And that's why I'm a cop. | İste bu yüzden ben polisim. Bu yüzden polisim ya. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I have only 5 boxes left. | Sadece 5 kutum kaldi. Sadece 5 kutu kaldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright Delta 2, wait a moment. | Tamam Delta 2, bir dakika bekle. Tamam Delta 2, biraz bekle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Number 107. I repeat: number 107. 1 0 7. | 107 numara. Tekrarliyorum: 107 numara. 1 0 7. 107 numara Tekrarlıyorum: 107 numara. 1 0 7. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Roger. | Anlasildi. Anlaşıldı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A black diary. Is that it? | Siyah bir defter.. Bu o mu? Siyah bir günlük Bu mu? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Confirmed. | Onaylandi. Pozitif. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You scared me. I'm sorry. | Beni korkuttun. Özür dilerim. Beni korkuttun. Üzgünüm. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hurry up. Of course. | Acele et biraz. Tamam. Acele et. Peki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's me. How's it going? | Benim. Nasil gidiyor? Benim. Nasıl gidiyor? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He has a smaller head than yours, so the wig keeps falling off. | Senden daha ufak kafasi var, peruk durmadan oynuyor. Kafası seninkinden daha küçük olduğu için peruk düşüp duruyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Moron. | Geri zekali. Geri zekalı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Enough of this. Put on the mustache and let's go. | Bu kadar yeter. Biyigini tak gidiyoruz. Bu kadar yeter. Bıyığı da tak gidiyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Or else he'll yell at me again. | Yoksa yine bana bagiracak. Yoksa bana tekrar kızacak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What are they doing? Have they stopped for breakfast? | Ne yapiyorlar? Kahvaltilari bitti mi? Nerede kaldı bunlar? Kahvaltı için durmadılarsa..? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That wouldn't surprise me. | Bu süpriz olmaz. Buna şaşırmam işte. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Look. There. | Baksana. Orada. Şuraya bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I told you, he'll get away. | Sana söyledim, gidiyorlar. Sana söyledim, kaçıyorlar işte. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, he's leaving the bank disguised as an old man. | Patron, bankadan yasli adam kiliginda ayriliyorlar. Yaşlı bir adam gibi giyinmiş. Bankadan ayrılıyor, patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Where are you? | Nerdesin? Siz neredesiniz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The driver left to ask for directions, | Söfor bana yollari soruyor, Şoför yolu sormaya gitti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| but it's not easy, because the inhabitants | Ama kolay degil, burada yasayanlar yüzünden, Pek kolay olmuyor çünkü insanlar.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /run away when they see /a police officer. | Polis memuru görünce etrafimizi sariyorlar. polis görünce kaçıyorlar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And the GPS is broken again. | Ve yön bulma aleti yine bozuldu. Ve GPS' miz de bozuldu | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's displaying the wrong town. | Yanlis sehri gösteriyor. Yanlış şehri gösteriyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where do I go now? | Nereye gidiyorum? Şimdi nereye gideyim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You go to the beach. | Sahile gidiyorsun. Sahile kadar yürü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Once you get there, you walk into the sea and swim ahead. | Önce oraya gideceksin, denize dogru yürüyeceksin, ve yüzüp uzaklasacaksin. Oraya varınca da suya girip yüzmeye devam et. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright. Now get lost. | Tamam. Simdi kaybol. Tamam. Kaybol şimdi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He left and is going to get away. He's at the end of the street. | Adami birakti. Sokagin sonunda. Ayrıldı ve gözden kaybolmak üzere. Sokağın sonunda. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's there around that corner. | İste orasi köseyi dönünce. Sokağın sonu şurası. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, how was that old man dressed? | Emilien, yasli adamin kiyafeti nasildi? Emilien, şu yaşlı adam nasıl giyinmişti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What do we do? | Simdi ne yapalim? Ne yapıyoruz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Nothing. We don't care. It's not him. | Hiçbirsey. Umurumuzda degil. O adam degil. Hiç birşey. Boş ver. Bu o değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm not myself! I'm not myself! | Ben ben degilim! Ben ben degilim! Ben kendim değilim! Ben kendim değilim! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Sure. And I'm not myself either. | Tabii ya. Bende ben degisim zaten. Tabi. Zaten ben de kendim değilim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Load him up. | Götürün onu. Arabaya sokun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're making a mistake. I'm not myself. | Hata yapiyorsunuz. Ben aslinda ben degilim. Hata yapıyorsunuz. Ben kendim değilim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, boss? | Evet, patron. Evet, patron? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /We'll meet at the office. /I have a police badge for you. | Ofiste bulusalim. Senin için bir rozetim var. Ofiste buluşalım. Seni bekleyen bir polis rozeti var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Thank you, boss. | Tesekkürler, patron. Teşekkür ederim, patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Wonderful! And thanks to you, Daniel. | Mükemmel! Ve sana da tesekkür ederim, Daniel. Muhteşem. Çok saol, Daniel.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How will I ever thank you? | Sana nasil tesekkür edebilirim? Sana nasıl teşekkür edebilirim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, something's fishy. | Emilien, balikli bir sekilde. Emilien, ters giden birşeyler var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He simply feels guilty. | Kendini suçlu hissediyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He knows I'm a good cop and doesn't want to lose me. | Benim gibi iyi bir polisi kaybetmek istemeyecegini biliyorum. İyi bir polis olduğumu biliyor ve beni kaybetmek istemiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm not talking about that, but about the Belgian. | Ondan bahsetmiyorum, Belçikalidan söz ediyorum. Hayır o değil. Belçikalıdan bahsediyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They drove up in 2 cars and 6 people went in with bags. | 2 arabanin içinde eline çanta olan 6 insan vardi. 2 arabada, 6 kişi, çantalarıyla geldiler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Now 2 of them came out with no bags and left on foot. | Simdiyse 2 kisi disari çikti ellerinde çanta falan yok ayrica yürüyorlardi. Sadece 2 kişi çantaları olmadan gidiyor. Üstelik yürüyerek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Can you explain that? | Bana bunu açiklayabilir misin? Bunu açıklayabilir misin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's not easy. | Hiç kolay degil. Bu kadar kolay olamaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And did you notice the old man wasn't limping the same way? | Ve yasli adama dikkat ettin mi ayni sekilde topallamiyordu? Peki yaşlı adamın aynı ayağıyla topallamadığını farkettin mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I did notice that. | Hiç dikkat etmedim. Evet, farkettim. | Taxi 4-1 | 2007 |