Search
English Turkish Sentence Translations Page 158570
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Alan, give me that. | Alan, onu bana ver. Alan, ver şunu bana. Alan, ver şunu bana. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm sorry, man. | Özür dilerim, adamim. Pardon adamım. Üzgünüm, beyler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I wasn't focused. Then focus a little, Alan. | Odaklanamadim Azicik odaklan, Alan. Odaklanamamıştım Biraz konsantre ol Alan. Dikkatim dağıldı. biraz yoğunlaş o halde, Alan. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We're at a police station so you can't go around waving a weapon. | Polis merkezindeyiz ve sen silahi öyle etrafa sallayamazsin. Polis istasyonunda elindeki silahı sağa sola sallayamazsın. Karakoldayız elinde bir silahı sallayarak dolaşamazsın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And we have no experience in shooting at bears. | Ve ayi vurmak üzerine hiç tecrubemiz yok. Ayı vurmakta pek deneyimli değiliz. Ayıları vurmada da tecrübemiz yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This thing is used to shoot at bears. | Bu alet ayi vurmak için. Ve bu şey ayılar için kullanılıyor. Bu şeyle ayı vuruluyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You have to be careful in an office. | Ofiste dikkatli olmak zorundasin. Ofisteyken dikkatli olmalısın. Ofiste dikkatli olmalısın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| One finger on the safety catch, | Bir parmagin güvenlik kilidinde olacak, Silahı kendine yakın tuttuğunda, Silahı vücuduna yaklaştırdığında, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| while keeping the weapon close to the body, like this. | silahi tuttugun zaman ve vücuduna dopru tutacaksin, böyle. Bir parmağın emniyettte olmalı. bİr parmağın güvenlikte olmalı, bak böyle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My foot. | Ayagim. Ayağımm. Ayağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| There's a chair here. | Burada bir sandalye var.. Sandalyeye. Burda bir sandalye var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Lay him down. | Uzatin onu. Buraya bırakın. Yatırın onu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He weighs as much as a couple of people. | Adamin agirligi bikaçimiza esit. Öküz gibi ağır. Eşek ölüsü gibi bu da. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Damn... Look at him. | Kahretsin... Baksana. Lanet olsun şuna bak. Lanet olsun... Şuna bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He looks like he smoked some carpet. | Kafayi bulmus gibi duruyor. Halıya ot sarıp çekmiş gibi. Halıya sarıp esrar içmiş gibi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, it's some stuff for bears. | Hayir, bu ayilar için birsey. Hayır, bu ayılar için kullanılıyor. Hayır, ayılar için olan bişey. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| For bears? | Ayilar için mi? Ayılar için mi? Ayılar için mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You gave him that. | Bunu ona sen verdin. Ondan mı verdiniz? Ona nasıl verdin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I didn't give him anything. | Ben ona hiçbirsey vermedim. Hey ben bir şey vermedim? Ben hiçbir şey vermedim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, you morons. | Hayir, sizi salaklar. Sizi moronlar. Hayır, gerizekalılar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He shot himself with a sleeping dart for bears. | Kendini ayilar için uyusturucu silahla vurdu. Kendini ayıları uyutmada kullanılan birşeyle vurdu. Kendini ayıları uyutmak için kullanılan bir okla vurdu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We have to wake him or he'll hibernate for 6 months. | Onu uyandirmak zorundayiz yoksa 6 aylik kis uykusuna yaticak. Onu uyandırmazsak 6 ay kış uykusu uyuyacak. Onu uyandırmalıyız yoksa 6 ay kış uykusuna yatacak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Consider that... 6 months of peace... | Düsünsene... Huzur dolu 6 ay... Şunu düşünün... 6 ay boyunca rahatız. Düşünsene 6 ay kafa rahat... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And who will sign the vacations? | Peki tatil için imzalari kim atacak? Peki ya izinlerinizi kim imzalayacak? Peki izinleri kim imzalayacak? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Get up! Wake up! | Uyan! Uyansana! Kalk ! Uyan ! Kalk! Uyan! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| General alarm! | Kirmizi alarm! Kırmızı alarm ! Kırmızı alarm! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where were we? | Nerede kalmistik? Ee nerdeydik ? Nerde kalmıştık? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We were at first and last name. | Adi soyadinda kalmistik. Ad ve soyad.. İsim ve soyisim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Have you become as stupid as Gibert? | Sende Gibert gibi salaklasmaya mi basladin? Sende Gibert gibi aptal mı oldun? Sen de Gibert gibi salaklaştın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I spend the whole day with him so it's starting to rub off. | Bütün günümü onunla geçirdim ve siyirmaya basladim. Bütün günü onunla geçirdiğim için ona benzemeye başlıyorum. Bütün gün onlaydım. Biraz geçmiştir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you OK Belgian? Did you take a leak? | İyi misin Belçikali? Kaçirdin mi hiç? Belçikalı, sen iyi misin? İşini bitirdin mi? İyi misin Belçikalı? Hacet giderdin mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Did you play "white men can't piss"? | ''Beyaz adam iseyemez'' oynadin mi hiç? ' Beyaz adam işeyemez ' oynadın mı? "Beyazlar işeyemez" oynadın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was funny. | Bu komikti. Çok komikti. Bu komikti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| "White men can't piss". | ''Beyaz adam iseyemez'' ' Beyaz adam işeyemez ' "Beyazlar işeyemez". | Taxi 4-1 | 2007 | |
| OK, enough. | Tamam, yeter. OK, yeter. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That must have been a big pee. See how his legs have swollen? | Baya çok çisin gelmis olmali. Baksana bacaklari nasil oynuyor? Bayağı işemiş olmalı. Bacakları nasıl da şişti. Bayadır işemiyor herhalde baksana bacakları nasıl şişti? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But that's not normal. | Ama bu çok normal. Ama bu normal değil. Ama bu normal değik. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It should go out the drain pipe. | Borudan geçmesi gerekiyor. Hortumdan dışarı akması gerekiyordu. Suyun borudan akamsı lazım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But water is flowing inwards. | Ama su içten süzülüyor. Ama su içeri akıyor Ama içeri akıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's not possible. | Bu imkansiz. Bu mümkün değil. bu imkansız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Water should flow outwards. | Su disardan çikmali. Su dışarı akmalı. Suyun dışarı akması lazım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, I know. | Evet biliyorum. Evet, biliyorum. Evet, biliyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maybe you hooked it up wrong. | Belkide yanlis bagladin. Belki de yanlış bağladın. Belki de yanlış yerleştirdik. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, that's not possible. I was extra careful. | Hayir, bu imkansiz. Çok dikkatliydim. Hayır, mümkün değil. Çok dikkat ettim. Hayır mümkün değil çok dikkat ettim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I connected the drain pipe to the tap, putting the other pipe in the toilet. | Pis su borusunu musluga, diper boruyuda tuvaletin için koydum. Su hortumunu musluğa bağladım, diğerini de tuvalete.. Musluğa temizleme, tuvalete pis su borusu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Seems right to me. | Doüru gibi görünüyor. Bence de öyle. Bence de doğru. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Anyway, something's wrong. | Herneyse, birseyler yanlis gibi.. Yine de bir yanlışlık var. Neyse, bir şey yanlış. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll go and check. | Gidip kontrol edecegim. Gidip kontrol edeyim. Gidip kontrol edeyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I messed up again. | Yine isi batirdim. Yine batırdım. Yine karıştırdım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm such an idiot. | Çok aptalim. Aptalın tekiyim. Tam bir aptalım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I turned off the water so it should drop. | Suyu kapatmadim ondan damlatiyor. Suyu kapattım, şimdi boşalır. Suyu kapattım boşalır şimdi su. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's dropping. Look. | Damlatiyor. Bak. Boşalıyor, bak. Bak boşalıyor zaten. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Before he had two geysers shooting from his eyes, | Önceden gözlerinden fiskiran iki top vardi, Gözlerinde iki gayzer vardı. O iki kırmızı kapak gözünden fırladı, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| and now he has two little disks. | simdiyse iki küçük fiskeyi var. Şimdi iki küçük disk var. şimdi iki küçük disk var . | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Damn, we need to get him out of there. He'll drown. | Kahretsin, o adami ordan çikarmaliyiz. Bogulacak. Hey, onu dışarı çıkarmalıyız. Boğulacak. Lanet olsun onu ordan çıkarmalıyız, Nalları dikecek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you sure about this? | Emin misin? Bundan emin misin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's extremely dangerous. We can't toy with him. | Gerçekten çok tehlikeli. Onunla oynayamayiz. Çok teklikeli. Bunu göze alamayız. Çok çok tehlikeli onla oynayamayız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you think the death of a Belgian at a French station is something funny? | Sence Belçikali'nin Fransiz polis merkezinde ölmesi kulaga komik geliyor mu? Sence bir Fransız karakolunda bir Belçikalı' nın ölmesi komik mi? Bir Belçikalının Fransız Karakolunda ölmesi eğlenceli mi olur sence? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're right. That isn't funny. | Haklisint. Hiçte degil. Haklısın. Komik değil. Haklısın hiç eğlenceli olmaz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| There must be a way to quickly open this. | Bunu açmanin kolay bir yolu olmali. Kolayca açmanın bir yolu olmalı. Bunu hızlı açmanın kolay bir yolu olmalı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| See anything? | Birsey görüyor musun? Bir şey bulabildin mi? Birşey gördün mü? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A button, a lever. | Bir dügme ya da bir kol. Bir düğme, bir kol.. Bir düğme, bir manivela. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A chain? | Zincir? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, a handle. | Hayir, bir kol. Hayır, tutacak. Hayır, bir sap. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Hurry up. Grab it on your side. | Acele et. Senin tarafindakini tut. Acele et. O taraftan tut. Acele et. Onu kendine doğru çek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Ready? Yeah. | Hazir misin? Evet. Hazır? Tamam. Hazır mısın? Evet. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Two. | İki. 2. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He doesn't look good. | Hiç iyi görünmüyor. İyi görünmüyor. İyi görünmüyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's take off the mask. | Maskesini çikaralim. Maskeyi çıkart. Hadi maskeyi çıkaralım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You do it. | Sen çikar. Sen yap. Sen yap. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Why me? Go ahead, do it. | Neden ben? Hadi, çikar sunu. Neden ben. Yap şunu. Niyeymiş o? Hadi yap şunu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This thing is hard to take off. | Çok zor çikiyor. Sıkı bağlamışlar. Bunu çıkarmak zor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do it slowly. | Yavasça çikar. Yavaş yavaş. Yavaşça. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is funny. | Çok eglenceli. Çok komik. Çok komik. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This isn't how I imagined him. | Bu hiçte hayal ettigim gibi degil. Tahmin ettiğim gibi değilmiş. Bu hayal ettiğim gibi değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Then how? | Seninki nasildi? Nasıl? Nasıl peki? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I don't know... | Bilmem... Bilmiyorum... Bilmiyorum... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| With a face like... And teeth like... | Yüzü seye... Ve disleri seye benziyordu... Yüzü.. Dişleri.. Yüzü... Dişleri... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And a jaw like... | Ve çenesi ise seye benziyordu... Ve şöyle bir çene.. çenesi... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Like a monster. Yeah. Worse. | Canavara mi. Evet. Daha da beteri. Canavar gibi. Daha korkunç. bir canavar gibi. Evet, daha kötü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The biggest killers are the most anonymous. | En büyük katiller hiçbir seye benzemeyenlerdir. En korkunç katiller, en az bilinenlerdir. En büyük katiller en sıradan görünenlerdir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The better they look, the more careful we are. | Görünüsüne çok dikkat etmeliyiz. Ne kadar iyi görünüyorlarsa, o kadar dikkatli olmalıyız. Görünüşe aldanmamalıyız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go ahead, wake him. | Hadi, uyandir. Hadi, uyandır. Yürü, kaldır onu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What are you doing? | Ne yapiyorsun? Ne yapıyorsun? Sen ne yapıyorsun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm being careful. | Dikkatli oluyorum. ' Dikkatli oluyorum ' Ben tedbir alıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Sir? | Beyefendi? Mösyö? Bayım? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He feels better now. | Simdi daha iyi hissediyor. Şimdi daha iyi hissediyor. Şimdi daha iyi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's good. I'm glad. | Bu iyiydi. Minnetarim. Çok güzel. Sevindim. Çok güzel. Buna çok sevindim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where am I? | Neredeyim? Nerdeyim ben? Neredeyim ben? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're at Marseille's main police station. | Marsilya polis merkezindesiniz. Marilya merkez karakolundasınız. Marsilya Merkez Karakolu'ndasın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you're police officers? | Ve siz polis memurlarisiniz. Ve siz de polissiniz? Siz de polis memurusunuz öyle mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We're soon to be chief inspectors. | Yakinda bas dedektif olacagiz. Yakında dedektif olacağız. Neredeyse komiser olacağız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Soon to be chief inspectors. | Yakinda bas dedektif mi olacaksiniz. Dedektif mi olacaksınız.? Neredeyse komiser! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The book? No, first the flyswatter. | Kitaplami vurayim? Hayir, önce sineklikle. Kitap ? Hayır, önce sineklikle. Kitap? Hayır önce sinek kovucu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stop it! | Kes sunu. Hey dur. Durun! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stop it. | Kes sunu. Yapma. Durun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Listen. | Dinle. Dinleyin. /Dinleyin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is a regrettable mistake. | Bu üzücü bir hata. Ortada bir yanlış anlaşılma var. Bu çok büyük bir hata. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And it's not the fault of the French police, but the Belgian one. | Ama burada Fransiz polisinin bir suçu yok Belçika polisinin suçu. Aslında bu hata Fransızların değil, Belçika polisinin hatası. Fransız polisinin değil ama, Belçika Polisinin hatası. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's true. | Gerçekten. Gerçek. Doğru. | Taxi 4-1 | 2007 |