Search
English Turkish Sentence Translations Page 158572
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I'm fine. | İyiyim. Arıyor. Belçika sefareti. Merhaba. Bay Triboulet ile görüşecektim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I lost the battle but not the war. | Çarpismayi kaybettim ama savassi kaybetmedim. Dövüşü kaybettim ama savaşı değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If you don't mind the next battle will be some other time. | Eger çarpismayi simdi yapmak istemiyorsan sonra yapariz. İzin verirseniz sonraki savaşı daha ileri bir tarihe atalım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'd like the kids to do their homework. | Ben çocuklarin ödevlerini yapmasini istiyorum. Çocukların ödevlerini yapması gererk. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes. Of course. | Evet. Tabii. Tabi. Olur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Let's do it this Sunday. | Bu pazar yapalim. Savaşı önümüzdeki pazar yapalım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This Sunday. That's right. | Bu pazar. Tamamdir. Pazar. Olur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The day of Our Father. | Tanrimizin günü. Tanrımızın günü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It'll make Him happy. | Onu mutlu edelim. Bu Onu mutlu eder. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And we'll eat an apple pie. | Ve elmali turta yiyelim. Elmalı kek de yeriz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Very good. I'll take care of that. | Ç:ok güzel. Ben hallederim. Çok güzel. Ben hallederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go to the car. | Arabaya git. Hadi arabaya. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You were supposed to be good for 2 hours, and not destroy his living room. | Sadece 2 saati güzel geçirmeniz gerekiyordu, oturma odasini yok etmenize gerek yoktu. 2 saatliğine uslu durmanız gerekiyordu, oturma odasını yoketmeniz değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He started it. We wanted to play checkers. | O baslatti. Biz dama oynamak istedik. O başlattı. Biz dama oynamak istemiştik. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But he said that checkers are a game for faggots. | Ama o dama homolarin oyunu dedi. Ama o damanın ibneler için olduğunu söyledi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Checkers are a game for faggots? He said that? | Dama homolarin oyunu mu? O dedi de? Dama ibneler için mi? Bunu o mu söyledi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And do you know what a "faggot" is? | Peki sen ''homo'' ne demek biliyor musun? İbnenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A "faggot" is a flyswatter. | ''Homo'' sineklik demek. 'İbne' sinekliğe denir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| My dad says there are plenty of faggots at the office. | Babam ofiste yeterine homo var der. Babam ofiste çok fazla ibne olduğunu söyler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I don't know what these flies ate this summer but they're huge. | Bu sinekler bu yaz ne yiyecekler bilmiyorum, çok büyükler. Bu sineklerin ne yediğini bilmiyorum ama acayip büyümüşler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Your boss must be really well built. | Patronun çok yapili bir adam olmali. Sizin patron bayağı iri yapılıymış. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| These clothes are a little too big but you look good in them. | Bu kiyafetler birazcik büyük ama üstünde güzel durdu. Bu kıyafetler biraz büyük ama iyi görünüyorsun. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This isn't exactly my style but I won't be picky. | Bu kesinlikle benim tarzim degil ama titiz davranmayacagim. Bu tarz kesinlikle bana göre değil ama başka seçeneğim de yok. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Better this than that diving suit. | Bundan iyisi mayo. Şu dalgıç kıyafetini giymektense.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's for sure. | Bundan eminim. Kesinlikle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This one is huge. | Bu kocaman. Ohaa. Bu çok büyükmüş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you nuts? | Kafayi mi yedin? Sen kafayı mı yedin? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Sorry, man. | Pardon, adamim. Üzgünüm dostum.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But there was a giant fly right here. | Ama bu dev gibi surada uçuyor. Ama devasa bir sinek vardı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Giant flies and worms. I know what you're saying. | Kocaman sinekler ve solucanlar. Ne dedigini anliyorum. Devasa sinekler ve solucanlar. Seni anlıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I have something to make it go away. | Bunlari uzaklastirmak için birsey yaptim. Elimde tam sana göre bir ot var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I assure you... Where did it go? | Gerçekten mi... Nereye gitti? Seni temin ederim.. Nereye gitti bu? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How many of these flyswatters do you have? | Kaçtane sinekligin var? Bu sinekliklerden kaç tane var? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, it's not at all like that. | Hayir, öyle bir set degil. Hayır, öyle değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /I'll explain. | Açiklayayim. Açıklayayaım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Our boss loves fly fishing. | Patronumuz sinek avlanmayi seviyor. Bizim patron sinek avlamayı sever. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And his birthday is coming up, | Ve dogumgünü yaklasiyor, Ve doğumgünü yaklaşıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| so we're collecting some flies for him. | bizde onun için bazi sinek türlerinin koleksiyonunu yapiyoruz. Onun için biraz sinek topluyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It'll be a surprise. | Ona süpriz olacak. Sürpriz yapacağız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Excuse me. | Pardon. İzninizle.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| OK... | Tamam... Evet.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Give you a ride? | Sana araç ayarlayalim mi? Sizi götürmemi ister misiniz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, thank you. I'll take a cab. | Hayir, tesekkür ederim. Taksiyle giderim. Hayır, saol. Taksiyle giderim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Bye. | Görüsürüz. Güle güle. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And once again I'm sorry. | Ve tekrar özür dilerim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Is Emilien off duty? | Emilien'in isi bitti mi? Emilien' in işi bitti mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He has an hour left. | 1 saati kaldi. Bir saati daha var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Tell him I'm with the kids. I'll get the pizzas and we'll meet at my place. | Ona söylesin çocuklar benimle birlikte. Pizza alacagim ve eve gidecegiz. Ona söyle çocuklar benimle. Pizzaları alıp bize gideceğiz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright. I'll tell him. | Tamam. Söylerim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| / Bye. Thanks. | Görüsürüz Tesekkürler. Güle Güle. Mercy. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You've arrived at the right time. I was looking for a means of transport. | Tam zamaninda geldin. Bende araç ariyordum. Tam zamanında geldin. Ben de taksi çağıracaktım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Where should I drive you, sir? | Sizi nereye götüreyim, beyefendi? Sizi nereye götüreyim, efendim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Number 4, Mediterranean Square. | Akdeniz Meydani 4 numaraya. Akdeniz meydanı no.4 | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Nice address. | Güzel adres. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And may I ask for a favor? | Ve sizden bir ricam olabilir mi? Sizden birşey isteyebilir miyim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Which is? | Nedir? Mesela ? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I know that French Riviera inhabitants live at their own pace, | Fransiz Rivierasinda oturanlar kendi gezi alanlarinda yasarlar, Bilirsiniz ki güneş yüzünden French Rivieralılar | Taxi 4-1 | 2007 | |
| because of the sun, which induces them to take siestas. | Günes onlari kandirip öglen uykularini rahat geçirsinler diye. Genelde uykuludurlar ve sakindirler. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But the sun has set and the heat has subsided so I won't play the tourist. | Ama günes yükselir, sicaklik çöker ve dayanilmaz bir hal alir. Ama şimdi güneş battı. hava da soğuk olduğundan turistçilik oynamayacağım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So could you step on it, | Yani biraz gaza basabilirsen, Diyorum ki gaza sağlam basarsan, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| so that I may arrive at my destination as soon as possible? | bende gidecegim yere olabildigince hizli gideyim? ben de gideceğim yere çabuk varırım nasıl olur? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The port of Marseille, | Marsilya sahilleri, Marsilya limanı.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| for Marseille. | Marsilya için. Marsilya için... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You better buckle up instead of being a wise guy. | Akilli adam olmaktansa, arkana yaslansan iyi olur. Ukalalık yapacağına kemerini bağlasan iyi olur? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| / Disgusting. / What a stench. | Igrenç. Çok pis kokuyor. İğrenç. Pis kokuyoo. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I deserved it. | Bunu hakettim. Haketmiştim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Have a nice stay in Marseille. | Marsilya'da iyi zaman geçirin. Umarım Marsilya' yı beğenirsiniz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Bye. | Görüsürüz. Bay. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Delta 1, the sardine has arrived. | Delta 1, sardunya vardi. Delta 1, sardalya evine döndü. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Your turn, Delta 3. | Sen dön Delta 3. Delta 3, senin sıran. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Roger that. /We're on our way. | Anlasildi. Yoldayiz.. Anlaşıldı. Yoldayız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We're starting. | Basliyoruz. Başlayalım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This is better than those clothes that smelled like sardines. | Bu sardunya kokan kiyafetlerden daha iyi oldu. Bunlar şu sardalya kokan kıyafetlerden daha iyi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Did you get all the things I asked for? | İstedigim hersey halledildi mi? İstediklerimi getirdiniz mi? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Everything's ready. | Hersey hazir. Herşey hazır. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What about the specialist? | Uzman ne oldu? Peki ya uzman? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's not easy to find someone competent in this town. | Bu sehirde yetenekli birini bulmak hiçte kolay degil. Bu şehirde uzman birini bulmak çok zordu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So I had to... | Yani bende... Bu yüzden ben de.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Serge, I'm not asking how brilliant you were, | Serge, senin ne kadar akilli oldugunu sormuyorum, Serge, sana ne kadar zeki olduğunu sormadım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| but whether you found a specialist. | uzmani bulup bulmadigini soruyorum. Uzman birini bulup bulamadığını sordum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| The best of the best. | En iyisininde en iyisini. İyinin de iyisini. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Then get me a meeting with him, if you don't mind. | Eger sakincasi yoksa beni onunla tanistir. Bana onunla bir görüşme ayarla. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I asked him to pay you a visit. | Ona görüsmek istediginizi söylemistim. Ona buraya gelmesini söyledim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That must be him. | O gelmis olmali. O adam olmalı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do we kiss or shake hands? | Öpüselim mi yoksa el mi sikisalim. Öpüşmeli miyiz yoksa el mi sıkışalım? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Given the choice, I'll pick the kiss. | Seçenek sundun, ben öpüsmeyi seçiyorum. Öpücüğü tercih ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| In Belgium it's 3. | Belçika'da 3 defadir. Biz Belçika' da üç defa öperiz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's an honor to work for you. | Benim için sizinle çalismak bir onur. Sizin için çalışmak benim için bir onurdur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What do you know about my work? Work. What a vulgar word. | İsim hakkinda ne biliyorsun? İsin. Çok kaba bir kelime. Benim yaptığım iş hakkında ne biliyorsun? İş mi, ne adi bir kelime? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I prefer to speak of your masterpiece. | Ben senin sanat eserinden konusmak isterim. Ben şaheser demeyi tercih ederim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She's good. | Kiz çok iyi. İyi gidiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| When do we start? | Ne zaman basliyoruz? Ne zaman başlıyoruz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Not so fast. | O kadar hizli gitme. O kadar çabuk değil? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm a softy for compliments, | Kibarca iltifat ediyordum, İltifat etme de iyiyimdir. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| but before we begin, I have to test you. | ama baslamadan önce, seni test etmem gerekiyor. Ama işe başlamadan önce, seni test etmeliyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| A sort of ritual. | Bir çesit aliskanlik. Bir çeşit protokol. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll close my eyes. | Gözlerimi kapatacagim. Sana yaklaşıp, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll hold you close. | Seni kendime çekecegim. Gözlerimi kapatıcam. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you'll try, I repeat, you'll try to steal something | Ve sen deneyeceksin, ben tekrar edecegim, sen birseyler çalmaya çalisacaksin. Ve sen, ben farketmeden, benden birşey.. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| without me noticing. | Ben farkina varmadan. çalmayı deneyeceksin. | Taxi 4-1 | 2007 |