Search
English Turkish Sentence Translations Page 158565
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| But luckily I have the file of the club manager. | Ama sansliyim ki kulubum dosyasi elimde. Şanslıyım ki karate hocalarının dosyaları elimde. Allahtan karate hocasının dosyası elimdeydi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He accepted to refuse him, without Petra knowing. | Petranin haberi olmadan, basvurusunu reddetti. Petra nın haberi olmadan oğlumu reddettirdim. Petranın haberi olmadan reddetmeyi kabul etti. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, he'll be at risk his whole life. | Emilien, bütün hayati boyunca, risk altinda olacak. Emilien, o her zaman tehlikede tüm hayatı. Emilien, bütün hayatı boyunca risk olacak hayatında. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So he better get used to it. | En iyisi bunu nasil kullanacagini ögrenmeli. Buna alışsa iyi olur. Şimdiden olsun bitsin daha iyi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, but that can wait. | Evet, ama bu bekleyebilir. Evet ama bekleyebilir. Evet, ama şimdi olması gerekmiyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What about swimming? | Yüzme nasil? Peki ya yüzme? Yüzme için ne diyorsun? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| His bronchi are too frail. It's hereditary. | Bronslari çok zayif. Bu irsi. Akciğerleri çok hastalıklı. Kalıtsal olabilir. Bronşiti azar. Kalıtsal. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And you never broke anything when you were little? | Ve sen çocukken hiçbir sey kirmadin degil mi? Sen küçükken bir yerini kırdın mı peki? Küçükken hiç bir tarafını kırmadın mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, my arm. 3 times. | Evet, kolumu. 3 kez. Evet kolumu, 3 kez. Evet, kolumu. 3 defa. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| See. | Gördün mü? Bak. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But that didn't make me any smarter | Ama bu beni daha zeki yapmadi. Ama bu beni daha akıllı yapmadı. Ama bu beni daha zeki yapmadı | Taxi 4-1 | 2007 | |
| or get me a place at the police academy. | yada polis akademisine sokmadi. Ya da beni polislik de yükseltmedi. ya da polis akademisine girmemi sağlamadı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maybe you'd have been better off breaking a leg. | Belki bacagini kirsaydin daha iyi olabilirdi. Belki bir bacağını kırsan daha iyi olurdu. Belki ayağını kırmayı denemeliydin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Very good, my son! | Çok guzel, oglum! Aferin, oğlum. Harika, evlat! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Who will our kids grow up to be? | Çocuklarimiz büyüyünce ne olacak? Çocuklarımız büyüyünce ne olacaklar? Çocuklarımız ne olacak acaba? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you think mine will be a cab driver, and yours a cop? | Aklin aliyor mu, benimki taxi söfürü, seninki de polis olsun? Benimkinin taksici, seninkinin de polis olacağını mı düşünüyorsun? Sence benimki taxi sürücüsü senin kide polis mi olur? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Why not? | Niye olmasin? Neden olmasın? Neden olmasın? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's nothing bad. | Kötü birsey depil ki. Fena olmaz ki. Bu kötü değil ki. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We both help others. That's beautiful in itself. | Biz baskalarina yardim ediyoruz. Bu kendi içinde güzel birsey. İkimizde onlara yardım ederiz. Güzel olur. Birbirimize yardım ediyoruz işte ne güzel. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It could be worse. It could be the exact opposite. | Tamamen zitti olsaydi, o zaman kotü olurdu. Kötü de olabilirdi. Mesela tam tersi. Tersi olsa daha kötü olur. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Mine a cab driver, and yours a cop. | Benimki taksi söförü, seninki polis. Benimki taksi şoförü, senin ki polis. Benimki taxi sürücüsü senin ki polis. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Don't mention such misfortune. | Felaketmis gibi söyleme. Hey, böyle konuşma. Bence bu imkansız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, yes? | Emilien, evet? Emilien. evet. Emilien, evet? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| What urgent matter? | Acil olan ne? Ne acil durumu? Ne demek acil durum? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Gibert told you that? But I'm not working today. | Gibert sana söylemedi mi? Ama ben bugün çalismiyorum. Gibert mi söyledi? Ama bugün çalışmıyorum ki. Gibert mi söyledi? ama ben bugün izinliyim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Are you alright Maxim? | Maxim iyi misin? Sen iyi misin Maxim? İyi misin Maxim? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, that's not possible. | Hayir, bu imkansiz. Hayır mümkün değil. Hayır, bu imkansız. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, you'd better... | Emilien, daha iyi olacaksin... Emilien, sen... Emilien, bir baksan... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright. I'm coming. | Tamam. geliyorum. Peki tamam. Geliyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Daniel, Gibert is summoning everyone for an urgent matter. | Daniel, Gibert herkesi acil bir durum için acele çagiriyormus. Daniel, Gibert herkesi acil bir mesele için topluyor. Daniel, Gibert herkesi acil bir görev için çağırıyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Can you take care of Maxim? Petra is on a secret mission. | Sen Maxim'e göz kulak olur musun? Petra gizli görevde. Sen Maximle ilgilenir misin? Petra gizli görevde. Maxim'e göz kulak olur musun? Petra özel görevde. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I can't call her. And my mother is on a pilgrimage to Lourdes. | Onu arayamam. Ve annemde Lourdes'a yolculuga çikti. Onu arayamam. Üstelik annem de hacda. Onu arayamam. Annemde Lourdes'ta hac ziyaretinde. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| To Lourdes? | Lourdes'a? Hac mı? Lourdes'ta mı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She goes there every year since my birth. | Benim dogumumdan itibaren her sene düzenli gidiyor. Oraya doğduğumdan beri her sene gider. Ben doğduğumdan beri her yıl gider. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Such a miracle must be celebrated. | Gizemli ve ünlü bir yer. Bir mucize. Bu mucizeyi kutlaması gerek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Take my stuff to the station after the game. No problem. | Sen benim esyalarimi maçtan sonra merkeze götür. Tamamdir. Maçtan sonra eşyalarımı istasyona götürürsün. Sorun değil. Oyun bittikten sonra eşyalarımı karakola götür. Sorun değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Just don't take them to the port for sweets. | Sakin onlari sahile götürme seker için. Ama çocukları limandaki pastacıya götürme. Onlara limanda aburcubur yedirme . | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Sure. | Tabii. Tabi. Elbette. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They'll get a slice of bread, a cup of water and go to bed. | Bir dilim ekmek ve bir bardak su ver sonra da yataga. Bir parça ekmek ve bir bardak su verip yatırırm. Bir dilim ekmek bir bardak su veririm sonra yatırırım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm kidding. | Saka yapiyorum. Şaka yaptım. Şaka yapıyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go. | Hadi git. Git hadi. Hadi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'll take care of him like my own. | Ona oglum gibi göz kulak olurum. Kendi çocuğum gibi bakıcam. Kendi oğlum gibi bakacağım ona. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's what I'm afraid of. | İste asil korktugumda bu benim. Benim korktuğum da buydu. Ben de bundan korkuyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Emilien, your son visits me every Wednesday. | Emilien, senin oglun her çarsamba beni ziyaret ediyor. Emilien, senin oğlun bize her çarşamba gelir. Emilien, oğlun her çarşamba bize geliyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| And he's never complained. He never returns with warts on his face. | Ve hiç sikayet etmez. Hiç surati sikintidan düsmez. ve hiç şikayet etmedi değil mi? Ve hiç şikayet etmiyor. Hiç yüzü yara bere içinde de dönmüyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So get moving and go to work. | Yani hadi sende artik isine git. Şimdi zıpla, işine hadi. Şimdi kımılda da işe git hadi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| 4 minutes and 30 seconds without a card is your record. | 4 dakika 30 saniye maçta kart görmedin, bu senin rekorun. Kart görmeden 4 dakika 30 saniye. Rekor. 4 dakika 3 saniye kart görmedin bu bir rekor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| But I didn't do anything. | Ama ben birsey yapmadim ki. Ama ben birşey yapmadım ki. Ama ben birşey yapmadım. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That referee gives out cards to every promising player. | Bu hakem her umut vaadeden oyuncuya kart gösterir. Hakem önüne gelene kart gösteriyor. Bu hakem umut veren oyunculara hep kart gösteriyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Go get Maxim. I'll take you to the port. | Hadi esyalarini getir Maxim. Seni kiyiya götürecegim. Hadi Maximi getir. Sizi limana götüreceğim. Git Maxim'i getir. Sizi limana götüreceğim. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Come on Max, we're going to the port. | Hadi Max, Kiyiya gidiyoruz. Hadi Max, limana gidiyoruz. Hadi Max, Limana gidiyoruz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Stop that ball this instant! | Su oyunu derhal kesin! Şu topu bırakın şimdi. şu topu hemen yakalayın! | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I got it, boss. | Anladim, patron. Aldım patron. Yakaladım, patron. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Bring me that ball. | Topu bana getir. Ver şu topu bana. Getir onu bana. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It won't piss me off anymore. | Artik benim sinirimi bozamayacak. Artık beni kızdıramaz. Artık beni rahatsız etmeyecek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Here kids. You can play on. | Alin çocuklar. Simdi oynayabilirsiniz. Alın çocuklar. Oynamaya devam edin. Alın çocuklar. Oyuna devam edin. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Alright, gentlemen... | Tamam, beyfendi... Evet beyler... Pekala, baylar... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This isn't the time for dribbling, footwork or any other soccer nonsense. | Simdi top sürme, ayak oyunlari yada, baska futbol saçmaliklarinin zamani degis. Şimdi dripling, ayak oyunları ve diğer futbol saçmalıkları için uygun zaman değil. Şimdi top sürme, çalım gibi futbol saçmalıklarının zamanı değil. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I've talked on the phone with Paris. | Telefonda Paris'le konusuyordum. Daha yeni Paris' ten aradılar. Telefonda Paris'le konuştum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| They're sending us a very special package. | Bize çok önemli bir paket yolluyorlar. Bize çok önemli bir paket teslim edecekler. Bize çok önemli bir paket gönderiyorlar. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's this year's biggest transfer. | Bu yilin en büyük transferi. Bu yılın en büyük transferi. Bu yılın en büyük transferi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Drogba? | Drogba? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Thuram? | Thuram? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| No, I know. Makelele? | Hayir, Anladim. Makelele? Hayır, biliyorum. Makelele? Hayır, biliyorum. Makelele? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Beckenbauer? | Beckenbauer? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Maradona? | Maradona? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| You're a real bunch of morons. | Bir gerçekten bir avuç salaksiniz. Sizler gerçek birer moronsunuz. Tam bi aptal sürüsünüz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm not talking about tennis. | Tenisten bahsetmiyorum. Tennisten bahsetmiyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| I'm talking about a criminal. | Suçludan bahsediyorum. Bir suçludan bahsediyorum. Bir suçludan bahsediyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Tapie? | Tapie? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| This one is even more famous. | Bu aralarinda en ünlüleri. Bu daha da ünlü. Çok ünlü biri. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| According to his file, he's public enemy no. 1. | Dosyasina baktigimizda Kamu düsmanliginda 1. sirada. Dosyasına göre 1 numaraymış. Dosyasına göre 1 numaralı devlet düşmanı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /It's... | Bu... Bu.. sasi saesesisi siasesi si /O Cisss, Ddjjji... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss... | Patron... Patron.. Patron... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That's yesterday's transfer. | Bu dünün transferi. Bu dünkü transfer. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So where's my paper? | Yani benim kagitlarim nerde? Ee benim kağıdım nerede? O zaman nerde benim kağıdım? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's written on the back. You asked us to save paper. | Arkasina yazilmis. Kagidi saklamamizi söylemistiniz. Arkasında yazılı. Bize kağıt israf etmeyin demiştiniz. Arkada yazılı. Kağıt tasarrufu yapın demiştiniz. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes, that's true. | Evet. Bu dogriu. Evet doğru. Evet, bu doğru. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| That was my wife's idea. | Bu benim karimin fikriydi. Bu karımın fikriydi. Karımın fikriydi. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| She saw a TV show about the destruction of the Amazon forests. | Televizyonda Amazon ormanlarinin yok olmasiyla ilgili bir program izlemis. Amazon ormanlarını yokolmasıyla ilgili bir program izlemiş. Amazon ormanlarının yokoluşuyla ilgili bir belgesel izlemiş. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Do you know how many acres of forest are destroyed each day? | Her gün kaç hektar orman arazisi yok ediliyor biliyor musunuz? Her gün kaç hektar orman kaybediyoruz, biliyor musunuz? Günde kaç metrekare orman yokoluyor biliyor musunuz? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| / 3? 6? / I don't know. | 3? 6? Bilmiyorum. 3? 6? Bilmiyorum. / 3? 6? / Bilmiyorum. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How many? | Ne kadar? Kaç? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| If you knew, it would make you shudder. | Eger bilseydiniz, tüyleriniz ürpertirdi. Eğer bilseydiniz ürperirdiniz. Eğer bilseydiniz, tüyleriniz diken diken olurdu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| How many? | Ne kadar? Kaç metrekare? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| It's millions of matchboxes being cut down and going up in flames. | Milyonlarca kibrit kutusu kadar kesiliyor ve atese veriliyor. Kibrit için bile o kadar ağaç kesiliyor. Milyonlarca kibrit çöpünün yakıldığını düşünün. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| So... When the opportunity presents itself... | Yani.. Onlara o firsati sunmak yerine... Yani. İmkanınız varken... Bu yüzden... Fırsat elinizdeyken... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Respect your papers. | Kagitlariniza saygi gösterin. Kağıda saygı duyun. Kağıt tasarrufu yapın. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Respect the paper. Economize. | Kagida saygi gösterin. Tasarruf edin. Kağıda saygı. Ekonomi. Kağıt tasarrufu. Ekonomi. Sadece boş kasaların anahtarı var bende. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Boss, and that public enemy no. 1? | Patron, Bu 1 numarali kamu suçlusu? Patron, şu 1 numaralı suçlu hakkında.. Patron, 1 numaralı devlet düşmanı? | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Yes... | Evet... Evet.. Evet... | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's a Belgian, | Adam Belçikali. O bir Belçikalı... O bir Belçikalı, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| whose name I won't pronounce because it makes me feel sick. | Ve ismi..Ben bunu telaffuz edemiyorum.. çünkü beni deli ediyor. Beni hasta ettiği için ismini telaffuz etmiycem. İsmini telaffuz etmeyeceğim çünkü beni hasta ediyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| 53 armed robberies. | 53 silahli hirsizlik. 53 silahlı soygun. 53 silahlı adamı var. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /Accomplice to 122 murders. | 122 adam öldürme de suç ortakligi. 122 cinayette suç ortaklığı. /122 cinayetten sorumlu. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| /There hasn't been anyone /worse since Al Capone. | Al Capone dan daha kötü birisi daha gelmemisti. Al Capone' den beri böylesi görülmedi. /Al Caponedan sonra /bu kadar tehlikelisine rastlanmadı. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| He's being transferred to Congo, | Kongo'ya naklediliyor. Kongo dan transfer edildi. 10 suçtan yargılandığı, | Taxi 4-1 | 2007 | |
| where he'll be tried in 10 criminal cases. | 10 suç dosyasila baya bir yorgun olacak. Ki orda da 10 cinayet olayına karışmış. Kongo'ya transfer ediliyor. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| Transit in Marseille. | Marsilya üzerinden. Marsilyadan geçecek. Marsilyadan geçecek. | Taxi 4-1 | 2007 | |
| We take care of him from the time of his arrival until 5 a. m. tomorrow. | Biz ona göz kulak olacagiz varis zamanindan yarin sabah 5 e kadar. Yarın saat beşe kadar bizim gözetimimize bırakılacak. Sabah 5'teki yolculupuna kadar gözümüz üzerinde olacak. | Taxi 4-1 | 2007 |